Birleşmiş Milletler'in (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31), devlet başkanları, bilim insanları, aktivistler, şirket lobicileri, diplomatlar, yerli halklar ve iklim krizinden etkilenen toplulukları bir araya getirecek. Uluslararası Af Örgütü, 9-20 Kasım’da Antalya'da gerçekleşecek zirveyi ve iklim krizinin kritik tablosunu altı soruda irdeleyerek COP31'in ev sahipleri Türkiye ve Avustralya'nın sorumluluklarına işaret etti:
1. Türkiye’deki iklim zirvesi neden önemli?
Uluslararası Af Örgütü'nün yanıtlandırdığı ilk soru COP31'in önemine dair. Özellikle COP31'in iklim krizini görmezden gelmenin daha da zorlaştığı bir yılın sonunda düzenlendiğine dikkat çekiliyor:
- Eylül 2026’da BM, dünyanın gelecek birkaç yıl içinde küresel ısınmayı sanayi devrimi öncesi seviyelerin 1,5°C üzeri ile sınırlandırma hedefini aşacağını ilk kez kabul etti.
- Ekim 2026’da BM Çevre Programı, iklim hedeflerini korkunç boyutlarda aşmamak için dünyanın gelecek dört yıl içinde karbon emisyonlarını yaklaşık beşte bir oranında, on yıl içinde ise yarı yarıya azaltması gerektiği uyarısı yaptı.
- Aşım ne kadar yüksek ve uzun süreli olursa, insanlar, ekosistemler ve ekonomiler için tehlike de o kadar büyük olacak. Zarar telafi edilemeyecek.
- İnsan ve gezegen hayatı için her bir ondalık derece önem taşıyor.
"Buna karşın, büyük ekonomiler yeni fosil yakıt üretim projelerini onaylamaya devam ediyor ve sübvansiyonlar, vergi indirimleri ve diğer destek türleriyle kömür, petrol ve doğalgaza olan bağımlılığı sürdürüyor."

Eko-anksiyete nedir?
2. İklim krizi insan haklarını nasıl etkiliyor?
Herkesin temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunun hatırlatıldığı açıklamadaki ikinci soru tam olarak bunu yanıtlandırıyor. İklim krizinin; yaşam, gıda, su, sağlık, barınma, kültür ve yeterli yaşam standardı haklarını da tehdit ettiğine değiniliyor:
2026’da dünyanın farklı bölgelerinde eşi benzeri görülmemiş iklim kaynaklı afetler ve bunların insan haklarına etkisi açıkça görüldü:
- Himalayalar’da bir buz kütlesinin feci şekilde çökmesi sonucu Nepal ve Tibet’te sel baskınları meydana geldi, 1.400’den fazla kişi hayatını kaybetti.
- Yıl başında Mozambik, Esvatini, Güney Afrika ve Zimbabve selden etkilendi. Sel baskınlarında 200’den fazla kişi öldü, evler yıkıldı, sağlık merkezleri ve okullar zarar gördü, tarım arazileri ve geçim kaynakları ağır etkilendi.
- Rekor sıcaklık dalgaları ve kuraklık, Türkiye, Endonezya, Avrupa, Kuzey Afrika ve Kanada da dahil dünyanın dört yanında on binlerce kişiyi öldürdü, şiddetli orman yangınlarını körükledi.
- Yangınlar ağır hasara ve tahliyelere neden oldu.
"İklim çöküşünün insani bedelini gözardı etmek artık mümkün değil."

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ’NDEN İKLİM RAPORU
“İklim değişikliği bir insan hakları krizidir”
3. Fosil yakıtlardan çıkış neden gerekli?
İnsanların fosil yakıtlar yakmasının, atmosferde yoğunlaşan sera gazı emisyonlarının esas kaynağı olduğunun vurgulandığı açıklamada, bu gazların güneşin ısısını hapsederek uzun vadede gezegenin ortalama sıcaklığının artmasına yol açtığı hatırlatıldı. Bu da hava koşullarında değişikliklere ve deniz seviyelerinin yükselmelere neden oluyor. Buradan hareketle fosil yaktılardan çıkışın gerekliliği şöyle açıklandı:
"Deniz seviyelerinin yükselmesi küçük ada devletlerini ve alçak rakımlı kıyı arazilerinin büyük bölümünü yok edecek. Fosil yakıtların, rüzgâr ve güneş enerjisi gibi pek çok alternatifi var. Yenilenebilir enerjiyle çalışan elektrikli sistemlere geçişteki küresel eğilim son derece önemli, ancak bu geçiş insan haklarına saygı göstermeli, fosil yakıt ekonomisinin suistimal ve eşitsizliklerini yeniden üretmemeli."
4. Sivil alanın korunması neden önemli?
Uluslararası Af Örgütü, BM iklim konferanslarının yerli halkların, tüm çeşitlilikleriyle sivil toplum temsilcilerinin ve iklim adaleti için kampanya yürüten toplulukların yanı sıra neredeyse tüm devletlerin de bir araya geldiği az sayıdaki küresel alandan biri olması nedeniyle önemine dikkat çekiyor:
"Zirveye, fosil yakıt lobicileri de katılacak. COP’da sivil alanın korunması, fosil yakıt sektörünün engellemelerini aşmak ve etkili iklim eyleminin kararlaştırılmasını sağlamak için elzem. Bu haliyle dengeler fosil yakıt sektöründen yana ve COP’da sivil toplumun korunmasıyla ilgili bir gerileme bu dengesizliği daha da artıracak.
