İzmir’de Büyükşehir Belediyesinin kullandığı bazı tarihî binaların Vakıflar Genel Müdürlüğüne (VGM) devri ve tahliyesi doğrultusunda başlayan tartışma Belediye üzerindeki baskılar arttıkça büyüyor.
Tartışmaya konu olan üç taşınmazın -Halkapınar'daki tarihî "Meslek Fabrikası", İzmir'in ilk belediye binası olan Egemenlik Evi ve Tepecik'teki belediyenin sosyal/sağlık hizmetlerinin yürütüldüğü eski gasilhane- tapuda VGM adına tescili ve tahliye girişimlerinin başlaması, belediye ve merkezî idare hattında sert bir siyasal ve hukuksal gerilime dönüştü.
İzmir Büyükşehir: "İzmir halkının malına el konulamaz"
İzmir Büyükşehir Belediyesi 25 Şubat'ta yaptığı açıklamada "taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediği, tarihi belgelerle açık bir biçimde ortada" olduğunu göstererek VGM'nin "vakıf yoluyla meydana getirilen kültür varlıklarının tekrar Vakıflar adına tescil edilebilmesine imkan veren" yasa hükümlerine dayanarak binalarına el konulma girişiminin hukuk dışı olduğunu ileri sürdü.
İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) "Tamamıyla ilgisiz birtakım vakıf belirtmeleri gerekçe gösterilerek ve oldu bittiye getirilerek belediyemizin, yani İzmir halkının, malına el konulamaz. Yapılan işlemler, Vakıflar Kanunu’nun ilgili hükmüne de aykırıdır, hukuksuzdur." dedi.
İzBB ayrıca "bahsi geçen vakıf şerhleri[nin], yıllar önce bedelleri de Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödenerek sicilden silinmişken her nasılsa el koyma işleminden hemen önce yeniden ortaya çıkarıl[dığını]" da açıkladı.
Olay nasıl başladı?
İzmir Büyükşehir Belediyesinin resmî açıklamasına göre süreç şu aşamalardan geçerek gerçekleşti:
Ekim 2025: VGM’nin “tapu devri/el koyma” girişimleri başladı. İzBB'ye bildirim yapılmadan tapu müdürlüklerine nezdindeki başvurularla bu üç taşınmaz VGM adına tescil edildi.
İzBB bunun üzerine hem adli yargıda (tapu iptal/tescil) hem de idari yargıda (tahliye ) işlemlerine karşı davalar açtığını; ayrıca yasal süreler tamamlanmadan VGM’nin kaymakamlık kanalıyla tahliye yoluna gittiğini belirtti.
Son günlerde olayların basına daha sıklıkla yansıyan akışında gündeme gelen bazı mahkeme kararları (yürütmeyi durdurma, itiraz, kaldırma vb.) dolayısıyla “tahliye süreci hızlanıyor" tartışması İzmir kent gündemine yerleşiyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğü ne yapmak istiyor?
VGM'nin kamuoyuna yansıyan hedefi, Vakıflar Kanunu’na dayanarak bu taşınmazları “vakıf kültür varlığı” statüsüne alıp VGM/mazbut vakıf adına tescil ettirmek ve İzBB'yi binalardan çıkartarak kullanım tasarrufunu VGM’ye geçirmek. İzBB ise VGM’nin “yargısal süreç tamamlanmadan oldu bittiyle tahliye” yoluna girdiğini söylüyor.
Ek olarak, AKP İzmir milletvekillerinin açıklamaları üzerinden Meslek Fabrikası’nın Bakırçay Üniversitesi’ne tahsis edileceği iddiası veya vaadi de dolaşan haberler arasında.
İzBB nasıl karşılık verecek?
İzBB'nin tepkisi üç koldan yürüyor:
▶ Hukuksal girişimler: Belediye, Meslek Fabrikası için tapu iptal/tescil davası açıldığını ve üçüncü kişilere devri önlemeye dönük tedbir kararı alındığını; tahliyeye ilişkin süreçte ise idare mahkemesinin yürütmenin durdurulmasının reddi kararına karşı üst mahkemenin kararının beklendiğini açıkladı.
▶ Kamuoyunu aydınlatma ve siyasal ataklar: İzBB Başkanı Cemil Tugay ve belediye, VGM'nin girişiminin “İzmir’in ve İzmirlilerin mülküne el koyma” anlamına geldiğini; ayrıca kamu hizmeti verilen binalara polisle tahliye baskısının devlet teamülleriyle bağdaşmadığını savunuyor.
▶ “Bu binalar ticarethane değil” vurgusu: İzBB Meslek Fabrikası’nda ücretsiz sertifikalı kurslar; Egemenlik Evi’nde belediye birimleri; gasilhane tarafında evde bakım/afet-cenaze hizmetleri gibi kamu hizmetleri verildiğini söyleyerek, tahliye dayatmasının meşruluğunu sorguluyor.
Binaların “ilk sahibi” kim?

