İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davada 407 sanığın yargılandığı duruşmada bugün 15. celse görülüyor.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No’lu salondaki yargılama için 107 tutuklu sanığın yakınları ve avukatları mahkeme salonuna gelecek. Ayrıca CHP’li yöneticiler de davayı yakından takip ediyor.
Tutuklu kadınlardan İBB Zabıta Müdürü Nazan Başelli'nin bugün doğum günü. Kızı Doğa Başelli annesine "Doğum günün kutlu olsun" yazılı pankartı açtı. Tüm salon "İyi ki doğdun Nazan" diye seslendi.
"Hukuki dayanak yok"
İBB Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanı Yavuz Saltık’ın avukatı Hasan Şahin, mahkemede yaptığı tahliye talebinde uzun tutukluluk süresine dikkat çekerek, yargılamanın esasına değil mevcut tutukluluğun hukuki dayanağına odaklandıklarını belirtti. Şahin, müvekkilinin savunma sırasını beklediğini ancak dosyada yer alan bazı eylemlerle ilgili kendilerinden hiç ifade alınmadığını vurguladı. Örgüt üyeliği suçlamasının somut delillere dayanmadığını savunan Şahin, gizli tanık beyanları ve HTS kayıtlarının tek başına delil sayılamayacağını ifade etti. Ayrıca, dosyada yer alan iddiaların soyut ve çelişkili olduğunu, hiçbir sanığın Saltık aleyhine beyanda bulunmadığını belirterek tutukluluğun ölçülülük ilkesine aykırı hale geldiğini söyledi.
"Şirket sahibi serbest Öztürk tutuklu"
Şahin, müvekkilinin geçmişte benzer bir yargılamada tüm duruşmalara katıldığını ve beraat ettiğini hatırlatarak kaçma veya delil karartma şüphesinin bulunmadığını dile getirdi. Saltık’ın kamu hizmeti geçmişine ve toplumsal itibarına vurgu yapan savunma, tutukluluğun “son çare” olması gerektiğini belirterek tahliye talebinde bulundu.
Ayrıca iş insanı Serkan Öztürk’ün avukatı İsmail Fidancı da dosyada hukuka aykırı uygulamalar olduğunu savunarak, müvekkilinin suçlamalara dayanak gösterilen şirketle organik bağının bulunmadığını ifade etti. Fidancı, şirket sahibinin tahliye edilmiş olmasına rağmen Öztürk’ün tutuklu kalmasının çelişki yarattığını belirterek hem hukuki hem insani gerekçelerle tahliye talep etti.
Duruşmada tahliye talepleri: “Somut delil yok, tutukluluk ölçüsüz”
İş insanı Ömür Yılmaz’ın avukatları Coşkun Atılğan ve Efe Can Özganım, mahkemede yaptıkları savunmada dosyanın işleyişine ve müvekkillerinin tutukluluğuna sert eleştiriler yöneltti. Avukatlar, yargılamada “örgüt” ifadesinin baştan kullanıldığını belirterek bunun masumiyet karinesine aykırı olduğunu savundu.
Yılmaz’ın ilk aşamada serbest bırakıldıktan kısa süre sonra sınırlı bir itirazla yeniden tutuklandığını hatırlatan müdafiler, müvekkillerinin yaklaşık 380 gündür cezaevinde bulunduğunu vurguladı. Kendi isteğiyle adliyeye gidip teslim olmasına rağmen “kaçma şüphesi” gerekçesiyle tutukluluğun sürdürülmesinin hukuki olmadığı ifade edildi.
Avukatlar ayrıca, rüşvet suçlamasıyla tutuklanan Yılmaz hakkında iddianamede bu suça ilişkin somut isnat bulunmadığını belirterek suçlamaların çelişkili ve delilsiz olduğunu savundu. Savunmada, “sıradan ticari faaliyetlerin kriminalize edildiği” ileri sürülerek uzun tutukluluğun ölçülülük ilkesine aykırı hale geldiği kaydedildi ve tahliye talep edildi.
Avukat Köksal için “kaçma şüphesi yok” savunması
İş insanı ve avukat Ahmet Köksal’ın müdafii Fatih Hacıfazlıoğlu ise müvekkilinin dosyadan haberdar olmasına rağmen kaçmadığını, mesleğini sürdürdüğünü ve sonunda evinden gözaltına alındığını anlattı.
Köksal’ın avukat kimliği nedeniyle “kaçma şüphesinin” bulunmadığını belirten Hacıfazlıoğlu, müvekkilinin ailesinin geçimini sağlayamadığını ve mesleğine dönmek istediğini söyledi. Savunmada, tutukluluğun devamı yerine daha hafif tedbirlerin uygulanabileceği ifade edilerek tahliye istendi.
Hüseyin Köksal için sağlık ve delil tartışması
İş insanı Hüseyin Köksal’ın avukatları Baver Kaya ve Burak İnce ise müvekkillerinin sağlık durumuna dikkat çekti. Köksal’ın zatürre nedeniyle hastanede tedavi gördüğü, ayrıca akciğerinde kitle tespit edildiği açıklandı.
Savunmada, yaklaşık 400 bin sayfalık iddianamenin 14 gün içinde kabul edilmesinin “fiilen incelenmesinin mümkün olmadığı” öne sürüldü. MASAK raporlarındaki kârlılık hesaplamalarına da itiraz eden avukatlar, raporda basit matematik işlemlerinin ters çevrilerek “fahiş kârlılık” izlenimi yaratıldığını iddia etti.
Ayrıca dosyada yer alan bazı tanık beyanlarının çelişkili olduğu, somut delil bulunmadığı ve HTS kayıtlarının iddiaları desteklemediği savunuldu. Avukatlar, tutukluluğun artık “yaşam hakkını tehdit eder” noktaya geldiğini belirterek tahliye talebinde bulundu.
“Gizli tanık beyanlarıyla soruşturma yürütüldü” iddiası
İş insanı Mustafa Nihat Sütlaş’ın avukatı Cihan Arık ise soruşturmanın gizli tanık beyanlarına dayandığını ve bu beyanların geri çekilmesine rağmen benzer ifadelerle yeni tanıklar oluşturulduğunu ileri sürdü.
Arık, müvekkili hakkında mal varlığına el koyma ve kayyum atanması gibi tedbirlerin hukuka aykırı olduğunu savunarak, bu işlemlerin süre ve usul yönünden geçersiz hale geldiğini iddia etti. Ayrıca bazı ihalelere katılmayan müvekkil hakkında dahi suç isnadı yapılmasının “mantık dışı” olduğunu söyledi.
Savunmalarda genel olarak, dosyada somut delil bulunmadığı, suçlamaların soyut beyanlara dayandığı ve tutukluluğun ölçüsüz hale geldiği vurgulanarak tüm sanıklar için tahliye talep edildi.
(EMK)