Devletler ve şirketler, protestoları kriminalize ediyor ve çevre savunucularını taciz, gözetim, gözaltı ve şiddete maruz bırakıyor. İklim adaleti, onu talep etme özgürlüğü olmadan sağlanamaz."
5. COP31’de ev sahibi ülkelere ne gibi sorumluluklar düşüyor?
1995'ten bu yana yapılan Taraflar Konferansları'nda bu yıl ilk defa iki ayrı başkanlık var. Türkiye ev sahibi olarak COP31 başkanlığı yaparken Avustralya müzakere başkanlığını üstleniyor. Uluslararası Af Örgütü, bu olağandışı liderliğin Türkiye’ye ve Avustralya’ya ciddi sorumluluk yüklediğini söylüyor:
"Her iki ülke de inandırıcı iklim liderliği sergilemeli."
Avustralya'ya Pasifik'teki komşuları ve dezavantajlı halklar hatırlatılıyor:
- Avustralya küresel iklim müzakerelerine liderlik etmekle fosil yakıtların çıkarılmasını ve kullanımını desteklemeye devam etmek arasındaki çelişkiyle yüzleşmeli.
- Pasifik toplumlarının taleplerinin COP31 sonunda somut çıktılara dönüşmesini sağlamalı.
- Ülke içinde yerli halklara, Pasifik’teki komşularına ve iklim krizinden öncelikli etkilenen diğer topluluklara yönelik zararı derinleştiren fosil yakıt projelerini genişletirken, bir yandan da inandırıcı bir iklim liderliği iddiasında bulunamaz."
Uluslararası Af Örgütü, Türkiye'nin sorumluluk alanı için ise fosil yakıt konusuna değiniyor:
- "Türkiye’nin kömüre bağımlılığı ve fosil gaz arayışı, ülkeyi yüksek emisyon rotasına hapsetme riski taşıyor.
- Ayrıca eylülde Türkiye yetkilileri LGBTİ+ örgütleri, aktivistleri ve insan hakları savunucularına karşı ülke çapında bir operasyon başlattı. Aktivistlerin, gazetecilerin ve Uluslararası Af Örgütü Türkiye de dahil insan hakları örgütlerinin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi.
- Ekimde yetkililerin, basın özgürlüğüne acımasız bir darbe vurarak, önde gelen muhalif televizyon kanalı Halk TV’ye baskın düzenlemesi ve yönetimine kayyım ataması gerilimi artıran bir diğer adımdı.
- Son 10 yıldır barışçıl toplanma, örgütlenme ve ifade özgürlüğüne getirilen keyfi kısıtlamalar süregelen baskının parçası.
- Tüm bunlar, insanların iklim krizi ile mücadelesini veya başka insan hakları sorunlarında hükümeti sorumlu tutmasını zorlaştırıyor."
"COP31’de ortak geleceğimizi korumakla ilgili önemli müzakerelerin etkili ve eşitlikçi olabilmesi için, Türkiye insan haklarına ve bu hakları savunan kişilere yönelik baskısını sonlandırmalı."
6. Devletler, COP31’de hangi konularda uzlaşmalı?
Son olarak Uluslararası Af Örgütü, devletleri, üç öncelikli konuda ilerlemeye çağırdı:
İklim krizini kaynağında durdurun:
"Fosil yakıtları yaygınlaştırmayın. Kömür, petrol ve doğalgazdan tam, hızlı, adil, finanse edilen ve insan haklarına uygun çıkışı hızlandırın.Tarihsel olarak emisyonlardan en fazla sorumlu devletler, daha ileri ve hızlı adım atmalı. Yenilenebilir enerji fosil yakıttan ucuz. Devletler, fosil yakıt sektöründeki müttefiklerini vergi mükelleflerinin finanse ettiği sübvansiyonlarla desteklemeye son vermeli."
Toplulukları geçiş süreciyle destekleyin:
"Adil geçiş girişimleri için uluslararası işbirliğini koordine etmek amacıyla COP30’da kurulan Adil Geçiş Mekanizması’nı işler hale getirin, yeterli finansmanla destekleyin ve hesap verebilir olmasını sağlayın. Yerli halklar, işçiler ve etkilenen topluluklar kararlara doğrudan katılmalı."
İklim finansmanını artırın:
"Yüksek gelirli, yüksek emisyon oranlarına sahip ülkeler, fosil yakıtlardan adil çıkış, uyum, kayıp ve zarar süreçlerini desteklemek, ormanları ve karbon depolayan kritik ekosistemleri korumak için büyük kirleticileri vergilendirmeli ve hibe temelli iklim finansmanını önemli ölçüde artırmalı. Bu destek insan haklarını korumalı ve düşük gelirli ülkeleri daha da borca sürüklemekten kaçınmalı."
"Adalet, gezegenin ısınmasından en fazla sorumlu olanlar ile adım atma kapasitesi en yüksek olanların harekete geçerek eylemlerinin sonuçlarını üstlenmelerini gerektirir."
(CA)








