İran’da ekonomik kriz ve hızla düşen yaşam standartlarına karşı 28 Aralık Pazar günü Tahran Kapalı Çarşı’da başlayan ve “Aralık Protestoları” olarak adlandırılan eylemler, kısa sürede tüm eyaletlere yayılarak son yılların en kapsamlı protesto dalgasına dönüştü.
Protestolar bugün itibarıyla 16. gününe girerken, yaklaşık dört gündür süren internet kesintisi, İranlılar’ın dış dünyayla iletişimlerini ve bağımsız haber akışını neredeyse tamamen durdurmuş durumda.
İnternet erişimini izleyen kuruluş NetBlocks, İran’ın dış dünyayla bağlantısının olağan seviyenin yalnızca yüzde 1’inde kaldığını açıkladı.

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’nın (HRANA) doğrulanmış verilerine göre protestolar, ülke genelinde 31 kentin tamamında ve 585 farklı noktada sürüyor.
HRANA’nın dün (11 Ocak) yayımladığı rapora göre, protestoların 15. gününde 544 kişi yaşamını yitirdi.
Ölenler arasında 483 protestocu, protestocular arasında yer almayan 5 sivil, 47 güvenlik görevlisi, bir savcı ve 8 çocuk bulunuyor. Aynı raporda, 10 bin 681 kişinin gözaltına alındığı ve 96 zorla itiraf vakasının tespit edildiği belirtildi.
HRANA’nın raporunda, Kahrizak Adli Tıp Merkezi’nden gelen görüntülerde ailelerin ölen yakınlarını teşhis etmeye çalıştığı videolar da yer aldı. Devlet medyası ölümleri “protestocuların işi” olarak sunarken, daha önce ortaya çıkan görüntüler ölümlerin rejim güçlerinin saldırıları nedeniyle kitlesel boyutlara ulaştığına işaret ediyor.

“İran’daki protestolara gençler, özellikle ergenler, güçlü biçimde katılıyor”
Yaygın sansür nedeniyle ulaşılan sınırlı sayıdaki rapor ve videolar, Tahran ve Bandar Abbas’ta protestoların sürdüğünü, bazı bölgelerde silah seslerinin duyulduğunu doğruluyor. Görsel kanıtların artması, ölümlerin teyidini hızlandırırken hükümetin resmî söylemi güvenlikçi önlemler ve bilgi denetimi ekseninde sertleşiyor.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve üst düzey yetkililer protestocuları “terörist” olarak nitelendirirken, hükümet protestolarda güvenlik güçlerinin rolüne değinmeden üç günlük resmî yas ilan etti.
Uluslararası alanda ise Birleşmiş Milletler (BM), Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ve çok sayıda hükümet, internet erişiminin derhal yeniden sağlanması ve şiddetin durdurulması çağrısı yaptı.
“Dövizdeki yükseliş şeytanın işi”
İran’ın ruhanî lideri Ayetullah Ali Hamaney, protestoların ardından 3 Ocak’ta yaptığı ilk açıklamada ekonomik taleplerin meşru olduğunu kabul ederken, “ülkeyi güvensizliğe sürükleyen gruplara” karşı daha sert önlemler alınması gerektiğini söyledi.
Dövizdeki yükselişi “şeytanın işi” olarak tanımlayan Hamaney, “Protesto edenle konuşuruz; ancak kaos çıkaranla konuşmanın anlamı yok. Kaosçulara hadleri bildirilmelidir,” dedi.

İran: Protestoları "yabancı söylemler"e bağlayan asker ve yargıçlar halkı "el kesmek"le tehdit ediyor
Pezeşkiyan ise protestoların başlamasından iki gün sonra yaptığı konuşmada, protestocuların temsilcileriyle diyalog kurulması talimatı verdiğini belirterek, “İnsanlar memnun değilse bu bizim sorumluluğumuzdur. Suçu ABD’ye ya da başkalarına atmayın,” dese de, onun da söylemleri zamanla sertleşti.

