İmamoğlu, kendi döneminden önceki İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetimine ilişkin teftiş dosyalarını anlattı. İmamoğlu, 33 dosyada toplam 2,5 milyar dolarlık yolsuzluk tespit edildiğini anlattı.
Başakşehir’deki askeri alanda bulunan arazi alımını, KİPTAŞ’ın Bahçeşehir’deki arsa alımını ve Vatan Caddesi’ndeki lunapark arazisinin satışını örnek gösterdi. İmamoğlu, bu üç dosyada toplam 144 milyon doları aşan kamu zararı oluştuğunu söyledi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada savunma yapan tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kendi döneminden önceki belediye yönetimine ilişkin yolsuzluk iddialarını gündeme getirdi. İBB teftiş kurulu tarafından hazırlanan dosyalara dayandığını söylediği açıklamalarında, 33 dosyanın İçişleri Bakanlığı tarafından alındığını, 64 dosyada savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, 146 dosyayı ise farklı kurum ve kuruluşlara bildirdiklerini anlattı.
İmamoğlu, “Şimdi AK Parti döneminde, yani benim seçilmemden hemen önceki dönemde, burada gördüğünüz bütün dosyalar belgeli tespitli teftiş kurulumuzun denetim yapan, inceleme yapan ekiplerimizin somut bir şekilde tespit ettiği ve hakkında gerekli işlemi yaptığı dosyalardır. Bunların 33 tanesi listede var. Bu 33 tanesini niye ayırdık? Çünkü bu 33 dosya, ne yazık ki bizim gerekli işlemleri yapıyoruz ve bir kısmını da beyan ettikten sonra, bakınız bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç olmadı. İçişleri Bakanı o dönem bu dosyaları bizden istedi, aldı, el koydu ve dedi ki bunları ben soruşturacağım. Bizim soruşturmamıza hukuki tarafıyla gerekli şikayetleri yapmamıza engel oldular” dedi.
Dosyaların dağılımını da açıklayan İmamoğlu, şöyle devam etti:
“64'ü savcılığa suç duyurusunda bulunduklarımızdır. 146'sı ise farklı kurum ve kuruluşlara, farklı kurum ve kuruluşlara şikayetlerini yaptığımız, bildirdiğimiz dosyalardır. Bakın sadece 33 dosyanın, somut 33 dosyanın bedeli 2,5 milyar dolardır. Burada kur hesapları yanlış olabilir çünkü bu tablolar üç-dört ay öncesi o yayınlanmayan kitabımla ilgili hazırladığımız birtakım sayılardı. Ne yazık ki Türkiye'de kur da değişiyor, borsa çöküyor, bir sürü şey yaşanıyor. Yani orada 115 milyar rakamı, belki de bugün artık 125 milyar olmuş olabilir.”
İmamoğlu, söz konusu dosyaların delil karartma ve kaçırma girişimlerine rağmen hazırlandığını öne sürerek, “Şimdi delil karartmalara ve kaçırmalara rağmen ben burada dedikoduyu değil somut delili bulduğumuz yolsuzlukların bu tablosunu sizinle paylaşıyorum. Tekrar ifade edeyim, İçişleri Bakanlığı, tüm teamüllerine aykırı olarak daha önce hiç görülmemiş şekilde İBB müfettişlerimizce görülen dosyalara el koydu” diye konuştu.
Dosyaların bir bölümünde kovuşturmaya yer olmadığı kararları verildiğini, bazılarının ise zamanaşımına uğradığını söyleyen İmamoğlu, “2,5 milyar dolarlık yolsuzluğu ispat eden dosyalara keyfi şekilde bakanlıkça el konulması ve sümen altı edilmesi, uyduruk bilirkişi raporları dayanak yapılarak ya da savcılıklarca ne yazık ki büyük bir kısmı zaman aşımına uğratılarak, böyle patır patır patır kovuşturmaya yer yok kararlarının verilmesi kurumsal ve ahlaki çürümedir, yozlaşmadır, keyfiliğin zirvesidir” dedi.
İmamoğlu, kendi döneminde yapılan işlemler nedeniyle kendisinin ve çalışma arkadaşlarının tutuklu yargılandığını belirterek, “Yani bu dediğim şeyler son 3 yıl, 3,5 yıl içinde yapılan işler. Beni ve yol arkadaşlarımı da ifade ettiğim gibi hiçbir delil olmadan tutuklu yargılamaya devam ediyorlar. Milletimiz bu ikiyüzlülüğü kesinlikle görüyor, birkaç hususuyla birlikte de somut olarak size göstereceğim” ifadelerini kullandı.
