Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 81 ilin valiliğine gönderdiği yazıda Ramazan boyunca Türkiye genelindeki okullarda ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ temalı etkinlikler düzeneceğini bildirmişti.

MEB'den Ramazan kılavuzu: 4-9 yaş grubundaki çocuklar camiye götürülecek
"Baskı ve zorlamadan kaçınılmalı"
MEB’in konuya ilişkin hazırladığı klavuzlara göre söz konusu ‘eğitsel ve sosyal’ etkinliklerde, ‘adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi millî ve manevi değerlerin öğrencilere kazandırılması’ hedefleniyor.
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi, bakanlığın genelgesini anarak Anayasa’nın ilgili maddesinde ‘kimsenin ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya zorlanamayacağının’ belirtildiğine dikkat çekti.
Açıklamada ‘eğitim ortamlarında çocuklar üzerinde doğrudan ya da dolaylı baskı, zorlama oluşturabilecek uygulamalardan kaçınılması’ çağrısı yapıldı.

"Öğrenci ve öğretmenler 'gönüllülük' adı altında fişlenecek"
"Hukuki süreçlerin takipçisi olacağız"
Baro’nun açıklaması şöyle:
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ temasıyla okullarda gerçekleştirileceği bildirilen etkinliklere ilişkin düzenlemeler, çocukların eğitim hakkı ile düşünce, vicdan ve din özgürlüğü kapsamında tarafımızca izlenmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesi, devletin tüm inançlar karşısında tarafsız olmasını ve eğitim politikalarının bilimsel esaslara dayanmasını zorunlu kılmaktadır. Anayasa’nın 10. maddesi eşitlik ilkesini güvence altına almakta; 24. maddesi ise kimsenin ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya zorlanamayacağını açıkça düzenlemektedir. 42. madde uyarınca eğitim ve öğretim faaliyetleri çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yürütülmek zorundadır.
Eğitim ortamları, çocukların inançları ya da inançsızlıkları nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı, baskı altında bırakılmadığı, çoğulcu ve özgürlükçü alanlar olmalıdır. Çocuğun üstün yararı ilkesi gereği, eğitim politikalarının tüm çocuklar bakımından eşit ve kapsayıcı şekilde uygulanması esastır.
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme de çocuğun eğitim hakkını ve düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü açıkça güvence altına almaktadır. Devletin, eğitim sistemini bu ulusal ve uluslararası yükümlülüklere uygun biçimde düzenleme sorumluluğu bulunmaktadır.
Nitekim, aynı Sözleşme’nin 14. maddesi de çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Bu çerçevede, eğitim ortamlarında çocuklar üzerinde doğrudan ya da dolaylı baskı, zorlama oluşturabilecek uygulamalardan kaçınılmalıdır. AİHM zorunlu din derslerinin dahi hak ihlali yarattığına karar vermişken, genelge hem Anayasa’ya hem de Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırıdır.
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak, çocukların eğitim hakkını ilgilendiren tüm uygulamaları anayasal ve uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirmeye devam edeceğimizi; çocukların üstün yararının korunması, eğitim hakkının bilimsel, laik, eşitlikçi ve özgürlükçü esaslara uygun şekilde sağlanması için gerekli hukuki süreçlerin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.
(NÖ)

