Sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık gibi insan kaynaklı iklim krizi etkileri, kız çocuklarının yalnızca barınma ve eğitim olanaklarını değil, sağlıklarını ve güvenliklerini de tehdit ediyor. Ailelerin geçim kaynaklarını kaybetmesi ve temel hizmetlerin kesintiye uğraması, mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini derinleştiriyor.
Plan International’ın 2026 Dünya Kız Çocuklarının Durumu Raporu (Change Her Forecast), iklim krizinin kız çocukları ve genç kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı hakları üzerindeki etkilerini ortaya koydu.
Bangladeş, Kenya, Peru, Senegal ve Zimbabve’de 15-24 yaşlarındaki 5 bin kız çocuğu ve genç kadınla yapılan araştırmada, katılımcıların yüzde 90’ı iklim olaylarının ailelerinin geçimi, sağlığı ve yaşam koşulları üzerinde ciddi baskı yarattığını bildirdi.
Araştırma kapsamında 139 kişiyle derinlemesine görüşmeler yapıldı; ayrıca 52 ülkeden yaklaşık 30 yıllık iklim ve sağlık verileri incelendi.
Fotoğraf: Plan International
Kuraklık çocuk yaşta evlilik riskini artırıyor
Katılımcıların yüzde 36’sı, yaşadıkları iklim olayının ardından çevrelerinde 18 yaşından önce evlenen veya birlikteliğe giren kız çocuklarının sayısının arttığını gözlemledi.
Raporun 52 ülkeyi kapsayan veri analizi de uzun süreli kuraklığın çocuk yaşta evlilik ve erken birlikteliklerdeki artışla ilişkili olduğunu gösterdi.
Rapora göre iklim olayı tek başına çocuk yaşta evliliğe yol açmıyor. Ancak kuraklığın hasatları ve hayvancılığı etkilemesi, ailelerin gelir kaybetmesi ve yoksulluğun ağırlaşması, var olan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle birleşerek kız çocuklarının evlendirilmesi riskini büyütebiliyor.
Kenya’dan 22 yaşındaki Galgalo, ailesinin geçim kaynaklarını kaybetmesinin hayatındaki sonucunu şöyle anlattı:
“Babamın satabileceği hayvanı kalmadığı için evlendirildim; bu yüzden üniversiteye gidemedim.”
Save the Children İklim Finansmanı ve Sürdürülebilir Ekonomiler Kıdemli Danışmanı Shruti Agarwal, bianet’e yaptığı değerlendirmede, iklim krizinin çocukların karşı karşıya olduğu mevcut tehditleri ağırlaştırdığını söyledi.
Agarwal’ın aktardığı Save the Children verilerine göre, iklim krizi ve çocuk yaşta evlilikten kaynaklanan çifte tehditle karşılaşma riski çok yüksek olan kız çocuklarının sayısının 2050’den önce üçte bir oranında artması bekleniyor.
Kuraklıktan etkilenenlerin yüzde 84'ü: Genç kadınların sağlık hizmetine erişimi zorlaştı
Araştırmaya katılanların yüzde 33’ü, iklim olaylarının ardından çevrelerinde planlanmamış gebeliklerin arttığını bildirdi. Yüzde 11’i ise kendisinin planlanmamış bir gebelik yaşadığını söyledi.
Sağlık hizmetlerine erişimdeki kesintiler de raporun öne çıkan bulguları arasında.
Katılımcıların yüzde 76’sı, çevrelerinde cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinden en az birine ulaşmakta zorlanan kız çocukları ve genç kadınların sayısının arttığını belirtti. Kuraklıktan etkilenenlerde bu oran yüzde 84’e yükseldi.
Katılımcıların yüzde 68’i de bu hizmetlere erişimde bizzat sorun yaşadığını bildirdi.
Şiddet ve sömürü riski
Araştırmaya katılanların yüzde 28’i, yaşadıkları iklim olayının ardından toplumsal cinsiyete dayalı şiddette artış gözlemledi.
Şiddetin arttığını belirtenlerin yüzde 66’sı, cinsel sömürüdeki artışın da buna katkıda bulunduğunu ifade etti.
Rapora göre afetlerin ardından yaşanan yerinden edilme, kalabalık geçici barınma alanları ve koruma hizmetlerindeki kesintiler, kız çocuklarını şiddet ve sömürüye karşı daha fazla risk altında bırakıyor.
Eğitimden kopan kız çocuklarının riski iki kat artıyor

Araştırmanın bir diğer bulgusu ise eğitimin koruyucu rolünü gösteriyor.
Eğitimi kesintiye uğrayan kız çocukları ve genç kadınların 18 yaşından önce evlenme veya planlanmamış gebelik yaşama olasılığı, eğitimine devam edenlere göre iki kat daha yüksek.
Agarwal, sel ve siklonların okullara zarar vermesi nedeniyle çocukların öğrenme kaybı yaşadığını ve okulu bırakma riskinin arttığını belirterek “Kız çocukları için bu risk daha yüksek” dedi.
Shruti Agarwal
“İklim krizi bir çocuk hakları krizidir”
Agarwal, iklim krizinin çocukların gelişimi ve esenliği üzerinde yaşam boyu sürebilecek, kimi zaman geri döndürülemeyecek sonuçları olabileceğini vurguladı:
“İklim krizi bir çocuk hakları krizidir. Çocuklar, kendilerine özgü fizyolojik ve gelişimsel özellikleri nedeniyle iklim krizinin yol açtığı riskler karşısında farklı ve daha yüksek düzeyde kırılganlık gösteriyor. Oysa bu krizin oluşmasına en az katkıda bulunanlar onlar; sesleri ve deneyimleri de çoğu zaman duyulmuyor.”
Agarwal’a göre kız çocukları, engelli çocuklar, yerli halklara mensup çocuklar ve çatışmalar nedeniyle yerinden edilmiş çocuklar iklim krizinden orantısız biçimde etkileniyor.
Save the Children verileri, dünyada 774 milyon çocuğun yüksek iklim riski ve ağır yoksulluğun oluşturduğu çifte tehditle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Fotoğraf: UNICEF
Çocuklar iklim politikalarına katılmalı
Plan International, iklim afetleri sırasında kız çocuklarının eğitimlerinin kesintisiz sürdürülmesini, çocuk yaşta evliliklerle mücadelenin güçlendirilmesini ve cinsel sağlık ile üreme sağlığı hizmetlerine kaynak ayrılmasını istiyor.
Agarwal ise eğitim, sağlık, beslenme, temiz su ve çocuk koruma hizmetlerinin iklim politikalarında yeterince gözetilmediğini belirterek, afetler sırasında bu hizmetlerin sürekliliğinin sağlanması gerektiğini söyledi.
Fotoğraf: Peter Caton/Plan International
Çocukların iklim politikalarının oluşturulmasına da katılması gerektiğini vurgulayan Agarwal, “Çocuklar, kendilerini etkileme olasılığı en yüksek riskleri belirlemek ve bu riskleri azaltmaya yönelik somut ve uygun önlemleri birlikte geliştirmek için en iyi konumdadır” dedi.
Agarwal’a göre yerel yönetimler, sıcak dalgaları ve diğer iklim risklerine karşı hazırlayacakları eylem planlarında çocukların, ailelerin, okulların, sağlık çalışanlarının ve çocuk hakları örgütlerinin katılımını sağlamalı.
(NÖ/CA)















