Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminde (IKBY) 20 Ekim 2024 seçimlerinden bu yana yeni hükümetin kurulmasını engelleyen Erbil merkezli Kürdistan Demnokrat Partisi (KDP)–Süleymaniye merkezli Kürdidtan Yurtsever Birliği (KYB) anlaşmazlığı açık bir krize dönüştü.
4 Kasım'da parlamentonun KDP tarafından, KYB boykotuna karşın toplantıya çağrılması üzerine KYB'nin ertesi gün aldığı hükümetten çekilme kararıyla bölgeyi iki başlı bir yönetim eşiğine getirdi.
KDP'nin çağrısıyla toplanan parlamentoda 100 milletvekilinden 52'si hazır bulundu. KYB ve Yeni Nesil Hareketi'nin boykotuna rağmen, bu partilerin listelerinden seçilmiş bazı milletvekillerinin katılımıyla KDP'nin toplantı çağrısının gerçekleşmesiiçin yeter sayı sağlandı.
Oturumda KDP milletvekili Vala Ferid Parlamento Başkanı, Hristiyan topluluğunun temsilcisi Rami Nuri Başkan Yardımcısı, Türkmen temsilci Muna Kahveci ise Parlamento Sekreteri seçildi.
KDP, yaklaşık iki yıldır çalışamayan parlamentonun yeniden açılmasını anayasal bir zorunluluk olarak savunuyor. KYB ise toplantıyı iktidar ortaklığının tek yanlı olarak bozulması ve çoğunluk dayatması olarak nitelendiriyor.
Talabani: “Siz başbakan atarsanız biz de atarız”
KYB Başkanı Bafıl Talabani, 5 Kasım gecesi yayımladığı video açıklamasında partisinin bölgesel hükümetten derhal çekildiğini duyurdu.
Talabani, iki yıldır hükümet kurulması için çalıştığını belirterek şöyle konuştu:
“Erbil'e 15 defadan fazla gittim. Oradaki bütün yetkililerle görüştüm. Onlar da bize heyetler gönderdiler.”
Talabani, görev süresi dolmuş hükümetin başarısız olduğunu savunarak maaş ödemelerindeki gecikmeleri ve bölgedeki petrol ile akaryakıt fiyatlarını örnek gösterdi.
Ardından KDP'ye şu sözlerle seslendi:
“Siz bölge başkanı atarsanız biz de bölge başkanı atarız. Siz bakanlar atarsanız biz de bakanlar atarız. Siz başbakan atarsanız biz de başbakan atarız.”
Askerî hareketlenme iddiası
Talabani, karşı tarafın askerî güçlerini hareketlendirdiğini ileri sürerek bundan vazgeçilmesini istedi. Aynı konuşmada Kürdistan'da kan dökülmesine izin vermeyeceklerini söyledi.
KYB liderinin açıklaması, bölgede var olan ayrı siyasal nüfuz alanlarının yeniden ayrı yönetimlere dönüşebileceği yönündeki en açık uyarılardan biriydi. Ancak KYB henüz ikinci bir hükümet kurmuş değil.
KDP: “Azınlığın iradesi parlamentoyu felç edemez”
KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed, 4 Kasım'daki açıklamasında Bafıl Talabani'nin anlatısının tam tersine, parlamentonun iki yıl boyunca çalışamamasından KYB ve Yeni Nesil Hareketi yönetimlerini sorumlu tuttu.
Muhammed, parlamentonun yeniden toplanmasının gecikmiş ancak gerekli bir adım olduğunu belirterek şöyle dedi:
“Bu, hukuki boşluğa ve siyasi bir azınlığın iradesinin dayatılmasına son verdi.”
KDP sözcüsü, toplantıya katılan bazı milletvekillerine ve ailelerine tehdit yöneltildiğini de ileri sürdü.
KDP lideri Mesud Barzani, parlamentonun yeniden faaliyete geçmesini memnuniyetle karşılarken boykot eden partileri Meclise katılmaya çağırdı.
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani de anlaşmazlıkların parlamentoda çözülmesini istedi.
KDP'ye göre parlamentonun 52 üyeyle toplanması yasal yeter sayının sağlandığını gösteriyor. KYB ise hukuki çoğunluğun, taraflar arasındaki siyasal ortaklık anlaşmasının yerine geçirilemeyeceğini savunuyor.
Krizin aritmetiği: 39 sandalyeye karşı 38 sandalye
İki parti arasındaki anlaşmazlığın merkezinde, 2024 seçimlerinden sonra oluşan yeni güç dengesi bulunuyor.
Kürdistan Parlamentosu'nun 100 sandalyesi partiler arasında şu şekilde dağılıyor: KDP: 39, KYB: 23, Yeni Nesil: 15, Diğerleri: 23.
20 Ekim 2024 seçimi sonucunda oluşan kompozisyonda KYB ve Yeni Nesil'in toplamı 38 sandalyesi KDP'nin sahip olduğundan 1 sandalye geride.
KDP, seçimlerden birinci parti olarak çıkmasının hükümette kendisine ağırlık tanımasını istiyor. KYB ise yıllardır sürdürülen iktidar ortaklığının seçim sonuçlarına indirgenemeyeceğini savunuyor.
Yeni Nesil-KYB ittifakı
Temmuz 2026'da Bafel Talabani ile Yeni Nesil Hareketi lideri Şaswar Abdulvahid'in kurduğu ittifak, KDP karşısında 38 sandalyelik bir blok oluşturdu. Bu ortaklık, başbakanlık, bölge başkanlığı, bakanlıklar ve güvenlik kurumları üzerindeki yetkilerin paylaşılması konusunda KDP ile müzakerelerde KYB'nin elini güçlendirmeyi hedefliyordu.
