Aranın ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ali Rıza Akyüz, Serkan Öztürk’ün tahliyesine karar verdi. Duruşma pazartesi günü devam edecek.
CANLI ANLATIM SONA ERDİ
İBB DAVASI
İBB davasında iki kişinin tahliyesine karar verildi
Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davasında ikinci celsenin 11’inci günü bugün görüldü.

İmamoğlu’ndan Gürlek’e: “Evet, canlı yayın istiyorum, hem de misliyle”
İBB Başkanı ve tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB Davası’nın 72. gününde duruşmalar sürüyor. Silivri’de görülen davada savunma yapan İmamoğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in canlı yayın tartışmasına yanıt verdi.
İmamoğlu, yalnızca bundan sonraki duruşmaların değil, dava başladığından bu yana yapılan tüm duruşmaların da yayımlanmasını istedi. “Evet, canlı yayını istiyorum. Hem de misliyle istiyorum. SEGBİS var, teknoloji var. Her milimi yayınlansın, millet izlesin” diyen İmamoğlu, “Benim milletimden saklayacak sözüm yok. Her şeyimle açığım, veremeyeceğim hesabım yok. Millet kendi kararını versin” ifadelerini kullandı.
Gürlek’in açıklamalarına tepki gösteren İmamoğlu, soruşturma sürecinde kendisi ve yakınlarının ağır iftira ve saldırılara maruz kaldığını savundu. Yargı bağımsızlığına ilişkin eleştirilerde de bulunan İmamoğlu, “Bir Adalet Bakanı devam eden bir yargılamada sanığın nasıl savunma yapması gerektiğini söylemez” dedi. 19 Mart’tan bu yana 15 ceza davasıyla karşı karşıya kaldığını ve duruşmalarında 23 hâkim değiştirildiğini belirten İmamoğlu, “Savunduğumuz şey özgürlüğümüzdür, itibarımızdır, emeğimizdir. Türkiye’nin geleceğini çalmak isteyenlere karşı direniyoruz” diye konuştu.
Gürkan Akgün: “Şahsi olarak ben değil, bulunduğum makam suçlu ilan edildi”
İBB Genel Sekreter Yardımcısı ve eski İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Gürkan Akgün, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada yaptığı savunmada, hakkında yöneltilen suçlamaların kişisel bir delile dayanmadığını belirterek, “Şahsi olarak ben değil, bulunduğum makam suçlu ilan edilmiştir” dedi.
Akgün, iddianamenin Medya A.Ş., Kültür A.Ş. ve Reklam Yönetim Müdürlüğü başlıklı bölümünde kendisine çeşitli eylemler üzerinden suç isnat edildiğini belirtti. Ancak bu bölümde adı geçen sanık, tanık, gizli tanık ve müşteki ifadelerinin hiçbirinde isminin geçmediğini söyledi.
Hakkındaki suçlamaların dayanağının yalnızca kamu görevi olduğunu ifade eden Akgün, şöyle konuştu:
“Burada bahsi geçen firmalarla bırakın ticari ilişkiyi, herhangi bir şekilde tanışıklığım ve görüşmem dahi olmamıştır. HTS baz kayıtlarında, MASAK raporlarında veya başka herhangi bir dokümanda hakkımda tek bir tespit, bana yönelik tek bir bulgu dahi yoktur. Burada yer almamın yegâne sebebi yapmış olduğum kamu görevi ve idareciliktir. Dolayısıyla şahsi olarak ben değil, bulunduğum makam suçlu ilan edilmiştir.”
“Hesabı verilemeyecek tek kuruş yok”
Akgün, görev yaptığı dönemde gerçekleştirilen ihalelerin mevzuata uygun olduğunu savundu. İhalelerde herhangi bir baskı, gizli belge paylaşımı ya da hile unsuru bulunmadığını belirten Akgün, “Hesabı verilemeyecek tek kuruş yok. Tüm bu ihaleler mevzuata uygun yapıldı. Kimse baskı altında kalmadı” dedi.
Hakkındaki suçlamalarda kullanılan bilirkişi raporlarını da eleştiren Akgün, raporları hazırlayan kişilerin resmi bilirkişi olmadığını, bakanlık çalışanları olduğunu söyledi.
