İnsan Hakları Gözlem (HRW) ve Abdorrahman Boroumand (Abdurrahman Borumand) İran İnsan Hakları Merkezi ortak araştırmalarında, son protesto dalgasının ardından İran’da ölüm cezasının muhalefeti bastırmanın başlıca araçlarından biri haline geldiğini bildirdiler.
İki kuruluşun 10 Eylül’de yayımladığı ortak araştırmaya göre İran makamları, 18 Mart ve Ağustos sonu arasındaki yaklaşık 5 aylık dönemde en az 59 erkeği, muğlak ve siyasi nitelikteki ulusal güvenlik suçlamalarıyla yargılandıktan sonra idam etti. İdam edilenlerin en az 29’u Aralık 2025-Ocak 2026 protestolarıyla, en az 3'ü ise 2022’deki “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestolarıyla bağlantılı olarak gözaltına alınmıştı. 5 kişi halka açık şekilde idam edildi.
HRW'nin kıdemli İran araştırmacısı Bahar Saba, yetkililerin bu idamlarla protestolara “sokakta kurşunlarla ya da göstermelik yargılamaların ardından halka açık infazlarla” karşılık verileceği mesajını ilettiklerini söyledi. Araştırma, infazların önemli bir bölümünün ağır adil yargılanma ihlalleri, zorla alınmış itiraflar ve son derece hızlandırılmış yargılama süreçleri sonucunda gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor.
Beş haftada gözaltıdan idama
İki kuruluşun incelediği protesto davalarında sanıkların gözaltına alınmalarıyla infazları arasında geçen süre, kimi zaman birkaç haftaya kadar iniyordu.
19 yaşındaki milli güreşçi Saleh Mohammadi (Salih Muhammedi) , gözaltına alınmasından yaklaşık 5 hafta sonra idam edilmişti. 18 yaşındaki Amir Hossein Hatami (Emir Hüseyin Hatemi) gözaltına alınıp, yargılanıp, idam edilmesi 84 günde, 21 yaşındaki karateci Sasan Azadvar Jonaqani'nin (Conakani) ise 4 aydan kısa sürede gerçekleşti. Jonaqani’ye yöneltilen suçlamalar arasında bir polis aracının camlarını taş ve sopayla kırmak da yer alıyordu.
29 infaz dosyasından 16'sında ölüm olayı yok
HRW ve Boroumand Center raporunda, protestolarla bağlantılı 29 infaz dosyasının 16’sında herhangi bir öldürme isnadının bulunmadığı ortaya kondu. Buna rağmen sanıklar “Allah’a isyan” (moharebeh) ve “yeryüzünde bozgunculuk” (ifsad-fil-arz) gibi ölüm cezasına yol açabilen suçlardan hüküm giydi.
İdam edilenler arasında kamu malına zarar vermek, taş atmak, Molotof kokteyli yapmak veya bulundurmak, kamu binalarına girmek ya da araç ve binaları ateşe vermekle suçlanan gençler de vardı. HRW, uluslararası insan hakları hukukuna göre ölüm cezasının uygulandığı ülkelerde dahi bunun yalnızca kasıtlı öldürmeyi içeren “en ağır suçlarla” sınırlı olması gerektiğini hatırlattı.
İşkenceyle alınan “itiraflar”
Araştırmada ölüm cezasıyla sonuçlanan bazı dosyalarda sanıkların dövüldüğü, elektrik şokuna maruz bırakıldığı, sahte infazlarla korkutulduğu ve uzun süreli tecritte tutulduğu belirtiliyor.
Araştırmacıların görüştüğü kaynaklar ayrıca tecavüz, aile üyelerine cinsel saldırıda bulunma tehdidi, uyutmama ve aç bırakma gibi yöntemlerin kullanıldığını anlattılar. HRW ve Boroumand Center’a göre güvenlik ve istihbarat birimleri bu yöntemlerle alınan “itirafları” bazı davalarda başlıca suç kanıtı olarak kullandı.