Ne var ki 4 Kasım'daki boykot çağrısına katılmayan 3 KYB ve 3 Yeni Nesil milletvekili, KDP'nin parlamentoyu toplantıya açabilmesi için gereken çoğunluğun sağlanmasına katkıda bulundu.
KYB'nin bu milletvekillerinin katılımına yönelik itirazları ve KDP'nin milletvekillerinin iradesine müdahale edildiği iddiası, krizin derinleşmesine ketkıda bulundu. Talabani Erbil'i milletvekillerine rüşvet vermekle suçladı. Ancak bu henüz doğrulanmış bir iddia değil.
2006'da kurulan iktidar ortaklığı dağılıyor mu?
KDP ile KYB arasındaki mücadele yalnızca son seçim sonuçlarından kaynaklanmıyor.
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin temelleri, Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak'ta, 1991 Körfez Savaşı'nın ardından Bağdat'ın 36. paralelin kuzeyindeki denetiminin sona ermesiyle atılmıştı. 1992'de Kürdistan Parlamentosu ve bölgesel hükümet oluşturuldu. KDP ile KYB arasındaki 1994–1998 çatışması ardından bölgede fiilen iki ayrı yönetim oluştu. 2005 Irak Anayasası bu özerk yapıyı federal bölge olarak tanıdı; iki partinin bir bölgesel yönetim çerçevesinde bir araya gelmeleri 2006'da gerçekleşti.
Ancak yönetim resmen birleştirilse de güvenlik kurumları, ekonomik kaynaklar ve siyasal nüfuz ağları üzerindeki ayrışma bütünüyle ortadan kalkmadı. Erbil ve Duhok çevresinde KDP, Süleymaniye çevresinde KYB ağırlığını korudu.
Eylül 2026'da iki partiyle bağlantılı Peşmerge güçlerinin resmen ortak komuta altında yeniden düzenlenmesi önemli bir adım olarak duyuruldu. Bununla birlikte yeni komuta yapısında eski parti temelli ayrımların izleri sürüyor.
Nisan ayında Chatham House tarafından yayımlanan analizde KDP'nin, seçimlerdeki üstünlüğüne dayanarak eski eşitlikçi güç paylaşımı sisteminden uzaklaşmak istediği; KYB'nin ise hükümette etkili bir ortaklık güvence altına alınmadan yeni kabineye katılmak istemediği belirtiliyordu.
Bugünkü kriz bu temel uyuşmazlığın çözülemediğini gösteriyor.
Bağdat, petrol gelirleri ve maaşlar
İktidar mücadelesi, bölge halkının ekonomik sorunlarından ayrı değil.
Irak Kürdistan Bölgesi, petrol gelirlerinin yönetimi ve federal bütçeden alacağı kaynaklar konusunda uzun süredir Bağdat yönetimiyle de anlaşmazlıklar yaşıyor.
Bu sorunlar kamu çalışanlarının maaşlarının gecikmesine, bütçe belirsizliğine ve kamusal hizmetlerin aksamasına neden oldu.
KYB lideri Talabani, hükümetten çekilme açıklamasında tam da bu sorunları gündeme getirdi:
“İki yıldır bu geçici hükümet en basit hizmetleri bile sunamadı. Maaşların nasıl geciktiğine bakın.”
Ancak bölgedeki ekonomik sorunların sorumluluğu konusunda KDP ve KYB farklı görüşler savunuyor. Petrol gelirleri ve bütçe konularında federal hükümetin kararları da belirleyici rol oynuyor.
İki hükümet mi, yeniden müzakere mi?
KDP, parlamentonun yeniden çalışmaya başlamasıyla bölge başkanlığının belirlenmesi ve yeni kabinenin oluşturulması için yasal sürecin ilerletilebileceğini savunuyor.
KYB ise bu sürecin sonuçlarını tanımayacağını açıkladı.
Bu koşullar altında bakanlıkların fiilen nasıl ayrılacağı, KYB'li bakanların görevlerini ne şekilde bırakacağı ve Peşmerge güçlerinin ortak komuta düzeninin bu çekilmeden nasıl etkileneceği de açıklığa kavuşmuş değil.
Bağdat ve Washington ne yapacak?
KYB'nin hükümetten çekilmesi ve paralel yönetim tehdidi karşısında Bağdat ve Washington henüz doğrudan bir tutum açıklamadı. Ancak kriz, iki başkent arasında bölgesel güvenlik ve Irak'ın geleceğinin görüşüldüğü bir döneme rastladı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, 5 Kasım'da Bağdat'ta Başbakan Ali el-Zaidi ve yüksek yargı yetkilileriyle görüştü. Barrack, ertesi gün yaptığı açıklamada bölgesel krizlerin çözümünde sorumluluğun öncelikle bölge ülkelerine ait olduğunu vurgulayarak “Amerika bu sürecin ortağıdır, onun yerine geçen bir güç değildir” dedi.
Eski ABD Dışişleri Bakanlığı görevlisi Victoria Taylor ise The National gazetesine, Trump yönetiminin Kürt partileri arasında arabuluculuğa daha az ilgi gösterdiğini söyledi. Taylor'a göre KDP ve KYB arasındaki temel sorun, tarafların birbirlerine güvenmemesi.
Irak Başbakanı Zaidi de Trump ve Barrack'la görüşmelerinin ardından diyalog ve diplomasi çağrısını yineledi. Bununla birlikte Bağdat, Kürdistan Bölgesi'ndeki son gelişmelere ilişkin özel bir açıklama yapmadı.
Krizin bundan sonraki seyri, KDP'nin KYB olmadan yeni hükümeti kurup kuramayacağına ve KYB'nin paralel yönetim iddiasını nasıl şekillendireceğine veya bir başka adım atıp atmayacağına bağlı görünüyor.
(AEK)

