İsrail’de seçmen üç yılı aşkın savaşın, 7 Ekim'in ve ülkenin tarihindeki en derin siyasi kutuplaşmalardan birinin ardından sandık başında.
7,3 milyondan fazla kişinin oy kullanma hakkına sahip olduğu seçimde oy verme işlemi yerel saatle 07.00’de başladı ve 22.00’ye kadar sürecek.
Seçimde 120 sandalyeli meclis Knesset’in yeni üyeleri belirlenecek. Bu açıdan seçin aynı zamanda yaklaşık 19 yıldır farklı dönemlerde başbakanlık koltuğunda oturan Benjamin Netanyahu’nun siyasi geleceği konusunda bir referandum niteliği taşıyor.
İsrail’in tamamı tek bir ulusal seçim bölgesi. Seçmen doğrudan başbakanı değil, parti listesini seçiyor. Yüzde 3,25 seçim barajını aşan listeler Knesset’te sandalye kazanıyor. Hükümet kurabilmek için en az 61 milletvekilinin desteği gerekiyor.
Yarış Netanyahu-Eisenkot arasında ama…
Oy pusulasında 35 liste bulunuyor. Ancak bunların tamamı siyasi olarak “ciddi aday” olarak lanse edilmiyor. Anketlere göre yaklaşık 12 listenin yüzde 3,25’lik seçim barajını aşarak Knesset’e girmesi bekleniyor.
Esas yarış ise Benjamin Netanyahu’nun Likud’u ile eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un Yashar’ı arasında. Ancak Arap partiler seçim sonrasında kurulacak koalisyonun rengini belirleyecek.
Son anketlerin ortalamaları Netanyahu’yu destekleyen mevcut iktidar partileri ile Netanyahu karşıtı Siyonist muhalefeti neredeyse başa baş gösteriyor.
Middle East Forum’un anketleri bir araya getiren ortalamasında Netanyahu bloku 53, dört büyük muhalefet partisi 53, Arap partileri ise toplam 14 sandalye civarında görünüyor.
Bu ortalamada Gadi Eisenkot’un yeni merkez partisi Yashar 22, Naftali Bennett ile Yair Lapid’in Together/Beyahad ittifakı 13, Demokratlar 10 ve Avigdor Lieberman’ın Yisrael Beiteinu’su 8 sandalye alıyor.
Netanyahu tarafında ise Likud 22, Itamar Ben-Gvir’in Otzma Yehudit’i 8, Şas 8, Birleşik Tevrat Yahudiliği 8 ve Bezalel Smotrich’in Dini Siyonizm–Zehut listesi 7 sandalye civarında seyrediyor. Arap partilerinde Hadash, Ta’al ve Balad’ın oluşturduğu Ortak Liste yaklaşık 8-9; Mansur Abbas’ın Ra’am’ı ise 5-6 sandalye bandında.
Aktörler kimler?
Likud – Benjamin Netanyahu: Likud, İsrail sağının ana partisi. Netanyahu liderliğinde güvenlik, İran tehdidi ve Hamas ile mücadeleyi kampanyanın merkezine koyuyor.
Netanyahu Hamas’a, Hizbullah’a ve İran’a yönelik askeri operasyonları kendi liderliğinin kanıtı olarak sunuyor. İran tehdidini ve İsrail’in “yarım kalan savaş hedeflerini tamamlaması” gerektiğini kampanyasının merkezine yerleştiriyor. Seçimden hemen önce yaptığı güvenlik brifinginde İran rejimini devirmeyi hedeflediğini dahi söyledi ve seçimi İsrail’in güvenlik doktrininin geleceğini belirleyecek “varoluşsal” bir tercih olarak sundu.
Muhalefet ise Netanyahu’yu 7 Ekim’in öncesindeki güvenlik ve istihbarat başarısızlığının siyasi sorumlusu olmakla suçluyor.
Yashar – Gadi Eisenkot: Eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot’un partisi, merkez ve merkez sağ seçmene hitap ediyor. Kampanyasını 7 Ekim için siyasi hesap verilmesi, devlet kurumlarının yeniden güçlendirilmesi ve ultra-Ortodoksların askerlik muafiyetlerinin sınırlandırılması üzerine kurdu. Özellikle Likud’dan kopabilecek güvenlikçi seçmeni hedefliyor.
