Baba Savaş Gövdetaşan, oğlunun çalıştığı oto tamirhanesindeki ölümünün iş kazası değil, kasıtlı bir eylem olduğunu savunuyor.
Sorularımızı yanıtlayan Savaş Gövdetaşan, soruşturma ve yargılama sürecindeki eksiklikleri anlatarak delillerin karartıldığını öne sürdü; yargı sürecini etkileyen siyasi ve bürokratik bağlantılarla dosyanın kapatılmaya çalışıldığını iddia etti. Ailenin avukatı Ömer Faruk Seleş ise olay yerini gören kamera kayıtlarının toplanmadığına, tanıkların dinlenmediğine ve kasıt iddiasının yeterince araştırılmadığına dikkat çekti.
Aile kararı istinaf mahkemesine taşıdı. Muhammed Salih’in ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve sorumluların hak ettikleri cezayı almasını istiyor.
Ne olmuştu?
Konya’da bir sanayi sitesinde, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında staj yapan 15 yaşındaki Muhammed Salih Gövdetaşan, 13 Mart 2026 Cuma günü öğleden sonra tamirhanede kamyonet ile duvar arasında sıkışarak ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan çocuk, kurtarılamadı.
Bilirkişi raporunda aracı kullanan kalfa Hasan Büyükaşcı asli kusurlu, işyeri sahibi Mehmet Yelmez ise iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadığı gerekçesiyle tali kusurlu bulundu. Mahkeme, Büyükaşcı’ya önce 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi, takdiri indirimle cezayı 2 yıl 1 aya düşürdü ve 760 gün karşılığı 76 bin liralık adli para cezasına çevirdi. Cezanın 20 taksitte ödenmesine, işyeri sahibi hakkında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedildi.
Ailenin avukatı Ömer Faruk Seleş ise olayın gerçekleştiği alanı gören güvenlik kameralarının kayıtlarının incelenmediğine dikkat çekti. Soruşturma ve yargılama sürecinde delillerin yeterince toplanmadığını, bu eksikliğin olayın nasıl gerçekleştiğinin aydınlatılmasını engellediğini belirtti.
Baba: “Olayda kasıt var”
Muhammed Salih’in babası Savaş Gövdetaşan, olayı telefonla öğrendikten sonra gittiği hastanede oğlunun cihazlara bağlı olduğunu öğrendiğini; öldüğünün kendilerine daha sonra bildirildiğini ve işyeri sahibinin olayla ilgili açıklamalarının da birbiriyle çeliştiğini söyledi:
“İşyeri sahibi, olay anında orada bulunmadığını söyledi. Kâh ‘araç kendi kendine kaymış olabilir’, kâh ‘Geri gidip çarpmış olabilir’ diyerek çelişkili ifadeler verdi. Hiçbir söylediği diğerini tutmuyor.”
Kamera kayıtları soruşturmaya dahil edilmedi
Savaş Gövdetaşan, olay gününden bu yana işyerinde aracın oğluna vurduğu kısmı gösteren kamera kayıtlarının kendisine verilmediğini söyledi.
“Bana uzaktan çekilmiş, sessiz bir kayıt verdiler. Yakın açıda duran, olayı net gösteren sesli kamera kayıtlarını istedim. Ayrıca oğlumun vefat etmesinden 10 gün önce kalfa ile yaşadığı kavgayı gösteren kayıtları da talep ettim. Kendi kameracımı getirip görüntüleri almak istediğimde ise arabamın etrafını kuşattılar. İşyeri sahibi karşıma geçip ‘Kamera kayıtlarını veremem’ diyerek adeta meydan okudu. O an kafamda hiçbir kuşku kalmadı. Bu işin net bir şekilde kasıtlı olduğunu anladım.”
“Çocuğa tuzak kurulmuş”
Savaş Gövdetaşan, aracı kullanan kalfa Hasan Büyükaşcı’nın olaydan 10 gün önce talimatlarını yerine getirmediği gerekçesiyle oğluna iş yerinde şiddet uyguladığını, Muhammed Salih’e olaydan sonra husumet beslediğini anlattı:
“[…] Oğluma ‘Git şu anahtarı getir’ demiş. Anahtar başkasında olduğundan oğlum biraz gecikince ‘Nerede kaldın?’ diyerek boğazını sıkıp yere yatırmış. Oğlum da buna tepki göstermiş. Nitekim cezaevinde sanıkla kalan bir kişi de bize ulaşarak ‘İçeride olayın kasıtlı olduğu, gündüz kavga ettikleri ve öfkesini bu şekilde çıkardığı konuşuluyordu’ bilgisini verdi.
“Kasıtlı bir şekilde yapıldığına adımız gibi eminiz. Oğlumu arabanın arkasına gönderen, kapıyı açmasını söyleyen kalfa. 30 saniye içinde de vurup öldüren yine kalfa. Yani arabayı adeta bir silah gibi kullanmış, çocuğa tuzak kurmuş”
“Kurtarma operasyonu yaptılar”
Kürt oldukları için oğlunun öğrenciyken de okulda ayrımcılığa uğradığını ve bu nedenle öğrenimine son verdiğini dile getiren baba, soruşturma ve yargılama aşamasında da ayrımcılıkla karşılaştıklarını, mahkemenin kamera kayıtlarını istemediğini, alkol ve uyuşturucu testinin yalnızca oğluna yapıldığını, ve adil bir soruşturma ve yargılama yapılmadığı inancında olduğunu söyledi.
HSK’ye şikâyetler göz önüne alınmadı
Savaş Gövdetaşan, Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) hitaben elden verdiği dilekçenin kabul edilmediğini ve Adalet Bakanlığı’na 7 dilekçe yazdığını belirtti. Gövdetaşan, dilekçelerinde işyeri sahibinin nüfuzlu yakınları tarafından korunduğunu, çocuğunun yaşamını olay yerinde yitirmesine rağmen yaralıymış gibi gösterildiğini ve delillerin karartıldığını öne sürdü.
“Sadece DEM Partili Gergerlioğlu dosyamızla ilgilendi”
AKP ve MHP çevrelerine ulaşmaya çalıştıklarını ancak yanıtsız kaldıklarını belirten Gövdetaşan, süreci şöyle ayrıntılandırdı:
“AK Parti Konya Milletvekili Selman Özboyacı’nın yakını olan bir arkadaşıma durumu anlattım, görüntüleri gösterdim. ‘Selman Bey’e iletin, 15 yaşındaki bir çocuğun kanına ellerini bulaştırmasınlar, adalet için tarafsız kalsınlar’ diyerek haber gönderdim ama hiçbir cevap alamadım. Hiçbir parti bize sahip çıkmadı. Sadece Kocaeli Milletvekili DEM Partili Ömer Faruk Gergerlioğlu, dosyamızla ilgilendi; Adalet Bakanlığı önünde video çekip sorularına yanıt verilmediğini belirterek tepki gösterdi. Bir tek Gergerlioğlu’ndan destek gördük.”
“MESEM’ler çocuklarımızın emeğini sömüren bir sistem”
Oğlunun “hayvansever, doğaya düşkün, harçlığını SMA hastası çocuklara bağışlayan, uysal, sakin ve merhametli bir evlat” olduğunu anlatan baba, “bizim tek isteğimiz gerçeğin ortaya çıkması.” dedi. Gövdetaşan, MESEM’i de işe yerleştirdiği çocukların korunmasına, işyeri güvenliği ve işçi sağlığına özen göstermediği gerekçesiyle eleştirdi: “MESEM bizi yalnız bıraktı. Bir taziyeden öteye geçmediler. MESEM’ler çocuklarımızın emeğini sömürmeye yönelik, düzenlenmiş boş bir sistem”