Başakşehir’deki askeri alana 13,5 milyon dolar ödendiğini söyledi
İmamoğlu, anlattığı dosyalardan ilkinin 2016’da Başakşehir’de bulunan askeri alan niteliğindeki bir taşınmazın kamulaştırılması olduğunu söyledi. Taşınmazın 24 Ekim 2016’da, dönemin kuruyla 13,5 milyon dolar karşılığında İBB tarafından satın alındığını belirten İmamoğlu, teftiş raporunda yer alan tespitleri şöyle aktardı:
“Bu çok enteresan, bu çok enteresan. Yani niye enteresan biliyor musunuz? 24 Ekim 2016 tarihinde, Başakşehir'de, askeri alan niteliğinde bir özel mülk. O günün kuruyla, 13,5 milyon dolar karşılığı bedelle İBB tarafından satın alınıyor, kamulaştırılıyor. Bakın askeri alanın içinde. Hemen şu alt köşede, yani ben buradan gösterme imkânım yok ama alt köşede yeşilin içerisinde kırmızı bir şekilde içine o kırmızı taralı alanın konduğu arazi kamulaştırılıyor.
“Müfettiş raporunda, söz konusu taşınmazın, doğrudan temin yoluyla satın alındığı, taşınmaz malikleri vekilinin, ne kadar başarılı bir vekili var, eski AK Parti Maltepe İlçe Başkanı olduğu, isimleri vermiyorum isterse medya temin eder raporundan, taşınmaz bedelinin doğrudan onun hesabına gönderildiği, söz konusu taşınmazın imar planlarında askeri stratejik alan olarak fonksiyonlandırılmış olduğu, bu haliyle de Büyükşehir Belediyesi'nin herhangi bir hizmetinde kullanılmasının mümkün olmadığı…”
İmamoğlu, İBB’nin askeri birliği veya bu alanı kullanmayı gerektiren bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek, “Yani ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 7 yıldır başkanıyım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin askeri bir birliği yok. Yani öyle bir gücü yok, kuvveti yok, öyle bir sorumluluğu yok. Askeri stratejik alan diye görünen yer kamulaştırılıyor” dedi.
Taşınmazın değerinin beş yıl sonra yeniden incelendiğini anlatan İmamoğlu, 2021’de yapılan gayrimenkul değerleme çalışmasında arazinin değerinin 13 milyon 350 bin TL olarak belirlendiğini söyledi. Bu tutarın o günkü kurla yaklaşık 2 milyon dolara karşılık geldiğini belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Özetle, İBB AK Parti yönetimi tarafından 13,5 milyon dolara alınan arazinin gerçek değeri 2 milyon dolar olduğu çıkıyor hem de 5 yıl sonra. Kamu zararı somut olarak 11,5 milyon dolar. Bakın, öyle o şunu dedi, bu bunu dedi, o getirmiş, o almamış, verdim, aldım, aldın, almadın değil. Bakın somut. 11,5 milyon dolar.”
İmamoğlu, kamulaştırma işlemini “Resmen kamunun kasasından hırsızlık yapılmış. Hırsızlık yapılmış. Başka bir tarifi yok” sözleriyle değerlendirdi.
KİPTAŞ’ın arsa alımında dört günde 27 milyon dolar kâr edildiğini öne sürdü
İmamoğlu’nun ikinci örneği, AKP döneminde KİPTAŞ’ın Bahçeşehir’de satın aldığı arsa oldu. İmamoğlu, İBB müfettişlerinin raporuna göre KİPTAŞ’ın arsayı rayiç bedelin üzerinde satın aldığını ve işlemin yaklaşık 50 milyon dolarlık zarara yol açtığının tespit edildiğini söyledi.
İmamoğlu, arsanın önce bir firmadan başka bir firmaya 49,5 milyon TL’ye satıldığını, ardından yalnızca dört gün sonra KİPTAŞ’a 130 milyon TL’ye devredildiğini anlattı.
“Meselenin bir başka boyutu; yani işin gerçekten şeytana pabucunu ters giydirecek yanı ise Bahçeşehir'deki arsanın bir firmada, isimlerini burada okumuyorum, bir firmada başka bir esas sahibinden 7 Ocak 2016 tarihinde, 7 Ocak 2016 tarihte 49,5 milyon bedelle, TL, 49,5 milyon TL bedelle, İBB'yle yani KİPTAŞ'la ilişkiye geçecek olan bir başka firmaya satılıyor.
