Geçtiğimiz hafta sonu İsviçre’nin Basel kentinde BastA! (Basels starke Alternative – Basel’in Güçlü Alternatifi) Tarafından düzenlenen Siyaset Evi etkinliğinde bir araya gelen toplumsal ve politik muhalefet güçleri Avrupa'da yükselen aşırı sağla mücadelede ortak politika imkânlarını harekete geçirmek konusunda görüş birliğine vardılar.
“Faşizm, Karşı Güç ve Gelecek” başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Avrupa’da aşırı sağın yükselişi, otoriter politikaların yaygınlaşması ve bunlara karşı geliştirilebilecek ortak mücadele stratejileri ele alındı.
Konuşmaların, atölyelerin ve grup tartışmalarının gerçekleştirildiği etkinlikte, sol hareketlerin yalnızca mevcut politikalara karşı çıkmakla yetinmemesi, toplumsal sorunlara somut çözümler üreten ve gündelik yaşamda karşılık bulan dayanışma ağları oluşturması gerektiği üzerinde duruldu.
Bolliger: Sol, somut dayanışma yapıları inşa etmeli
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan BastA! Başkanı Oliver Bolliger, artan kiralar, yükselen yaşam maliyetleri, ağır çalışma koşulları ve geleceğe ilişkin belirsizliklerin toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkilediğine dikkat çekerek, sol hareketlerin bu sorunlar karşısında yalnızca eleştiri üretmesinin yeterli olmadığını söyledi.
Bolliger temel yönelimini çöyle özetledi:
“Kiralardaki artış, yükselen yaşam maliyetleri, stresli çalışma koşulları ve geleceğe yönelik belirsizlik, insanların günlük yaşamlarını doğrudan etkiliyor. Sol, eleştiriyle sınırlı kalmamalı. İnsanların bu sorunlarla başa çıkmalarına yardımcı olacak somut dayanışma yapıları inşa etmelidir.”
Atölyelerde ortak mücadele yöntemleri tartışıldı
Etkinlik kapsamında düzenlenen beş atölyede feminist mücadele, iklim adaleti, demokratik konfederalizm, antifaşist sosyal politikalar, mahalle örgütlenmesi ve örgüt içi dayanışma konuları ele alındı.
Katılımcılar, farklı toplumsal mücadelelerin birbirleriyle nasıl ilişkilendirilebileceğini, ortak örgütlenme olanaklarını ve dayanışma ağlarının nasıl güçlendirilebileceğini tartıştı.
İsviçre merkezli ilerici kampanya ve dayanışma örgütü Campax’ın Genel Yöneticisi Itziar Marañón, aşırı sağa karşı mücadelenin yalnızca mevcut hak ve kazanımların korunmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.
Marañón, alternatiflerin ortaya konulmasını istedi:
“Mücadelemizi mevcut kazanımları savunmakla sınırlamamalı, şiddet içermeyen ve adil bir yaşam için olumlu alternatifleri görünür kılmalıyız."
Faşizme karşı feminist stratejilerin tartışıldığı atölyede, kadın düşmanı erkeklik anlayışlarının gençler üzerindeki etkileri ve sosyal medyada cinsiyetçilikle mücadele yöntemleri değerlendirildi.
Aşırı sağa karşı mücadelede kullanılan dilin de belirleyici olduğunu vurgulayan Marañón, siyasi söylemin toplumun geniş kesimlerinin anlayabileceği ve kendi yaşam deneyimleriyle ilişkilendirebileceği bir biçimde kurulması gerektiğini söyledi.
İklim adaleti mücadelesi ve ekofaşizme karşı direniş
İklim adaleti üzerine gerçekleştirilen atölyenin sonuçlarını paylaşan Kolektif İklim Adaleti temsilcileri Zoë ve Mirjam, iklim krizi ile aşırı sağın yükselişi arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
İklim adaleti mücadelesinin ırkçılığa, ayrımcılığa ve otoriter politikalara karşı mücadeleden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Zoë ve Mirjam, ekofaşizme karşı örgütlü ve aktif bir direnişin gerekli olduğunu vurguladı.
Atölyede, büyük teknoloji şirketlerinin çevresel ve toplumsal etkileri de tartışıldı. Bu şirketlerin yüksek enerji tüketiminin yanı sıra gözetim ve denetim mekanizmaları aracılığıyla otoriter eğilimleri güçlendirdiği ifade edildi.
