İçeriğe Atla
Ara Ana Sayfa
bianet-Bağımsız İletişim Ağı
Menü GösterMenü Gizle
CANLI ANLATIM
YT: Yayın Tarihi: 17.10.2026 10:29 17 Ekim 2026 10:29
 ~  SG: Son Güncelleme: 17.10.2026 17:10 17 Ekim 2026 17:10
Okuma Okuma:  1 dakika

İBB DAVASI

İmamoğlu'ndan Demirtaş mesajı: "Hapse tıktığın rakiplerin Silivri'de, Edirne'de yatıyorsa meşru olamazsın"

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve Yeni Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu, 436 sanıklı İBB davasında ikinci celsenin 37’inci günü başladı.
Görseli Büyüt
İmamoğlu'ndan Demirtaş mesajı: "Hapse tıktığın rakiplerin Silivri'de, Edirne'de yatıyorsa meşru olamazsın"
Facebook Twitter Whatsapp Bluesky
17:09

İmamoğlu ve Soytekin diyaloğu

Sanık müteahhit Adem Soytekin ile Ekrem İmamoğlu arasında son derece sert bir diyalog yaşandı. Duruşmada kreş bağışları, rüşvet iddiaları, hakediş ödemeleri ve şirketinin batırılmaya çalışıldığı yönündeki iddiaları gündeme getiren Soytekin’e yanıt veren İmamoğlu, suçlamaları kesin bir dille reddederek tepki gösterdi.

"Benim adıma kimse para isteyemez"

Duruşmada söz alan Adem Soytekin, KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt’un büyük hakediş ödemeleri sırasında kendilerinden "İmamoğlu adına" para talep ettiğini öne sürdü.

Söz konusu iddiaya sert yanıt veren Ekrem İmamoğlu, şunları kaydetti:

"Böyle bir şeyi ne Ali Kurt’un ne de başka birinin yapmaya cesaret etmesi mümkün değil. Hiçbir kişi benim adıma, senin bahsettiğin nitelikte rüşvet veya benzeri bir para isteyemez. Benim böyle bir talimatım olup olmadığına ilişkin bir soruyu senin aklından bile geçirmen mümkün değil."

İmamoğlu ayrıca, Soytekin’in iş ortağının mahkemede tam tersi yönde ifade vererek usulsüz bir talep yaşanmadığını belirttiğini hatırlattı.

"Senin firmanı batırmakla mı uğraşacak Ekrem İmamoğlu?"

Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandıktan sonra şirketinin İBB ve KİPTAŞ tarafından batırılmaya çalışıldığını iddia eden Soytekin’e İmamoğlu’ndan tepki geldi. Şirketin kayyum (TMSF) yönetiminde olduğunu ve şantiyelerin durumunu yakından takip ettiğini belirten İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Ben hiç kimsenin ekmeğine göz dikmem. Pandemi ve enflasyon döneminde müteahhitler zarar etmesin diye bürokratlarıma 'aman titiz olun' diyen biriyim. İBB’de senin firmanı TMSF yönetiyor. TMSF'nin yürüttüğü işleri bile takip ediyorum. Nasıl böyle bir şey aklına geliyor? Senin firmanı batırmakla mı uğraşacak Ekrem İmamoğlu? Aklını mı yedin sen?"

Kreş bağışları ve 'yalnız bırakıldım' tartışması

Kreş inşaatları sürecinde toplandığı iddia edilen bağışlar ve tutuklanma sürecine ilişkin konuşan Soytekin, "Ben bunları bağış olarak biliyordum. Sonradan rüşvet olduğu iddia edildi. Bu konuda yalnız bırakıldım" dedi.

İmamoğlu ise kapılarından içeri rüşvet girmeyeceğini vurgulayarak, "Seni yalnız bırakmayalım; burada her şeyi anlattık. Bu işin bizim kapımızdan içeri rüşvet girmeyeceğini söyledik" yanıtını verdi.

16:16

"Bu konu neden bu davaya muhatap”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının duruşmasında savcı, CHP İstanbul İl Binası'nın satın alımı sürecinde para taşınması iddialarına ve dönemin yetkililerinin sürece katılımına ilişkin sorular yöneltti. Savcının sorularını yanıtlayan Ekrem İmamoğlu, sürecin kendi bilgisi dahilinde gerçekleşmediğini, iddiaların bu davayla ilgisinin olmadığını belirterek dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak dinlenmesini talep etti.

"Benim bilgim yok”

Duruşmada savcı, resmi paraların taşındığı esnada Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş'in aktif rol aldığını ve ifadelere yansıyan ayrıntıları hatırlatarak İmamoğlu'na konu hakkında bilgisi olup olmadığını sordu.