MESEM nedir?

MESEM: Sınıfsal eşitsizliğin eğitim yoluyla yeniden üretilmesi

12 HAZİRAN ÇOCUK İŞÇİLİĞİYLE MÜCADELE GÜNÜ
MESEM’li öğrenci: İş öğrenmek için gittiğimiz yerde köleleştiriliyoruz
“Adalet yerini bulmalı”
Baba Gövdetaşan oğlunun hayatına biçilen değerin 20 takside bölünmüş 76 bin TL olarak hükme bağlanmasına isyan etti:
“Karartılmaya çalışılan deliller ve göz göre göre kapatılmaya çalışılan bir dosya var. Sanığa uygun görülen 76 bin liralık para cezasını da 20 taksite böldüler. Bir çocuğun yaşamına biçilen bedelin böyle taksitlere bağlanması adaletten öte, vicdansızlıktır. Evladımızın canının bu kadar ucuzlatılmasına, bu ‘kurtarma operasyonuna’ boyun eğmeyeceğiz. Adalet yerini bulmalı.”
Avukat Seleş: “Kasıt iddiası araştırılmalıydı”
Ailenin avukatı Ömer Faruk Seleş, olayla ilgili kasıt iddialarının savcılık ifadelerinde ve duruşmalarda defalarca dile getirildiğini, hatta araştırılmasının talep edildiğini, ancak yargının bu konuda herhangi bir işlem yapmadığını kaydetti:
“İfadelerde bunların istenmiş olduğunu görüyoruz. Devamlı söylüyorlar, başvurular yapılmış. Bu konu mahkemede de avukat arkadaşlar tarafından dile getirilmiş. Bunları alıp inceleseler gerçekten böyle bir durum var mıydı, ortaya çıkabilirdi,” dedi.
Avukat Seleş, delillerin toplanmasının yalnızca ailenin talebine bağlı olmadığını vurguladı:
“Özellikle arka tarafı gören onlarca kamera bulunmasına ve bu kameraların normal süreçte sesli kayıt yapmasına rağmen, hem savcılık hem de mahkeme aşamasında bunların istenmediği yönünde ailenin itirazı vardı.”
Seleş, istinaf başvurusunda eksik inceleme itirazlarını gündeme getirdiklerini belirterek mahkemenin delilleri değerlendirip olayın aydınlatılmasını beklediklerini kaydetti.
"Delillere bundan sonra ulaşamayabiliriz; soru işareti hep akıllarda kalacak"
Mahkemenin verdiği cezayı da değerlendiren avukat Ömer Faruk Seleş, olayın taksirle gerçekleştiği kabul edilse bile bir çocuğun yaşamını yitirmiş olmasının ve hapis cezasının adli para cezasına çevrilerek taksitlendirilmesinin aile açısından ciddi bir sorun yarattığını ifade etti.
Seleş, “Adalet geç geldiğinde adalet olmuyor. Bu görüntülere ve delillere bundan sonra ulaşamayabiliriz. Bu da hep akıllarda soru işareti olarak kalacak. Ailenin talebi, olayın aydınlatılması ve buna göre bir ceza takdir edilmesi” diye konuştu.
(MMY/AEK)