Katılımcılar, ekolojik krize karşı mücadelenin yalnızca çevrenin korunmasıyla sınırlı tutulamayacağını, toplumsal eşitsizlikler ve otoriterleşmeyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Demokratik konfederalizm ve mahallelerde öz örgütlenme
Ronahî Kadın Konseyi adına değerlendirme oturumuna katılan Özen Aytaç, yerel örgütlenmenin, toplumsal katılımın ve mahallelerde kurulan dayanışma ilişkilerinin önemine dikkat çekti.
Suriye ve Rojava’daki demokratik konfederalizm deneyimlerinden örnekler veren Aytaç, özellikle kriz dönemlerinde insanların yaşadıkları mahallelerde örgütlenmesinin ve ortak karar alma mekanizmaları oluşturmasının önemini vurguladı.
Mahalle örgütlenmesinin yalnızca benzer siyasi görüşlere sahip kişileri bir araya getirmekle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Aytaç, gündelik yaşamda kurulan ilişkilerin uzun vadeli ve sürdürülebilir dayanışma ağlarına dönüşebileceğini ifade etti.
Aytaç yerel örgütlenmelerin çoğulcu kararterine dikkat çekti:
“Mahallelerde örgütlenmek sadece benzer görüşlere sahip insanları bir araya getirmekle ilgili değil. Anketler yapmak, ortak buluşma yerleri oluşturmak, birlikte kahve içmek veya birlikte yemek pişirmek gibi basit adımlar, kalıcı ilişkilerin başlangıcı olabilir”.
Demokratik konfederalizm deneyiminin yerel örgütlenmenin toplumsal dayanışma ve katılım açısından önemli bir zemin oluşturduğunu gösterdiğini belirten Aytaç, bu faaliyetlerin yalnızca sosyal etkinlikler olarak kalmaması gerektiğini vurguladı.
Antifaşist mücadelenin temelinde sosyal dayanışma var
BastA! Başkanı Oliver Bolliger’in yürüttüğü “Antifaşist Bir Mücadele Alanı Olarak Sosyal Politika” başlıklı atölyede, dayanışmanın gündelik yaşamda nasıl somutlaştırılabileceği ve uluslararası ölçekte nasıl güçlendirilebileceği tartışıldı.
Aşırı sağın, ekonomik eşitsizliklerden ve toplumsal güvencesizlikten kaynaklanan sorunlara basitleştirilmiş ve dışlayıcı çözümler sunduğu belirtildi.
Sağ partilerin kendi seçmenlerine refah vaat ederken bu refahtan yararlanabilecek toplumsal kesimleri daraltmaya çalıştığına dikkat çekildi.
Atölyede, gençlik kampları, yaz kampları, işgal evleri, mahalle kafeleri ve komşuluk ilişkileri gibi alanlarda geliştirilen dayanışma deneyimleri ele alındı.
Bolliger kapıda bekleyen tehlikeye dikkat çekti:
“Gelecekte dayanışmayı daha geniş kitlelere nasıl yaymak istiyoruz? Bunu başaramazsak, insanların aşırı sağa yönelme riski çok yüksek."
İklim krizinin dayanışmayı daha da acil bir ihtiyaç haline getirdiğini belirten Bolliger, parlamentoya sunulan siyasi önerilerin önemli olmakla birlikte sonuç alınmasının uzun zaman gerektirdiğini ifade etti.
Bu nedenle sol hareketlerin mahallelerde doğrudan harekete geçmesi gerektiğini vurgulayan Bolliger, sıcak hava dalgaları sırasında iklim krizine uyum önlemlerinin hayata geçirilmesine destek verilmesini örnek gösterdi.
Sol içindeki bölünmelerin aşılması, ortak stratejik hedefler geliştirilmesi ve mevcut kaynakların nasıl kullanılacağının yeniden değerlendirilmesi gerektiği de tartışıldı.
Örgüt içi dayanışma ve sürdürülebilir aktivizm
Örgüt içi dayanışma ve sürdürülebilir aktivizm üzerine düzenlenen atölyeyi yürüten topluluk çalışmaları uzmanı Mona-Lisa Kole, sol ve toplumsal hareketlerin kendi iç işleyişlerini de sorgulaması gerektiğini belirtti.
