University College London (UCL) tarafından Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) iş birliği ile hazırlanan 10. yıllık Lancet Countdown raporu, bugün yayımlandı. Rapor 30'dan fazla ülkede 100'ü aşkın kurumdan 146 multidisipliner araştırmacının çalışmalarını içeriyor.
Lancet Countdown raporu, Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girişinden bu yana geçen son 10 yılda iklim krizinin sağlık etkilerinin, önceki 10 yıla kıyasla (2006-2016) daha hızlı arttığını ortaya koydu.
Rapora göre; iklim krizi ile mücadele önlemler yetersiz kaldı. Raporun yazarları, iklim krizinin resmi olarak küresel bir sağlık acil durumu olarak kabul edilmesi çağrısında bulundu.

Sağlık dergilerinden iklim krizine karşı acil eylem çağrısı
"Yüksek sıcaklar nedeniyle ölümler yüzde 36 arttı"
Raporun en çarpıcı bulgularından biri, dünya genelinde yüksek sıcaklıklar nedeniyle gerçekleşen ölümlerin 2016’dan bu yana yüzde 36 artmış olması.
Yalnızca 2023'te, yüksek sıcaklıklarla ilişkili 710 bin ölüm gerçekleştiği ve bu ölümlerin en az yüzde 70’inin iklim krizi ile ilişkilendirilebileceği hesaplanıyor. Bu sayı, aynı sene sıtma veya HIV nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısından daha yüksek.
Ayrıca iklim krizi kaynaklı yüksek sıcaklıkların, 2016-2023 yılları arasında üç milyon ölüme sebep olduğu belirtiliyor.
Öte yandan son 10 yılda hız kazanan yeşil dönüşümün 300 binden fazla hayat kurtardığı hesaplanıyor. Temiz enerji yatırımları, 2025’te 2,1 trilyon dolar ile fosil yakıtlara yapılan yatırımların neredeyse iki katına ulaşarak rekor kırdı.
Buna göre; 2016’dan bugüne en az 77 ülkede fosil yakıtlardan kaynaklanan hava kirliliği azaldı ve tahminen 323 bin ölüm önlendi.
Rapora göre; bu gelişmeler olumlu olsa da yeterince hızlı değil çünkü fosil yakıtlar küresel olarak hâlâ enerjinin yüzde 80’inden fazlasını sağlıyor. En büyük 100 petrol ve gaz şirketi, küresel ısınmayı 1.5°C ile sınırlama hedefiyle uyumlu üretim seviyelerini 2040 yılına kadar yüzde 150 oranında aşma yolunda ilerliyor.
Raporda Türkiye'ye dair öne çıkan bulgular ise şöyle:
Türkiye’de yaşanan aşırı sıcaklar, büyük ölçüde iklim krizinden kaynaklanıyor. Türkiye’de 2021-2025 arasında sıcak dalgasının etkili olduğu günlerin yüzde 87’sinin, iklim krizinin olmadığı bir senaryoda yaşanmayacağı hesaplanıyor.
İklim krizi nedeniyle orman yangınları, kuraklık olayları ve toz fırtınaları artıyor ve şiddetleniyor. 2021-2025 yılları arasında Türkiye topraklarının yüzde 70’i, en az bir ay boyunca aşırı kuraklık yaşadı. Bu oran, 1981-1990 yılları arasında yüzde 15’ti.
Orman yangınlarının sebep olduğu hava kirliliğinin 2021-2025 yılları arasında senede 4 bin 200 ölüme sebep olduğu hesaplanıyor. (Bu sayı, 2003-2013 yılları arasında senede 3 bin 500 olarak hesaplanıyordu.)
Aşırı sıcaklar nedeniyle yaşanan iş gücü kaybının değerinin 2025'te 2.6 milyar dolar olduğu ve kayıpların yüzde 45’inin tarım sektöründe yaşandığı belirtiliyor. 2016-2025 yılları arasında aşırı sıcaklar nedeniyle kaybedilen iş saatleri, 1990'lara kıyasla yüzde 35 daha yüksek.