Ayrıca Gadi Eisenkot’un oğlu Gal Meir Eisenkot, 7 Aralık 2023’te Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliye’de çatışma sırasında öldü.
B’Yachad – Naftali Bennett ve Yair Lapid: Eski başbakan Bennett ile eski başbakan ve merkez siyasetinin önemli isimlerinden Lapid’in ittifakı, Netanyahu karşıtı cephenin ikinci büyük ayağını oluşturuyor. Bennett daha güvenlikçi ve sağa yakın, Lapid ise daha seküler ve liberal bir tabana hitap ederken iki isim Netanyahu sonrası daha kurumsal ve merkezci bir yönetim modeli vaat ediyor.
Demokratlar – Yair Golan: Merkez sol ve sol seçmenin başlıca adreslerinden biri. Parti, demokratik kurumların korunması, yargı bağımsızlığı, Netanyahu hükümetinin aşırı sağ ortaklarının etkisinin azaltılması ve Batı Şeria’daki yerleşim politikalarının sınırlandırılması gibi başlıklarda diğer muhalefet partilerinden daha net bir çizgi izliyor.
Yisrael Beiteinu – Avigdor Lieberman: Seküler, milliyetçi ve sert güvenlikçi bir parti. Lieberman hem Netanyahu’ya hem Haredi partilerin siyasi etkisine karşı çıkıyor. Ancak Arap partilerinin desteğine dayanan bir hükümete de mesafeli olduğu için seçim sonrası koalisyon hesaplarının en zor aktörlerinden biri.
Otzma Yehudit – Itamar Ben-Gvir: İsrail siyasetinin en sağındaki partilerden biri. Ben-Gvir, Gazze’de daha sert askeri yöntemleri, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesini ve Filistinlilere yönelik güvenlik politikalarının daha da sertleştirilmesini savunuyor. Netanyahu’nun yeniden hükümet kurması halinde koalisyonun en ideolojik ortaklarından biri olması bekleniyor.
Şas – Aryeh Deri: Mizrahi kökenli ultra-Ortodoks seçmenin başlıca siyasi temsilcisi. Şas, sosyal yardımlar, dini eğitim kurumlarının finansmanı ve Haredilerin askerlik muafiyetlerinin korunması gibi konulara ağırlık veriyor ve uzun süredir Netanyahu’nun en güvenilir koalisyon ortaklarından biri olarak görülüyor.
Birleşik Tevrat Yahudiliği (UTJ): Ağırlıklı olarak Aşkenaz Haredi toplumunu temsil ediyor. Partinin temel öncelikleri yeşiva öğrencilerinin askerlikten muaf tutulması, dini eğitim sisteminin korunması ve devletin dini niteliğinin güçlendirilmesi. Koalisyon pazarlıklarında ideolojik konulardan çok din-devlet ilişkilerindeki kazanımlar üzerinden hareket ediyor.
Dini Siyonizm çizgisi – Bezalel Smotrich: Dini milliyetçi sağın önemli temsilcilerinden. Smotrich, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesini, Filistin devletinin kurulmasının engellenmesini ve İsrail egemenliğinin işgal altındaki topraklarda daha da güçlendirilmesini savunuyor. Ekonomi ve güvenlik politikalarında da daha sert sağcı bir çizgi izliyor.
Ortak Liste – Hadash, Ta’al ve Balad: Arap siyasetinin daha ulusal ve Filistin meselesine odaklanan kanadını temsil ediyor. İttifak, İsrail vatandaşı Arapların eşit yurttaşlık taleplerini, organize suçla mücadeleyi ve Filistinlilere yönelik politikaların değiştirilmesini savunuyor. Seçim sonrasında bir Yahudi merkez hükümetine doğrudan katılmaktan çok dışarıdan destek verme seçeneği gündeme gelebilir.
Ra’am – Mansur Abbas: Arap siyasetinin daha pragmatik kanadını temsil ediyor. Abbas, Arap toplumunun altyapı, konut, bütçe ve suç sorunlarında somut kazanımlar elde etmek için hükümetlerle işbirliği yapılabileceğini savunuyor. Ra’am’ın daha önce Bennett-Lapid hükümetine destek vermiş olması, partiyi seçim sonrası 61 sandalye hesabında özellikle önemli hale getiriyor.