“Satılıyor, satın alıyor bu firma. Aynen yeri satan alan bu firma, sadece 4 gün sonra bakın, sadece 4 gün. 3 ay, 5 ay yani bir para kazanacak bir proje, hani olsa 5 ay deriz ki biraz bir şeyler yaptı da bir emeği var. Sadece 4 gün sonra, 11 Ocak 2016 tarihinde, 4 gün üzerinde tuttuğu bu araziyi tam 130 milyon liraya... Bakın 45 milyon alıyor, 49,5 milyon alıyor, 130 milyon TL'ye KİPTAŞ'a satıyor.”
İmamoğlu, aradaki farkın 2016 yılı itibarıyla 81 milyon TL, o günkü kurla yaklaşık 27 milyon dolar olduğunu belirterek, “Burada dikkatimi çekmek istediğim şu: Satın alan, aldırılan firma, yalnızca 4 gün sonra 2016'nın parasıyla tam 81 milyon lira kâr ediyor. O günün güncel kuruyla 27 milyon dolar... Bakın 27 milyon dolar. Yani bir firma araziyi alıyor, sadece 4 gün sonra neredeyse 3 katına araziyi satıyor” dedi.
Arsanın KİPTAŞ gibi gayrimenkul alanında uzman bir kuruma satıldığına dikkat çeken İmamoğlu, “Ve kime satıyor? İBB'ye. Yani İBB, KİPTAŞ, ki KİPTAŞ'ın kasları çok güçlüdür, gayrimenkulü bilir, bölgeyi bilir, araziyi bilir. KİPTAŞ'a bu zeki kişi, bu kurnazlar bayağı göstere göstere kazık atıyor, 27 milyon doları da cebine indiriyor” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, müfettişlerin hazırladığı raporun 8 Mart 2021’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ise 14 Ağustos 2024’te kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini söyledi. İtirazlarının da sonuçsuz kaldığını belirten İmamoğlu, “27,5 milyon dolar KİPTAŞ’a kazık atıyor. Yani burada Genel Müdürümüz burada, Ali Kurt. 1,5 milyar borçla aldığı kurumu, artık kasasında milyarlarca lira parası olan bir KİPTAŞ var ediyor. KİPTAŞ'ın düşürüldüğü durum bu. Burada da Ali Kurt tutuklu” dedi.
Vatan Caddesi’ndeki lunapark arazisi için 106 milyon doları aşan kamu zararı iddiası
İmamoğlu, üçüncü örnek olarak İstanbulluların Vatan Caddesi’nde lunapark olarak bildiği araziyi anlattı. İBB’nin bu araziyi 2017’de Metal Yapı’dan yaklaşık 430 milyon TL’ye, dönemin kuruyla 119 milyon dolara satın aldığını söyleyen İmamoğlu, şirketin araziyi 2011’de Fatih Belediyesi’nden 13 milyon dolara aldığını belirtti.
İmamoğlu, arsanın satın alınmasının ardından imar planlarında değişiklik yapıldığını, arazinin değerinin bu yolla artırıldığını öne sürdü.
“İBB tarafından 2017 yılında yaklaşık 430 milyon liraya, İBB tarafından 2017 yılında 430 milyon TL'ye o zamanın kuruyla 119 milyon dolara Metal Yapı'dan satın alıyor burayı. Bu firmanın 2011 yılında, 2011 yılında burayı Fatih Belediyesi’nden alırken ödediği para 13 milyon dolar. Sadece 25 milyon lira.
“Bakın 2011'de 13 milyon dolara alıyor firma. 2017 yılında 119 milyon dolara satıyor. Ama konu bu kadar kısa değil. Bu firma burayı Fatih Belediyesi’nden aldıktan sonra çok ilginç yani pabucu ters giydirmenin daniskası. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nce imar planları değişikliği yapılarak, arazi arazinin değerlenmesi sağlandı. Yani burası bir lunapark arazisiyken imarlı hale getiriliyor.”
İmamoğlu, şirket yönetim kurulu başkanının idarenin evrak kayıtlarında bulunan iki dilekçesine de dikkat çekti. Dilekçelerde, şirketin satıştan elde edeceği parayı nerelerde kullanacağının ve işlemlerin Cumhurbaşkanlığı nezdinde yapılan görüşmeler sonucunda kararlaştırıldığının yazdığını söyledi.