Akgün, raporlarda hem maddi hem de hukuki hatalar bulunduğunu belirterek, “Bunları hâlâ gerekçe olarak kullanıyorlar. Bilirkişi raporunun haksızlığı ortadayken bu bilirkişi raporuna göre tutukluluk devam kararı verecekseniz bunun gerekçeli kararının açıklanmasını talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Sayıştay incelemelerinde bulgu çıkmadı”
İBB’de yaklaşık 20 yıldır idarenin sağlıklı işlemesi amacıyla benzer uygulamaların sürdürüldüğünü belirten Akgün, söz konusu işlemlerin Sayıştay tarafından da incelendiğini ve herhangi bir bulguya rastlanmadığını söyledi.
Akgün, “Bazı iddialar tutarsız ve somut delil yoktur. İBB’de 20 yıldır süreklilik arz edecek şekilde idarenin sağlıklı işlemesi için benzer tüm ihalelerde mali yükümlülükler istemiştir. Bunlar Sayıştay’da incelendi ve bulgu olmadı” dedi.
“19 Mart sonrası suç gibi ilan edilemez”
Savunmasında soruşturma ve yargılama sürecinde eşitlik ilkesinin zedelendiğini de belirten Akgün, benzer encümen kararlarına imza atan bazı AKP’li meclis üyelerinin yargılanmadığını söyledi.
Akgün, “Daha önce suç olmayan unsurlar 19 Mart sonrası suç gibi ilan edilemez. Bütün suçlamalar aklanmıştır. Soruşturma ve yargılama aşamasında hukukun temel eşitlik ilkesi zedelendi. Aynı encümelerin benzer kararlarına imza atan AKP meclis üyeleri yargılanmadı” diye konuştu.
Akgün, hakkındaki “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasını da reddederek savunmasını, “İhaleye fesat karıştırma suçu yoktur. Bu tamamen kurgudur” sözleriyle tamamladı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bürokratlarına yönelik davada tutuklu yargılanan İBB Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı Kağan Sürmegöz ve avukatı Prof. Dr. Devrim Güngör, mahkeme heyetine sundukları savunmada hakkındaki suçlamaları reddederek tahliye talep etti.
2006'dan bu yana İBB'de kademe kademe yükseldiğini, Kadir Topbaş döneminde müdürlük, 2022'de ise Daire Başkanlığı görevine getirildiğini belirtti. Reklam gelirlerini 27 milyon TL'den 3 milyar TL seviyesine çıkardıklarını söyleyerek kişisel çıkar sağlamadığını ifade etti
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı olarak görev yapan Türk mimar, şehir plancısı ve bürokrat Kağan Sürmegöz “hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum, tahliyemi istiyorum” dedi.
“İrtibat kurmak 18 ay tutukluluğa yeter mi?”
İBB davasında tutuklu yargılanan Güldem Şık: “İrtibat kurmak 18 ay özgürlüğe kelepçe vurmaya yeterli mi?”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesindeki iddialara ilişkin davada tutuklu yargılanan Güldem Şık, duruşmada savunma yaptı. Şık, dosyada kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin ifadelerde “istenen paralar, alınan arsalar, verilen villalar” gibi herhangi bir maddi menfaat iddiasının bulunmadığını söyledi.
Şık, hakkında görülen kişi kartında yer alan iki araçtan birinin gecikmede olan taşıt kredisiyle alındığını, diğer aracın ise ailesinin İzmir’de kullandığı araç olduğunu belirtti. Şık, ailesinin kızının okul masraflarını karşılayabilmek için bu aracı da satmak zorunda kaldığını aktardı.
Şık, “Benim burada tutsakken onların varlığına dua etmekten başka yapabilecek hiçbir şeyim yok” dedi.
“Benim de yaptığım iş bu kadar basittir”
Savunmasında kendisine yöneltilen suçlamayı bir örnek üzerinden anlatan Şık, mahkeme heyetine şöyle seslendi:
“Başkanım, siz ve heyetiniz tahliye ve tutukluluk kararı veren en yetkili makamsınız. Peki siz bana ‘Güldem git şu kişileri tutukla’ der misiniz? Kulağa ne kadar mantıksız ve saçma geliyor değil mi?”