▶ Meslek Fabrikası: Belediyenin verdiği bilgiye göre, bu bina 1926 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk imzalı kararnameyle kamu yararı adına istimlak edildi ve karşılığında 185 bin lira bedel ödendi. Geçmişte farklı işlevler gördükten sonra 2014–2016 restorasyonu ile “Meslek Fabrikası”na dönüştürüldü ve bugün eğitim/istihdam odaklı belediye hizmetleri için kullanılıyor.
▶ Egemenlik Evi: Türk Parlamenterler Birliğinin (TPB) tanıtım broşüründe verilen bilgiye göre, 1891'de “İzmir’in ilk belediye binası” olarak inşa edilen Egemenlik Evi 1970'lere kadar belediye hizmetlerine ev sahipliği yaptıktan sonra uzun süre atıl kaldı. 1995'te restore edildi. 1997'de TBMM Egemenlik Evi adıyla kültür ve sanat faaliyetlerine ev sahipliği yaptı. 49 yıllığına TBMM Vakfı’nın hizmetinde TBP İzmir Şubesince işletildi. 2006'da TBMM Vakfı’nın kapatılması sonrasında kentin kültürel etkinliklerinde kullanılmak üzere TBMM Genel Sekreterliğince İzmir Büyükşehir Belediyesine, devredildi.
▶ Tepecik eski gasilhane: 1900'lerin başında Osmanlı Devletinin son döneminde "Tebhirhane" (dezenfeksiyon merkezi) olarak inşa edilen bina, kenti tehdit eden bulaşıcı hastalıklarla mücadele amacıyla, hastaların giysi ve eşyalarının buhar etkisiyle dezenfekte edildiği bir sağlık tesisi olarak hizmet verdi. Cumhuriyetin ilanından sonra belediye hizmetlerine tahsis edildi.
"Vakıflar"ın dayanağı ne?
Vakıflar Genel Müdürlüğü bu üç bina üzerindeki sahiplik/denetim iddiasını 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesine dayandırmak istiyor. Buna göre:
“Vakıf yoluyla meydana gelip de… Hazine, belediye… mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur.”
VGM tarafı, bu taşınmazların “vakıf yoluyla meydana gelmiş vakıf kültür varlığı” kapsamında olduğunu bu nedenle belediye mülkiyetinde görünse bile, mazbut vakfa/VGM idaresine devredilmesi gerektiğini iddia ediyor. Belediye ise yukarıda da alıntılandığı gibi tam tersini savunuyor:
Bu taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediği, tarihi belgelerle açık bir biçimde ortadadır. Tamamıyla ilgisiz birtakım vakıf belirtmeleri gerekçe gösterilerek ve oldu bittiye getirilerek belediyemizin yani İzmir halkının malına el konulamaz. Yapılan işlemler, Vakıflar Kanunu’nun ilgili hükmüne de aykırıdır, hukuksuzdur.
Üstelik bahsi geçen vakıf şerhleri, yıllar önce bedelleri de Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödenerek sicilden silinmişken her nasılsa el koyma işleminden hemen önce yeniden ortaya çıkarılmıştır.
Vakıflar ve İzBB arasındaki kamu mülkü olan taşınmazların sahipliği konusundaki tartışmanın salt biçimsel olmadığı, AKP rejimi ve 2024'ten bu yana Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere 14 büyükşehirin yönetimini devralmış olan CHP arasındaki siyasal mücadele bağlamında anlam kazandığı açık.
İzBB Başkanı Cemil Tugay VGM'nin tavrını “İzmir’in siyasî tercihini sindirememe, İzmir düşmanlığı, ve belediyeyi hizmet üretemez hale getirme” olarak niteliyor.
İzmir Barosu: "Haklı mücadelesinde İzBB'nin yanındayız"
İzmir Barosu da halen yargı önünde süre giden mücadellede Vakıfları "hukuksuzluk"la suçladı:
[... üç taşınmazın] Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesine geçirilme çabasının kamuya, İzmir ve İzmirlilere herhangi bir yararı olmadığı gibi hukukî de olmadığı kanaatindeyiz.
Hiçbirinde ticari faaliyet yürütülmeyen, İzmirlilerin ekonomik ve sosyal yaşantılarına destek olmak adına faaliyet gösteren bu kurumların vakfedilmediği yönündeki tarihi vesikalar dikkate alınmaksızın ve gerekli hukuki süreçler tamamlanmadan gerçekleştirilen girişimlerin kamuoyu vicdanında kabul edilmeyeceği de açıktır.
İzmirlilerin ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin büyük çabalar ve emeklerle ayakta tuttuğu, var ettiği ve İzmir halkının yaşamlarını kolaylaştırmak dışında herhangi bir amaca hizmet etmeyen kurumlarının yine bir kamu kurumu olan İzmir Büyükşehir Belediyesinde kalması gerektiğinin altını çiziyor, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu haklı mücadelesinde yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.
(AEK)