İmamoğlu, “Sürecin planlı bir şekilde yürütüldüğünü firmanın yönetim kurulu başkanının idarenin evrak kayıtlarında var olan iki dilekçesinden anlıyoruz. Nüshalar orada. Bu dilekçelerde, firmanın alacağı parayı nerelerde kullanacağı ve bu işlemlerin Cumhurbaşkanlığı nezdinde yapılan görüşmeler neticesinde kararlaştırıldığı belirtiliyor. Evrakta var yani dilekçede yazıyor. Duyum değil yani belgeyle anlatıyorum size” dedi.
Teftiş çalışmaları sürerken dosyanın İçişleri Bakanlığı tarafından alındığını söyleyen İmamoğlu, 2021’de yaptırılan değerleme çalışmasında taşınmazın İBB tarafından satın alındığı tarihteki değeriyle piyasa değeri arasındaki farkın 106 milyon doları aştığının belirlendiğini öne sürdü.
“Yani Cumhurbaşkanlığı'nın bilgisi dahilinde, firmanın Fatih Belediyesi'nden 13 milyon dolara satın aldığı taşınmaz, İBB'ye 119 milyon dolara satılmış. Kamu zararı ve vurgunun toplamı 106 milyon dolardan fazla. 106 milyon dolardan fazla” diyen İmamoğlu, arazinin önce lunapark ve yeşil alan niteliğinde olduğunu, daha sonra imarının değiştirildiğini ve satışın ardından yeniden eski imarına döndüğünü söyledi.
İmamoğlu, “Daha kötüsü ne biliyor musunuz? Burası şu anda yine eski imarına dönmüş durumda. Yine eski imarına dönmüş durumda. Böyle bir soygun olamaz” dedi.
“Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu?”
İmamoğlu, üç örnekte anlattığı işlemlerin duyumlara değil, belge ve teftiş raporlarına dayandığını vurguladı. Vatan Caddesi’ndeki arazi için öne sürdüğü kamu zararı iddiasını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte yolsuzluğa ilişkin yaptığı bir açıklamayla karşılaştırdı.
İmamoğlu, “Bakınız tekrar ediyorum. Mış, muş yok. Duymuştum, duyum, beyan yok. Kamunun kasasından beytülmalden, beytülmalden, kamunun kasasından, milletin parasından 106 milyon dolar. Burada da iddia makamı 50 milyon dolar topladı üst üste bir algı yaratmaya çalıştı. O dedi bu dedi. Bak sadece bir tane yerde kasada o şey değil ha, yani mühür bulunan Gaziosmanpaşa Belediyesi kasası değil bu. Bu devletin kasası, milletin hazinesi kasadan 106 milyon dolar kamunun yetkisini kullanarak milletin cebinden çalınmasını anlatıyorum size. Sadece bir örnek. Vatan Caddesindeki lunapark arazisi” diye konuştu.
Erdoğan’ın 17-25 Aralık sürecinde başbakanken yaptığı açıklamayı hatırlatan İmamoğlu, şu sözleri aktardı:
“Sayın Cumhurbaşkanı 17-25 Aralık sürecinde Başbakan iken ne demişti hatırlayın: ‘Yolsuzluk denildiğinde ben şunu anlarım. Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu?’ Tekrar ediyorum. ‘Yolsuzluk denildiğinde ben şunu anlarım. Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu? Eğer devletin kasasından para çıkmıyorsa buna yolsuzluk diyemezsiniz.’ Alın size devletin kasasından çatır çatır hem de öyle basit paralar değil. Listenin altında 2,5 milyar dolar yazıyor. Bu sadece 33 dosya.”
İmamoğlu, anlattığı dosyalara ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da seslenerek, “Buna ne diyecek merak ediyorum Sayın Cumhurbaşkanı. Bizzat kendi onayıyla, İBB'nin kasasından, öyle anlatıyor çünkü dilekçede yazıyor ha, Sayın Cumhurbaşkanı onayıyla diyor. Bizzat onayıyla İBB'nin kasasından 106 milyon dolardan fazla para çıkıyor” dedi.
İmamoğlu, konuşmasının sonunda, “Böyle bir arsızlık, böyle bir yağmacılık tarih yazmamıştır” ifadelerini kullandı.