İddianamede isimleri geçen kişilerden talimat almasının da aynı ölçüde mantıksız olduğunu belirten Şık, “Benim de iddianamede isimleri geçen kişilerden talimat alabilme olasılığım bu kadar mantıksızdır ve yoktur” dedi.
Şık, yaptığı işin niteliğini ise mahkemenin ihtiyaç duyduğu bir tedarikçiyle bağlantı kurulması üzerinden örnekledi. Davanın başından bu yana avukatların duruşmaları daha iyi takip edebilmek için önlerindeki masalara prompter ya da ekran talep ettiğini belirten Şık, mahkemenin bu talebi onaylamasına rağmen idari birimlerin tedarik sağlayamaması durumunda kendisinden uygun tedarikçiyi yönlendirmesinin istenebileceğini söyledi.
Şık, “Bu yönlendirmede herhangi bir suç var mıdır? Yoktur. Aslında benim de yaptığım iş bu kadar basittir” ifadelerini kullandı.
“İrtibat kurmak 18 ay tutukluluğa yeter mi?”
Şık, kişi kartında kendisine ilişkin suç tarifinin “irtibat kurmak” olarak yer aldığını belirterek, bunun 18 aylık tutukluluğu haklı çıkaramayacağını söyledi.
Şık savunmasını şu sözlerle tamamladı:
“İrtibat denilen bu olgu 18 ay birinin özgürlüğüne kelepçe vurmaya yeterli midir? Bu sorunun cevabı var mıdır? Yok.”
Avukat Enes Ermaner, İBB davasında tutuklu Aykut Erdoğdu, Ramazan Gülten ve tutuksuz Yavuz Oğhan’ın avukatları Hüseyin Ersöz ve kendisi hakkında “hakaret” ve “tehdit” iddiasıyla soruşturma başlatıldığını açıkladı. “Yarın Çağlayan’a gidip ifade vereceğiz” dedi.
Ramazan Gülten: Kanıt yok
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten, duruşmada yaptığı savunmada hakkındaki suçlamaların dört başlıkta toplandığını belirterek tahliyesini talep etti. Gülten, suçlamalara konu işlemlerde kişisel menfaat sağladığına veya örgütsel talimatla hareket ettiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığını savundu.
Gülten, Mimari Estetik Komisyonu ve silüet onay süreçleri, imar planı süreci, belediye encümeni tarafından gerçekleştirilen gelir getirici ihaleler ve örgüt üyeliği iddiasıyla suçlandığını söyledi.
Silüet onaylarıyla ilgili suçlamanın hukuka aykırı olmadığını savunan Gülten, Mimari Estetik Komisyonu’nun 2019 öncesinde de bulunduğunu ve sürecin daha şeffaf ve kurumsal hale getirildiğini belirtti. Gülten, hakkında menfaat talep ettiğine ilişkin doğrudan bir beyan ya da somut bir fiil ortaya konulmadığını söyledi.
İmar planına ilişkin suçlamaya da değinen Gülten, o dönemde İmar Şube Müdürü olduğunu ve imar planı hazırlama ya da belediye meclisine sevk etme yetkisinin bulunmadığını ifade etti. Gülten, bu eyleme ilişkin müşteki, tanık ve etkin pişmanlık beyanlarında da isminin geçmediğini belirtti.
Belediye encümenindeki görevine ilişkin suçlamalar konusunda ise bunun kişisel tercihiyle üstlendiği bir görev olmadığını, makamından kaynaklanan kurumsal bir sorumluluk olduğunu söyledi. Söz konusu ihalelerin belediyenin mal veya hizmet satın aldığı değil, belediyeye gelir sağlayan ihaleler olduğunu belirtti.
“Örgütsel talimat aldığıma dair tek bir kayıt yok”
Örgüt üyeliği suçlamasını da reddeden Gülten, hakkındaki iletişim ve teknik takip kayıtlarının kamu görevinin gerektirdiği iş ve mesleki temaslardan ibaret olduğunu savundu.
