İklim krizi nedeni ile artan sıcaklıklar, değişen yağış miktarları, turizm sektörünü Akdeniz ve Güney Ege kıyılarından Doğu Karadeniz’e kaydıracak diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. "Karadeniz’de nüfus artacak, turizm patlaması yaşanacak" gibi varsayımlar, iklim krizinin sonuçları açısından şimdilik sadece birer varsayım.
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Fizik Bölümü’nde çalışmalar yürüten Prof. Dr. Murat Türkeş, “Doğu Karadeniz’in görece bol yağışı onu otomatik olarak güvenli bir göç bölgesi yapmaz” diyor ve geleceğin Türkiye’sine dair sarsıcı bir tablo çiziyor.
Geleceğin Haritası: Yoksulluk

Önümüzdeki on yıllarda Türkiye, insan hareketliliğinin ve yaşam alanlarının yeniden şekillendiği büyük bir dönüşüm sürecine girecek.
Ancak Prof. Dr. Murat Türkeş’e göre, bu geleceği yalnızca sıcaklık haritaları üzerinden okumak büyük bir yanılgı.
Türkeş, geleceğin yerleşim yerlerinde sıcaklıkla birlikte su imkânları, geçim kaynakları, afet riskleri, konut ve altyapı hizmetlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Serinliğin tek başına bir güvenlik teminatı oluşturmayacağını ifade eden bilim insanı, Türkiye'de iklim krizinin insanların nerede ve hangi koşullarda yaşayabileceğini doğrudan belirleyeceğini öngörüyor.
İklim krizine bağlı göçlerin tek nedeninin sıcaklık olmadığını belirten Türkeş, kuraklık, ürün kaybı ve su kıtlığının kırsal hayatı çökerttiğini, seller ve yangınların ise ani yerinden edilmelere yol açtığını hatırlatıyor.
Prof. Dr. Türkeş’e göre bu süreç, gelir kaybı, işsizlik, borçluluk ve kamu hizmetlerine erişim sorunlarıyla birleştiğinde toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirecek. Gelir seviyesi yüksek aileler bulundukları yere uyum sağlayabilirken, en yoksul kesimler taşınacak imkânı dahi bulamayarak riskli alanlarda sıkışıp kalabilecek.
Göç edenler ve "serin" sığınaklar
Prof. Dr. Murat Türkeş ve ekibinin projeksiyonlarına göre, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan olabileceklere ek olarak İç Anadolu ve İç Batı Anadolu’dan Ege, Marmara, Akdeniz ve Karadeniz’e doğru belirgin bir iç göç dalgası şekillenecek.
Fakat Türkeş, bu yönelimin sırf serinlik arayışıyla değil, iş ve hizmetlere erişim çabasıyla gerçekleşeceğine dikkat çekiyor. Göç alan bir kentin ekonomik cazibesinin iklim tehlikelerinden muaf olduğu anlamına gelmediğini belirten ünlü iklim bilimci; insanların geçim uğruna taşkın, aşırı sıcaklık ya da su sıkıntısı yaşanan kentlere de akın edebileceğini söylüyor.
"Göreli elverişlilik" kavramına açıklık getiren Türkeş, Kuzeydoğu Anadolu’nun uygun kesimleri, Muğla’nın iç ve yüksek ilçeleri, Aydın’ın yaylaları ve Çanakkale çevresinin kıyı ovalarına göre daha elverişli görülebileceğini ifade ediyor.
Ancak Türkeş'e göre en büyük risk tam da burada başlıyor: Bugün serin olan bir yaylanın ya da yeşil alanın kontrolsüzce yapılaşmaya açılması, su kaynaklarını tükenme noktasına getirerek o bölgenin iklim avantajını hızla yok edecek.
Ayrıca Doğu Karadeniz özelinde konuşan Türkeş; dik yamaçlar, taşkın yatakları, ormansızlaşma ve yüksek nem oranının terlemeyi engelleyerek insan bedenini bunaltıcı bir strese sokacağını, dolayısıyla bölgenin sanıldığı gibi "otomatik bir sığınak" olmadığını aktarıyor.

