Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Milli Enerji 2040 Planı’nı açıkladı. Bakan Alparslan Bayraktar, planı "2040’ta, Türkiye Yüzyılı’nda hedefimiz Türkiye'yi enerjide bağımsız kılmaktır" ifadeleriyle duyurdu. İklim alanında çalışan 17 sivil toplum kuruluşundan oluşan İklim Ağı tarafından yapılan açıklamada ise Milli Enerji 2040 Planı "Fosil yakıtlardan çıkışa yönelik herhangi bir yol haritası yer almıyor" ifadeleriyle eleştirildi:
Türkiye’nin enerji dönüşümü için atması gereken en acil adımlardan biri olan kömürden çıkış takvimi yok. Üstelik kömür yatırımlarına teşviğin devam edeceği ve gaz ve petrol yatırımlarının da artırılacağının ifade edilmesi, Türkiye’nin enerji dönüşümünde fosil yakıtlardan uzaklaşmak yerine mevcut bağımlılığını derinleştirmeyi tercih ettiğini gösteriyor. Bunun yanında planda nükleer enerjinin de payı artırılıyor. COP31 Başkanlığı ve ev sahipliği yapacak Türkiye’nin bir yandan iklim liderliği iddiasında bulunurken diğer yandan fosil yakıt yatırımlarını büyütme hedefini ortaya koyması, dünyaya verilen son derece çelişkili ve kaygı verici bir mesajdır.
Türkiye’nin hâlihazırdaki elektrik üretiminin üçte birinin kömürden, bunun da yüzde 60’ının ithal kömürden sağlandığının hatırlatıldığı açıklamada, Milli Enerji 2040 Planı'nda da kömürden elektrik üretimi için teşviklerin devam edeceğinin belirtilmesine tepki gösterildi:
Talebimiz net; kömüre yönelik kamu destekleri sonlandırılmalı, madencilik için acele kamulaştırma kararlarına son verilmeli, yeni kömür projeleri durdurulmalı, yöre sakinlerini ve işçileri koruyan adil geçiş politikaları oluşturulmalı.

AKP döneminde 2 bin 537 'acele kamulaştırma' kararı
"Nükleer ısrarını büyük bir endişeyle karşılıyoruz"
Milli Enerji 2040 Planı'nda nükleer enerji de "beşli sacayağı" başlığı altında "2040'a geldiğinde Türkiye toplam elektrik ihtiyacının yüzde 11’ini nükleerden karşılamış olacak" sözleriyle yerini aldı.
Akkuyu’nun yanı sıra Sinop ve Trakya’da yeni nükleer santraller ekleme ısrarını büyük bir endişeyle karşıladıklarını belirten İklim Ağı tarafından nükleere ilişkin şu eleştiride bulunuldu:
Nükleer enerji; kaza riski, radyoaktif atık sorunu, uzun inşaat süreleri yanında hâlâ en pahalı elektrik üretim yöntemlerinden biri. Nitekim Akkuyu Nükleer Santrali için 12,35 ABD Sent/Kwh alım garantisi verilmişken 2025 yılı YEKA yarışmalarıyla rüzgar ve güneş enerjisi için sunulan 3,50 Euro cent/kwh ve 3,25 Euro cent /kwh tutarındaki alım garantileri bu tutarın yaklaşık üçte birinin altında.
Küçük modüler reaktör (SMR) gibi reaktörlerde de durum farklı değil; yüksek maliyet ve atık sorunları çözülemiyor. Üstelik nükleer yatırımlar, güneş ve rüzgâr gibi çok daha ucuz, hızlı devreye alınabilen ve emisyonları bugün azaltabilecek yenilenebilir enerji yatırımlarını da geciktirme ve enerjide dışa bağımlılığı artırma riski taşıyor.

"Kömür ve gaz bağımlılığıyla iklim krizine çözüm üretilemez"
Elektrifikasyon hedeflerinin fosil yakıtlardan çıkış için somut bir takvim ve planla desteklenmemesinin, enerji dönüşümünün temel amacını zayıflattığına dikkat çeken açıklamada "Elektrifikasyon tek başına karbonsuzlaşma anlamına gelmiyor" ifadelerine yer verildi:
Elektrik üretiminde kömür ve gaz bağımlılığı devam ettiği sürece bu hedefin iklim krizine çözüm üretmesi mümkün değil. Gerçek bir enerji dönüşümü için elektrifikasyonun fosil yakıtlardan çıkış ve yenilenebilir enerji kapasitesinin hızla artırılmasıyla birlikte hedeflenmesi gerekiyor.
2040'ta yüzde 77'lik yenilenebilir enerji hedefi yeterli mi?
Plan ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarının payını yüzde 77 seviyesine çıkarmayı hedefliyor. İklim Ağı bu yüzdenin, Türkiye’nin potansiyeli dikkate alındığında yeterli olmadığını vurguladı. Hedefin yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı bir elektrik sistemi olması gerektiği belirtildi:
Elektrifikasyonu da kapsayan yenilenebilir enerjiye dayalı enerji dönüşümü, adil, doğa ile uyumlu, enerji demokrasisini güçlendiren bir anlayışla olmalı.
"Hassas doğal alanlar, madencilikten korunmalı"
Son olarak İklim Ağı'nın yaptığı Milli Enerji 2040 Planı değerlendirmesinde şu uyarı yapıldı:
Dönüşüm, yerel yönetimlerin, enerji kooperatiflerinin ve toplulukların enerji üretimine ve karar alma süreçlerine katılımını desteklemeli, yöre halkının hakları ve geçim kaynakları korunmalı ve ekonomik faydalar topluluklarla paylaşılmalı ve maliyetler düşük gelirli hanelere yüklenmemeli. Ayrıca kritik minerallerin çıkarılması ve işlenmesinde insan hakları, çalışan hakları ve ekosistemler güvence altına alınmalı; hassas doğal alanlar madencilikten korunmalı.
(CA)

