Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir ve Reform Vakfı Direktörü Mehmet Ali Çalışkan hakkında “Kent Uzlaşısı” davası kapsamında tahliye kararı verildi.
İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği, aylık tutukluluk incelemesinde üç isim hakkında yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanarak tahliyelerine hükmetti.
bianet’in ulaştığı dosya avukatları, kararın ardından dosyanın savcılığa gönderilmesini beklediklerini söyledi.
Savcılık tutuklulukların devamını istedi
Savcılık üç ismin "üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, delillerin tamamen toplanamamış olması göz önüne alınarak tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi"ni talep etti.
Mehmet Ali Çalışkan beyanında “Ben siyasi bir figür değilim, ben siyaset bilimcisiyim. Sözleşme ile CHP'ye hizmet verdim. Kent uzlaşısı olayı CHP ve DEM Parti arasında olan bir olaydır, dolayısıyla benim atılı suçla ilgim olması mümkün değildir. Daha somut bir örnek vermek gerekirse hastayla hekim arasında ilişki gibi, nasıl ki hem hastanın eyleminden sorumlu tutulamasa benim de iki siyasi parti arasındaki olaylardan sorumlu tutulmam mümkün değildir.” dedi.
Resul Emrah Şahan “Şişli’nin her 10 seçmenden 7’sinin oyunu alarak seçilmiş bir belediye başkanıyım. CHP'nin Türkiye İttifakı olarak adlandırdığı, DEM Parti’nin Kent Uzlaşısı dediği, batı illerindeki Kürtlerin meclislerde temsiliyetini sağladığımız için soruşturmaya maruz kalıp tutuklandım. CHP Türkiye'nin son dönemde birincisi parti olmuştur, bu durum bir kez daha bize batı illerindeki ve doğu illerindeki Türk’ün, Kürd’ün, Sünni’nin, Alevi’nin kardeş olduğu gerçeğini göstermiştir. Bu soruşturma bugün içinde bulunduğumuz terörsüz Türkiye sürecine inanılmaz zarar vermektedir. Sürecin ruhuna aykırı olarak yürütülen bu soruşturmada tahliyemi gerektirmektedir. Cumhuriyet değerleriyle yetişmiş bir belediye başkanıyım, 11 aylık hizmetimde tek amacım kişilere hiç bir ayrım yapmaksızın yurttaşlarımıza hizmet etmektir. Şu an yerimde kayyım var, Şişli'nin iradesine de müdahale edilip el konulmuştur. Tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum” diye konuştu.
Ebru Özdemir de “Yaklaşık 1 yıldır tutukluyum. İddianamem henüz hazırlanmadı. Tutuklu kalmaya devam ediyorum. Nasıl bir suçlamaya maruz kaldığımı anlayamıyorum, bir yazışmanın bulunmadığı, bir siyasi partinin WhatsApp grubunda bulunmam bir tutuklama nedeni olamaz. Kent Uzlaşısı iki siyasi parti arasındaki bir işbirliğidir, benim her iki partide de bu konuda herhangi bir karar verme yetkim yoktur. Bu süreçte bu kişilerle de görüşmem de olmamıştır.” ifadelerini kullandı.
Mahkeme ise “Şüphelilerin ifade ve savunması, şüphelilerin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelilerin tutuklulukta geçirdiği süre, şüphelilere isnat edilen suça yasada öngörülen ceza miktarı, delillerin büyük çoğunluğunun toplanmış olması ile soruşturma dosyasındaki mevcut delil durumuna göre; yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin bu aşamada tutuklu kalmalarının ölçülü ve orantılı olmayacağı sonuç ve kanaatine varılmakla” diyerek üç ismin adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle ayrı ayrı tahliyelerine hükmetti.
Öte yandan Resul Emrah Şahan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında da tutuklu bulunduğu için cezaevinden çıkmayacak.

İddianamesiz tutukluluk, disiplinle ayakta kalmak: Ebru Özdemir anlatıyor
6 Şubat’ta tahliye başvurusu yapılmıştı
Şahan’ın avukatları Hüseyin Ersöz, Enes Hikmet Ermaner, Buse Şahin, Ebru Tütüncüler Cendey, Sude Yaren Keskim ve Harun Karabay, 6 Şubat’ta İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’ne tahliye başvurusunda bulunmuştu.
Dilekçede, avukatlar müvekkilleri hakkında isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığını ve tutuklama tedbiri için gerekli “kuvvetli suç şüphesinin” bulunmadığı savunmuştu.
Avukatlar, tutuklamanın “istisnai bir koruma tedbiri” olduğunu belirterek, adli kontrol gibi daha hafif tedbirlerin yeterli olacağını belirtmişti. Dilekçede, tutukluluğun devamının ölçüsüz ve orantısız olduğunu, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ifade etmişti.
Başvuruda ayrıca dosyaya sunulan hukuki mütalaalara da atıf yapılmıştı. İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bahri Öztürk, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Adem Sözüer ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nden Prof. Dr. İzzet Özgenç imzalı “hukuki mütalaa” ile Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Tuna Tuğcu ve Prof. Dr. Cem Ersoy imzalı, HTS kayıtlarına dayalı teknik değerlendirme raporu dilekçe ekinde mahkemeye sunulmuştu.
Kent Uzlaşısı soruşturmasında 11 aydır iddianame hazırlanması bekleniyor.
(HA)







