İçeriğe Atla
Ara Ana Sayfa
bianet-Bağımsız İletişim Ağı
Menü GösterMenü Gizle
CANLI ANLATIM
YT: Yayın Tarihi: 17.10.2026 10:29 17 Ekim 2026 10:29
 ~  SG: Son Güncelleme: 17.10.2026 12:18 17 Ekim 2026 12:18
Okuma Okuma:  1 dakika

İmamoğlu: Türk’ün Kürt'ten, Kürt'ün Türk'ten şüphe etmediği bir Türkiye

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve Yeni Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu, 436 sanıklı İBB davasında ikinci celsenin 37’inci günü başladı.
Görseli Büyüt
İmamoğlu: Türk’ün Kürt'ten, Kürt'ün Türk'ten şüphe etmediği bir Türkiye
Facebook Twitter Whatsapp Bluesky
12:18

“Ekmeği çok üreteceksiniz, adil bölüşeceksiniz”

İmamoğlu şöyle dedi:

"Bizim bu topraklarda sofra adabı çok kıymetlidir değil mi biliyorsunuz, çok kıymetlidir. Sofra adabı bellidir, kapı çalınır bir kişi daha gelir. Ne yaparız, hemen yana kayarız. Ona yer açarız. Bir tabak daha koyarız sofraya. Gerekirse ekmeği biraz daha ince böleriz ama paylaşırız. Ama kimseye sana bu sofrada yer yok demeyiz, der miyiz, demeyiz. Çünkü biliriz ki kalabalık sofra bereketlidir. Lokma paylaştıkça çoğalır. Bu hakikati yıllarca unutturmaya çalıştılar bize yıllarca. Bir başkasına yer açarsan, senin yerin daralır dediler. Yerini çalar bile dediler. Bizi birbirimizin varlığıyla korkuttular. Sofrayı daralttık, kapıları kapattık, birbirimize mesafe koyduk. Aramıza bariyerler oluşturduk. Sonra da bu memleket neden huzur bulamıyor diye sorduk, utanmadan. Sofrayı büyüteceksiniz kardeşim. Lokmayı adil bölüşeceksiniz. Ekmeği çok üreteceksiniz, adil bölüşeceksiniz. Ve bu ülkenin sofrasında kimse misafir değildir, bunu unutmayın. Herkes bu memleketin eşit ve onurlu bir parçasıdır.

Ben bu sofra anlayışının en güzel, en derin karşılıklarından birini ilk tanıdığımdan itibaren Alevi canların kadim geleneğinde kültüründe 40'lar Meclisinde buldum. Ben Sünni kültürüyle yetiştim Sünni’yim. Ama orada buldum, yaşadım. 40'lar Meclisinde sofra, yalnızca lokmanın paylaşıldığı bir yer değildir. Aynı zamanda bir meydandır. Orada kimse inancıyla kimliğiyle bir başkasından üstün değildir, her can kıymetlidir. Bakın bunlar bu toprağın sesi. Bu sözler benim sözlerim değil bu toprakların sözü.”

12:12

" Bir korku paranoyası var, bundan kurtulan bir Türkiye istiyoruz"

İmamoğlu şöyle dedi:

"Türk’ün Kürt'ten, Kürt'ün Türk'ten şüphe etmediği bir Türkiye. Bir korku paranoyası var, bundan kurtulan bir Türkiye istiyoruz biz. Her Kürt, en az benim kadar vatanseverdir, ben her Kürt vatandaşıma öyle bakıyorum. Ben en az benim kadar İstanbul'u seviyor, en az benim kadar Trabzon'u seviyor, ben de en az onun kadar Diyarbakır'ı, Hakkari'yi seviyorum. "

11:42

İmamoğlu'ndan mahkemeye "Bilgisayarınızın içinde ahtapotun kolları var"

İBB davasında savunmasını sürdüren Ekrem İmamoğlu, İSTTELKOM’un eski Genel Müdürü Melih Geçek’in sabah SEGBİS üzerinden ifadeye çağrıldığını, 15 gün sonra yeniden ifade vereceğinin söylendiğini ancak aynı gün akşam tutuklandığını anlattı. İmamoğlu, “Hangi talimat gitmişse, hangi tuzak kurulmuşsa, hangi pusu kurulmuşsa Melih akşam tutuklandı. Yedek tutuklama yapıldı” dedi.

İmamoğlu, Geçek’in duruşma günü apar topar ifadeye çağrıldığını, daha önce İSBAK’ta çalıştığı dönemde bir firmanın aldığı ihaleler hakkında kendisine sorular yöneltildiğini söyledi. Geçek’in ifadesinin ardından 15 gün sonra yeniden çağrılacağının belirtildiğini ve duruşmalara katılabileceğinin söylendiğini aktaran İmamoğlu, Geçek cezaevine döndükten sonra yeniden SEGBİS’e çıkarılarak tutuklandığını belirtti.

