İnsan Hakları Derneği (İHD) Marmara Bölgesi Şubeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi'nin Osman Kavala hakkında verdiği ihlal kararına rağmen yeniden yargılama, infazın durdurulması ve tahliye taleplerinin reddedilmesine tepki gösterdi.

İHD'den Osman Kavala'nın serbest bırakılması için Silivri'de açıklama çağrısı
İHD, bugün (23 Ekim Cuma) saat 12.00'de Silivri Hapishanesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13 Ekim'de verdiği ret kararına tepki gösterilerek Kavala'nın derhal serbest bırakılması istendi.

Osman Kavala: AİHM kararına rağmen yeniden yargılamanın reddi yargıya zarar veriyor
“Meclis'te ortaya konulan ortak iradeyle çelişiyor”
İHD, TBMM bünyesindeki Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması yönündeki ortak yaklaşımını hatırlattı.
Silivri Hapishanesi önünden Osman Kavala için bir kez daha çağrıda bulunduk: 📌#OsmanKavala derhal serbest bırakılsın, 📌AİHM kararının gerekleri eksiksiz yerine getirilsin, 📌Hukuka aykırı mahkumiyetin bütün sonuçları ortadan kaldırılsın. "Hukuk, iktidarın ya da yargı… https://t.co/ANN8kIVdnB
— İHD Genel Merkezi (@ihdgenelmerkez) October 23, 2026
Komisyon raporunun açıklanmasından birkaç ay sonra Kavala hakkındaki AİHM ihlal kararının yeniden iç hukuk mekanizmaları tarafından etkisiz hâle getirildiğini belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Osman Kavala'nın özgürlüğünden mahrum bırakılmaya devam ediliyor oluşu TBMM çatısı altında ortaya konulan ortak irade ile bu iradenin hayata geçirilmesi arasındaki tutarsızlığı da görünür kılmaktadır.”
Mahkeme 13 Ekim'de yeniden yargılama talebini reddetti
AİHM Büyük Dairesi, 25 Ağustos 2026 tarihli son kararında yargılama sürecindeki temel hak ihlallerini tespit ederek Kavala'nın serbest bırakılması ve mahkûmiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti.
Kavala'nın avukatları, bu kararın ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yeniden yargılama, infazın durdurulması ve tahliye taleplerini sundu.
Mahkeme, 13 Ekim 2026'da talepleri reddederek mahkûmiyet hükmünün infazının devamına karar verdi.

Osman Kavala: AİHM kararlarına uyulması hukuk devletinin yükümlülüğüdür
“AİHM kararları siyasi kimliğe göre uygulanamaz”
İHD, AİHM kararlarının uygulanmaması sorununun Osman Kavala davasıyla sınırlı olmadığını vurguladı. İHD açıklamasında, eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın durumlarına da dikkat çekerek haklarında AİHM ihlal kararları bulunduğunu belirttiği siyasetçiler ve hak savunucularının özgürlüklerinden mahrum bırakılmaya devam edildiğini ifade etti.
Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:
“AİHM kararları, siyasi kimliğe veya davanın niteliğine göre değil, hukukun evrensel ilkeleri doğrultusunda uygulanmalıdır.”
İHD, özgürlük ve güvenlik hakkının siyasi görüş veya toplumsal kimlik gerekçesiyle keyfî biçimde sınırlandırılamayacağını belirtti.
“Yeniden yargılama talebinin reddi hukuki yükümlülüklerin ihlalidir”
Dernek, Kavala'nın yeniden yargılanma talebinin reddedilmesinin yalnızca özgürlüğüne ilişkin ihlalin devamı anlamına gelmediğini, Türkiye'nin uluslararası hukuk yükümlülükleri bakımından da sorun oluşturduğunu ifade etti.
“Kesinleşmiş uluslararası yargı kararlarının uygulanması, kişilere tanınmış bir ayrıcalık değil, herkesin haklarını güvence altına alan hukuk düzeninin zorunlu bir gereğidir.”

