Sivil toplum örgütleri için kaynak geliştirme yalnızca yeni gelir kaynakları bulmak değil; destekçilerle ilişki kurmaktan iletişime, gönüllülükten örgüt içi iş bölümüne kadar uzanan bir çalışma alanı. Ancak bu alan Türkiye’de pek çok örgütte hâlâ kurumsallaşmış değil.
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nin (STGM) Finansal Güçlenme Programı kapsamında 22-23 Eylül’de Ankara’da düzenlenen Deneyim Paylaşımı Buluşması da farklı örgütlerin bu alanda ne denediğini, hangi yöntemlerin işe yaradığını ve nerelerde zorlandığını birlikte değerlendirmesine alan açtı.
IPS İletişim Vakfı (bianet/Atölye BİA) da buluşmayı gözlemci olarak takip etti. Vakfı, Genel Koordinatör Elif Yılmazlı temsil etti.
Hilton Garden Inn’de iki gün süren buluşmada programa katılan sivil toplum örgütleri; bireysel bağışçılık, yardım koşuları, destek çemberleri, gelir getirici etkinlikler ve farklı iletişim yöntemleri üzerinden edindikleri deneyimleri paylaştı.
Tartışmalarda kaynak geliştirmenin örgüt içinde nasıl kurumsallaştırılabileceği, bağışçılarla uzun vadeli ilişkinin nasıl kurulabileceği ve yardım toplama mevzuatının yarattığı güçlükler de öne çıktı.
İki günlük programda örgütlerin kaynak geliştirme deneyimlerinin yanı sıra strateji ve iş planı, kapasite ihtiyaçları ve uzman desteği başlıkları ele alındı.
Finansal Güçlenme Programı, hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerinin fon dışı kaynak geliştirme yöntemlerini denemelerini amaçlıyor. Program, örgütlerin düzenli gelir sistemleri kurmalarını ve destekçileriyle uzun vadeli ilişkiler geliştirmelerini destekliyor. Kaynak geliştirmeyi finansmanın ötesinde ele alarak iletişim, gönüllülük ve destekçilerle kurulan ilişkileri de bu sürecin bir parçası olarak görüyor.
STGM’nin Ağustos 2026’da yayımladığı Finansal Güçlenme Programından Öğrendiklerimiz: Yapısal Zorluklar ve Çıkış Arayışları raporu da kaynak geliştirmenin birçok sivil toplum örgütünde henüz kurumsallaşmış bir çalışma alanı olmadığını gösteriyor. Türkiye’nin 28 şehrinden programa başvuran 109 örgütün yalnızca 19’unun yazılı bir kaynak geliştirme stratejisi bulunuyor. 80’den fazla örgütte ise bu alandan özel olarak sorumlu bir çalışan yok.
Bu tablo, kaynak geliştirme çalışmalarının birçok örgütte belirli kişilere bağlı veya mevcut işlerin yanında yürütülen ek bir görev olarak kalabildiğine işaret ediyor.
“Bağış istemek” üzerine çekinceler
Buluşmada öne çıkan konulardan biri bireysel bağışçılığa ilişkin örgüt içindeki çekinceler oldu. Katılımcılar, kaynak geliştirme çalışmalarına başlarken özellikle “bağış isteme” konusunda yaşadıkları tereddütleri ve süreç içinde bu yaklaşımın nasıl değiştiğini konuştu.
Deneyim paylaşımlarında, bağışçılarla yalnızca bağış dönemlerinde değil düzenli olarak iletişim kurmanın önemi vurgulandı. Kişiselleştirilmiş mesajlar göndermek ve verilen desteğin örgütün çalışmalarında nasıl bir karşılık yarattığını görünür kılmak, uzun vadeli bağışçı ilişkileri kurmak için kullanılan yöntemler arasında yer aldı.
STGM’nin raporunda da bireysel bağışlar, üyelik aidatları, ayni ve kurumsal destekler, iktisadi işletmeler ve gelir getirici etkinlikler örgütlerin başvurduğu kaynaklar arasında sayılıyor. Ancak rapor, gelir kaynaklarını çeşitlendirmenin tek başına finansal dayanıklılık anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Farklı kaynak geliştirme yöntemlerinin birbiriyle ilişkili ve uzun vadeli bir stratejinin parçası olarak ele alınması gerekiyor.
Koşudan destek çemberlerine farklı yöntemler
Programa katılan örgütlerin deneyimleri de kaynak geliştirme için tek bir yöntemin bulunmadığını gösterdi. Yardım koşuları ve maratonlar, destek çemberleri, doğum günü kampanyaları, kermesler, özel etkinlikler, ürün ve hizmet ortaklıkları ile sosyal komiteler örgütlerin denediği yöntemler arasındaydı.
Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV) ve Ali Yavuzçehre Vakfı yardım koşuları üzerinden yürüttükleri kaynak geliştirme çalışmalarını aktarırken, Patikara Hayvan Koruma Derneği kitap satışı ve destek çemberleri gibi yöntemlerle edindiği deneyimleri paylaştı.
Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği’nin MutfakNA deneyimi ise gastronomi, yerel kültür ve toplumsal cinsiyet çalışmalarını kaynak geliştirme ve görünürlükle bir araya getiren örneklerden biri oldu.