Gülten, örgütsel hiyerarşi içinde hareket ettiğini gösteren herhangi bir maddi olgu bulunmadığını belirterek, “Sözde örgütsel hiyerarşi içerisinde bağlı olduğum ve kendisinden talimat aldığım ileri sürülen örgüt yöneticileri ile aramda tek bir iletişim kaydı dahi bulunmamaktadır” dedi.
20 yıldır şehir plancısı, 17 yıldır kamu emekçisi olduğunu belirten Gülten, meslek hayatı boyunca imar mevzuatını uygulamak ve hukuka aykırı yapılaşmayla mücadele etmek için çalıştığını söyledi.
Gülten, hakkındaki dört suçlama başlığının hiçbirinde kişisel menfaat sağladığına, bir başkasına menfaat sağlamak amacıyla hareket ettiğine veya hukuka aykırı talimat aldığına ilişkin somut bir fiil ortaya konulmadığını ifade etti.
“Kızımla yaşayabileceğim anların eksilmesini istemiyorum”
Savunmasının son bölümünde kızıyla ilgili konuşan Gülten, tutukluluk sürecinde çocuğunun hayatındaki önemli anları kaçırdığını söyledi.
Eşinin kendisini kızının hayatının içinde tutmaya çalıştığını anlatan Gülten, “İlk adımlar ve ilk yaş günü geride kaldı. Biz de geride kalanları saymak yerine birlikte atacağımız binlerce adımı düşünmeyi öğrendik” dedi.
Gülten, mahkemeden geçmişte kaçırdığı anları geri vermesini istemediğini belirterek, “Ancak bundan sonra kızımla yaşayabileceğim anların da eksilmemesini istiyorum” diye konuştu.
Yargılamadan kaçma düşüncesinin olmadığını belirten Gülten, ailesinin, yaşam düzeninin ve mesleki bağlarının Türkiye’de olduğunu söyledi. Savunmasının alındığını ve delillerin dosyaya girdiğini ifade eden Gülten, tutukluluğun devamının artık gerekli ve ölçülü olmadığını savundu.
Gülten, konuşmasının sonunda mahkeme heyetine, “Tahliyemi talep ediyorum” dedi.
"Revirdeki doktor bana omuz egzersiz programı vererek geri gönderdi"
İBB çalışanı Barış Kılıç tahliyesinde şöyle dedi:
“Sayın başkan, değerli üyeler, en son karşınızda ifade verdiğimde farklı 4. Cezaevindeydim. Siz sanıkların ilk celsesi sonrası tekrar geri gönderilmeyeceğini söylemiştiniz. Ben mahkemenin bu 9 Temmuz ara vermesinin ardından 1 Ağustos'a kadar 3 No'lu Cezaevinde kalmaya devam ettim. Fakat ikinci celseye 15 gün kala sağlık problemi olmasına rağmen tekrar Eskişehir Cezaevine sevk edildim. 15 Ağustos'ta tekrar Silivri'ye mahkemeniz için geri getirildim. Bugün itibarıyla 6. kez cezaevim değişmiş oldu. Sağlık problemi demişken bahsetmek isterim, geçen sene Eskişehir Cezaevinden yetkililere bildirdiğim böbrek ağrılarımdan dolayı bir kez bile hastaneye sevk edilip herhangi bir tahlil vesaire yapılmadı. Defalarca yazdım ama antibiyotik ve ağrı kesici ilaçlarla geri gönderildim. Bunun en son örneğini de buradaki 3 No'lu Cezaevinde daha farklı oldu, revirdeki doktor bana omuz egzersiz programı vererek geri gönderdi.”
Gökçe’nin avukatı Yazgan: “Hiç kimse mahkemenin tebaası veya nesnesi değildir”
İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Doç. Dr. Buğra Gökçe’nin avukatı Aynur Yazgan, duruşmada yaptığı savunmada uzun süren tutukluluklara tepki göstererek tüm sanıkların serbest bırakılmasını talep etti.
Tutukluluğun bireysel özgürlük hakkını ihlal ettiğini belirten Yazgan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının doğuştan gelen temel hak ve özgürlüklere sahip olduğunu vurguladı.
