Denizlerin ısınması, hem tür kaybını hem de deniz canlılarının göç eğilimini artırarak deniz ekosistemini tehdit ediyor. Bu durum, ekonomik türlerin üretimini de çeşitli yönlerden etkiliyor.
Merkezi İngiltere’de bulunan uluslararası araştırma kuruluşu Planet Tracker tarafından yayımlanan “Sıcağı Sıcağına Yakala: İklim Değişikliği Deniz Ürünleri Ekonomisini Vuruyor ve Sistemsel Uyum Gerektiriyor” başlıklı rapora göre, küresel ısıtmaya neden olan sera gazı emisyonlarının en yüksek olduğu senaryoda deniz ürünleri ekonomisinde yaşanan gelir kaybı, 2050’ye kadar 15 milyar dolara ulaşabilir.
Raporda deniz ekosistemine yönelik en büyük tehditler okyanusların ısınması, oksijen seviyesinin azalması, asitlenme, deniz seviyesinin yükselmesi ve aşırı hava olayları olarak sıralanıyor.

Küresel ısıtma, leyleklerin göç alışkanlığını değiştirdi
Göçler, balık türlerinin dağılımını kökten değiştirecek
Okyanus ısınması sonucu türlerin, uygun sıcaklık koşullarını koruyabilmek için daha serin ve yüksek enlemlerdeki sulara doğru göç ettikleri anlatılan raporda, küresel sıcaklık artışının 2 dereceye ulaşması durumunda dünya okyanuslarının yüzde 85’inde balık türlerinin dağılımının değişeceği öngörülüyor.
Buna göre düşük emisyonlu iklim senaryosunda dahi sınır aşan balık stokunun yüzde 54’ü 2050’ye kadar Münhasır Ekonomik Bölgeler ile açık denizler arasında yer değiştirecek ve stokların daha büyük bir kısmı uluslararası sulara kayacak.
Balık stoklarının halihazırda yer değiştirmeye başladığı vurgulanırken Birleşik Krallık ve civarındaki denizlerde yaşayan levrek ve hamsi gibi sıcak su türlerinin daha önce kendileri ya da avları için fazla soğuk olan bölgelerde de görülmeye başlaması, morina, fener balığı ve pisi balığı gibi diğer türlerin de daha derin sulara ve daha yüksek enlemlere göç etmeleri bu duruma örnek gösterildi.
Orta düzey emisyon senaryosunda ringa, morina ve mezgit gibi ekonomik değeri yüksek soğuk su türlerinin Kuzey Denizi’ndeki stok biyokütlesinin 2100’e kadar yüzde 10 ila 20 azalması bekleniyor.
Okyanusların ısınması, balıkların göç ve üreme düzenlerini bozarken enerji ihtiyaçlarını da artırıyor. Ancak bu ihtiyacı karşılayacak besin bulamayan balıklar ölüyor ya da küçülüyor. Bu durumun tespit edildiği bölgelerden biri olan Bering Denizi’nde 2021’deki rekor sıcaklıklar, milyarlarca Alaska kar yengecinin ölümüne yol açtı ve yıllık değeri 200 milyon dolar olan balıkçılık faaliyeti durma noktasına geldi.
Tuzluluk seviyesindeki artış karides yetiştiriciliğini vurdu
Balıkçılık sektörü üzerindeki tehditlerden bir diğeri olan deniz seviyesinin yükselmesi, dünya genelinde kıyı topluluklarını ve altyapıyı tehdit ederken kıyı varlıklarına zarar veriyor ve tatlı su sistemlerinin tuzluluğunu artırıyor.
Vietnam’da alçak kotta yer alan ve bu nedenle büyük risk altında bulunan Mekong Deltası’nda deniz seviyesinin yükselmesiyle tuzlu su baskınının yıl içinde daha erken başlayıp daha geç sona ermesi ve tuzlu suyun nehir yatağına daha derinlemesine ilerlemesi bekleniyor.
Tuzluluk seviyesinin karidesler için uygun sınırların üzerine çıkması nedeniyle, şu ana kadar ağırlıklı olarak acı su karidesi yetiştiriciliği yapılan 79 bin hektarlık alan etkilendi. Bu da küresel ölçekte karides yetiştiriciliği yapılan alanların yaklaşık yüzde 5’ine denk düşüyor.
(TY)