Süreci basına yansıyan haberlerden ve yapılan anlatımlardan öğrendiğini belirten Ekrem İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

"Benim bilgim yok. Tabii ki sonradan öğrendim. O zaman bana bağış paralarının oraya götürüldüğü, teslim edildiği ve bir kısım paranın gayriresmî ödenmesi şeklinde anlaşıldığı söylendi. Bizim işimizden ya da siyasetimizden şüphe edecek bir anımız yok."

Satın alma süreciyle ilgili halihazırda yürütülen ayrı bir davanın bulunduğunu vurgulayan İmamoğlu, söz konusu iddiaların mevcut İBB davasıyla ilişkilendirilmesine tepki gösterdi.

Sürecin kurumsal bir yapı çerçevesinde yürütüldüğünü belirten İmamoğlu, mahkeme heyetine çağrıda bulunarak şunları kaydetti:

"Burada kurumsal bir yapı var: Cumhuriyet Halk Partisi, partinin genel başkanı, alınmış bir il binası ve o dönem görev yapan il başkanı var. Bu konu bu davaya neden muhatap? Diğer davayla, yani yürütülen diğer yargılamayla arasındaki fark ne? Mademki bu mahkemeyi bu konu meşgul edecek, Sayın Başkan; Kemal Kılıçdaroğlu’nun buraya tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum."

13:14

"Adalet kazanacak”

İmamoğlu, umuda inandığını belirterek “Bu ülkenin geleceğini korku değil umut belirleyecek, kavga değil barış ve huzur belirleyecek” dedi. Yargının siyasi iktidarın aracı haline getirildiğini söyleyen İmamoğlu, “Adalet kazanacak, demokrasi kazanacak, Cumhuriyet kazanacak. Bu aziz millet kazanacak” diye konuştu.

İmamoğlu, iktidarın amacının yalnızca kendisini siyaset sahnesinden silmek olmadığını, halkın iradesini etkisizleştirerek rant ve israf düzenini korumak istediğini söyledi. Bu davayla halka “Sizin oyunuzun, sizin iradenizin benim karşımda hiçbir hükmü yoktur” mesajı verildiğini savundu.

Yargı sürecinin bağımsız ve tarafsız yürütülmesi gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, mahkeme heyetine seslenerek kararların önceden belirlenip belirlenmediğini sorguladı. “Endişem şudur ki bazı kararlar bu salon kurulmadan önce mi yazıldı? Yoksa süreç içerisinde mi yazılacak? Bunu siz ispat edeceksiniz” dedi.

İmamoğlu, “Bu hukuki ve ahlaki hiçbir meşruiyeti olmayan bir sürecin figüranı olmadım, olmayacağım” diye konuştu. Mahkeme salonunda suç değil siyaset ve milletin iradesinin bulunduğunu söyleyen İmamoğlu, aradığı adaletin milletin vicdanında ve hakkın şaşmaz terazisinde olduğunu belirtti.

Baskılara boyun eğmeyeceğini vurgulayan İmamoğlu, “Korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Alnımız ak, başımız dik, bir milim geri adım atmıyoruz” dedi. Türkiye’nin meydanlarında, sokaklarında ve sandıklarında yeşeren umudun adliye koridorlarında söndürülmesine izin vermeyeceklerini söyledi.

Cumhuriyet ve demokrasi vurgusu yapan İmamoğlu, “Son sözü her zaman daima millet söyledi, yine millet söyleyecek. Ve milletin o sözü, Cumhuriyetin temelidir: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diye konuştu.

Konuşmasının sonunda adalet ve demokrasiye olan inancını yineleyen İmamoğlu, Hazreti Ali’ye atfedilen “Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır” sözlerini tekrarladı ve “Millet kazanacak” dedi.

12:53

“Devriniz bitmiştir, bu kabus bitecek”

mamoğlu, iktidarın siyasi rakiplerini sandıkta değil mahkemelerde yenmeye çalıştığını söyledi. Diploma iptali ve siyasi davalara tepki gösteren İmamoğlu, “Devriniz bitmiştir, bu kabus bitecek” dedi.

İmamoğlu, yaşanan dönemin gelecekte tarihçiler tarafından şaşkınlıkla inceleneceğini belirterek bir belediye başkanının metro yaptığı, borç ödediği ve ihaleleri daha ucuza tamamladığı için yargılanmasını eleştirdi.

“Bu dosyayı kim kurdu, kim imzaladı, kim sustu?” diye soran İmamoğlu, bu soruların yanıtını mahkemenin ve tarihin vereceğini söyledi.

Tutukluluk ve baskıların iradesini kıramayacağını belirten İmamoğlu, “Ama benim irademe sahip olacak kişi anasının karnından doğmadı” dedi.