Yazgan, “Hiç kimse mahkemenin tebaası veya nesnesi değildir. Özgürlük ve güvenlik hakkı ne savcılığa ne de mahkemeye devredilmiştir. Hiç kimsenin özgürlüğüne bir saniye bile fazla müdahale edilemez” dedi.
“Basmakalıp kararlarla tutukluluk sürdürülemez”
Anayasa’nın 9 ve 10. maddeleri ile Anayasa’nın başlangıç ilkelerine atıfta bulunan Yazgan, mahkemelerin yetkilerini millet adına bağımsız ve tarafsız şekilde kullanması gerektiğini söyledi.
Tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçesiz veya basmakalıp ifadelerle verilmesini eleştiren Yazgan, bu durumun hukuk devleti açısından kabul edilemez olduğunu belirtti.
Yazgan, “Basmakalıp kararlarla tutukluluğun devam ettirilmesi ve gerekçe yazılmaması hukuk devletinde trajikomik bir durumdur” ifadelerini kullandı.
“Mesleki yeminlerinize uygun hareket edin”
Savunma makamının yargının kurucu unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Yazgan, mahkeme heyetine anayasal ilkelere bağlı kalma çağrısı yaptı.
Yazgan, heyeti “mesleki yeminlerine uygun hareket etmeye” davet ederek, Buğra Gökçe’nin de aralarında bulunduğu tüm sanıkların derhal serbest bırakılmasını talep etti.
Taner Çetin tahliye talep etti
İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi bünyesindeki ihaleler gerekçe gösterilerek yürütülen davada, 16 aydır (471 gündür) tutuklu bulunan Taner Çetin’in avukatları Pınar Çengel ve Turgut Hökenek, 3 Eylül 2026 tarihli duruşmada mahkeme heyetine seslenerek tahliye talebinde bulundu.
Avukat Pınar Çengel, duruşmada 12 eylemi içeren bir tablo sunarak, aynı ihaleler kapsamında yargılanan komisyon üyeleri ve diğer sanıkların (Mustafa Karaoğlu ve Serap Karay dahil) tahliye edildiğini veya tutuksuz yargılandığını vurguladı. Çengel, "Söz konusu ihaleler geçmiş 12 yıllık idari uygulamanın devamıdır. Aynı idari süreçlerde görev alan diğer tüm isimler tutuksuzken, dosya kapsamında tutuklu kalan tek isim Taner Çetin'dir. Kendisini diğerlerinden ayıran somut fiil nedir?" diyerek unvanın tek başına tutuklama gerekçesi yapılamayacağını kaydetti.
Avukat Turgut Hökenek ise Çetin’in 63 yaşında olduğunu ve 471 gündür (11.308 saat) cezaevinde bulunduğunu belirterek, isnad edilen ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık ve örgüt üyeliği suçlamalarının somut delillerden yoksun olduğunu ifade etti. İhalelerin Sayıştay ve mülki müfettiş denetimlerinden temiz çıktığını aktaran Hökenek, "Müvekkilin haksız menfaat elde ettiğine dair tek bir banka hareketi veya delil yoktur. Dosyadan bir suç örgütü çıkarılması hukuken mümkün değildir" diyerek adli kontrol hükümleriyle tahliye kararı verilmesini talep etti.
İPA Başkanı Buğra Gökce’den tahliye talebi: “Tutukluluk cezalandırmaya dönüştü”
İPA Başkanı Buğra Gökce’den tahliye talebi: “Tutukluluk cezalandırmaya dönüştü”
İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı ve şehir plancısı Doç. Dr. Buğra Gökce, görülen davada yaptığı savunmada tahliyesini talep etti. Yaklaşık 1,5 yıldır tutuklu olduğunu belirten Gökce, tutukluluk süresinin artık bir tedbir olmaktan çıktığını ve cezalandırmaya dönüştüğünü söyledi.
11 Haziran'daki duruşmada esas hakkındaki savunmasını sunduğunu hatırlatan Gökce, ayrıntılı savunmasındaki hususları yeniden tekrarlama imkânının olmadığını belirterek heyetin dosyayı incelemesini umduğunu ifade etti.
