Türkiyeli 14 LGBTİ+ derneği, İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırılarla ilgili açıklama yaptı.
Dernekler, yakın tarihin; Nazi Almanyası’nda LGBTİ+’lara yönelik soykırım, IŞİD gibi örgütlerin saldırıları, İran’daki molla rejiminin LGBTİ+’lara yönelik politikaları, ABD’de Donald Trump döneminde özellikle translara yönelik baskı politikaları ve Türkiye’de LGBTİ+’lara karşı yürütülen politikalarla gölgelendiğini hatırlattı.
Buna rağmen barışı, eşitliği ve özgürlüğü savunmaktan vazgeçmeyeceklerini belirten dernekler, adil ve özgür bir dünya için mücadele ettiklerini ifade etti.

İranlı aktivist Arghavan: Halkımın zorbalarını yenme iradesini dış güçlere devretmesini görmek içimi acıtıyor
“Savaş karşıtlığı bizler için bir varoluş mücadelesi”
Kaos GL’de yer alan habere göre, derneklerin açıklaması kısaca şöyle:
“Bir kez daha ABD ve İsrail’in emperyalist yayılmacı hesapları, millî güvenlik hezeyanları ve şiddeti tek çıkar yol olarak benimseyen erkek zihniyetinin yarattığı bir savaşın tam ortasındayız. Mücadelesini verdiğimiz dünya bu değil ve biz LGBTİ+ örgütleri olarak ne bu savaşa ne de bu savaşın sebep olduğu yıkıma sessiz kalacağız. Savaşın en çok etkilediği gruplar arasında biz LGBTİ+’lar da yer alıyoruz. Çünkü savaş ortamı ‘ahlâk’ ve ‘güvenlik’ söylemleriyle LGBTİ+’lara yönelik baskıyı artırır. Militarist söylemin artması beraberinde erkekliğe, heteronormativizme ve otoriterliğe övgüyü artırır. Çünkü savaş sadece silah, tanklar ve toplar değildir. Savaş itaat ve tek tipleşme üreten, farklılıkları bastıran ve ulusal birlik retoriği altında muhalefeti susturan bir ideolojidir.
“Var oluş sebebi gereği bu tek tipleşmeye karşı olan LGBTİ+’lar savaş ortamında daha fazla hedef haline gelir, damgalanır ve dışlanır. En temel ihtiyaçlar dahi erişilemez hale gelebilir. Zorunlu askerlik, militarizasyon ve paramiliter yapılar LGBTİ+’lar için doğrudan bir tehdit oluşturur. Savaşın yaratma ihtimali olan göç ve sığınma hareketliliği süreçlerinde LGBTİ+’lar ayrımcılığa uğrayabilir ve yepyeni sorunlarla baş başa kalmak zorunda kalabilir. Dolayısıyla savaş karşıtlığı biz LGBTİ+’lar için bir dış politika meselesi olmaktan çok bir varoluş mücadelesidir.
“Bir devletin baskıcı olması, başka bir devletin bombardımanını haklı kılmaz. İran’da yaşanan hak ihlallerine bunlara bir yenisini ekleyerek karşı çıkılmaz. Tam da bu sebeple LGBTİ+ örgütleri olarak acilen çatışmasızlık ilân edilmesi ve sivillerin korunması gerektiğini, askeri operasyonların durdurularak diplomatik yolların masaya yatırılmasını, konu İran halkı olunca kah sessizliğe bürünerek kah tarafsızlık iddiasıyla çifte standart uygulayan uluslararası kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmelerini ve uluslararası hukukun işletilmesini ve son olarak halkların kendi kaderini tayin hakkının gündeme getirilmesinin bu savaşın yol açacağı yıkımın büyümeden durdurulması ve bölgesel savaş riskinin ortadan kalkması için hayati bir önem taşıdığının altını çizmek istiyoruz.”
İmzacı dernekler
Mersin LGBT 7 Renk Derneği, 17 Mayıs Derneği, 20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği, Kaos GL Derneği, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, Lambda İstanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği, LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği (LİSTAG), HEVİ LGBTİ+ Derneği, Özgür Renkler Derneği, Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği, Genç LGBTİ+ Derneği, GALADER, ÜniKuir.
(TY)