İmamoğlu, muhalefete ve topluma seslenerek parti aidiyetlerinin ötesinde Cumhuriyet, demokrasi ve adalet etrafında birleşme çağrısı yaptı: “Bugün taraf olmanız gereken şey Cumhuriyettir, demokrasidir, adalettir, geleceğimizdir.”

12:38

"560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar"

İmamoğlu, “Bu salonda aylarca benden hesap soruldu, ben de şimdi milletimin huzurunda bu dosyanın defterini kapatıyorum” diye konuştu.

Dosyadaki kamu zararına ilişkin hesaplamaları eleştiren İmamoğlu, başlangıçta 560 milyar lira olarak açıklanan rakamın daha sonra 160 milyar liraya indirildiğini söyledi. Hesaplamaların bir bölümünün davanın tarafı olan bakanlığın memurlarına yaptırıldığını belirten İmamoğlu, borç ödemek, kâr etmek ve ihaleleri iptal ederek daha ucuza iş yaptırmak gibi işlemlerin de zarar olarak gösterildiğini ifade etti.

“Çünkü öyle bir örgüt yok”

İmamoğlu, kendisine yöneltilen örgüt suçlamasına da tepki gösterdi. Örgüt şemasında yer alan kişilerin örgüt yöneticisi olmadıklarını söylediklerini belirten İmamoğlu, “Yöneticiler birbirini bu salonda tanıdı. Çünkü öyle bir örgüt yok” dedi.

Casusluk suçlamasını da eleştiren İmamoğlu, delil olarak beş dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafının gösterildiğini söyledi. Aynı kişinin devletin üst düzey yetkilileriyle de fotoğraflarının bulunduğunu belirten İmamoğlu, “O Cumhurbaşkanı Yardımcısı, o Milli İstihbarat Başkanı, Ekrem İmamoğlu hapiste ve casus!” diye konuştu.

Rüşvet iddialarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, rüşvet verdiği öne sürülen kişinin bunu “Hissettik” sözleriyle anlattığını, parayı aldığı iddia edilen kişinin ise kendisini ilk kez Vatan Emniyet’te gördüğünü söylediğini aktardı.

İmamoğlu, suçlamalara karşı noter belgeleri, tapular, dekontlar, Sayıştay kayıtları, Hazine izinleri ve kurum içi denetimlerin bulunduğunu belirtti. İddiaların ise tahliye beklentisiyle hareket eden, aileleri ve mal varlıkları üzerinden baskı gördüğünü söylediği kişilerin ifadeleri ile bilirkişi raporlarına dayandırıldığını savundu.

“Kimi zengin etmişim?”

İmamoğlu, kamu ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına da karşı çıktı. Hakkındaki eylem sayısının 155’e çıkarıldığını belirterek, “Hangisinde bana dair somut bir belge, somut bir evrak, somut bir söz var elinizde? Kime tek bir kamu malını peşkeş çekmişim? Kimi zengin etmişim?” diye sordu.

İBB döneminde açık ihale sayısının arttığını savunan İmamoğlu, farklı şirketlere iş yapma olanağı tanıdıklarını söyledi. Kalyon ve Cengiz gibi şirketlere de ayrımcılık yapmadıklarını belirten İmamoğlu, kamu kaynaklarını belirli çevrelere aktardığı iddiasını reddetti.

İmamoğlu, “Biz kamuya hizmet ettik, kamuya iş ürettik ve insanların gönlünü, hayatını mutlu ettik, huzurlu kıldık” dedi.

“Mücadelemiz intikam değil, adalet mücadelesi”

Savunmasında hukuk ve demokrasi vurgusu da yapan İmamoğlu, kendisi için ayrıcalık istemediğini söyledi.

“Bana başka, rakibime başka hukuk istemiyorum. Bugün bize yapılanın yarın başkalarına yapılmasını hiç ama hiç istemiyorum” diyen İmamoğlu, mücadelelerinin intikam değil, adalet, demokrasi ve cumhuriyet mücadelesi olduğunu ifade etti.

İmamoğlu, “Bu ülkede yarın hukuk geri geldiğinde bu dosyayı kuranlar da hakim karşısına çıkacak. Adım gibi eminim” diye konuştu.

Gece ve şafak vakti yapılan operasyonları da eleştiren İmamoğlu, insanların kapıları kırılmadan gözaltına alındığı, avukatlarıyla adil savunma yapabildiği bir Türkiye istediklerini söyledi. Kadınların mahremiyetinin ihlal edildiği operasyon görüntülerine tepki gösteren İmamoğlu, bu tür uygulamaların yaşanmaması için mücadele edeceklerini belirtti.

