Alevi Bektaşi kurumları Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik saldırılara yazılı bir açıklama ile tepki gösterdi.
Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu'nun imzası bulunan açıklamada "Suriye'de halklara ve inançlara yönelik saldırıları şiddetle kınıyoruz" denildi.

İlham Ahmed: Diyaloğun yeniden başlatılmasını istiyoruz
"Farklı inanç ve kimliklere yönelmiş bir yok etme politikası"
Suriye'de yaşananların artık bir iç savaş ya da bölgesel bir güç mücadelesi olarak tanımlanamayacağı belirtilen açıklamada, "Yaşananlar başta Kürt halkı olmak üzere Alevilere, Hristiyanlara, Dürzilere, Arap demokratik güçlerine ve tüm farklı inanç ve kimliklere yönelmiş sistematik bir yok etme ve sindirme politikasıdır. Son dönemde, Suriye'nin kuzey ve batı bölgelerinde, HTŞ ve IŞİD artığı selefi-cihatçı yapıların sivillere yönelik saldırıları ciddi biçimde artmıştır." ifadeleri kullandıldı.
"Susmak, yalnızca 'dilsiz şeytan' olmak değil, suça ortak olmaktır"
Saldırıların yalnızca askeri hedeflere değil; doğrudan yerleşim alanlarına, kadınlara, çocuklara ve inanç merkezlerine yöneldiğinin altı çizilen açıklama şöyle devam etti.
"Bu saldırılar yalnızca Kürt halkına değil, Suriye'nin çoğulcu geleceğine yönelmiştir. Alevi toplumu olarak çok iyi biliyoruz ki; bugün Suriye'de yaşananlar tarihsel bir sürekliliğin parçasıdır. Lazkiye'de, Hama'da, Humus'ta yaşananlar; Dersim'den Maraş'a, Çorum'dan Sivas'a uzanan karanlık zincirin devamıdır. Bu zihniyet; Emevi aklının, Yezit anlayışın ve selefi nefret ideolojisinin güncel tezahürüdür. HTŞ ve benzeri yapılar, bu coğrafyaya hiçbir zaman özgürlük getirmemiştir. Getirdikleri tek şey; korku, ölüm, kadın düşmanlığı ve inanç kırımı olmuştur. Bu yapılara karşı susmak, yalnızca 'dilsiz şeytan' olmak değil, suça ortak olmaktır.
Buradan açık ve net bir çağrıda bulunuyoruz: Türkiye başta olmak üzere, bu yapılara; siyasi, askeri ve diplomatik destek sunan tüm devletler, bu suçların doğrudan sorumlusudur. Bugün beslenen bu yapıların silahları, yarın tüm bölge halklarına ve destekçilerine dönecektir. Uluslararası kamuoyu derhal hareket geçmelidir. HTŞ ve IŞİD türevi tüm yapılar, sadece terör örgütü olarak değil, aynı zamanda savaş suçlusu olarak tanımlanmalı; liderleri ve destekçileri uluslararası mahkemelerde yargılanmalıdır. Biz Alevi-Bektaşi kurumları olarak ilan ediyoruz; Kerbela'da Yezit bizim için neyse, bugün Suriye'de halklara saldıran bu cihatçı yapılar da odur.
Suriye'de Aleviler, Kürtler, Araplar, Dürziler, Hristiyanlar ve tüm halklar; demokratik, laik, eşit ve özgür bir Suriye inşa edene kadar yalnız değildir. Bu topraklarda 72 milletin, farklı inançların ve kimliklerin bir arada onurla yaşayabileceği bir gelecek mümkün. Bu gelecek katillerle uzlaşarak değil; adaletle yüzleşmeyle ve halkların ortak iradesiyle kurulacaktır."

IŞİD'lilerin bırakılmasına tepki
Saldırılara ilişkin bir açıklama da 10 Ekim Barış Derneği'den geldi. Ankara Garı önünde buluşan aileler, el-Şara rejiminin hükümete geldiğinden beri başta Aleviler, Dürziler, Türkmenler ve Kürtler olmak üzere bölge halklarına saldırdığı belirtildi.
Türkiye başta olmak üzere çok sayıda ülkenin, Şam yönetimine destek vermesini eleştiren 10 Ekim Barış Derneği, cezaevlerinde tutulan IŞİD'lilerin serbest bırakılmasına da tepki gösterdi.
Açıklamada şöyle denildi:
"Böylelikle katillerin, katliamcıların tekrar işlerinin başına dönmesi istenmiştir. Bütün bu gelişmeler eğer önlenemezse yakın gelecekte savaşın ve katliamların haberlerini almaya başlayacağız. İhtiyacımız olan savaş değil, saldırganlık değil, barıştır. Halkların, inançların kendi varlıklarını, kendi geleceklerini özgürce belirleyebilmesidir. İhtiyacımız olan, katliamlar, cinayetler değil, toplumsal huzur, kardeşlik ve ortak gelecek tahayyülüdür. Şara rejimi, Kürtlere, Alevilere, Dürzilere, Hristiyanlara saldırmaktan bir an önce vazgeçmelidir. Uluslararası kamuoyu da bu saldırganlığa karşı açık tutum almalıdır. Savaş ve saldırganlığa karşı barış için mücadele etmeye, katliamlara karşı adalet mücadelesi vermeye, IŞİD ve benzeri cihatçı/selefi gruplara karşı mücadele etmeye dün olduğu gibi bugün de ve yarın da devam edeceğiz."
(NÖ)