Siyasi örgütlerde sorumlulukların dağılımı, aktivistlerin üzerindeki iş yükü ve giderek artan tükenmişlik sorununun ele alındığı atölyede, uzun vadeli mücadelenin yalnızca dışa dönük faaliyetlerle sürdürülemeyeceği vurgulandı.
Kole, dayanışmanın örgütlerin kendi iç ilişkilerine ve çalışma yöntemlerine de yansıması gerektiğini ifade etti.
Her toplumsal gelişmeye anında tepki verme ve sürekli aktif olma baskısının aktivistler üzerinde yıpratıcı etkiler yarattığına dikkat çeken Kole, siyasi mücadelenin sürdürülebilir olması için sorumlulukların ve kaynakların daha adil dağıtılması gerektiğini söyledi.
Kole toplumsal mücadelelerin tamamına hakim olma güdüsüyle başa çıkmayı önerdi:
“Her şeyi yapmak zorunda olduğumuz ve sürekli acele etmemiz gerektiği düşüncesinden kurtulmalıyız. Yorulduğumuzda ve tükendiğimizde kaynaklarımızı yeniden dağıtmayı, yavaşlamayı ve mükemmeliyetçi beklentilerden vazgeçmeyi öğrenmeliyiz.”
Ortak siyasi değerlerin savunulmasının yalnızca aynı görüşü paylaşan kişilerle dayanışmak anlamına gelmediğini belirten Kole, kişisel yakınlık duyulmayan veya siyasi olarak aynı fikirde olunmayan insanların da temel haklarının ve ifade özgürlüklerinin savunulması gerektiğini vurguladı.
Stier: "Faşizme karşı mücadele parlamentoyla sınırlı kalamaz"
Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan BastA! Genel Sekreteri Franziska Stier, gün boyunca gerçekleştirilen tartışmaları değerlendirerek aşırı sağın yükselişine karşı birleşik ve örgütlü bir toplumsal mücadelenin gerekliliğine dikkat çekti.
Faşizme karşı mücadelenin yalnızca parlamenter siyaset üzerinden yürütülemeyeceğini belirten Stier, toplumsal hareketlerin kendi örgütlenme kapasitelerini güçlendirmesi, farklı mücadele alanları arasında dayanışma ilişkileri kurması ve gündelik yaşamın somut sorunlarına yönelik ortak talepler geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Stier, 2027 yılında gerçekleştirilecek Feminist Grev kapsamında gündeme gelen çalışma saatlerinin azaltılması talebinin de bu açıdan önemli olduğunu dile getirdi.
Çalışma saatlerinin kısaltılmasının yalnızca işçi hakları veya bakım emeğinin daha adil paylaşılması açısından değil, insanların toplumsal ve siyasi yaşama katılabilmesi bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Stier konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı:
“Faşizme karşı mücadelede parlamentodan çözüm beklemek yeterli değildir. Asıl soru, aşağıdan yukarıya doğru nasıl örgütlenmek istediğimizdir. Gelecek yılki Feminist Grev kapsamında çalışma saatlerinin azaltılması talebi, insanların hem dayanışma hem de siyasi örgütlenme için zaman bulabilmeleri açısından çok önemli bir mücadele alanıdır.”
BastA! hakkında
İsviçre’nin Basel-Stadt kantonunda faaliyet yürüten BastA! (Basels starke Alternative – Basel’in Güçlü Alternatifi), sosyal, ekolojik ve feminist hareketlerle yakın ilişkiler içinde olan radikal sol bir parti. Konut hakkı, güçlü kamu hizmetleri, göçmen ve mülteci hakları, iklim adaleti ve ayrımcılıkla mücadeleyi temel siyasi öncelikleri arasında görüyor.
Uzun yıllar Yeşiller ve Genç Yeşiller ile seçim işbirliği yapan BastA!, 2024 kanton parlamentosu seçimlerinde yüzde 6,7 oy alarak 100 sandalyeden 6’sını kazandı. Partinin kanton hükümeti adayı Oliver Bolliger ise 14 bin 566 oy almasına rağmen seçilemedi. BastA!’nın federal düzeydeki tanınmış isimlerinden Türkiyeli siyasetçi Sibel Arslan, 2015’ten itibaren Basel’i Ulusal Konsey’de temsil etti. Arslan, Ocak 2026’da partiden ayrılarak Yeşiller’e geçti.
(MMY/AEK)