12:30

Kitabın maketini getirdi

İmamoğlu, Çarşamba gününden bu yana yaklaşık 4 gündür yaptığı savunmasını bitirdi. Mahkeme heyetine de kitabın maketini sundu, içinde dosyaya dair her şeyin olduğunu belirtti "Dosyaya eklenmesini istiyorum. Bu kitap bir şekilde raflarda olacak" dedi.

İmamoğlu şöyle dedi:

"Bu benim yayınlanmayan kitabımın maketi. Bir tane maketi yapılmıştı. Bu maketi, gördüğünüz bu kitabın üstünde bomba bomba yok. Bu kitabın içinde şiddete çağıran tek bir cümle yok. İçinde bu dosya var. Evet, size anlattığım şeyler, bunun biraz daha kısalmışı ve son 3 ayda yaşadıklarımızla yaptığım bir savunma. O tarihte hazırladığım savunmanın da biraz kısaltılmışı bu kitap. O savunmanın kendisinden korkularak, usulsüz bir biçimde, polisimizin de bu işe alet ederek bu kitaptan korkuldu ve bu kitap yasaklandı.

Bir nüsha nüshası elimde ve bu nüshayı mahkemeye, dosyaya delil olarak koruması için veriyorum. Bu nüsha arkadaşlarımın bu makete ulaştırmasını istiyorum. Delil olarak görmek isteyen, delil olarak görsün. İçinde bu dosyanın bütün delilleri zaten var. Bu dosyaya eklenmesini istiyorum. Bu kitap bir gün raflarda olacak, bir şekilde linklerde bulunacak, takip edilecek, günü yakındır. Yanında bu dosyanın tutanakları konacak, okuyan herkes hangisinin gerçeği anlattığını görecek. Allah büyüktür, millet şahittir, gelecek yakındır. "

"Bizi burada tutak edenlere seslenmek istiyorum" diyen İmamoğlu son olarak şöyle seslendi: "Siz bir fetret devrinin iderliğini yapıyorsunuz. Türkiye tarihinde kapanacak bir parantezin içindesiniz o parantezin kapanmasını beni hapse atarak engellemeye çalışıyoruz. Devriniz bitmiştir. Bu dönemde tarihe ara dönem olarak geçecek. Allah kimseyi sizin düştüğünz bu acınası duruma düşürmesin."

12:29

"Büyük bir Türkiye iktisat seferberliği başlatacağız"

İmamoğlu, “Türkiye’nin zenginliğini birkaç kişinin zenginliğiyle ölçemeyiz. Bu ülkenin gerçek zenginliği vatandaşın hayatıdır” dedi. Üretimin ve refahın adil paylaşılması gerektiğini belirten İmamoğlu, “Büyük bir Türkiye iktisat seferberliği başlatacağız” diye konuştu.

Gençlerin iyi bir eğitim aldıktan sonra işe ulaşabilmesinin, çocukların hangi ailede doğduklarından bağımsız olarak yeteneklerini geliştirebilmesinin ve kadınların ekonomik bağımsızlık kazanmasının önemini vurgulayan İmamoğlu, “Vatandaş çalışarak ev sahibi olabileceğine, çocuk okutabileceğine, geleceğini kurabileceğine inanıyor mu? Bunun cevabını bulabilmektir. Bizim siyaset anlayışımızın ölçüsü budur” dedi.

“Büyük bir Türkiye iktisat seferberliği başlatacağız”

Üretilen zenginliğin adil paylaşılması gerektiğini söyleyen İmamoğlu, işçilerden çiftçilere, sanayicilerden esnafa, sendikalardan kooperatiflere, akademisyenlerden gençlere ve kadınlara kadar farklı kesimlerin katılacağı bir iktisat seferberliği başlatacaklarını belirtti.

Türkiye’nin ekonomik açıdan geriye düştüğünü savunan İmamoğlu, “Büyük bir seferberliğe ihtiyacımız var, çok geriye düştük ey dostlar. Çok geriye düştük ey halkım. Bir aldatmacayla karşı karşıyayız. Uyan ey halkım. Ayağa kalk ey halkım. Harekete geç ey halkım. Sesini yükselt ey halkım” diye konuştu.

Ekonomik kalkınma için planlamayı, girişim özgürlüğünü, kamusal aklı, piyasanın yaratıcılığını, sosyal adaleti ve üretim gücünü bir araya getireceklerini ifade eden İmamoğlu, hedeflerinin üretken, adil, özgür, sürdürülebilir ve dünyayla rekabet edebilen bir ekonomi olduğunu söyledi.

İmamoğlu, “Ne keyfi devletçilik, ne kuralsız bir ekonomi. Ne yalnız borçla dönen bir düzen, ne de birkaç çevreye imtiyaz dağıtan bir büyüme modeli” diyerek Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı için yeni bir kalkınma rotası çizeceklerini belirtti. Yapısal reformlarla üretim, teknoloji, verimlilik ve katma değerde sıçrama hedeflediklerini kaydetti.