İsrail’in diğer seçimi: Sekülerler ve dindarlar
İsrail’deki mücadele Netanyahu-Eisenkot rekabetiyle sınırlı değil. İsrail Yahudi toplumunda seküler Hilonim, geleneksel Masortim, dini Datiim ve ultra-Ortodoks Haredim arasında hem yaşam tarzı hem devletin niteliği konusunda derin ayrışmalar var.
İsrail Demokrasi Enstitüsü verileri, dindarlık yükseldikçe mevcut sağ koalisyona oy verme eğiliminin arttığını, sekülerleşme arttıkça seçmenin Netanyahu karşıtı partilere yöneldiğini gösreriyor.
2022 seçimlerinde Likud seçmenlerinin yüzde 57’si kendisini geleneksel olarak tanımlarken, Netanyahu karşıtı blok seçmenlerinin yüzde 73,5’i sekülerdi.
Bu seçimde ayrımı keskinleştiren konu ise askerlik. Haredi toplumunun uzun yıllardır yararlandığı askerlik muafiyeti, üç yıllık savaş ve yüz binlerce yedek askerin tekrar tekrar göreve çağrılması sonrasında seküler ve geleneksel seçmen açısından giderek daha zor kabul edilen bir ayrıcalığa dönüştü.
Üç yıllık savaş döneminde yüz binlerce yedek askerin tekrar tekrar göreve çağrılması, Haredi yeşiva öğrencilerinin geniş çaplı askerlik muafiyetini seküler ve geleneksel seçmen açısından çok daha yakıcı bir siyasi mesele haline getirdi.
Haredi partiler ise bunu yalnızca askerlik meselesi olarak değil, dini yaşam biçimlerinin ve yeşiva eğitim sisteminin korunması olarak görüyor.
2025 itibarıyla Harediler İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 14,3’ünü oluşturuyor. Üstelik nüfus son derece genç: Haredilerin yüzde 57’si 20 yaşın altında.
Aşkenaz-Mizrahi hattı
Bir diğer tarihsel ayrışma Aşkenaz ve Mizrahi Yahudiler arasında.
Avrupa kökenli Aşkenazlarla Ortadoğu ve Kuzey Afrika kökenli Mizrahiler arasındaki ekonomik ve kültürel farklar geçmişe göre azalmış olsa da bunun siyasi izdüşümleri tamamen ortadan kalkmış değil.
Likud ve özellikle Şas yıllardır Mizrahi ve geleneksel seçmenler arasında güçlü. Merkez ve merkez-sol partiler ise seküler, daha yüksek eğitimli ve Aşkenaz seçmenler arasında görece daha güçlü.
Bu arada Eisenkot da Fas kökenli Mizrahi bir aileden geliyor.
Araplar belirleyici olacak
Seçimin kırılımı İsrail vatandaşı Filistinli Arap seçmende görülüyor.
İsrail’de Araplar nüfusun yaklaşık yüzde 21’ini oluşturuyor. Son tahminler Arap seçmen katılımının yüzde 63 civarına çıkabileceğini gösteriyor. Bu oran 2022’de yüzde 53,2 düzeyindeydi.
Ancak İsrail'deki Arap siyaseti tek blok değil. Hadash, Ta’al ve Balad bu seçimde yeniden Ortak Liste çatısı altında birleşti. Mansur Abbas’ın partisi Ra’am ise ayrı yarışıyor.
Aralarındaki temel tartışma Arap siyasetinin İsrail hükümetleriyle ne ölçüde işbirliği yapması gerektiği.
Abbas pragmatik çizgiyi temsil ediyor. 2021’de Bennett-Lapid hükümetinin koalisyon ortağı olmuştu ve bugün de Arap toplumuna somut kazanımlar sağlamak için hükümete katılma fikrine açık. Arap toplumunda altyapı, konut ve özellikle organize suç gibi somut sorunlarda sonuç almak için hükümetle çalışılabileceğini savunuyor.
Ortak Liste ise hükümete doğrudan katılmaya daha mesafeli olmakla birlikte Netanyahu karşıtı bir hükümete dışarıdan destek verebileceklerinin sinyalini verdi. Ancak bunu Filistin meselesinde siyasi koşullara bağlayan açıklamalar da yaptı.
İsrail Demokrasi Enstitüsü’nün eylül araştırmasına göre Yahudi seçmenlerin yüzde 68’i için 7 Ekim oy tercihinde merkezi öneme sahipken bu oran Araplarda yüzde 32. Arap seçmen açısından en önemli mesele ise kendi toplumlarında giderek ağırlaşan suç ve şiddet sorunu.
