İran'da 2025'in son günlerinde başlayan ve 2 Ocak 2026 itibarıyle 6. gününe giren halk protestoları, ekonomik kriz ve siyasal hoşnutsuzluk kıskacında giderek sertleşiyor.

ÇARŞI KEPENK İNDİRDİ
İran'da "geçim krizi" işçi, esnaf ve öğrencileri eyleme geçirdi

İran: Protestolar dördüncü günde tüm ülkeye yayılıyor

İRAN'DA ÇATIŞMA SERTLEŞİYOR
İran: Beşinci günde protestolar yayılırken can kaybı haberleri geliyor
Can kayıpları ve yaralanmalar
Resmi olmayan kaynaklar ve yerel aktivistlerin bildirimlerine göre can kaybı sayısı artış eğiliminde.
6. gün itibariyle Azna, Kuhdeşt ve Fuladşehr'de yoğunlaşan teyit edilebilen ölüm sayısı 8'e yükseldi.
Muhalefetin söylemlerinde ekonomik sıkıntılar ve "reform" önerileri eşiği aşılırken Hamaney sonrası için "geçici ulusal konsey" ve referandum talepleri öne çıkmaya başlıyor.
Yalnızca Tahran'da yüzlerce kişinin gözaltına alındığı, ülke genelinde bu sayının binlere ulaştığı tahmin ediliyor.
Gösteriler yatışmıyor, yayılıyor
Gösteriler 6. gün itibariyle 31 eyaletten (ostān) 20'yi aşkınına yayılmış durumda.
Tahran esnafı, riyalin döviz karşısındaki serbest düşüşü ve 2025'teki bölgesel gerilimlerin (İsrail ile yaşanan çatışmalar ve yaptırımlar) ardından fiyat belirleyemez hale geldiği için kepenk indirdi. Bu, rejimin ekonomik can damarına vurulan bir darbe olarak görülüyor.
Üniversiteler: Tahran Üniversitesi ve Şerif Teknoloji Üniversitesi çevresinde güvenlik güçleri (özellikle Besic milisleri) yoğun kuşatma uyguluyor. Öğrenciler "Molla rejimine hayır" sloganlarıyla kampüslerden sokaklara çıkmaya çalışıyor.
Halkın durumu: Sokaklarda daha çok orta ve alt-orta sınıfın "artık kaybedecek bir şeyimiz kalmadı" duygusuyla hareket ettiği gözlemleniyor.
Eylem biçimleri: Gündüzleri esnafın kepenk kapatmasıyla başlayan protestolar, akşam saatlerinde sokaklarda barikatlar kurularak ve hükümet karşıtı sloganlarla ("Diktatöre ölüm", "Ekmek, İş, Özgürlük") yürüyüşlere çıkılarak sürüyor.
Kürdistan bölgesinde (Rojhilat) direniş
Kürdistan bölgesi (Senendec, Mahabad, Kirmanşah), protestoların en "militan" niteliğe büründüğü bölge olma özelliğini koruyor.
Sert müdahaleler: Kirmanşah ve Senendec'ten gelen haberlere göre, rejim güçleri halkın üzerine doğrudan gerçek mermiyle ateş açıyor. 6. gün itibarıyle en çok can kaybı riski bu bölgede ortaya çıkıyor.
Karakol baskınları: Kimi küçük yerleşim yerlerinde halkın yerel karakollara girmeye çalıştığı ve kimi kamu binalarının kontrolünü kısa süreliğine ele geçirdiği bildiriliyor.
Taşranın yükselişi
2025-2026 eylemlerinin en kritik özelliği "taşra-merkez eşitliği"nin kurulması. Önceki protestolar ya sadece Tahran'da (2009) ya da sadece çevre illerde (2019) yoğunlaşırken bu kez taşra büyük merkezlere denk bir güçle sokaklarda. Bunu nedenleri arasında şunlar sayılıyor:
Ekmek ve yakıt krizi: Taşra, devlet sübvansiyonlarına daha bağımlı olduğu halde 2025 sonundaki ekonomik paketlerde bu desteklerin kesilmesi, küçük kentleri açlık sınırından "isyan sınırına" getirdi.
Sosyal medya ve örgütlenme: Telegram ve VPN desteğiyle kurulan yerel ağlar, Tahran'daki olan bir gelişmenin aynı anda Loristan veya Caharmahal'de de karşılık bulmasını sağlıyor.
Bölünmüşlükten bütünlüğe: Geçmişte taşra "ekmek", merkez "özgürlük" derken bu kez iki kesim de "liyakatsizlik ve yolsuzluk" karşısında bir ortak paydada buluştu.
Halk arasında neler konuşuluyor?
Sokak röportajları ve sosyal medyaya düşen ses kayıtlarından yansıyan kimi çarpıcı ifadeler şöyle: :
Tahran'da bir esnaf:
"Bize 'dış güçlerin maşası' diyorlar. Dış güçler mi bizim soframızdaki ekmeği çaldı, yoksa 40 yıldır bizi yönetenler mi?"
Kirmanşah'ta bir genç kadın:
"Ölmekten korkmuyoruz, çünkü zaten yaşamıyoruz. Mezarda olmaktan farkısız bir hayatı savunmayacağız."
İsfahan'da bir aktivist:
"Babam 1979'da devrim yaptı, şimdi o devrimin bizi yediğini görüyor ve bugün yanımda barikatın arkasında duruyor."
Rejimin yanıtı ve şiddet düzeyi
Rejim, protestoları "dış güçlerin (ABD ve İsrail) bir oyunu" olarak nitelese de, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın "İnsanlar memnun değilse bu bizim hatamızdır" şeklindeki nispeten ılımlı açıklamaları dikkat çekiyor.