“Emeği merkeze alacağız”

İşçinin, çiftçinin, memurun, mühendisin, öğretmenin, sağlık çalışanının, sanatçının, esnafın ve girişimcinin emeğine değer verilmesi gerektiğini söyleyen İmamoğlu, “Emek kutsaldır. İşte o zaman refah kalıcı olur” dedi.

Toplumsal çeşitlilik ve birlikte yaşam konusuna da değinen İmamoğlu, farklı kimliklerden insanların ayrımcılığa uğramadan bir arada yaşayabildiği bir Türkiye istediklerini söyledi.

“İşte benim Türkiyem dediğim yer bu meydandır” diyen İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Ben o meydanda o sofrayı birlikte kurma sözümden asla vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim. Ekmeğimizi de sözümüzü de birlikte paylaştığımız bir memleket için yürümeye devam edeceğim. 72 millete bir nazarla bakan bir memleket için bu yoluma asla sapmadan devam edeceğim.”

Türkiye’nin kendi tarihi ve toplumsal çeşitliliğiyle barışık olması gerektiğini belirten İmamoğlu, geçmişin inkâr edilmediği, acıların görmezden gelinmediği ve farklılıkların tehdit değil zenginlik olarak görüldüğü bir ülke hedeflediklerini ifade etti.

“Huzurun bir ayağı toplumsal barış, diğeri geleceğe güven”

Toplumsal barışın yanı sıra vatandaşların geleceğe güven duymasının da önemli olduğunu söyleyen İmamoğlu, ailelerin çocuklarını devlet okuluna gönderirken nitelikli eğitim alacaklarından ve yeteneklerine göre fırsatlara ulaşabileceklerinden emin olması gerektiğini belirtti.

Herkesin çalışarak iyi bir işe girebileceği, ekonomik bağımsızlığını kazanabileceği ve kamu görevlerinde yükselebileceği bir düzenin kurulması gerektiğini ifade eden İmamoğlu, vatandaşların insanca yaşayabilecekleri bir gelir elde edebilmesinin önemini vurguladı.

İmamoğlu, ekonomik ve toplumsal güvencenin gündelik yaşamdaki karşılığını şöyle anlattı:

“Genç bir insan ‘Yarın işsiz kalırsam ne olur?’ diye korkmayacak, çalışan ‘Hastalanırsam ailem ne olur?’ diye korkmayacak, emekli ‘Ay sonunu nasıl getiririm?’ diye korkmayacak, çiftçi bir yılın emeğinin karşılığını alıp alamayacağını düşünerek toprağa küsmeyecek, esnaf yarın hangi kuralın değişeceğini düşünerek yaşamayacak.”

Siyasette baskı ve ayrımcılık iddialarına da değinen İmamoğlu, bir meclis üyesinin yurt dışında bulunan çocuğunu Türkiye’ye getirebilmek için siyasi tercihi üzerinden baskıya maruz kalmaması, bir belediye başkanının da “Seni hapse atarız ya da bize geçeceksin” tehdidiyle karşılaşmaması gerektiğini söyledi.

Sağlık ve eğitim temel hak olacak

İmamoğlu, vatandaşların geleceğe güven duymasını sağlayacak politikaların sağlık ve eğitim alanlarında da somutlaşacağını belirtti.

Sağlık hizmetlerinin bir lütuf değil, temel hak olarak görülmesi gerektiğini söyleyen İmamoğlu, herkesin kaliteli ve insan onuruna yakışır sağlık hizmetine ulaşabilmesi gerektiğini ifade etti.

Eğitimde hedefin yalnızca diploma vermek olmadığını belirten İmamoğlu, mevcut eğitim sistemini eleştirerek eğitim politikalarının çocukların yeteneklerini geliştirmeye ve önlerindeki fırsatları artırmaya odaklanması gerektiğini söyledi.

