İBB davasında savunmasını sürdüren Ekrem İmamoğlu, İSTTELKOM’un eski Genel Müdürü Melih Geçek’in sabah SEGBİS üzerinden ifadeye çağrıldığını, 15 gün sonra yeniden ifade vereceğinin söylendiğini ancak aynı gün akşam tutuklandığını anlattı. İmamoğlu, “Hangi talimat gitmişse, hangi tuzak kurulmuşsa, hangi pusu kurulmuşsa Melih akşam tutuklandı. Yedek tutuklama yapıldı” dedi.
İmamoğlu, Geçek’in duruşma günü apar topar ifadeye çağrıldığını, daha önce İSBAK’ta çalıştığı dönemde bir firmanın aldığı ihaleler hakkında kendisine sorular yöneltildiğini söyledi. Geçek’in ifadesinin ardından 15 gün sonra yeniden çağrılacağının belirtildiğini ve duruşmalara katılabileceğinin söylendiğini aktaran İmamoğlu, Geçek cezaevine döndükten sonra yeniden SEGBİS’e çıkarılarak tutuklandığını belirtti.
Tutuklama sürecinin planlı olduğunu savunan İmamoğlu, “Sabah alınan ifadede Melih’le ilgili havale yok, mahkemeye havale yok, hiçbir şey yok. Tek başına Melih’i cezaevine girer girmez SEGBİS’e alıyorlar, mahkemeye çıkartıyorlar. Mahkemeye havale dahi edilmemiş Melih’e tutuklama kararı veriyorlar” diye konuştu.
İmamoğlu, mahkeme heyetine seslenerek yargılamaya dışarıdan müdahale edildiğini savundu. “Bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var. Görüyorsunuz ya da göremiyorsunuz. Ahtapotun kolları var. Sandalyenizin etrafında, bilgisayarlarınızın içinde ahtapotun kolları var” dedi.
İmamoğlu şöyle dedi:
"Bu “adil yargılama” öyle mi? Burada bir adil yargılama var. Biz de adil yargılamada savunma yapacağız öyle mi? Kim kimi kandırıyor? Bunun adı pusu. Bunun adı arkadan vurmak. Bunun adı zulüm. Bunun adı yanlı yargı. Güdümlü yargı.
"Sayın başbakan, sayın heyet, soruyorum milletim, ey halkım, aziz milletimiz soruyorum; kalleşlik ne zaman bizim kültürümüze girdi? Kalleşlik bizim ne zaman kamu kurumlarının içine girdi? Kalleşlik var mıdır ya? Evladım, senden iyi kalleş olur, kalleş ol diye tavsiyen var mı annesinden babasından? Var mı? Ben duymadım. Bu topraklarda kalleşlik diye bir tavsiye ben duymadım.
"Dilimizde bunları tarif edecek ağız dolusu laflar var ama ben bunları edemiyorum şu anda. Ama iyi biliyorum ki ne dinimizde var, ne bu toprakların inançlarında var, ne bu canım ülkenin irfanında var, ne bu canım ülkenin erdeminde var, yok, oğlu yok. Herkes, ben öyle yapıyorum, bazen bu olaylar olduğunda dönüyorum, anacığımı düşünüyorum, babacığımı düşünüyorum, dedelerimi düşünüyorum, hepsini gördüm, ninelerimi düşünüyorum, büyük dedelerimi gördüm, onları düşünüyorum, ben kimseyle böyle bir tavsiye olarak büyümedim. Hiç kimsenin de böyle bir yol haritasıyla büyüdüğünü bu topraklarda düşünmüyorum. İnanmak istemiyorum; bir kişinin bile.
"Buradan uyarıyorum. Eyyy Sayın Cumhurbaşkanı; bu kalleş düzen, bu kurulu, pusu düzeni, pusu sisteminden kendini de koru. Bir hemşehri olarak, Sayın Cumhurbaşkanı, seni uyarıyorum. Bu kalleş düzenden, bu yürütülen iş ve işlemlerden, akşamdan sabaha, sabahtan akşama Türkiye'yi yöneten bir insanın bunlardan haberi olmayacağını, buna vakit bile ayırmayacağını bilerek, bu kalleşlikten sen dahi kendini koru. Seni uyarıyorum.
"Kimin şimdi burada yargılanma garantisi var. Hani Melih ahlaklı ama bir o kadar da tutarlı, bir o kadar da mert, bir o kadar da cesur biliyor musunuz?"
“Bizimle ilgili kararı siz ve heyetiniz verin” diyen İmamoğlu, “Bu mahkemeye siyasetin ya da yargı mensubuyken siyasallaşmış karakterlerin gölgesini düşürtmeyin” dedi.
Esenyurt Belediyesine kayyım atanmasının ardından yaşanan gelişmelere de değinen İmamoğlu, tutuklu eski Belediye Başkanı Ahmet Özer’i hatırlatarak, “Çıkıp niye bir tanesi Ahmet Özer’den özür dilemiyor? Niye Ahmet Özer görevine iade edilmiyor?” diye sordu.
İmamoğlu, kendisine yöneltilen suçlamaların siyasi olduğunu vurguladı, “Bu bir siyasi davadır” dedi.