Moto kurye Batuhan Karabulut, 17 Mart’ta saat 18.10 sıralarında İstanbul’da TEM Otoyolu’nun Eyüpsultan-5. Levent mevkiinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetti.
Uğur S.’nin kullandığı otomobil, aynı yönde seyreden araçlara çarptıktan sonra Karabulut’un kullandığı motosiklete arkadan çarptı. Uğur S. 5 saat sonra yapılan testte 1,43 promil alkollü çıktı.
Uğur S. hakkında “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan açılan davanın duruşması bugün (16 Eylül) Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Sanık, Metris 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.
Uğur S., önceki celsede tahliye edilmiş, savcılığın itirazının kabul edilmesi üzerine yeniden tutuklanmıştı.

KURYE AİLELERİ ADALET ARIYOR - I
"Bu bir trafik kazası değil, basitleştirilemez"
Alkolmetreyi üflememek için direnmiş
Duruşmada hakim ilk sözü Uğur S.’ye verdi.
Sanık kendisine ilk olarak bir kamyonetin çarptığını, bu nedenle camının patladığını iddia etti. Daha sonra bu iddiasını hava yastığı olarak düzeltti. “3-4 dakika sonra polis memurları geldi. Aracın altına baktıklarında motosikletli biri olduğunu söylediler.” dedi.
Üzgün olduğunu belirtip “Elimden gelen maddi manevi her şeyi karşı tarafa vermeye çalıştım. Ben nefes aldığım sürece maddi manevi müteveffanın ailesinin yanında olacağım. Böyle bir olaya karışmak istemezdim. Olay dönemi nişanlımdan ayrılmıştım. Az biraz alkol almıştım.” diye konuştu.
Polisler geldiğinde alkolmetreyi üflememe gerekçesi olarak da “Paniklemiştim” dedi.
Anne Serap Turhal: “Sadece sanığın yargılanmasını istedik”
Daha sonra söz alan Batuhan Karabulut’un annesi Serap Turhal katılma talebinde bulundu. Sanıktan maddi bir beklentilerinin olmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Bizim bu olay sebebiyle herhangi bir şekilde para beklentimiz olmadı. Sadece sanığın yargılanmasını istedik. Benim de 15 yaşında çocuğum var. Ağabeyinin vefatı sebebiyle psikolojisi bozuldu. Ona ağabeyi bakıyordu, ağabeyini baba olarak görüyordu. Şu an ben de psikolojik destek görüyorum.”
Turhal, oğlunun otomobilin altında sürüklendiğini belirterek, “Benim çocuğumu paramparça edene kadar neden aracı durdurmadı?” diye sordu ve davanın ağır ceza mahkemesinde görülmesini istedi.
Turhal ayrıca sanık avukatının kızını arayarak 5 milyon lira teklif ettiğini söyledi. “Bana Türkiye’yi dahi verseler oğlumu geri getirmez.” dedi.
Karabulut’un kardeşi Bahar Tekir de aile olarak maddi bir talepte bulunmadıklarını söyledi. Tekir, sanık müdafiinin kendisine WhatsApp üzerinden ulaştığını belirterek yapılan teklifi kabul etmediğini anlattı.
Tekir, olayın taksir değil kast kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaşadıklarını da şöyle anlattı:
“Sanığın tahliyesiyle şok oldum. Kardeşimin kaskının olmadığı söylendi. Bunu gördükten sonra itfaiye görevlileri ile görüştüm. Kardeşimin fotoğrafına bakamıyorken bunları araştırmak zorunda kaldım. Bu olay taksir değildir kasttır. Kardeşimi paramparça etmiş. Kırılmadık kemiği kalmamış. Hala sanık pişman olduğunu söylüyor.”
Diğer müşteki ve tanık sanığı yalanladı
Aynı kazada aracına vurulan ve dosyada müşteki olan Emrah Patan söz aldı. Uğur S.’nin beyanlarının doğru olmadığını söyledi. Sanığın trafikte makas atarak ilerlediğinden bahsetti:
“Camdan bir egzoz sesi duydum. Aynaya baktığımda çok süratli bir şekilde sanığın geldiğini gördüm. Önü boş olmasına rağmen benim üstüme aracı kırdı. Belki de panikledi, bilemiyorum. Bir insan ne kadar hızlı giderse gitsin 6 şeritli yolda durması gerekirdi. Bariyerlere vurmasına rağmen 27 metre sonra durabildi. Polisler kendi aralarında konuşurken 67 metre fren izi olduğunu söylediler.” dedi.
Mahkeme daha sonra tanıkları dinledi. Bir tanık “Kaza sonrası sanık ‘Aracı ben sürmüyorum’ dedi. Fakat sürücü koltuğunda o vardı. Sanığın alkolmetreyi üfleyip üflemediğini görmedim. Ancak polislere zorluk çıkartıyordu. Yanlarına gitmiyordu.” dedi.
Ailenin avukatı “olası kast” dedi
Ailenin avukatı Mustafa Tiryaki de sanığın önce başka araçlara çarptığını, ardından yoluna devam ederek Karabulut’un motosikletine çarptığını söyledi.