12:18

“Ekmeği çok üreteceksiniz, adil bölüşeceksiniz”

İmamoğlu şöyle dedi:

"Bizim bu topraklarda sofra adabı çok kıymetlidir değil mi biliyorsunuz, çok kıymetlidir. Sofra adabı bellidir, kapı çalınır bir kişi daha gelir. Ne yaparız, hemen yana kayarız. Ona yer açarız. Bir tabak daha koyarız sofraya. Gerekirse ekmeği biraz daha ince böleriz ama paylaşırız. Ama kimseye sana bu sofrada yer yok demeyiz, der miyiz, demeyiz. Çünkü biliriz ki kalabalık sofra bereketlidir. Lokma paylaştıkça çoğalır. Bu hakikati yıllarca unutturmaya çalıştılar bize yıllarca. Bir başkasına yer açarsan, senin yerin daralır dediler. Yerini çalar bile dediler. Bizi birbirimizin varlığıyla korkuttular. Sofrayı daralttık, kapıları kapattık, birbirimize mesafe koyduk. Aramıza bariyerler oluşturduk. Sonra da bu memleket neden huzur bulamıyor diye sorduk, utanmadan. Sofrayı büyüteceksiniz kardeşim. Lokmayı adil bölüşeceksiniz. Ekmeği çok üreteceksiniz, adil bölüşeceksiniz. Ve bu ülkenin sofrasında kimse misafir değildir, bunu unutmayın. Herkes bu memleketin eşit ve onurlu bir parçasıdır.

Ben bu sofra anlayışının en güzel, en derin karşılıklarından birini ilk tanıdığımdan itibaren Alevi canların kadim geleneğinde kültüründe 40'lar Meclisinde buldum. Ben Sünni kültürüyle yetiştim Sünni’yim. Ama orada buldum, yaşadım. 40'lar Meclisinde sofra, yalnızca lokmanın paylaşıldığı bir yer değildir. Aynı zamanda bir meydandır. Orada kimse inancıyla kimliğiyle bir başkasından üstün değildir, her can kıymetlidir. Bakın bunlar bu toprağın sesi. Bu sözler benim sözlerim değil bu toprakların sözü.”

12:12

" Bir korku paranoyası var, bundan kurtulan bir Türkiye istiyoruz"

İmamoğlu şöyle dedi:

"Türk’ün Kürt'ten, Kürt'ün Türk'ten şüphe etmediği bir Türkiye. Bir korku paranoyası var, bundan kurtulan bir Türkiye istiyoruz biz. Her Kürt, en az benim kadar vatanseverdir, ben her Kürt vatandaşıma öyle bakıyorum. Ben en az benim kadar İstanbul'u seviyor, en az benim kadar Trabzon'u seviyor, ben de en az onun kadar Diyarbakır'ı, Hakkari'yi seviyorum. "

11:42

İmamoğlu'ndan mahkemeye "Bilgisayarınızın içinde ahtapotun kolları var"

İBB davasında savunmasını sürdüren Ekrem İmamoğlu, İSTTELKOM’un eski Genel Müdürü Melih Geçek’in sabah SEGBİS üzerinden ifadeye çağrıldığını, 15 gün sonra yeniden ifade vereceğinin söylendiğini ancak aynı gün akşam tutuklandığını anlattı. İmamoğlu, “Hangi talimat gitmişse, hangi tuzak kurulmuşsa, hangi pusu kurulmuşsa Melih akşam tutuklandı. Yedek tutuklama yapıldı” dedi.

İmamoğlu, Geçek’in duruşma günü apar topar ifadeye çağrıldığını, daha önce İSBAK’ta çalıştığı dönemde bir firmanın aldığı ihaleler hakkında kendisine sorular yöneltildiğini söyledi. Geçek’in ifadesinin ardından 15 gün sonra yeniden çağrılacağının belirtildiğini ve duruşmalara katılabileceğinin söylendiğini aktaran İmamoğlu, Geçek cezaevine döndükten sonra yeniden SEGBİS’e çıkarılarak tutuklandığını belirtti.

Tutuklama sürecinin planlı olduğunu savunan İmamoğlu, “Sabah alınan ifadede Melih’le ilgili havale yok, mahkemeye havale yok, hiçbir şey yok. Tek başına Melih’i cezaevine girer girmez SEGBİS’e alıyorlar, mahkemeye çıkartıyorlar. Mahkemeye havale dahi edilmemiş Melih’e tutuklama kararı veriyorlar” diye konuştu.

İmamoğlu, mahkeme heyetine seslenerek yargılamaya dışarıdan müdahale edildiğini savundu. “Bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var. Görüyorsunuz ya da göremiyorsunuz. Ahtapotun kolları var. Sandalyenizin etrafında, bilgisayarlarınızın içinde ahtapotun kolları var” dedi.

İmamoğlu şöyle dedi:

"Bu “adil yargılama” öyle mi? Burada bir adil yargılama var. Biz de adil yargılamada savunma yapacağız öyle mi? Kim kimi kandırıyor? Bunun adı pusu. Bunun adı arkadan vurmak. Bunun adı zulüm. Bunun adı yanlı yargı. Güdümlü yargı.