"Türkiye kömürden çıkış planı hazırlamalı"
Aynı zamanda Lancet'teki veriler ışığında Süleyman Demirel Üniversitesi ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) tarafından bir politika belgesi ortaya koyuldu.
Türkiye için 2026 İklim ve Sağlık Politikası Öncelikleri'nde yer alan ilk öneri, halk sağlığını korumak ve hava kalitesini iyileştirmek için, Türkiye’nin iklim hedefleriyle tutarlı ve sektör çalışanları ile ailelerini mağdur etmeyen bir kömürden çıkış planının hazırlanması.
Kömür yakılmasının ciddi bir sağlık yükü oluşturduğunu ve bu yükün toplumun farklı kesimlerini eşitsiz biçimde etkilediğini vurgulayan belgeye göre Türkiye’de elektrik santrallerinin neden olduğu hava kirliliğine bağlı erken ölüm sayısı 2016’dan 2022’ye yüzde 18 artarak 9 bin 500’e yükseldi.
HASUDER ayrıca iklim krizinin sağlık etkilerine dair kırılganlık ve risk değerlendirmeleri içeren bir Ulusal İklim ve Sağlık Eylem Planı hazırlanmasını önerdi. Ayrıca mevcut ulusal erken uyarı ve müdahale sistemlerine sağlık boyutunu da entegre edecek Bütünleşik Bir İklim ve Sağlık Erken Uyarı ve Müdahale Sistemi’nin kurulması tavsiye edildi.
Belgede Türkiye’ye dair dikkat çeken bulgulardan biri, 2021-2025 döneminde Türkiye’de yaşayanların yılda ortalama 24 sıcak dalgasına maruz kalmış olması ve bu günlerin yüzde 85’inin iklim krizine atfedilmesi.
Aynı dönemde, sıcaklara karşı daha duyarlı olan 65 yaş üzeri bireylerin maruz kaldığı sıcak dalgası günleri sayısı, 1986-2005 dönemine kıyasla yüzde 271 artarak 22 güne ulaştı; bebeklerde ise yüzde 288 artış ile 23 güne yükseldi.

COP31'e doğru: Enerji yoksulluğunun gölgesinde serinleme hakkı
"Planlı koruyucu önlemler hızla uygulamaya koyulmalı"
HASUDER’den Doç. Dr. Melike Yavuz, bu bulgulardan hareketle Türkiye için hazırladıkları politika belgesinde, sağlığı korumak ve hava kalitesini iyileştirmek amacıyla takvimi belirlenmiş ve adil bir kömürden çıkış planı önerdiklerinin altını çizdi:
Ayrıca ulusal ve il düzeyinde iklim ve sağlık eylem planlarının hazırlanmasını; sıcak hava dalgaları ve yangın dumanı gibi tehlikelerin önceden belirlenmesini, risk altındaki kişilere zamanında ulaşılmasını ve sağlık kuruluşları ile ilgili kurumların önceden planlanmış koruyucu önlemleri hızla uygulamaya koymasını öneriyoruz.’
HASUDER’den Prof. Dr. Özge Karadağ ise Türkiye’de 2016-2025 döneminde aşırı sıcaklar nedeniyle yılda ortalama 550 milyon potansiyel çalışma saatinin kaybedildiğine dikkat çekti:
Bu kaybın yarısından fazlası tarım sektöründe yaşandı. Bu tablo, iklimin etkilediği koşullarda çalışanların sağlığını ve geçimini koruyacak düzenlemelerin gerekliliğini gösteriyor. Çalışma ve dinlenme sürelerinin sıcaklığa ve neme bağlı bileşik göstergelere göre düzenlenmesi; gölge alanların varlığı, güvenli içme suyuna erişimin sağlanması ve değişen koşullara göre güncellenen eğitimler temel koruyucu önlemler arasında en önemlileri.
(CA)