Karabulut’un otomobilin altında 27 metre sürüklendiğini belirten Tiryaki, sanığın kazanın hemen ardından alkolmetreye üflemediğini ve kan örneğinin daha sonra alındığını kaydetti.
Tiryaki, “Sanık olayın gerçekleşmesini istemese bile bunu göze aldığı anlamına gelmektedir” diyerek eylemin 'bilinçli taksir' değil 'olası kast' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Avukat, mahkemenin görevsizlik kararı vererek dosyayı ağır ceza mahkemesine göndermesini ve Uğur S.’nin tutukluluğunun devamını talep etti.
Sanık avukatları ise dosyada toplanması gereken delil kalmadığını, Uğur S.’nin kaçma veya delillere etki etme şüphesi bulunmadığını savunarak tahliyesini istedi.
Savcı: Batuhan Karabulut kusursuz, sanık asli ve tam kusurlu
Cumhuriyet savcısı duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.
Savcı, dosyadaki bilirkişi raporlarında Uğur S.’nin kazanın meydana gelmesinde “asli ve tam kusurlu”, Batuhan Karabulut’un ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini belirtti.
Uğur S.’nin hatalı şerit değiştirdiğini, gireceği şeritteki araçların güvenli geçişini beklemediğini, hızını yol, trafik koşullarına göre ayarlamadığını ve şerit izleme kurallarını ihlal ettiğini kaydetti.
Savcı ayrıca Uğur S.’nin 1,43 promil alkollü olarak “aracını güvenli şekilde sevk ve idare edemeyecek durumda” araç kullandığını belirterek bilinçli taksir koşullarının oluştuğu görüşünü bildirdi.
Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermekten ceza istedi. Ayrıca sanığın tutukluluk halinin hükümle birlikte devamını talep etti.
Sanık ve katılan vekilleri esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre istedi.
Tutukluluğa devam
Mahkeme, suçlamanın niteliğini, mevcut delil durumunu, kuvvetli suç şüphesine ilişkin olguları ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı değerlendirmesini gerekçe göstererek Uğur S.’nin tutukluluğunun devamına karar verdi.
Taraflara savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı beyanda bulunmaları için süre veren mahkeme, bir sonraki duruşmayı 7 Ekim saat 12.00’ye bıraktı.
Moto kuryeler davanın takipçisi
Duruşmayı DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek’in yanı sıra Kurye Hakları Derneği, Moto Kurye İşçileri Derneği, Emekçi Kuryeler Derneği, Marmara Motosiklet Sürücüleri ve Kuryeler Federasyonu, Türkiye Motosiklet Platformu ile Turizm, Eğlence ve Hizmet İşçileri Sendikası (TEHİS) temsilcileri takip etti. İstanbul Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Komisyonu da duruşmaya gözlemci gönderdi.
Duruşma öncesinde ve sonrasında adliye önünde bir araya gelen moto kuryeler ile Karabulut’un ailesi basın açıklaması yaptı.
Karabulut’un kardeşi Bahar Tekir davanın yalnızca ailesini değil, çalışma koşulları nedeniyle trafikte risk altında bulunan moto kuryeleri de ilgilendirdiğini söyledi.
“Buraya sadece bir ailenin feryadı olarak gelmedik. Her gün iki teker üzerinde can vererek evine ekmek götürmeye çalışan, hakkı yenen, canı hiçe sayılan bütün kuryeler adına konuşmaya geldik” dedi.
Tekir, karşı tarafın kazayı Karabulut’un kask kullanıp kullanmadığı tartışmasına indirgemeye çalıştığını belirterek, “Bu dava basit bir kaza davası değildir. Bu dava, olası kastla işlenmiş bir cinayetin, 'suçlu kaçar' diyerek adalete meydan okuyanların davasıdır" diye konuştu.
“Olası kast” ile “bilinçli taksir” farkı
Türk Ceza Kanunu’na göre “bilinçli taksir” ile “olası kast” arasındaki temel fark, failin meydana gelebilecek sonuca yönelik tutumunda ortaya çıkıyor.
Bilinçli taksirde kişi, davranışının ölüm gibi bir sonuca yol açabileceğini öngörüyor ancak bu sonucun gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareketini sürdürüyor. Olası kastta ise kişi, ölüm sonucunun meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen bu ihtimali kabullenerek davranışına devam ediyor.
Bu ayrım, uygulanacak ceza bakımından da önemli. Tek kişinin ölümü halinde bilinçli taksirle öldürmede, taksirle öldürme suçuna ilişkin 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası bilinçli taksir nedeniyle üçte birden yarıya kadar artırılabiliyor. Olası kastla öldürmede ise 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
Batuhan Karabulut davasında savcılık, sanığın “bilinçli taksirle öldürme” suçundan cezalandırılmasını isterken, ailenin avukatları olayın “olası kast” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

2025’te en az 44 moto kurye çalışırken hayatını kaybetti, 4’ü çocuk
(HA)