Rıza Türmen: AİHM’nin Osman Kavala kararı AYM’nin saygınlığına ağır bir darbe
“Osman Kavala derhal serbest bırakılmalı”
İHD Marmara Bölgesi Şubeleri, açıklamanın sonunda Kavala'nın derhal serbest bırakılmasını, AİHM kararının gereklerinin eksiksiz yerine getirilmesini ve mahkûmiyetin bütün sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep etti:
“Bir kez daha vurguluyoruz: Hukuk, iktidarın ya da yargı makamlarının tercihine bırakılamaz. AİHM kararlarına uyulması bir tercih değil, hukuki bir yükümlülüktür. İnsan haklarının korunması, bağlayıcı yargı kararlarına eksiksiz uyulmasını zorunlu kılmaktadır.”
AİHM Kararları Uygulansın! Osman Kavala Serbest Bırakılsın! İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin Osman Kavala hakkında verdiği ihlal kararına rağmen yeniden yargılama ve tahliye taleplerini reddetmesini kabul etmiyoruz. Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır. TBMM bünyesindeki Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması yönündeki ortak yaklaşımını ortaya koyan raporunun açıklanmasından yalnızca birkaç ay sonra, Osman Kavala hakkında AİHM tarafından verilen ihlal kararı 3. Kez iç hukuk mekanizmaları eliyle etkisiz hale geldi. Osman Kavala’nın özgürlüğünden mahrum bırakılmaya devam ediliyor oluşu TBMM çatısı altında ortaya konulan ortak irade ile bu iradenin hayata geçirilmesi arasındaki tutarsızlığı da görünür kılmaktadır. Gezi Parkı davasında hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Osman Kavala, 18 Ekim 2017 tarihinden bu yana AİHM tarafından verilen 3 ihlal kararına rağmen halen Silivri Hapishanesinde tutulmaktadır. AİHM 2019 yılında verdiği kararda Osman Kavala'nın tutukluluk durumu değerlendirmiş ve ihlal kararı vermiştir. Türkiye'nin bu kararı uygulamaması üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2022’de Sözleşme’nin 46. maddesinin 4. fıkrası kapsamında ihlal prosedürünü başlatmış ve meseleyi AİHM Büyük Dairesine taşımıştır. Büyük Daire, 2022 tarihli kararında Türkiye’nin 2019 tarihli karara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetmiştir. Bu süreçte Osman Kavala hakkında verilen karar, Yargıtay tarafından onanarak 2023 yılında kesinleşmiştir. Son olarak AİHM Büyük Dairesinin 25 Ağustos 2026 tarihli kararı, yargılama sürecine ilişkin temel hak ihlallerini ortaya koymuş; Kavala’nın derhal serbest bırakılması ve mahkumiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. Osman Kavala’nın avukatları, AİHM Büyük Dairesinin kararına dayanarak yerel mahkemeye yeniden yargılama, infazın durdurulması ve tahliye taleplerini sunmuştur. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Ekim 2026 tarihli kararıyla yeniden yargılama, tahliye ve infazın durdurulması taleplerini reddederek mahkumiyet hükmünün infazının devamına karar vermiştir. AİHM Büyük Dairesi, Osman Kavala davasında özgürlük ve güvenlik hakkı ile adil yargılanma hakkı başta olmak üzere hak ihlallerini tespit etmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi uyarınca Türkiye, kesinleşmiş AİHM kararlarına uymakla yükümlüdür. Anayasa’nın 90. maddesi, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler ile kanunların çatışması halinde uluslararası sözleşme hükümlerine öncelik tanımakta; 138. maddesi ise mahkeme kararlarının bağlayıcılığını güvence altına almaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi de AİHM ihlal kararlarını yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak düzenlemektedir. Bu çerçevede yeniden yargılama talebinin reddedilmesi, sadece Osman Kavala’nın özgürlüğüne ilişkin ihlalin devam etmesi anlamına gelmemekte; aynı zamanda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin, Anayasa’nın ve evrensel hukuk ilkelerinin yok sayılması sonucunu doğurmaktadır. AİHM kararlarının uygulanmaması sorunu Osman Kavala davasıyla sınırlı değildir. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere, haklarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararları ve özgürlüklerinin sağlanmasına yönelik hükümler uygulanmayan siyasetçiler ile hak savunucuları özgürlüklerinden mahrum bırakılmaya devam edilmektedir. AİHM kararları, siyasi kimliğe veya davanın niteliğine göre değil, hukukun evrensel ilkeleri doğrultusunda uygulanmalıdır. Siyasi kimliği, düşüncesi veya temsil ettiği toplumsal kesim ne olursa olsun, hiç kimsenin özgürlük ve güvenlik hakkı keyfî biçimde sınırlandırılamaz. Kesinleşmiş uluslararası yargı kararlarının uygulanması, kişilere tanınmış bir ayrıcalık değil, herkesin haklarını güvence altına alan hukuk düzeninin zorunlu bir gereğidir. Hiçbir kişi, kurum veya yargı makamı hukukun ve bağlayıcı yargı kararlarının üzerinde değildir. İnsan Hakları Derneği olarak, Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını, AİHM kararının gereklerinin eksiksiz yerine getirilmesini ve hukuka aykırı mahkumiyetin bütün sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz. Bir kez daha vurguluyoruz: Hukuk, iktidarın ya da yargı makamlarının tercihine bırakılamaz. AİHM kararlarına uyulması bir tercih değil, hukuki bir yükümlülüktür. İnsan haklarının korunması, bağlayıcı yargı kararlarına eksiksiz uyulmasını zorunlu kılmaktadır. İnsan Hakları Derneği Marmara Bölgesi Şubeleri
— İHD İstanbul Şubesi (@ihdistanbul) October 23, 2026
Osman Kavala'nın hapsi
Sivil toplum ve insan hakları savunucusu Osman Kavala, 2013'teki Gezi Parkı protestolarını organize ve finanse ettiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 18 Ekim 2017'de gözaltına alındı, 1 Kasım 2017'de tutuklandı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 10 Aralık 2019'da Kavala'nın tutuklanması için makul şüphe bulunmadığına ve tutukluluğunun kendisini insan hakları savunucusu olarak susturma amacı taşıdığına hükmederek serbest bırakılmasını istedi.
İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Şubat 2020'de Gezi davasında Kavala'nın beraatine ve tahliyesine karar verdi. Ancak Kavala, cezaevinden çıkamadan yeniden gözaltına alındı ve farklı suçlamalarla tutuklandı. Beraat kararı daha sonra istinaf mahkemesince bozuldu.
Yeniden görülen Gezi davasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022'de Kavala'yı "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Karar, 28 Eylül 2023'te Yargıtay tarafından onandı.
Türkiye'nin 2019 tarihli AİHM kararını uygulamaması üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ihlal prosedürü başlattı. AİHM, 11 Temmuz 2022'de Türkiye'nin söz konusu karara uyma yükümlülüğünü ihlal ettiğine hükmetti.
AİHM Büyük Dairesi, 25 Ağustos 2026'da verdiği yeni kararda da Kavala'nın özgürlük ve güvenlik, adil yargılanma, ifade ve barışçıl toplanma özgürlüğü haklarının ihlal edildiğine karar verdi.
(FY)