"Sayın başbakan, sayın heyet, soruyorum milletim, ey halkım, aziz milletimiz soruyorum; kalleşlik ne zaman bizim kültürümüze girdi? Kalleşlik bizim ne zaman kamu kurumlarının içine girdi? Kalleşlik var mıdır ya? Evladım, senden iyi kalleş olur, kalleş ol diye tavsiyen var mı annesinden babasından? Var mı? Ben duymadım. Bu topraklarda kalleşlik diye bir tavsiye ben duymadım.

"Dilimizde bunları tarif edecek ağız dolusu laflar var ama ben bunları edemiyorum şu anda. Ama iyi biliyorum ki ne dinimizde var, ne bu toprakların inançlarında var, ne bu canım ülkenin irfanında var, ne bu canım ülkenin erdeminde var, yok, oğlu yok. Herkes, ben öyle yapıyorum, bazen bu olaylar olduğunda dönüyorum, anacığımı düşünüyorum, babacığımı düşünüyorum, dedelerimi düşünüyorum, hepsini gördüm, ninelerimi düşünüyorum, büyük dedelerimi gördüm, onları düşünüyorum, ben kimseyle böyle bir tavsiye olarak büyümedim. Hiç kimsenin de böyle bir yol haritasıyla büyüdüğünü bu topraklarda düşünmüyorum. İnanmak istemiyorum; bir kişinin bile.

"Buradan uyarıyorum. Eyyy Sayın Cumhurbaşkanı; bu kalleş düzen, bu kurulu, pusu düzeni, pusu sisteminden kendini de koru. Bir hemşehri olarak, Sayın Cumhurbaşkanı, seni uyarıyorum. Bu kalleş düzenden, bu yürütülen iş ve işlemlerden, akşamdan sabaha, sabahtan akşama Türkiye'yi yöneten bir insanın bunlardan haberi olmayacağını, buna vakit bile ayırmayacağını bilerek, bu kalleşlikten sen dahi kendini koru. Seni uyarıyorum.

"Kimin şimdi burada yargılanma garantisi var. Hani Melih ahlaklı ama bir o kadar da tutarlı, bir o kadar da mert, bir o kadar da cesur biliyor musunuz?"

“Bizimle ilgili kararı siz ve heyetiniz verin” diyen İmamoğlu, “Bu mahkemeye siyasetin ya da yargı mensubuyken siyasallaşmış karakterlerin gölgesini düşürtmeyin” dedi.

Esenyurt Belediyesine kayyım atanmasının ardından yaşanan gelişmelere de değinen İmamoğlu, tutuklu eski Belediye Başkanı Ahmet Özer’i hatırlatarak, “Çıkıp niye bir tanesi Ahmet Özer’den özür dilemiyor? Niye Ahmet Özer görevine iade edilmiyor?” diye sordu.

İmamoğlu, kendisine yöneltilen suçlamaların siyasi olduğunu vurguladı, “Bu bir siyasi davadır” dedi.

Ayrıca İmamoğlu HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı işaret ederek, " Kayyumlarla güçlü devlet olamazsın. Rakiplerini hapse tıkarak güçlü devlet olamazsın. Hapse tıktığın rakiplerin Edirne'de, Silivri’de yatıyorsa, sen meşru olamazsın. Meşruiyetini kaybettin. Senin bu şekilde girdiğin seçim de meşru olmaz" dedi.

11:37

"Ahmet Özer'den özür dilensin"

İBB davasında savunmasını sürdüren Ekrem İmamoğlu, tutuklu İSTTELKOM’un eski Genel Müdürü Melih Geçek’in duruşma günü SEGBİS üzerinden ifadeye çağrıldığını, ardından tutuklandığını söyledi. İmamoğlu, bunun mahkemenin kararını etkilemeye yönelik bir girişim olduğunu savundu.

Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından yaşanan gelişmelere de değinen İmamoğlu, kayyım yönetiminde başkan yardımcılığı yapan Yusuf Ulutaş’ın evinde para ve ziynet eşyaları bulunduğuna ilişkin haberlere işaret ederek, tutuklu eski Belediye Başkanı Ahmet Özer’in durumunu sorguladı.

İmamoğlu, “Yolsuzluk dediler Esenyurt’ta, bir yılı aşkın süre Ahmet Özer hapis yattı. (...) Çıkıp niye bir tanesi Ahmet Özer’den özür dilemiyor? Niye Ahmet Özer görevine iade edilmiyor?” diye sordu.

Kendisine yöneltilen suçlamaların siyasi olduğunu savunan İmamoğlu, “Bu iftiraname; her kelimesiyle, her harfiyle siyasidir” dedi.

