İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Yeni Parti'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, bugün İBB davasındaki savunmasında fon krizini ve krize ilişkin soruşturma sürecini gündeme getirdi.
Fonlarda yüz binlerce yurttaşın birikiminin bulunduğunu söyleyen İmamoğlu, fon soruşturmasıyla İBB’ye yönelik operasyonlar arasında çifte standart bulunduğunu söyledi.

Ekrem İmamoğlu: Türkiye, operasyon cumhuriyetine döndü

Özgür Özel: Geri adım atmayacağız, yeni mecralarla bu cendereden çıkacağız
Fon krizinin maliyetinin yanı sıra soruşturmanın nasıl yürütüldüğünü de anlatan İmamoğlu, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, şimdiki Adalet Bakanı Akın Gürlek’in fonlarla ilgili Şubat 2025’te Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) yazı gönderdiğini, ancak ardından soruşturmanın ilerletilmediğini öne sürdü.
İmamoğlu, “Ödenen ağır bedelin, bu kötülüklerin bizlere, muhalefete, İBB’ye yönelik operasyonlarla somut ilişkisini sizlerle paylaşacağım. İBB’ye yapılan operasyonlarla fon vurgunu arasındaki somut ilişkiyi ve iç içe geçmiş tanımları sizlerle paylaşacağım” dedi.
“Fon soruşturmasında 20 ay boyunca kılını kıpırdatmadı”
İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26 Şubat 2025’te fon soruşturması kapsamında SPK’ye yazı gönderdiğini söyledi. Aynı dönemde kendi diplomasının iptali için de işlem yapıldığını hatırlatan İmamoğlu, iki süreç arasındaki farklılığa dikkat çekti.
İmamoğlu, Adalet Bakanı Gürlek’in 24 Şubat 2025’te İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne diplomasının iptali için yazı gönderdiğini, üniversiteden yanıt gelmeyince 11 Mart’ta ikinci bir yazı yazıldığını belirtti.
İmamoğlu, “Anamın ak sütü gibi helal diplomam için çırpınan dönemin başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı, konu asrın soygunu, fon vurgunu olunca süreçte hiç kılını kıpırdatmadı. Bir ay, iki ay değil, 20 ay boyunca” diye konuştu.
Fon soruşturmasında SPK’ye gönderilen yazının ardından ek talepte bulunulmadığını ve operasyon yapılmadığını ileri süren İmamoğlu, buna karşılık kendisine ve İBB’ye yönelik soruşturmanın hızla ilerletildiğini savundu.
“Fon soruşturmasında tutuklu siyasetçi yok”
İmamoğlu, fon soruşturmasındaki uygulamalarla İBB’ye yönelik operasyonları karşılaştırdı. İBB’ye yönelik operasyonda bilgisayarlara aynı gün el konulduğunu, kendisinin de sahur vaktinde evinden alındığını hatırlatan İmamoğlu, yüz binlerce yurttaşın birikiminin söz konusu olduğu fon krizinde aynı hızın gösterilmediğini söyledi.
“Bir belediyeye şafak vakti girilir. Bilgisayarlarına aynı gün el konur. Vatandaşın milyarlarca dolarlık birikimi söz konusu olduğunda o hız gösterilmedi” diyen İmamoğlu, fon soruşturmasında tutuklu siyasetçi bulunmamasına da dikkat çekti.
İmamoğlu, fon krizinde kamuoyuna yansıyan iddiaların araştırılması gerektiğini belirterek soruşturmanın kapsamına ve yürütülme biçimine ilişkin eleştirilerini sürdürdü.
Eski bakanın kazancını gündeme getirdi
İmamoğlu, konuşmasında eski bir bakanın 160 milyon liralık yatırımla 2 milyar 200 milyon lira kazandığına ilişkin iddiayı da gündeme getirdi. Söz konusu süreçte gözaltı ve tutuklama işlemi yapılmadığını söyleyen İmamoğlu, kazancın kaynağının sorgulanmadığını savundu.
“Bir yanda aylarca, yıllarca tutuklu kalan belediye başkanları, öbür yanda gözaltı bile görmeyen bir süreç yönetildi” diyen İmamoğlu, 16 milyon İstanbullunun seçtiği belediye başkanının evinden şafak operasyonuyla alınmasıyla eski bir bakan hakkındaki sürecin farklı yürütüldüğünü söyledi.
İmamoğlu, “Bu ülkede hukukun kime göre işlediği işte bu iki tablonun arasındaki farktır” dedi.
Fon krizinin maliyetinin 107 milyar doları aştığını belirtti
İmamoğlu, fon krizinin ekonomik boyutuna da değindi. Eylül 2026’da yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyeye alındığını ve bu fonlarda 455 bini aşkın yurttaşın parasının bulunduğunu söyledi.
Fon krizinin borsaya da yansıdığını belirten İmamoğlu, borsanın bir ayda yüzde 16’dan fazla değer kaybettiğini, halka açık şirketlerin piyasa değerinden yaklaşık 90 milyar dolar silindiğini ileri sürdü. Krizin ilk 15-20 günlük maliyetinin 107 milyar doları aştığını iddia eden İmamoğlu, nihai faturanın yurttaşların cebinden çıkacağını söyledi.
İmamoğlu, fonlarda birikimi bulunan yurttaşların çocuklarının eğitimi, emeklilikleri ve ev sahibi olmak için tasarruf yaptıklarını vurgulayarak devletin ve denetlenen piyasaların güven vermesi gerektiğini belirtti.
Büyük mali skandallarda önce delillerin ve paranın korunması, ardından ilişkiler ağının ortaya çıkarılması gerektiğini söyleyen İmamoğlu, denetimden sorumlu kurumların neden harekete geçmediğinin de araştırılmasını istedi.
İmamoğlu, fon krizinin soruşturulması için Meclis’te ortak komisyon kurulması önerisinin kabul edilmediğini de belirterek sürecin tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulması çağrısı yaptı.
(EMK)