Gökce, gözaltı süreci, sevkler ve cezaevi koşullarında ciddi sıkıntılar yaşadığını belirterek, “Gelinen bu 1,5 yılın sonunda artık bir güne bile tahammülümüz kalmamıştır. Bu sürenin sonunda hissettiğimiz şey, mevcut tutukluluğun bir tedbir olmaktan çıkıp doğrudan bir cezalandırmaya dönüşmüş olduğudur” dedi.
“30 yıldır kamu görevi yapıyorum”
Kamu görevindeki geçmişine dikkat çeken Gökce, yaklaşık 30 yıldır aralıksız kamu görevi yaptığını söyledi. Türkiye'nin üç büyükşehrinde görev yaptığını belirten Gökce, şehir plancısı olarak başladığı meslek hayatında genel sekreterlik ve genel müdürlük dahil çeşitli görevler üstlendiğini aktardı.
Konya, Manisa ve İzmir Koruma Kurullarında kamu adına imza attığını belirten Gökce, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Gazi Üniversitesi'nde de akademisyenlik yaptığını ifade etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) 17 ay görev yaptığını belirten Gökce, “Diğer kurumlarda hangi saik ve sorumlulukla çalıştıysam, İBB'de görev yaptığım 17 ay boyunca da aynı anlayış, görev bilinci ve devlet terbiyesiyle çalıştım. Ne acıdır ki, kamuda verdiğim 17 aylık hizmetin karşılığında bugün 18 aydır hapis yatmaktayım” diye konuştu.
“Suçlamalar rutin idari işlemlere dayanıyor”
Hakkındaki suçlamalara konu edilen imzaların kamu bürokrasisindeki rutin işlemler olduğunu savunan Gökce, 30 yıllık meslek hayatında binlerce evrak imzaladığını belirtti.
İmzalarının önemli bölümünün imar ve mülkiyet işlemlerine ilişkin olduğunu söyleyen Gökce, sorunlu evraklarla rutin işlemleri birbirinden ayırarak hareket ettiğini ifade etti.
Gökce, “30 yıllık görev süremde, imzaladığım en problemli görülen işlerde dahi bir kuruş kamu zararıyla yargılanmadım, tek bir hukuki problem yaşamadım” dedi.
Suçlamalara konu olan imzaların, belediyenin gelir getirici kira ihalelerine ilişkin ve encümene sevk edilen rutin evraklar olduğunu belirten Gökce, bu işlemlerin gizli ya da olağanüstü nitelikte olmadığını savundu.
Söz konusu ihaleleri belediyenin kendi iştiraklerinin aldığını belirten Gökce, belediye iştiraklerinin belediyeden iş almasına yönelik rutin encümen sevk imzalarının suç olarak değerlendirilmesi halinde bunun Türkiye'deki kamu yönetiminin olağan işleyişini de tartışmalı hale getireceğini söyledi.
“İddianamede somut delil yok”
Gökce, iddianamede yer alan kişiler, olaylar ve maddi unsurlarla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını savundu.
İddianamede adı geçen kişileri tanımadığını belirten Gökce, “Bu olaylara dair bir bilgim veya görgüm de yoktur. Şahsıma ya da bir başkasına haksız bir menfaat sağlama amacı veya kastı ile hareket etmedim” dedi.
Hakkında ihaleye fesat karıştırdığına ilişkin somut ve nesnel bir delil bulunmadığını savunan Gökce, iddianamedeki rutin idari teklif ve sevk imzaları dışında suç işlediğini gösteren bir olgu olmadığını ileri sürdü.
Gökce, “Ne kendimin ne de anne ve babamın başını öne eğdirecek, lekeleyecek tek bir eylemin içinde yer aldım”ifadelerini kullandı.
Savunmasında maddi durumuna da değinen Gökce, hakkındaki suçlamalara konu edilen kişiler ve paralarla herhangi bir ilişkisinin olmadığını belirtti.
“Bir örgüt görmedim. Arabam yok. Cezaevinde yattığım sürece geçim sıkıntısı yaşadım, yani bir maddi gelir sağlamadım bu işlerden. Benim bir evim var, bir de lojman var” diyen Gökce, İstanbul'a örgütlü bir yapı içerisinde geldiği yönündeki değerlendirmelerin de doğru olmadığını savundu.
