İran'da para birimi riyalin aşırı değer kaybı ve enflasyonun fırlaması üzerine Tahran çarşı esnafının kepenk kapatmasıyla başlayıp taşraya ve Kürdistan'a yayılan protestolar yirminci gününe girerken aşırı şiddet dolayısıyla nispeten yavaşlamış görünse de artan baskılara karşın devam ediyor.
Londra'dan yayın yapan muhalefet organlarından İran International, ülkede internetin büyük ölçüde kesik olduğunu, birçok kentte fiili sokağa çıkma yasaklarının sürdüğünü, öldürülen protestocuların ailelerinin baskı altında kaldığını, hastaneler ve morglarda güvenlik önlemlerinin giderek sıkılaştırıldığını yazıyor.
Ölü sayısı 5 bini geçti
Adının açıklanmaması koşuluyla konuşan bir İranlı bir yetkili, ülke genelindeki protestolarda yaklaşık 500’ü güvenlik gücü mensubu olmak üzere en az 5 bin kişinin öldürüldüğünü açıkladı.
Geçtiğimiz hafta HRANA ölüm sayısı 3 bin 919 olarak açıklanmıştı.

HRANA: İran’daki protestolarda ölenlerin sayısı 3 bin 919’a yükseldi
Gözlemcilerin aktarımlarına ve İran kentlerinden gelen haberlere göre, protestolar geniş güvenlik önlemlerine karşın devam ediyor.
İnternet kesintileri
İnternet izleme grubu NetBlocks, pazartesi günü, İran'da ülke çapındaki internet kesintisinin 12. gününe girdiğini ve uluslararası bağlantının hala çok düşük düzeyde olduğunu belirtti. NetBlocks'a göre yetkililer, aralıklı olarak sınırlı mesajlaşmaya izin veren, yoğun filtrelenmiş bir iç ağ denemesi yapıyor görünüyor.
İranlı yetkililer ise kısıtlamaların kapsamını veya süresini kamuoyuna açıklamadı.
Yargıdan ekspres idam uyarısı
Pazartesi günü, başyargıç Gulamhüseyin Muhsini Ejei, "isyancılar ve huzur bozucular" olarak nitelediği protestocularla ilgili davaların hızla görülmeye başlanacağını söyledi.
Devletin kontrolündeki yayın organlarına göre Ejei, cezaların caydırıcı olması için "hızlı ve zamanında uygulanması" gerektiğini vurguladı ve protestolarla ilgili davalarda gecikmelere hoşgörü gösterilmeyeceğini ekledi.
İran yasalarına göre, isyanla ilgili bazı suçlamaların - örneğin "muharebe" olarak anılan -Allah'a düşmanlık- ölüm dahil her tülü ağır cezayla çarptırılabiliyor.
Hastaneler ve morglar baskı altında
İran International baskıların sokaklardan hastane acil servilserine, morg ve gasilhanelere kadar uzandığını yazdı.
Birçok kentte görgü tanıkları, güvenlik güçlerinin hastanelere girerek yaralı protestocuları çıkardığını ve tedaviyi kısıtladığını söylğyor. Kuzeyde, Raşt kentinde bir doktor, İran International'a güvenlik güçlerinin yaralı protestocuları bir hastaneden kan setleriyle birlikte bir askeri tesise naklettiğini söyledi.
Başka kentlerden gelen haberlerde de, morgların hızla dolduğu ve güvenlik güçlerinin tıp merkezlerinin çevresini kuşattıkları bildiriliyor. Öldürülenlerin aileleri, kendilerinden para istendiğini ya da cenaze törenlerine getirilen kısıtlamalarla baskı altına alındıklarını söylüyor.
Ayrıca ambulansların silahlı saldırıların yaşandığı bölgelere ulaşamadığı, telefon şebekelerinin çalışmaması nedeniyle acil çağrıların yapılamadığı da gelen bilgiler arasında.
Bu arada yaralı protestocuların hastaneler tarafından kabul edilmemeleri ya da ulaşımın sağlanamaması nedeniyle sığındıkları binalarda kan kaybından öldükleri de bildiriliyor.
Ölümcül güç kullanımı
Görgü tanıkları, Karaj, Raşt, Şiraz ve Tahran vilayetinin bazı bölgeleri de dahil, kentlerde göstericilere karşı yaygın olarak gerçek mermiler ve havalı tabancalarla ateş edildiğini anlatıyor.
Gözaltılar ve tutuklama koşulları
Tanıklar ayrıca çok sayıda tutuklunun hükümet binaları, kamplar veya kamu hizmet alanları gibi ceza yerleşkeleri dışındaki yerlerde tutulduğunu bildirdi.
Kuzeydeki Gorgan'da onlarca cesedin geçici olarak bir kampta tutulduğu, tutukluların ise yakındaki bir karantina bölgesine götürüldüğünü söylendi. Kum ve İsfahan'dan gelen benzer açıklamalar, protestocuların derme çatma yerlerde tutulduğunu anlattı.
Cenaze törenlerinde sıkı kontroller
Ailelerin akrabalarının ölümleriyle ilgili resmi açıklamaları kabul etmeleri veya cesetlerin alınmasında gecikmelerle karşılaşmaları konusunda uyarıldı. Bazıları cenazelerin geceleyin, katılım sınırlamalarıyla yapıldığını söylerken, diğerleri ise kimliği belirsiz veya toplu cenaze törenleri tehdidinde bulunulduğunu belirtti.
Görgü tanıkları ayrıca, cenaze yerlerinde ve adli tıp tesislerinde güvenlik personeli tarafından sözlü tacize uğradıklarını da bildirdi.
(AEK)