Eko-anksiyete nedir?
Tarımda çöküş ve kentsel kriz riski

Geleceğin su ve gıda güvenliğine de projeksiyon tutan Prof. Dr. Türkeş, Konya Kapalı Havzası, İç ve Güneydoğu Anadolu ile Ege-Akdeniz ovalarında su açığının hayati seviyeye ulaşacağını vurguluyor.
Türkeş, “Muğla yöresinin özellikle yüksek ve iç kesimleri ile Aydın’ın yüksek yaylaları, gelecekte sıcaklık konforu bakımından sıcak kıyı ovalarına göre daha elverişli seçenekler olabilir. Yurtseven ile 2025 çalışmamız, yarıkurak step ve yazı kurak ve çok sıcak Akdeniz iklimlerinin genişlediğini gösteriyor. 2041–2070 ve 2071–2099 projeksiyonları, çok yüksek salımlarda, ısınma ve kuraklaşmayla iklim kuşaklarının yükselmesini öngörüyor” diyor.
Ayrıca, ısınmanın yarattığı şiddetli buharlaşma talebinin, yağış azalmasa dahi toprağı kurutmaya yettiğini hatırlatıyor.
Türkeş’e göre küçük üreticinin artan sulama maliyetleri ve borçluluk karşısında ezilmesi gıda zincirini kırma noktasına getirecek; üretimin kuzeye veya yükseğe kayması ise her zaman yeni tarım alanları yaratmaya yetmeyecek.
Bunun paralelinde göç alan kentlerin altyapı krizleriyle yüzleşeceğini öngören Prof. Dr. Türkeş içme suyu, ulaşım, sağlık ve sosyal konut yetersizliklerinin plansız büyümeyi tetikleyeceğini kaydediyor. Belediyelerin imar planlarını acilen havza su bütçeleriyle eşleştirmesi gerektiğini vurgulayan Türkeş, ısı eylem planları, yeşil altyapı ve kentsel dönüşümün şart olduğunun altını çiziyor.
COP31 ve Türkiye
Geleceğin yaşam alanlarını korumanın yolunun bugünden atılacak somut adımlardan geçtiğini belirten Türkeş, Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ni işaret ediyor.
Prof. Dr. Murat Türkeş’e göre Türkiye yeni fosil yakıt bağımlılıkları yaratmayan, kömürden çıkış takvimini netleştiren adil bir dönüşüm programını acilen devreye sokmak zorunda.
Türkeş’e göre asıl başarı, zirvelerin şaşaasından ziyade emisyonların ne kadar düşürüldüğü ve insanların kırılganlığının ne derece azaltıldığıyla ölçülecek.
İklim krizinde amacın insanları zorunlu göçlere sürüklemek değil; yaşadıkları yerde güvenli, sağlıklı ve onurlu bir yaşam sürdürmelerini sağlamak olduğunu vurgulayan Türkeş, Türkiye'yi zaman kaybetmeden bilimsel veriler ışığında harekete geçmeye çağırıyor.
(EMK/CA)
Kaynaklar
1. Türkeş, M., Tekin, M. K. ve Salli, D. (2026). Theoretical and conceptual evaluation of climate-related displacement and mobility. The Anthropocene Review. https://doi.org/10.1177/20530196261434015
2. Türkeş, M. ve Yurtseven, N. (2025). Observed and projected geographical and temporal changes in the Köppen- Geiger climate types in Türkiye. Theoretical and Applied Climatology, 156, 154. https://doi.org/10.1007/s00704-024-05346-2
3. Yurtseven, N. ve Türkeş, M. (2026). A comprehensive assessment of drought dynamics in Türkiye. International Journal of Climatology, e70541. https://doi.org/10.1002/joc.70541
4. IPCC (2022). Climate Change 2022: Impacts, Adaptation and Vulnerability. Bölüm 13 ve Akdeniz bölümü CCP4. https://www.ipcc.ch/report/ar6/wg2/
5. Türkeş’in AA Yeşil Hat açıklamaları: “İklim felaketleri nedeniyle artan göçler yasal düzenlemeleri acil hale getiriyor” (17.06.2026); “İklim dirençli gıda ve su güvenliği girişimine Türkiye öncü olabilir” (22.09.2026).
6. Tekin, M. K. (2023). Küresel İklim Değişiminin Göçler Üzerine Etkileri ve Türkiye’ye Dair Öngörüler. Doktora tezi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi. Tez no 840442.
7. UNFCCC (2026). COP31 konferans bilgileri. https://unfccc.int/cop31
8. Türkeş, M. (2020). İklim değişikliğinin fiziksel bilim temeli II: Dünyada ve Türkiye’de gözlenen ve öngörülen iklim değişiklikleri ve değişkenliği. Toplum ve Hekim, 35(1), 3–31.
9. Türkeş, M. (2020). İklim değişikliğinin tarımsal üretim ve gıda güvenliğine etkileri: Bilimsel bir değerlendirme. Ege Coğrafya Dergisi, 29(1), 125–149.
10. Türkeş, M. (2024). Klimatoloji ve Meteoroloji. 3. basım, iklim değişikliği ve sıcak hava dalgaları bölümleri.
11. Türkeş, M. (2026). COP31, İklim Diplomasisinde Yükümlülükler ve Sözlerden Uygulamaya Geçiş İçin Yeni Bir Eşik Olabilir mi? İktisat ve Toplum, çevrimiçi yazı.
12. Türkeş, M., Turp, M. T., An, N., Öztürk, T. ve Kurnaz, M. L. (2020). Impacts of Climate Change on Precipitation Climatology and Variability in Turkey. Water Resources of Turkey, 467–491. https://doi.org/10.1007/978-3-030-11729-0_14
13. Tekin, M. K. ve Deniz, O. (2025). İklim Değişikliği Kaynaklı Göç Potansiyeli: Türkiye Üzerine Çok Boyutlu Bir Alan Araştırması. Coğrafi Bilimler Dergisi, 23(1), 236–263. https://doi.org/10.33688/aucbd.1517859