İran Cumhurbaşkanı: İnsanlar memnun değilse, bizim hatamız
Ancak sahada durum farklı:
Saldırılar: Besic güçleri ve polis, kalabalıkları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz, cop ve bazı bölgelerde gerçek mermi kullanıyor.
İnternet kısıtlamaları: Bilgi akışını kesmek için internet bant daraltmaları ve sosyal medya platformlarına erişim engelleri devrede.
ABD ve İsrail baskıyı artırıyor
İran'daki gelişmeler, bir iç mesele olarak sınırlanamayacak ölçüde bölgesel güç dengesini etkileme olasılıkları barındırıyor. ABD yönetimi, gelişmeleri İslami rejimine yönelik bir askeri müdahale olanağı açısından değerlendirdiğini saklamıyor.
ABD Başkanı Trump’ın 2 Ocak 2026 (protestoların 6. günü) itibariyle yaptığı açıklamalar, Washington’ın artık "izleme"den "müdahale uyarısı" tutumuna geçtiğini gösteriyor.
ABD askeri müdahale seçeneğini masaya koydu
Trump, kendisine ait Truth Social platformundan yaptığı son açıklamada diplomasi ötesi sertlikte bir uyarı paylaştı: "Eğer İran, her zaman yaptığı gibi barışçıl protestocuları vurur ve şiddetle öldürürse, ABD onların yardımına koşacaktır. Silahlarımız dolu, hedefe kilitlendik ve harekete geçmeye hazırız." Bunlar, ABD'nin olası bir katliamı gerekçe kılarak sadece yaptırım uygulamakla yetinmeyeceğini, doğrudan askeri müdahale seçeneğini masada tuttuğunu gösteren sinyaller.

Trump’tan İran’a müdahale ‘uyarısı’
"MIGA" stratejisi
Trump ABD'deki genel sloganı MAGA'yı (ABD'yi Yeniden Büyük Yapalım) İran'a uyarlayarak MIGA (İran'ı Yeniden Büyük Yapalım) sloganını da devreye sokmaya başladı. Böylece ABD yönetimi "İran halkının zenginleşmesi için" rejim ihracı gerekliliği iddiasını İran içinde ve dünyada dolaşıma sokarak Venezuela'dan sonra İran'daki ekonomik ve siyasal krizi de derinleştirme denemelerine başladı.
Netanyahu ile eşgüdüm
Beyaz Saray'dan sızan bilgiler, Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu'nun 2025 sonu ve 2026 başında sık sık görüştüğünü ve İsrail'in de İran'ın nükleer programını yeniden canlandırmaya çalışması durumunda "onları yerle bir edecekleri" iddiasıyla ABD'nin yanısıra İslami rejimi askeri baskı altına almaya hazırlanmakta olduğunu gösteriyor.
Rejimin yanıtı ve "iç savaş" kaygısı
İran rejimi (özellikle Hamaney'in danışmanları), Trump'ın açıklamalarını "egemenliğe saldırı" ve "fitneye destek" olarak tanımlıyor. Rejim kaynakları, ABD'nin bu müdahale tehdidini, halkın haklı taleplerini "dış güçlerin komplosu" olarak yaftalamaya yarayan bir propaganda aracı olarak istismar ediyor.
Özetle İran İslam Cumhuriyeti, içeride on yıllardır süren ihmal, israf, zulüm ve sömürüden sonra halkın talepleri karşısında bir çıkış yolu önermekteki çaresizliğine ek olarak Trump yönetiminin bu krizi 1979 Devrimi'nden bu yana rejimi yıkmak için yakalanan "en büyük fırsat" olarak değerlendiren stratejisi arasında sıkışmış durumda. Bütün belirtiler İran'daki çalkantının kısa sürede sona ermeyeceğine işaret ediyor.
(AEK)

