İngiliz iktisatçı Ash, Erdoğan'ı dünyadaki "sosyopat liderler" arasında anınca soruşturmaya uğradı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İngiliz iktisatçı Timothy Ash hakkında TCK 299. Maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı'na hakaret gerekçesiyle soruşturma başlattı. Ash, Bodrum'daki bir finans toplantısında jeopolitik belirsizlikleri anlatırken "sosyopat liderler çağında yaşıyoruz" diyerek Trump, Putin, Netanyahu ve Erdoğan'ı sıralamış, ardından şakaya vurarak sözlerini geri almış ve kameranın durdurulmasını istemişti. RBC Global Asset Management'ta görev yapan Ash, 25 yıldır Türkiye ekonomisini izliyor ve daha önce Erdoğan'ı "Atatürk'ten sonra en önemli lider" olarak nitelemişti. Soruşturulan sözleri jeopolitik analiz bağlamında, uluslararası bir finans toplantısında sarf etmişti. Soruşturmanın dayandığı 299. Madde, AİHM tarafından ifade özgürlüğüyle bağdaşmadığı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, gelişmekte olan piyasalar ve Türkiye ekonomisi üzerine çalışan İngiliz iktisatçı Timothy Garton Ash hakkında, Muğla’nın Bodrum ilçesindeki bir finans toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “sosyopat liderler” tartışması sırasında anması nedeniyle re'sen soruşturma başlattı.
Başsavcılık, basına yansıyan görüntülere dayanarak Ash hakkında Türk Ceza Kanunu’nun Cumhurbaşkanına hakareti düzenleyen 299. Maddesi uyarınca soruşturma açıldığını duyurdu. Savcılık açıklamasında yalnızca Ash’in “katıldığı bir toplantıda sarf ettiği sözler” gerekçe gösterildi; ifadelerin hangi bölümünün suç oluşturduğu ayrıca açıklanmadı.
“Sosyopat liderler çağında olabiliriz”
Soruşturmaya konu konuşma, Ash’in Bodrum’da iş insanlarının katıldığı bir finans toplantısındaki “Jeopolitik belirsizlik dönemlerinde piyasalarda işlem yapmak” başlıklı sunumu sırasında gerçekleşti. Ash, küresel siyasette devlet çıkarlarından çok liderlerin kişisel çıkarlarının belirleyici hale geldiğini savunurken Trump ve Putin’i örnek gösterdi ve “belki sosyopat liderler çağında yaşıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Ardından Netanyahu’nun ve Erdoğan’ın adlarını andı.
Ash, bu konuşmasının hemen ardından şakaya vurarak sözlerinin geri aldığını söyledi, kameranın durdurulmasını istedi, "sözlerinin Sabah'ın manşetinde olabileceği" yolunda espri yaptı.
Video sosyal medyada ve basında yayıldıktan sonra Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Ash’in Türkiye’de siyasal ifade özgürlüğünün sınırlarına ilişkin şakası birkaç saat içinde ceza soruşturmasının sınırlarına çarptı.
Ash, Türkiye’yi 25 yıldır izliyor
Timothy Ash, Türkiye’ye dışarıdan birkaç kez yorum yapmış bir iktisatçı değil. RBC Global Asset Management bünyesindeki BlueBay Fixed Income ekibinde gelişmekte olan piyasalar kıdemli ülke stratejisti olarak görev yapıyor ve Türkiye ekonomisini yaklaşık 25 yıldır izliyor.
Kariyerinde CEEMEA (Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) kredi stratejisi ve gelişmekte olan piyasalar araştırmaları alanında üst düzey görevler üstlenen Ash’in Erdoğan’a ilişkin değerlendirmeleri yalnızca eleştirilerden oluşmuyor.
Haziran 2026’da yayımladığı kapsamlı Türkiye değerlendirmesinde Erdoğan’ı “Atatürk’ten bu yana Türkiye’nin en önemli lideri” olarak nitelemiş, yaklaşık çeyrek yüzyıl boyunca yaşadığı siyasal krizlerden çıkabilmesini “olağanüstü” bulduğunu yazmıştı.
Aynı yazıda AKP’nin ilk dönemindeki ekonomik reformları olumlu değerlendirirken, sonraki dönemde uygulanan ekonomi politikalarını ağır biçimde eleştirdi. Son aylarda da Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası yönetiminin ekonomi politikalarının Türkiye’yi sistemik krizden uzaklaştırdığını, liradaki dayanıklılığın ve rezervlerin yeniden oluşturulmasının önemli başarılar olduğunu savunmuştu. Buna karşılık, enflasyonla mücadelede daha sıkı bir para politikası gerektiğini ve yabancı yatırımcıların hâlâ temkinli olduğunu söylüyordu.
Ancak toplantıdaki sözlerin Erdoğan’ı sürekli hedef alan bir siyasi aktivistten değil, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmeleri hükümet çevrelerinde ve uluslararası yatırım dünyasında düzenli olarak takip edilen bir piyasa analistinden gelmesi, soruşturma açılmasını önlemedi.
AİHM’nin sorunlu bulduğu madde yine devrede
Ash hakkında açılan soruşturmanın dayandırıldığı TCK’nin 299. Maddesi, uzun süredir ifade özgürlüğü tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Bu madde, Cumhurbaşkanına hakaret suçuna 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörüyor; suçun alenen işlendiği kabul edilirse ceza artırılabiliyor. Kovuşturma aşamasına geçilebilmesi ise Adalet Bakanı’nın iznine bağlı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Vedat Şorli/Türkiye kararında Cumhurbaşkanına diğer kişilere kıyasla özel ve daha ağır bir cezai koruma sağlayan düzenlemenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü güvence altına alan 10. Maddesiyle bağdaşmadığı sonucuna vardı. Mahkeme, Türkiye’den mevzuatını bu standartlara uyarlamasını istedi. Uluslararası insan hakları kuruluşları ise kararın yıllar sonra hâlâ uygulanmadığını belirtiyor.
Ash soruşturması tartışmaya yeni bir boyut kazandırıyor. Soruşturma konusu sözler, bir mitingde ya da sosyal medya polemiğinde değil; jeopolitik risklerin piyasalar üzerindeki etkisinin tartışıldığı, uluslararası nitelikte bir finans toplantısında sarf edilmişti ve Ash’in değerlendirmesi, liderlerin kişisel çıkarlarının devlet politikalarını ne ölçüde belirlediğine ilişkin siyasal bir analiz bağlamında dile getirilmişti.
(AEK)