İstanbul, 13 Ekim’den bu yana Vali Davut Gül’ün “84 yılın en büyük yağışı” olarak nitelediği sağanağın etkisi altında.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) de yağışın “1985’ten bu yana kaydedilen en yüksek değerlerden birine ulaştığını” açıkladı. İBB’nin verilerine göre Beykoz’da metrekareye 242, Eyüpsultan’da 190,5, Sarıyer’de ise 187,9 kilogram yağış düştü.
Özellikle Boğaz çevresi ile Avrupa Yakası’nın kuzey ve orta kesimlerinde yağış miktarı metrekarede 100 ila 230 kilogram arasında değişti. Kentin birçok noktasında ise bu miktar 100 kilogramı aştı.

İstanbul’da sel baskınları: 2 kişi hayatını kaybetti, 595 kişi mahsur kaldı, 8 bin 515 ihbar alındı
Arnavutköy, Başakşehir, Beykoz, Esenyurt, Kağıthane ve Şile’de dereler taştı. Sarıyer, Eyüpsultan ve Sultangazi’nin de aralarında bulunduğu birçok ilçede evleri, iş yerlerini ve yolları su bastı. Sürücüler araçlarında mahsur kaldı, taşkın nedeniyle bazı güzergâhlarda ulaşım durdu.
Yetkililer, yurttaşları dere yataklarından ve su baskını riski taşıyan alanlardan uzak durmaları konusunda uyardı.
Peki, İstanbul’da bu alanlardan uzak durmak ne kadar mümkün?
168 ana derenin yüzde 64’ünde fiziksel değişim
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İSKİ) 2023’te açıkladığı master plana göre kentte toplam 5 bin 247 kilometre uzunluğunda 2 bin 772 dere bulunuyor.
Peyzaj mimarı Dr. Hülya Dinç, 2015 tarihli “İstanbul Derelerinin Fiziki Değişimi ve Arazi Kullanım İlişkisi” başlıklı doktora tezinde, içme suyu havzaları dışında kalan 168 ana dereyi ve kollarını inceledi.
Yaklaşık 3 bin 344 kilometrelik dere ağını kapsayan araştırmaya göre, toplam dere uzunluğunun yüzde 21’i (703 kilometre) kentsel, yüzde 79’u (2 bin 641 kilometre) kırsal alanlardan geçiyordu.
168 ana derenin yüzde 64’ünde fiziksel değişim saptayan Dinç’e göre, yalnızca 60 ana dere, kaynağından döküldüğü yere kadar doğal yapısını koruyordu.

Haliç çevresinde yapılaşma ve kullanım çeşitliliği
Dinç, Kağıthane–Cendere–Kemerdere hattında 14, Alibeyköy–Küçükköy hattında ise 20 farklı arazi kullanımı ve kullanım bileşimi belirledi.
Araştırmaya göre Haliç’e yaklaştıkça yerleşimler yoğunlaşıyor; konut, sanayi, yol ve diğer kullanımlar çeşitleniyor. Dinç, Alibeyköy–Küçükköy’ü araştırma döneminde yağışlarda taşan ve yerleşim içinde doğal yapısını kaybeden dereler arasında gösteriyor.
Dinç, İBB’nin 2008 tarihli raporunda taşkın riski taşıyan 28 dere havzasını da inceledi. Bu havzaların tamamında fiziksel değişim, suyu toplayan kollarda kayıp ve toprakla bitki örtüsünün yerini alan yerleşimler saptadı. Kağıthane, Alibeyköy ve Ayamama da bu listede yer alıyordu.
Yapıların konumu, yoğunluğu ve yüksekliği ile bitki örtüsündeki azalmayı derelerin fiziksel değişimiyle ilişkilendiren Dinç, önemli bir tespit yapıyor:
Dere ve dere kıyılarının fiziksel değişimi; kıyı ekosistemini, habitat yaşamlarını vd. sağlıklı çevre değerlerini de kaybederek mikro ölçekten makro ölçeğe kent ve kentli için yaşam kalitesini etkilemektedir. (s. 173)

Dere kıyılarındaki koruma mesafesi yıllar içinde daraldı
Dinç’in çalışması, dere yataklarına ilişkin imar ve koruma kurallarının yıllar içinde nasıl değiştiğini de ortaya koyuyor.
Bedrettin Dalan’ın İBB başkanlığı döneminde (1984-1989) İSKİ, 1988’de İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği’ndeki dere koruma bandını kaldırdı. Bu değişiklikle dere kıyıları imara açıldı.
Nurettin Sözen’in İBB başkanlığı döneminde (1989-1994) ise İSKİ, 1990’da koruma bandını yeniden düzenledi. Derelerin her iki yanında 100 metrelik yapı yaklaşma sınırı belirledi. Kurum, 1994’te de 100 metrelik mutlak koruma bandını sürdürdü.
Ancak Kadir Topbaş’ın İBB başkanlığı döneminde (2004-2017), 2013’teki yönetmelik değişikliğiyle İSKİ’nin yetki alanındaki ilgili dere kesimlerinde 100 metrelik yapı yaklaşma sınırının yerini, her iki yanda temizlik, bakım ve onarım için en az 10 metrelik işletme bandı aldı.
Dinç, 2015 tarihli tezinde, koruma mesafelerinin daralmasının dere çevresindeki yapılaşma yoğunluğunu artırabilecek bir sürecin önünü açtığına dikkat çekiyor. Dinç’e göre her derenin doğal özelliklerini gözetmeden belirlenen standart koruma mesafeleri, kıyı ekosistemlerini korumaya yetmiyor.

Dereleri doğal yataklarına döndürmek
Dinç, yapılaşmayla daralan dere yataklarının doğal yapısına kavuşturulmasını, kuru dere kollarının ve taşkın sularının yayılacağı alanların korunmasını, ayrıca havzaların bütüncül yönetimi için bir ‘drenaj ofisi’ kurulmasını öneriyor.
Havzaların hidrolojik özelliklerini takip edecek üst ölçekte (ÜDHB) yağmursuyu yönetimi drenaj ofisi kurulmalı; bu birim ilişkili belediye vd. kurumlar arasında işbirliğini desteklemeli; kentsel planlama kararları; hazırlanacak master planlama kararlarını uygulamalıdır. (s. 242)
(VC)