11:14

İmamoğlu: 600 gün sonra savunma yapacağımız bir yargı düzeni olmasın

İBB davasında savunmasının dördüncü gününe başlayan Ekrem İmamoğlu, savunma hakkının korunmasına yönelik zaman planlaması için mahkeme heyetine teşekkür etti. İmamoğlu, “Gönül isterdi ki 600 gün sonra savunma yapacağımız bir yargı düzeni bu ülkede olmasın. Ama ne yazık ki bu bize yaşatılıyor” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında tutuklu yargılanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, savunmasının dördüncü gününde konuştu. Savunma hakkının korunması ve kendisine tanınan süre konusunda özenli davranılmasını kıymetli bulduğunu söyleyen İmamoğlu, geçtiğimiz üç gün boyunca uygulanan zaman planlaması için teşekkür etti.

İmamoğlu, “Gönül isterdi ki 600 gün sonra savunma yapacağımız bir yargı düzeni bu ülkede olmasın. Ama ne yazık ki bu bize yaşatılıyor” diye konuştu.

Savunmasını farklı aşamalarda yeniden hazırladığını anlatan İmamoğlu, bugün yaptığı konuşmanın da önceki savunmalarının yeni bir versiyonu olduğunu belirtti. Gelişen olayların ve Türkiye'de son üç ayda yaşanan siyasi türbülansın savunmasının içeriğini değiştirdiğini ifade eden İmamoğlu, yaşanan gelişmeler ile yargılamanın bağlantısını mahkeme heyetine ve kamuoyuna anlatmaya çalıştığını söyledi.

Savunmasının uzun olmayacağını ve konuşmasını bir sonuca bağlamayı planladığını belirten İmamoğlu, ancak gece boyunca yaşanan gelişmelerin yargılamayı etkilediğini dile getirdi.

Esenyurt'a kayyum atanmasını hatırlattı

İmamoğlu, İstanbul'da belediyelere yönelik operasyonların başlamasının ikinci yıl dönümüne yaklaşılırken Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yönelik operasyonu ve ardından belediyeye kayyum atanmasını gündeme getirdi.

30 Ekim'de Ahmet Özer'e yönelik operasyonun ardından Esenyurt Belediyesine kayyum atandığını hatırlatan İmamoğlu, bu süreci “milli iradeye vurulan bir darbe” olarak nitelendirdi.

Esenyurt'a atanan kayyumun tarafsız bir mülki idare amiri gibi davranmadığını savunan İmamoğlu, kayyumun siyasi faaliyetlerde bulunduğunu söyledi.

Beylikdüzü'nde yaşadığı için Esenyurt'taki gelişmeleri yakından takip ettiğini anlatan İmamoğlu, kaymakam olarak görev yapan kişinin operasyon öncesinde vali yardımcılığına getirildiğini, operasyonun ardından da kayyum olarak atandığını belirtti.

İmamoğlu, bu atama sürecinin önceden planlandığını savundu ve “Esenyurt'a operasyon yapılacağı belli, kimin atanacağı belli. Önceden konumlandırılıyor İçişleri Bakanlığı tarafından, sonra kayyum olarak atanıyor” dedi.

10:33

İmamoğlu’nun savunmasına bugün de devam edilecek. Duruşmayı izlemek üzere İmamoğlu ailesi, yurttaşlar ve YENİ Parti üyeleri mahkeme salonuna geldi.

bianet Kadın Haberleri editörü (2018). bianet Kadın ve LGBTİ+ Haberleri editörü (Ekim 2018-Şubat 2025). Toplumsal cinsiyet odaklı habercilik ve cinsiyet temelli şiddet haberciliği alanında atölyeler...

bianet Kadın Haberleri editörü (2018). bianet Kadın ve LGBTİ+ Haberleri editörü (Ekim 2018-Şubat 2025). Toplumsal cinsiyet odaklı habercilik ve cinsiyet temelli şiddet haberciliği alanında atölyeler düzenliyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu kurucularından. TGS İstanbul Şubesi yöneticilerinden (2023-2027). Musa Anter Gazetecilik (2011) ve Türkiye Psikiyatri Derneği (2024) en iyi haber ödülü sahibi. Cumhuriyet, BirGün, İMC TV, DİHA, Jinha, Jin News için muhabirlik yaptı. Rize’de yerel gazetelerde çalıştı. Sivil Sayfalar, Yeşil Gazete, Journo ve sektör dergilerinde haber ve yazıları yayımlandı. Hemşin kültür dergisi GOR’un kurucu yazarlarından. “Yeşilden Maviye Karadenizden Kadın Portreleri”, “Sırtında Sepeti”, “Medya ve Yalanlar” isimli kitaplara yazılarıyla katkı sundu. bianet stajyeri (2000). İstanbul Üniversitesi Avrupa Birliği ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun.

Devamını Göster
Hak odaklı, çok sesli, bağımsız gazeteciliği güçlendirmek için bianet desteğinizi bekliyor.
Google ile Katkıda Bulunun
Sayfa Başına Git