Bazı sanıkların mahkemede ifadelerini geri çekerek itirafların işkence altında alındığını söylemelerine rağmen, bu iddialara yönelik soruşturma açılmadığı bildirildi. HRW, Saleh Mohammadi ve Saeed Davoudi (Said Davudi) hakkındaki mahkeme kararlarında sanıkların mahkemede işkence altında ifade verdiklerini söylediklerinin açıkça yer aldığını belirtiyor.
59 dosyanın 58’inde muğlak suçlamalar
Araştırmaya göre incelenen 59 dosyanın en az 58’inde mahkûmiyetler “Allah’a isyan", “yeryüzünde bozgunculuk”, silahlı isyan, casusluk veya “düşman devletler adına operasyonel faaliyet” gibi geniş yorumlanabilen suçlamalara dayanıyor.
Bu yargılamaların büyük bölümü de, bağımsızlığı ve tarafsızlığı uzun süredir insan hakları kuruluşlarının eleştirisine konu olan Devrim Mahkemeleri'nin yargı alanında yer alıyor.
2025’te kabul edilen “Siyonist Rejim ve Düşman Devletler İçin Casusluk ve İşbirliği Cezalarının Ağırlaştırılması” yasası da bazı ölüm cezası davalarında uygulanmaya başladı. HRW’ye göre yasa, haziran 2025’te İsrail ile İran arasındaki silahlı çatışmadan sonra hızla kabul edildi ve “düşman devletler adına operasyonel faaliyet” suçunu ölüm cezasına bağladı.
Rahimi dosyası da raporda
Araştırma, geçtiğimiz günlerde İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı tarafından gündeme getirilen İsfahan Şüheda Meydanı davasını da bu sistematik tablonun örneklerinden biri olarak ele alıyor.
İsfahan Devrim Mahkemesi bu dosyada, biri kadın 10 kişiyi ölüm cezasına çarptırmış; diğer 6 sanığa da uzun hapis cezaları vermişti. İdam cezasına çarptırılanlardan biri de Taraneh Rahimi adındaki genç kadındı ve ağır işkenceler yanında ikizi Romina'ya tecavüz tehdidiyle itirafa zorlanmıştı.

İran: İşkenceli itiraflara dayanan 10 idam cezası
HRW, davada 2 kişinin ölümüyle ilgili ciddi soru işaretleri bulunduğunu, sanıkların ölüm olaylarındaki bireysel rollerinin ortaya konmadığını ve bazı sanıklara molotofkokteyli yapmaya yarayabilecek şişe veya çakmak bulundurmak gibi fiillerin “Allah’a isyan” suçunun kanıtı olarak yöneltildiğini aktardı.
Bu dosya, ölüm cezalarının henüz infaz edilmemiş olması nedeniyle ayrıca önem taşıyor. İran’daki hak örgütleri ve sanık yakınları uluslararası baskının devam etmesini istiyor.
HRW ve Abdorrahman Boroumand Center, BM üyesi devletlere İran üzerindeki diplomatik baskıyı artırma, işkence ve zorla kaybetme gibi ağır ihlallerden sorumlu kişilere karşı gerektiğinde evrensel yargı yetkisini kullanma ve yakın infaz tehlikesi taşıyan mahpusların dosyalarını gündemde tutma çağrısı yaptı.
Onlarca kişi yakın zamanda infaz tehdidi altında
HRW ve Boroumand Center infazların tamamlanmış dosyalarla sınırlı olmadığına dikkat çekiyor.
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), temmuz sonunda protestolarla bağlantılı olarak, aralarında üç çocuğun da bulunduğu 60 kişilik bir grubun idam riski altında olduğunu açıklamıştı. İranlı hak örgütleri ise yalnızca İsfahan Cezaevi’nde 70’i aşkın protestocunun ölüm cezasıyla karşı karşıya bulunduğunu bildiriyor.
HRW’ye göre gerçek sayı daha yüksek olabilir. İnternet kesintileri, ailelere yönelik baskılar ve hak örgütleriyle temasın suç kapsamına alınması birçok dosyanın kamuoyuna ulaşmasını engelliyor.
(AEK)