Bir de Netanyahu karşıtı Yahudi partilerin büyük bölümü Arap partileriyle koalisyon kurmayacağına ilişkin açıklamalar yaptı. Eisenkot da seçim kampanyasında bu çizgiyi korudu.
Seçim sonrası olası senaryolar: Gazze, Lübnan ve İran
“Netanyahu giderse İsrail'in bölge politikası değişir mi?”
Seçimin İsrail dışından bakıldığında en kritik sorusu bu. Beklenti seçimden galip çıkan Netanyahu dışındaki bir aktörün temel güvenlik-savaş doktrinini aynı bırakacağı yönünde.
Seçimin iki favorisi, Netanyahu ile Eisenkot arasında iç politika, yargının konumu, ultra-Ortodoks askerliği, yerleşimci şiddeti ve uluslararası diplomasi konusunda ciddi farklar var. Ancak Gazze, Hizbullah, İran ve Filistin devleti söz konusu olduğunda aralarındaki mesafe dışarıdan düşünüldüğünden çok daha dar.
Eisenkot Netanyahu'nun Gazze savaşını yönetme biçimini ve askeri kazanımları siyasi bir plana dönüştürememesini eleştiriyor. Ama Hamas konusunda yumuşak bir politika önermiyor.
Yashar'ın planına göre Hamas'ın askeri yapısı ve yönetimi ortadan kaldırılmalı, İsrail güvenlik koridorunu korumalı ve Gazze'nin yeniden inşası silahsızlanmayla aşamalı biçimde ilerlemeli. Eisenkot Hamas'ın askeri kanadını ve yönetimini 18 ay içinde tasfiye etmeyi hedeflediğini söylüyor. Aynı zamanda yakın gelecekte bağımsız bir Filistin devletini de desteklemiyor.
Lübnan konusunda da benzer bir tablo var. Eisenkot Hizbullah'ın sınırdan uzaklaştırılmasını gerektiğini savunuyor ve İsrail'in güvenlik bölgesi mantığını reddetmiyor.
Netanyahu yönetimi daha tek taraflı ve askeri baskıyı öne çıkaran bir çizgi izlerken Eisenkot, ABD'nin yanı sıra Fransa'yı da Lübnan düzenlemelerine yeniden dahil etmeyi ve diplomatik denetim mekanizmalarını güçlendirmeyi savunuyor.
İran, İsrail siyasetinin belki de en geniş mutabakat alanı. Netanyahu da Eisenkot da İran’ın nükleer kapasitesini ve füze programını İsrail'in temel stratejik tehdidi olarak görüyor ve askeri güç kullanılmasını savunuyor. Fakat Netanyahu söylemini İran rejiminin devrilmesine kadar genişletmiş durumda. Eisenkot ise rejim değişikliğini gerçekçi bir İsrail stratejisi olarak görmüyor, daha sınırlı ve ölçülebilir hedefler, nükleer kapasitenin denetlenmesi, ABD baskısı ve gerektiğinde gizli ya da askeri operasyonları savunuyor.
En büyük değişiklik Batı Şeria'da görülebilir
Netanyahu sonrası hükümetle mevcut koalisyon arasındaki daha görünür ayrışmalardan biri Batı Şeria konusunda olabilir.
Netanyahu'nun mevcut ortakları Smotrich ve Ben-Gvir yerleşimlerin genişlemesini ve İsrail egemenliğinin Batı Şeria'nın daha geniş bölümlerine uygulanmasını savunuyor.
Eisenkot ise Filistin devletine karşı olmasına rağmen yerleşimci şiddetine karşı daha sert bir devlet müdahalesi ve İsrail güvenlik bürokrasisinin Batı Şeria'daki yetkisinin yeniden güçlendirilmesini söylüyor.
Avrupa Parlamentosu da Netanyahu'nun yeniden seçilmesi halinde yerleşimlerin genişlemesi ve fiili ilhak sürecinin hızlanmasının daha muhtemel olduğunu, Eisenkot yönetiminin ise Washington'la ilişkileri onarmaya çalışacağını değerlendiriyor.
İsrail’de seçim dar bir siyasi alana sıkışsa da son sözü sandıktan çok koalisyon masası söyleyecek.
İzleme önerisi:
(HA)