Tutuklama sürecinin planlı olduğunu savunan İmamoğlu, “Sabah alınan ifadede Melih’le ilgili havale yok, mahkemeye havale yok, hiçbir şey yok. Tek başına Melih’i cezaevine girer girmez SEGBİS’e alıyorlar, mahkemeye çıkartıyorlar. Mahkemeye havale dahi edilmemiş Melih’e tutuklama kararı veriyorlar” diye konuştu.

İmamoğlu, mahkeme heyetine seslenerek yargılamaya dışarıdan müdahale edildiğini savundu. “Bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var. Görüyorsunuz ya da göremiyorsunuz. Ahtapotun kolları var. Sandalyenizin etrafında, bilgisayarlarınızın içinde ahtapotun kolları var” dedi.

İmamoğlu şöyle dedi:

"Bu “adil yargılama” öyle mi? Burada bir adil yargılama var. Biz de adil yargılamada savunma yapacağız öyle mi? Kim kimi kandırıyor? Bunun adı pusu. Bunun adı arkadan vurmak. Bunun adı zulüm. Bunun adı yanlı yargı. Güdümlü yargı.

"Sayın başbakan, sayın heyet, soruyorum milletim, ey halkım, aziz milletimiz soruyorum; kalleşlik ne zaman bizim kültürümüze girdi? Kalleşlik bizim ne zaman kamu kurumlarının içine girdi? Kalleşlik var mıdır ya? Evladım, senden iyi kalleş olur, kalleş ol diye tavsiyen var mı annesinden babasından? Var mı? Ben duymadım. Bu topraklarda kalleşlik diye bir tavsiye ben duymadım.

"Dilimizde bunları tarif edecek ağız dolusu laflar var ama ben bunları edemiyorum şu anda. Ama iyi biliyorum ki ne dinimizde var, ne bu toprakların inançlarında var, ne bu canım ülkenin irfanında var, ne bu canım ülkenin erdeminde var, yok, oğlu yok. Herkes, ben öyle yapıyorum, bazen bu olaylar olduğunda dönüyorum, anacığımı düşünüyorum, babacığımı düşünüyorum, dedelerimi düşünüyorum, hepsini gördüm, ninelerimi düşünüyorum, büyük dedelerimi gördüm, onları düşünüyorum, ben kimseyle böyle bir tavsiye olarak büyümedim. Hiç kimsenin de böyle bir yol haritasıyla büyüdüğünü bu topraklarda düşünmüyorum. İnanmak istemiyorum; bir kişinin bile.

"Buradan uyarıyorum. Eyyy Sayın Cumhurbaşkanı; bu kalleş düzen, bu kurulu, pusu düzeni, pusu sisteminden kendini de koru. Bir hemşehri olarak, Sayın Cumhurbaşkanı, seni uyarıyorum. Bu kalleş düzenden, bu yürütülen iş ve işlemlerden, akşamdan sabaha, sabahtan akşama Türkiye'yi yöneten bir insanın bunlardan haberi olmayacağını, buna vakit bile ayırmayacağını bilerek, bu kalleşlikten sen dahi kendini koru. Seni uyarıyorum.

"Kimin şimdi burada yargılanma garantisi var. Hani Melih ahlaklı ama bir o kadar da tutarlı, bir o kadar da mert, bir o kadar da cesur biliyor musunuz?"

“Bizimle ilgili kararı siz ve heyetiniz verin” diyen İmamoğlu, “Bu mahkemeye siyasetin ya da yargı mensubuyken siyasallaşmış karakterlerin gölgesini düşürtmeyin” dedi.

Esenyurt Belediyesine kayyım atanmasının ardından yaşanan gelişmelere de değinen İmamoğlu, tutuklu eski Belediye Başkanı Ahmet Özer’i hatırlatarak, “Çıkıp niye bir tanesi Ahmet Özer’den özür dilemiyor? Niye Ahmet Özer görevine iade edilmiyor?” diye sordu.

İmamoğlu, kendisine yöneltilen suçlamaların siyasi olduğunu vurguladı, “Bu bir siyasi davadır” dedi.

11:37

"Ahmet Özer'den özür dilensin"

İBB davasında savunmasını sürdüren Ekrem İmamoğlu, tutuklu İSTTELKOM’un eski Genel Müdürü Melih Geçek’in duruşma günü SEGBİS üzerinden ifadeye çağrıldığını, ardından tutuklandığını söyledi. İmamoğlu, bunun mahkemenin kararını etkilemeye yönelik bir girişim olduğunu savundu.

Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından yaşanan gelişmelere de değinen İmamoğlu, kayyım yönetiminde başkan yardımcılığı yapan Yusuf Ulutaş’ın evinde para ve ziynet eşyaları bulunduğuna ilişkin haberlere işaret ederek, tutuklu eski Belediye Başkanı Ahmet Özer’in durumunu sorguladı.

İmamoğlu, “Yolsuzluk dediler Esenyurt’ta, bir yılı aşkın süre Ahmet Özer hapis yattı. (...) Çıkıp niye bir tanesi Ahmet Özer’den özür dilemiyor? Niye Ahmet Özer görevine iade edilmiyor?” diye sordu.

Kendisine yöneltilen suçlamaların siyasi olduğunu savunan İmamoğlu, “Bu iftiraname; her kelimesiyle, her harfiyle siyasidir” dedi.

