İran’da infaz edilenlerin sayısı artarken, bu infazların giderek daha büyük bir bölümünün kamuoyuna ve idam edilenlerin ailelerine resmi makamlarca duyurulmadan gerçekleştirildiği görülüyor.
İran’da iki gün önce gerçekleştirilen üç infaz, insan hakları örgütlerinin araştırmalarıyla 4 Eylül’de ortaya çıkarılabildi. Hengaw İnsan Hakları Örgütü ile İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’nın (HRANA) verdiği bilgilere göre 52 yaşındaki Ansar Nami, 46 yaşındaki Nazif Rasoulkhandeh ve 22 yaşındaki Omid Rakhshani, 2 Eylül sabahı Meşhed Merkez Cezaevi olarak da bilinen Vakilabad Cezaevi’nde idam edildi.
İki Afganistan yurttaşı aynı olaydan idam edildi
Afganistan’ın Tahar vilayetindeki Talukan kentinden İran'a gelen Ansar Nami ve Nazif Rasoulkhandeh'in yaklaşık iki yıl önce bir kişinin bir inşaatta öldürülmesi olayıyla ilgili olarak tutuklandıkları bildirildi.
Cinayetten hüküm giyen iki kişiye İran İslam hukukundaki kısas hükümleri (öldüren öldürülür) uygulandı. Hengaw, idam edilenlerin ailelerine infaz öncesinde haber verilmediğini ve son aile görüşmesi hakkının tanınmadığını açıkladı. Aynı sabah idam edilen Meşhedli 22 yaşındaki Omid Rakhshani yaklaşık 3 yıl önce ayrı bir cinayet dosyasında tutuklanmış ve kısas kapsamında ölüm cezasına mahkûm edilmişti.
İran yargısı 3 mahkûmun infazı ve öncesinde verilen idam hükümlerinin ayrıntılarıyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmedi. Dosyalara ilişkin bilgiler insan hakları örgütlerinin verilerine dayanıyor.
Aynı gün Gorgan’da bir idam daha
HRANA’nın 4 Eylül’de yayımladığı bilgilerden, 2 Eylül’deki infazların Vakilabad’daki üç kişiyle sınırlı olmadığı da görüldü. Aynı sabah, 50 yaşındaki dört çocuk babası Ahmad Haji-Hassani de Gorgan Cezaevi’nde idam edildi. Haji-Hassani’nin 8 kilo 700 gram metamfetamin taşımakla suçlandığı ve Devrim Mahkemesince ölüm cezasına çarptırıldığı bildirildi.
Bu infazla birlikte, İran’da yalnızca 2 Eylül’de en az 4 kişinin idam edildiği anlaşıldı.
İnfazlar çoğalırken resmi açıklamalar azalıyor
Meşhed’deki üç infazın resmi makamlarca duyurulmaması, İran İslam Cumhuriyeti yargısı ve yönetimince uzun zamandır sürdürülen bir uygulamanın parçası. Hengaw’ın 3 Eylül’de yayımladığı aylık bilançoya göre İran’da ağustosta en az 89 kişi idam edildi. Bu temmuzdaki 67 infaza göre yüzde 33 artışa tekabül ediyor. İdam edilen 89 kişinin 6'sı kadın, 6'sı ise siyasi mahpus ya da düşünce suçlusuydu. Bu infazların yalnızca 8’i, yani yüzde 9’u, kamuoyuna resmen duyuruldu.
Hengaw’a göre bunların 11'inde ailelere önceden haber verilmedi ve idam edilenlere son aile görüşmesi hakkı da tanınmadı.
İran Human Rights’a göre 2025’te gerçekleştirilen infazların yüzde 93’ünü aşkın bölümü resmî olarak duyurulmadı; her yıl yükselen bu oran 2024’te yaklaşık yüzde 90, 2023’te ise yüzde 85 düzeyindeydi.
Kamuoyundan saklama: Psikolojik denetim uygulaması
İran’da kamuya açık infazlar geçmişte ölüm cezası uygulamasının çok daha görünür bir parçasıydı. Özellikle 2000’li yıllarda mahkûmların meydanlarda ve kalabalıkların önünde asılması yaygın biçimde uygulanıyordu. 2008’de dönemin Yargı Erki Başkanı Mahmud Haşimi Şahrudi, kamuya açık infazların ancak özel izinle yapılabilmesini öngören bir talimat yayımladı. Uygulama daha sonra tamamen sona ermese de, giderek istisnai hale geldi.
Uluslararası Af Örgütü'nün verilerine göre, 2025’te İran’da en az 2 bin 159 infaz kaydedilirken yalnızca 11’i kamuya açık olarak gerçekleştirildi. Üstelik infazların çok büyük bölümü resmi makamlarca hiç duyurulmadı. İran Human Rights’ın verileri bu değişimin bugün ulaştığı noktayı gösteriyor: İnfazların ezici çoğunluğu artık cezaevlerinde gerçekleştiriliyor ve büyük bölümü resmi makamlarca kamuoyuna açıklanmıyor. Rejim, böylece idamları çoğaltırken, tepkileri azaltabileceği bir yol bulmuş olduğuna inanıyor.
(AEK)