MutfakNA’nın hazırladığı Gastronomi Postası, restoran müşterilerine yemeklerle birlikte ulaştırılıyor ve paket siparişlere ekleniyor. Gazetedeki QR kod aracılığıyla okurlar dijital yayına yönlendiriliyor. Böylece yayın, hem kurumun çalışmalarının daha geniş bir çevreye ulaşmasını hem de potansiyel destekçilerle yeni temaslar kurulmasını sağlayan bir iletişim aracına dönüşüyor.
Buluşmada yardım toplama süreçlerinin hukuki boyutu da gündeme geldi. “Bağış kabul etmek” ile “yardım toplama kampanyası yürütmek” arasındaki farklar ve yardım toplama izni süreçleri örgütlerin kaynak geliştirme faaliyetlerini planlarken karşılaştıkları başlıklardan biri oldu. STGM ve TÜSEV’in Mayıs 2026’da yayımladığı Türkiye’de STÖ’lerin Kaynak Yaratma Faaliyetleri Açısından Yardım Toplama Mevzuatı: Mevzuat, Uygulama ve Reform İhtiyacı raporu da bu ayrımın uygulamada önemli belirsizlikler yarattığına dikkat çekiyor. Rapora göre bağış kabul etmek kural olarak izne tabi değilken, kamuya açık bir çağrıyla kaynak talep edilmesi “yardım toplama” sayılarak izin rejimine girebiliyor.
Bu sorun STGM’nin Finansal Güçlenme Programından Öğrendiklerimiz: Yapısal Zorluklar ve Çıkış Arayışları raporunda da sivil toplumun finansal dayanıklılığının önündeki önemli yapısal engellerden biri olarak yer alıyor. Rapora göre 109 örgütün önemli bir bölümü yardım toplama izni için hiç başvurmadı; derinlemesine görüşmelerde örgütler, sürecin zor, belirsiz ve sonuçsuz kalabileceğine ilişkin algının başvuru kararlarını etkilediğini aktardı. STGM ve TÜSEV’in yardım toplama mevzuatı raporu ise özellikle sosyal medya paylaşımları, banka hesap bilgilerinin duyurulması ve dijital bağış araçları söz konusu olduğunda bağış ile yardım toplama arasındaki sınırların her zaman açık olmadığını gösteriyor.
İzin süreçlerindeki uzunluk, değişken uygulamalar ve başvuruların gecikmesi ya da yanıtsız kalabilmesi örgütler açısından ek zaman ve emek maliyeti yaratıyor. 2026 itibarıyla izin almadan yardım toplayabilen dernek ve vakıf sayısı 51; bu, Türkiye’deki faal dernek ve vakıfların yüzde 0,05’ine karşılık geliyor. Mevzuat raporu, bu belirsizliğin yalnızca gelir yaratmayı değil, örgütlerin görünürlük, iletişim ve düzenli bağışçı ilişkilerini de etkileyebildiğini vurguluyor.
Kaynak geliştirme yalnızca para bulmak değil

Buluşmada paylaşılan bir başka deneyim de örgütlerin oluşturduğu sosyal ve destek komiteleri üzerineydi. Örgütlerin çevresindeki gönüllülerin ve referans kişilerin dahil olduğu bu yapılar, yeni destekçilere ulaşmayı kolaylaştırırken profesyonel ekiplerin üzerindeki kaynak geliştirme yükünü de azaltabiliyor.
İki günlük buluşmada ortaya çıkan ortak başlıklardan biri ise finansal sürdürülebilirliğin yalnızca yeni bir fon veya tek seferlik bir kampanya bulmakla sağlanamayacağı oldu. Katılımcıların aktardıkları deneyimler; farklı gelir kaynaklarını denemenin yanı sıra destekçilerle uzun vadeli ilişkiler kurmanın, iletişimi kaynak geliştirme sürecinin parçası olarak görmenin ve bu çalışmaları örgütün genel stratejisine dahil etmenin önemine işaret etti.
STGM’nin 109 örgütün başvurusu ve kısa listeye kalan 28 örgütle yapılan derinlemesine görüşmelerden hareketle hazırladığı rapor da benzer bir noktaya dikkat çekiyor. Rapora göre sivil toplumun finansal dayanıklılığı yalnızca örgütlerin yeni gelir kaynakları geliştirmesine bağlı değil. Kaynak geliştirme kapasitesinin kurumsallaşmasının yanı sıra daha esnek destek modellerine ve sivil toplumun çalışmalarını sürdürebilmesini kolaylaştıracak, daha öngörülebilir bir yasal çerçeveye de ihtiyaç var.
Programın ikinci gününde deneyim paylaşımlarının ardından katılımcılar kaynak geliştirme stratejileri ve iş planları üzerine çalıştı; kapasite ihtiyaçları ve uzman desteği başlıklarını değerlendirdi.
Buluşmaya katılan örgütler
Buluşmaya Hayat Sende Derneği, Adalar Gelişim Derneği, Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği, Güneşane Vakfı, Kazdağı Koruma Derneği, Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV), Özgür Renkler, Ali Yavuzçehre Vakfı, Türkiye Vegan Derneği, 30 Kasım Derneği, Patikara Hayvan Koruma Derneği, Eğitimde Görme Engelliler Derneği, Çağdaş Drama Derneği ve Şehir Dedektifi katıldı.
(EY/EMK)







