DEM Parti Grup Başkanvekili ve Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, 1 Ekim’de Mersin Büyükşehir Belediyesi, Yenişehir Belediyesi ve Mezitli Belediyesi’ne yönelik operasyonlar sırasında bir kadının kendi konutunda pijamalarıyla görüntülenmesi ve bu görüntülerin daha sonra kamuoyuna yansıması üzerine üç ayrı soru önergesi verdi.

Mersin’de pijamalı görüntülerin servis edilmesine EŞİK’ten tepki
Koçyiğit, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a yönelttiği önergelerde, görüntünün kaydedilmesinden kamuoyuna yansımasına kadar geçen sürecin tüm yönleriyle araştırılmasını istedi.
“Kolluk faaliyeti temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaz”
Mersin’deki operasyon sırasında sabah saatlerinde bir kadının pijamalarıyla kapıyı açtığı sırada polis tarafından görüntülendiğini hatırlatan Koçyiğit, kadının kameranın kapatılmasını istemesine rağmen kaydın “bilgi amaçlı” olduğu söylenerek sürdürüldüğünü belirtti.
Görüntülerin polis ekiplerince kaydedildiği bilinirken, kaydın hangi kolluk biriminde tutulduğu, kimlerin erişimine açık olduğu ve hangi aşamada kurum dışına çıkarıldığına ilişkin kamuoyuna açıklama yapılmadığını belirten Koçyiğit, İçişleri Bakanlığı’na şu soruları yöneltti:
·Görüntü hangi kolluk birimi tarafından kaydedildi?
·Kayıt hangi cihaz veya sistem üzerinden yapıldı?
·Görüntünün kaydedilmesinin hukuki dayanağı nedir?
·Görüntülere kimler erişebiliyor?
·Görüntülere yönelik erişim, kopyalama ve aktarma kayıtları tutuluyor mu?
·Görüntü kolluk birimlerinin kayıt sisteminden çıkarılarak üçüncü kişilere veya basın kuruluşlarına aktarıldı mı?
·Görüntünün kurum dışına çıkarılmasıyla ilgili idari veya adli soruşturma başlatıldı mı?
Koçyiğit, son beş yılda konutlarda gerçekleştirilen arama veya gözaltı işlemleri sırasında kolluk tarafından kaydedilen görüntülerin yetkisiz biçimde basına ya da üçüncü kişilere aktarılması nedeniyle hakkında idari soruşturma yürütülen kolluk görevlilerinin sayısını ve bu soruşturmaların sonuçlarını da sordu.
“Mesele görüntünün kim tarafından servis edildiğiyle sınırlı değil”
İçişleri Bakanlığı’nın görüntülerin servis edilmesinin Bakanlıkla ilgili olmadığı yönündeki açıklamasına da değinen Koçyiğit, tartışmanın yalnızca görüntünün basına kim tarafından ulaştırıldığı üzerinden yürütülemeyeceğini söyledi.
Koçyiğit, görüntünün neden ve hangi amaçla kaydedildiğinin, hangi sistemlerde saklandığının, kimlerin erişimine açık olduğunun ve kolluk birimlerinin denetimi dışına nasıl çıktığının da açıklanması gerektiğini vurguladı.
“Soruşturma yürütülmesi mahrem görüntülerin açıklanabileceği anlamına gelmez”
Koçyiğit, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e verdiği önergede de görüntünün ceza soruşturması kapsamında delil, kayıt veya başka bir veri olarak dosyaya dahil edilip edilmediğini sordu.
Görüntünün kimlerin erişim ve muhafaza sorumluluğunda bulunduğunu soran Koçyiğit, görüntünün soruşturma kapsamından çıkarılarak üçüncü kişilerin erişimine nasıl açıldığının araştırılıp araştırılmadığının da açıklanmasını istedi.
Ceza soruşturması yürütülmesinin, soruşturma kapsamında elde edilen her türlü görüntünün kamuoyuyla paylaşılabileceği anlamına gelmediğini belirten Koçyiğit; soruşturmanın gizliliği, masumiyet karinesi, kişilerin lekelenmeme hakkı ve özel hayatın korunması ilkelerine dikkat çekti.
Koçyiğit ayrıca son beş yılda soruşturmalar kapsamında elde edilen görüntü veya kişisel verilerin yetkisiz biçimde üçüncü kişilere aktarılması ya da kamuoyuna açıklanması iddiasıyla yapılan suç duyurularının ve kamu görevlileri hakkında yürütülen adli soruşturmaların sayısını sordu.
“Kadınların bedenleri ve mahremiyetleri teşhir konusu yapılamaz”
Koçyiğit, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a verdiği soru önergesinde ise olayı kadın hakları, insan onuru ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından değerlendirdi.
Bir kadının kendi evinde, özel yaşam alanında ve gündelik hayatının mahrem bir anında görüntülenmesini; görüntülenmek istemediğini söylemesine rağmen kaydın sürdürülmesini ve görüntünün daha sonra kamuoyuna yansımasını gündeme getiren Koçyiğit, kadınların bedenleri ve özel yaşamları üzerindeki söz hakkının ihlal edilmesine dikkat çekti.
Kadınların kamu gücü karşısında korunmasının devletin sorumluluğu olduğunu belirten Koçyiğit, kolluk işlemleri sırasında kadınların mahremiyetinin ve beden bütünlüğünün korunmasına yönelik politika, protokol ve izleme mekanizmalarının bulunup bulunmadığını sordu.
Koçyiğit, son beş yılda kadınların kolluk işlemleri sırasında özel hayatlarının veya mahremiyetlerinin ihlal edildiğine ilişkin Bakanlığa kaç başvuru yapıldığını, bu başvuruların kaçında inceleme veya koruyucu mekanizmaların işletildiğini ve kadınların mahremiyetine yönelik ihlalleri izleyen özel bir mekanizma bulunup bulunmadığını da sordu.
“Mahremiyet ve insan onuru güvence altına alınmalı”
Koçyiğit, üç ayrı soru önergesiyle görüntünün basına nasıl ulaştığı sorusunun ötesine geçilmesi gerektiğini belirtti.
Kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen işlemlerde özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, kişisel verilerin korunması, masumiyet karinesi, insan onuru ve kadınların mahremiyetinin nasıl korunduğunun açıklığa kavuşturulmasını isteyen Koçyiğit, kadınların bedenlerinin, görüntülerinin ve özel yaşamlarının siyasi ya da kamusal teşhir konusu haline getirilmesine karşı çıkılması gerektiğini söyledi.
Koçyiğit, kamu gücünü kullanan hiçbir makamın kişilerin temel hak ve özgürlüklerini yok sayamayacağını belirterek mahremiyetin, insan onurunun ve kadınların haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
(EMK)