Pehlevi yeniden sahnede
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de bugün İran devlet televizyonunda Tahran’daki yabancı büyükelçiler ve misyon şeflerine hitaben yaptığı konuşmada, “dış güçlerin” protestolara müdahale ettiğini iddia etti.
Erakçi, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İran’daki son günlerde meydana gelen terör eylemlerinde ABD ve İsrail’in müdahalesine dair çok sayıda belge ve kanıta sahibiz. Batılı ülkeler, teröristleri kınamak yerine polis güçlerimizi kınıyor. Bunlar, Gazze’de 70 binden fazla kişinin katledilmesini ve ABD ile İsrail tarafından binin üzerinde İran vatandaşının öldürülmesini kınamayan ülkelerdir. Ancak bugün İran’daki teröristleri desteklemektedirler. İran savaşa hazırdır ve önleyici bir savaş gündemimizde yok. Müzakereye de hazırız. Ancak adil, eşit haklara dayalı ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir müzakere olmalıdır.”
İran’ın son Şahı, devrik Muhammed Rıza Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi ise ABD’de sürgünde olmasına rağmen protestolar nedeniyle öne çıkan figürlerden biri oldu.
Pehlevi, 11 Ocak’ta FOX News’e verdiği demeçte ABD Başkanı Donald Trump’a seslenerek, “Hem biz hem de siz İran’ı yeniden büyük yapabiliriz. İlk fırsatta İran’a dönmeye hazırım,” dedi.
Reuters’a konuşan bazı İranlılar ise monarşik bir yeniden yapılanmaya mesafeli. 27 yaşındaki Azadeh, “Pehleviler vardı ve başarısız oldular. Artık demokratik bir ülkenin zamanı,” sözleriyle bu yaklaşımı özetliyor.
Ancak İranlılar’ın farklı sosyal ve siyasi konulara yönelik tutumlarını inceleyen Hollanda merkezli GAMAAN (İran’daki Tutumları Analiz Etme ve Ölçme Grubu) Pehlevi’nin muhalefet içindeki ağırlığının küçümsenmeyecek ölçüde olduğunu ortaya koyuyor.

ABD’nin “müdahale” senaryoları
Trump ise İran’ın dün ABD ile temasa geçtiğini belirterek, görüşme ihtimalinden söz etti; ancak “ülkedeki gösteriler nedeniyle” öncesinde adım atılması gerekebileceğini söyledi.
Amerikan basınına göre Trump’a yarın (13 Ocak) İran’a yönelik olası senaryolar hakkında brifing verilmesi bekleniyor.
Wall Street Journal’a göre masada üç ana seçenek bulunuyor: İran’ın altyapısına yönelik siber saldırılar, Starlink alıcılarının ülke içine sokulması ve askerî hedeflere yönelik sınırlı hava saldırıları.
Yetkililer, şimdilik ağırlığın “kinetik olmayan” (fiilen çatışma yaratmayan, silahsız veya dolaylı yollarla yapılan müdahale) seçeneklerde olduğunu vurguluyor.

Trump’tan İran’a müdahale ‘uyarısı’
RISING TENSIONS: Secretary of State Marco Rubio and Israeli Prime Minister Benjamin Netanyahu reportedly discussed the possibility of U.S. military intervention in Iran as anti-regime protests enter their second week. pic.twitter.com/lX4ZgJgNG7
— Fox News (@FoxNews) January 11, 2026
Netanyahu’dan “İran hakkında demeç vermeyin” talimatı
İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, İran’daki gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve desteklediklerini duyuran İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da kabine üyelerine “İran'a tekrar saldırılar düzenlemeleri ihtimaline ilişkin basına demeç vermemeleri ve paylaşım yapmamaları” uyarısında bulundu.
Tel Aviv yönetiminin İran’da şiddet olaylarına dönüşen protestoları izlemeye ve durum değerlendirmesi yapmaya devam ettiği kaydedilen haberde, Netanyahu hükümetinin, olayların “İran yönetiminin istikrarının bozulmasında bir dönüm noktasına yaklaştığı” değerlendirmesinde bulunduğu da aktarıldı.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de protestolar nedeniyle Tahran yönetiminin halkına uyguladığı şiddeti kınadığını söyledi: “Bu şiddet, gücün değil zayıflığın bir ifadesidir ve sona ermelidir.” Merz, İran yönetimine tehdit etmek yerine halkını koruma çağrısında bulundu.
TUDEH: “Halkın Hamaney diktatörlüğüne karşı kahramanca direnişi devam ediyor”
1941 yılında İran’da kurulan komünist parti Tudeh (veya Tude) Partisi ise 10 Ocak’ta yayımladığı açıklamada şöyle dedi:

Halk, işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve cesur öğrenciler! Tahran’daki pazar greviyle başlayan ve son 13 gün içinde onlarca şehir ve ilçeye yayılan halk protestosu, mevcut diktatörlüğe karşı büyük bir meydan okuma oluşturdu. Bu hareket, hâkim rejimin iddialarının aksine, ABD emperyalizmi veya İsrail rejimi tarafından üretilmiş bir proje değil; mevcut ekonomik politikaların, yaygın yolsuzluğun, güvensizliğin ve rejim yetkililerinin halka uyguladığı baskının doğrudan sonucudur. İran’ın modern tarihindeki Pehlevi dönemlerinde de benzer yolsuzluk ve baskı örnekleri görülmüştür.
Onlarca şehirde yüz binlerce insanın gösterdiği kahramanca mücadele, rejimin vahşi baskılarına rağmen, halkın çoğunluğunun mevcut yoz ve anti-halk yönetimini istemediğini açıkça ortaya koyuyor. Hükümetin neoliberal politikaları ve “ekonomik cerrahi” uygulamaları milyonlarca insanı yoksulluk sınırının altına itmiş, işçilerin ve emekçilerin yaşam koşullarını dayanılmaz hâle getirmiştir. Ülke ekonomisi üretim açısından çökmüş, dış politikadaki müdahaleci yaklaşım ise İran’ı yabancı müdahalelere karşı daha savunmasız hâle getirmiştir.
İran Tude Partisi, mevcut dini-askerî sermaye diktatörlüğünün yerine monarşik-askerî sermaye yönetimi getirilerek özgür ve adil bir geleceğe ulaşılamayacağını vurguluyor. ABD ve İsrail gibi dış güçlere dayanan çözümler, bağımsız ve özgür bir İran için teminat olamaz. Irak ve Libya’daki deneyimler, doğrudan emperyalist müdahalelerin yol açtığı yıkımı gözler önüne sermektedir.
Parti, halkın kendi eylemi ve öz iradesiyle özgürleşme hakkını kullanmasının, uzlaşma veya dış güçlere güvenmekten daha etkili bir yol olduğunu vurguluyor. Bu nedenle tüm ilerici, özgürlükçü ve vatansever güçlerin dayanışmasıyla halkın örgütlenmesini güçlendirmek ve rejime karşı ortak mücadele yürütmek kritik önemdedir.
İlerici toplumsal güçlerin birleşik çabasıyla genel grevler organize edilmeli, rejimin yönetim kapasitesi sınırlanmalı ve nihayetinde halkın kendi iradesiyle belirleyeceği geçici bir milli-halk hükümeti ve özgür referandum süreci hazırlanmalıdır.
Çağrı:
Halkın, yoksulluk, işsizlik, ayrımcılık ve baskıya karşı mücadelesi yaşasın ve büyüsün!
Askeri ve güvenlik güçleri, halkın bir parçası olduğunuzu unutmayın; halkın mücadelesine katılın!
Protestoculara yönelik kanlı ve şiddetli baskıyı durdurun!
Sağlık merkezlerine ve hastanelere yapılan saldırılar insanlığa karşı suçtur; derhal son verin!
Tüm gözaltındakiler ve siyasi, düşünsel ve sivil tutuklular derhal serbest bırakılmalıdır!
Ülke çapında genel grevler için hazırlık ve örgütlenmeye başlayın!”
PJAK: Rejim, adım adım çöküşe sürükleniyor
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Meclisi de bugün yayımladığı yazılı açıklamada İran rejiminin protestolara karşı doğrudan katliam talimatı verdiğini belirtirken, halk ayaklanmasının ülke genelinde kararlılıkla sürdüğünü vurguladı.
PJAK, İran’ın kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına kadar birçok kentte sokakların, özgürlük talep eden halk ile baskıcı güvenlik güçleri arasında açık bir çatışma alanına dönüştüğünü kaydetti.
PJAK, protestoların büyüyen dalgasının rejimi çaresiz ve şaşkın bıraktığını, buna rağmen İran İslâm Cumhuriyeti yöneticilerinin baskı ve şiddet politikalarında ısrar ettiğini ifade etti. Parti, bu tutumun halkın öfkesini ve direncini daha da güçlendirdiğini ve demokratik ile devrimci ayaklanmaların rejimi adım adım çöküşe sürüklediğini vurguladı.
Kaynaklar: İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı, Hengaw İnsan Hakları Örgütü, Reuters, Wall Street Journal, Anadolu Ajansı, Tudeh Partisi’nin resmî internet sitesi. (TY)
