Gökce ayrıca, Beylikdüzü'nde çalıştığı yönündeki iddianın da gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Ben İstanbul Belediyesi'nde 17 ay çalıştım” dedi.
"Tutuklu beş kadın kaldık"
Duruşmada ilk olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraklerinden Medya A.Ş.’de Satın Alma ve İhale Müdürü olarak görev yapan Fatoş Ayık tahliyesini talep etti. Şöyle dedi:
“Sayın Başkan, Sayın Heyet Üyeleri; 11 Haziran tarihli duruşmada huzurunuzda yaptığım savunmamda, esas çerçevesinde kalarak hakkımdaki eylemler ve ithamlara ilişkin ayrıntılı beyanlarımı sundum.
Yaklaşık 1,5 senedir, pek çok tutuklu sanık gibi ben de gözaltı sürecinde, sevkler sırasında ve cezaevi koşullarında ciddi sıkıntılar yaşadım. Yapım gereği duygularımı kolayca dile getirebilen biri değilim; ancak belirtmek isterim ki, gelinen 1,5 yıllık sürecin sonunda hissettiğimiz şey, bu tutukluluk halinin bir tedbir olmaktan çıkıp doğrudan bir cezalandırmaya dönüştüğüdür.
İddianamede yer alan olaylar, adı geçen kişiler, bu kişilerin birbirleriyle olan ilişkileri ve bahse konu maddi unsurlar ile hiçbir ilgim bulunmamaktadır. Söz konusu kişileri tanımadığım gibi, gerçekleştiği iddia edilen olaylara dair en ufak bir bilgim veya görgüm de yoktur. Davada beş tutuklu kadın kaldık. Bizi ailelerimize kavuşturun. Tahliyemi istiyorum".
Şahsıma ya da bir başkasına haksız bir menfaat sağlama amacı veya kastı ile hareket etmedim. Dahil olduğum, katıldığım ya da haberdar olduğum herhangi bir suç unsuru bulunmamaktadır. Ne kendimin ne de ailemin başını öne eğdirecek hiçbir eylemin içinde yer almadım.”
İBB Duruşması başladı
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davasında ikinci celsenin 11’inci günü bugün görülüyor.
Silivri’deki Marmara Cezaevi karşısında bulunan duruşma salonunda görülen davada bugün tutuklu sanıkların tahliye talepleri alınmaya devam ediliyor.
Saat 11.06, tutuklular mahkeme salonuna alındı. Tutuklu sanıkların yakınları "Türkiye sizinle gurur duyuyor", "Bugü hepinizi alacağız" diye sesleniyor.
Duruşmada bu hafta tahliye talepleri alındı. Bugün, Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 13 kişi dinlenecek.
Mahkemenin, akşam saatlerinde tutukluluk durumlarına ilişkin kararını açıklaması bekleniyor.
Mahkeme heyeti daha önce, tahliye taleplerinin sanıkların ilk duruşmadaki sıra listesine göre alınacağını ve her sanık ya da avukatına belirli bir süre tanınacağını açıklamıştı.
Bir tutuklu yakını da "Karanlın ülkenin aydınlık yüzleri" diye bağırdı.
Hak odaklı, çok sesli, bağımsız gazeteciliği güçlendirmek için bianet desteğinizi bekliyor.
önemli gelişmeler
diğer yazıları
İBB DAVASI
İmamoğlu’ndan Gürlek’e: “Canlı yayın istiyorum, hem de misliyle istiyorum”
Bugün 19:15

Murat Ongun’un avukatı: “İddianamedeki ‘sistem’ Roberto Saviano’nun Gomorra kitabından"
Bugün 17:05

80 yaşındaki Dilber Alınak’ı öldüresiye döven fail tahliye edildi
2 Eylül 2026

Bilirkişi iş cinayetinde ölen Aydın Zurlu’yu kusurlu buldu, avukatı itiraz etti
2 Eylül 2026

1 Eylül: Barış, yaşama hakkı kadar yas ve gömülme hakkıdır
1 Eylül 2026