11:14

İmamoğlu: 600 gün sonra savunma yapacağımız bir yargı düzeni olmasın

İBB davasında savunmasının dördüncü gününe başlayan Ekrem İmamoğlu, savunma hakkının korunmasına yönelik zaman planlaması için mahkeme heyetine teşekkür etti. İmamoğlu, “Gönül isterdi ki 600 gün sonra savunma yapacağımız bir yargı düzeni bu ülkede olmasın. Ama ne yazık ki bu bize yaşatılıyor” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında tutuklu yargılanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, savunmasının dördüncü gününde konuştu. Savunma hakkının korunması ve kendisine tanınan süre konusunda özenli davranılmasını kıymetli bulduğunu söyleyen İmamoğlu, geçtiğimiz üç gün boyunca uygulanan zaman planlaması için teşekkür etti.

İmamoğlu, “Gönül isterdi ki 600 gün sonra savunma yapacağımız bir yargı düzeni bu ülkede olmasın. Ama ne yazık ki bu bize yaşatılıyor” diye konuştu.

Savunmasını farklı aşamalarda yeniden hazırladığını anlatan İmamoğlu, bugün yaptığı konuşmanın da önceki savunmalarının yeni bir versiyonu olduğunu belirtti. Gelişen olayların ve Türkiye'de son üç ayda yaşanan siyasi türbülansın savunmasının içeriğini değiştirdiğini ifade eden İmamoğlu, yaşanan gelişmeler ile yargılamanın bağlantısını mahkeme heyetine ve kamuoyuna anlatmaya çalıştığını söyledi.

Savunmasının uzun olmayacağını ve konuşmasını bir sonuca bağlamayı planladığını belirten İmamoğlu, ancak gece boyunca yaşanan gelişmelerin yargılamayı etkilediğini dile getirdi.

Esenyurt'a kayyum atanmasını hatırlattı

İmamoğlu, İstanbul'da belediyelere yönelik operasyonların başlamasının ikinci yıl dönümüne yaklaşılırken Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yönelik operasyonu ve ardından belediyeye kayyum atanmasını gündeme getirdi.

30 Ekim'de Ahmet Özer'e yönelik operasyonun ardından Esenyurt Belediyesine kayyum atandığını hatırlatan İmamoğlu, bu süreci “milli iradeye vurulan bir darbe” olarak nitelendirdi.

Esenyurt'a atanan kayyumun tarafsız bir mülki idare amiri gibi davranmadığını savunan İmamoğlu, kayyumun siyasi faaliyetlerde bulunduğunu söyledi.

Beylikdüzü'nde yaşadığı için Esenyurt'taki gelişmeleri yakından takip ettiğini anlatan İmamoğlu, kaymakam olarak görev yapan kişinin operasyon öncesinde vali yardımcılığına getirildiğini, operasyonun ardından da kayyum olarak atandığını belirtti.

İmamoğlu, bu atama sürecinin önceden planlandığını savundu ve “Esenyurt'a operasyon yapılacağı belli, kimin atanacağı belli. Önceden konumlandırılıyor İçişleri Bakanlığı tarafından, sonra kayyum olarak atanıyor” dedi.

10:33

İmamoğlu’nun savunmasına bugün de devam edilecek. Duruşmayı izlemek üzere İmamoğlu ailesi, yurttaşlar ve YENİ Parti üyeleri mahkeme salonuna geldi.

bianet Kadın Haberleri editörü (2018). bianet Kadın ve LGBTİ+ Haberleri editörü (Ekim 2018-Şubat 2025). Toplumsal cinsiyet odaklı habercilik ve cinsiyet temelli şiddet haberciliği alanında atölyeler...

bianet Kadın Haberleri editörü (2018). bianet Kadın ve LGBTİ+ Haberleri editörü (Ekim 2018-Şubat 2025). Toplumsal cinsiyet odaklı habercilik ve cinsiyet temelli şiddet haberciliği alanında atölyeler düzenliyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu kurucularından. TGS İstanbul Şubesi yöneticilerinden (2023-2027). Musa Anter Gazetecilik (2011) ve Türkiye Psikiyatri Derneği (2024) en iyi haber ödülü sahibi. Cumhuriyet, BirGün, İMC TV, DİHA, Jinha, Jin News için muhabirlik yaptı. Rize’de yerel gazetelerde çalıştı. Sivil Sayfalar, Yeşil Gazete, Journo ve sektör dergilerinde haber ve yazıları yayımlandı. Hemşin kültür dergisi GOR’un kurucu yazarlarından. “Yeşilden Maviye Karadenizden Kadın Portreleri”, “Sırtında Sepeti”, “Medya ve Yalanlar” isimli kitaplara yazılarıyla katkı sundu. bianet stajyeri (2000). İstanbul Üniversitesi Avrupa Birliği ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun.

Devamını Göster
Hak odaklı, çok sesli, bağımsız gazeteciliği güçlendirmek için bianet desteğinizi bekliyor.
Google ile Katkıda Bulunun
Sayfa Başına Git