İBB Davası: Tutuklu sanıklar tahliye talep etti, Şahan “Ben sadece işimi yaptım” dedi
*İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasının 72. duruşmasında tutuklu sanıkların tahliye talepleri dinlenmeye devam edildi. Eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun eşi ve avukatı Tuba Torun Erdoğdu, müvekkilinin sağlık sorunları nedeniyle ve verilebilecek cezayı peşinen çekmiş olması gerekçesiyle tahliye talebinde bulundu.
*İş insanı Bulut Aydöner cezaevi koşullarını anlattı ve 17 aydır tutuklu bulunduğunu belirtti. 17 aydır tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, görevini yapmaktan suçlandığını savunarak kendisine yöneltilen Torun Center, Taşyapı ve plan değişikliği iddialarını reddetti.
*Şahan, "Ben sadece işimi yaptım" diyerek kamuya park ve kreş gibi yatırımlar istediğini, kişisel çıkar elde etmediğini söyledi. Davada Ekrem İmamoğlu "örgüt elebaşı" olarak yargılanıyor ve hakkında 849 yıldan 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İmamoğlu'nun tahliye talebi için sıranın 3 Eylül Perşembe gelmesi bekleniyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB Davası'nın 72. gününde tutuklu sanıkların tahliye talepleri alınmaya devam edildi. Duruşmada Aykut Erdoğdu'nun avukatı ve eşi Tuba Torun Erdoğdu, Bulut Aydöner, Hüsnü Yüksel Tunar, Murat Or ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan tahliye taleplerine ilişkin beyanda bulundu.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Silivri'deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde bulunan duruşma salonunda görülen davada, mahkeme başkanının daha önce yaptığı açıklamaya göre tutuklu sanıkların tahliye talepleri ilk duruşmadaki liste sırasına göre alınıyor. Sanık veya avukatlarına beyanları için yarım saat süre veriliyor.
İmamoğlu'nun tahliye talebi için sıranın 3 Eylül Perşembe günü gelmesi bekleniyor.
Duruşmada ilk olarak tutuklu sanık ve eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun avukatı ve eşi Tuba Torun Erdoğdu söz aldı.
Tuba Torun Erdoğdu: “Verilebilecek cezayı peşinen çekmiş oldu”
Torun Erdoğdu, müvekkilinin cezaevine girmeden önce mide ve bağırsaklarında riskli polipler, karaciğer yağlanması, boyun fıtığı başlangıcı ve belinde yaralar bulunduğunu söyledi.
Yaklaşık iki-üç hafta önce yapılan tetkiklerde trigliserit ve fosfor değerlerinin yüksek çıktığını belirten Torun Erdoğdu, doktorlardan aldıkları bilgiye göre protein eksikliği nedeniyle kas yıkımının başladığını ve hipoglisemi tespit edildiğini aktardı.
Cezaevi koşullarında tedavinin sınırlı kaldığını savunan Torun Erdoğdu, kalp-damar rahatsızlıkları ve kalıcı sağlık sorunları ortaya çıkmadan Erdoğdu'nun tahliye edilmesini istedi.
Erdoğdu'ya yöneltilen suçlamaların 2020 yılına ilişkin olduğunu belirten Torun Erdoğdu, müvekkilinin “Kovid yasası” olarak bilinen infaz düzenlemesinden yararlanabileceğini savundu. Olası bir mahkûmiyet halinde dahi mevcut tutukluluk süresi dikkate alındığında cezanın infaz kabiliyetinin kalmadığını belirten Torun Erdoğdu, şöyle konuştu:
“Müvekkil ne yazık ki verilebilecek cezayı peşinen çekmiş oldu. Keşke bu cezanın infazı için yargılamanın sonucu beklenseydi. Normal olan, olması gereken buydu.”
Türkiye'de 16 yıldır avukatlık yaptığını ve çok sayıda siyasi ve toplumsal davayı takip ettiğini söyleyen Torun Erdoğdu, “Hayatım boyunca bu mesleğe tutunmuş biri olarak adalete olan inancımı kaybedersem neye tutunacağımı da bilmiyorum” dedi.
Torun Erdoğdu, Erdoğdu'nun kaçma şüphesinin bulunmadığını, delillerin toplandığını ve delil karartma ihtimalinin kalmadığını belirterek tahliye talebinde bulundu.
“Sizden adalet dilenmiyorum. Hakkımızı talep ediyorum. Zaten adalet dilenilecek şey de değildir, adalet tesis edilir, adalet sizlerce verilendir.”
Bulut Aydöner: “15 metrekarelik odada 9 kişi yatıyoruz”
Duruşmada daha sonra iş insanı Bulut Aydöner'in tahliye talebi dinlendi. Eski CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner'in kardeşi olan Bulut Aydöner, ağabeyiyle yaklaşık 15 aydır tutuklu bulunduğunu söyledi.
Cezaevinde ağabeyiyle bir arada bulunmasına ilişkin “Bu iyiliğe devam etmeyip beni tahliye edip ağabeyimden ayırırsanız çok mutlu olurum” diyen Aydöner, cezaevi koşullarına da dikkat çekti.
Aydöner, “15 metrekarelik odada 9 kişi yatıyoruz. Tuvalet için günde en az bir saat, duş almak için çok uzun süreler sıra bekliyorum” dedi.
Sağlık sorunları nedeniyle ameliyatını aylardır ertelediğini belirten Aydöner, “İnsanoğlunun onuruna yakışır bir şekilde tedavi olmak benim hakkımdır” ifadelerini kullandı.
Aydöner, 4 Aralık 2025'te tahliye edildiğini ancak cezaevinden çıkmadan hakkında yeniden gözaltı kararı verildiğini anlattı. Basında “CHP Parti Meclisi üyesi Baki Aydöner'in kardeşi Bulut Aydöner tahliye edildi” şeklinde haberler çıktığını belirten Aydöner, ertesi gün aynı suçlamayla yeniden tutuklandığını söyledi.
“'İş insanı Bulut Aydöner tahliye edildi' denilseydi, ben en başından beri 'CHP'li Baki Aydöner'in kardeşi' değil de 'iş insanı' kimliğiyle anılsaydım tekrar tutuklanır mıydım?”
Siyasi bir kimliği olmadığını belirten Aydöner, “Ben başında herhangi bir sıfat, unvan olmaksızın sadece iş insanıyım. Yargılamam da tutukluluk durumum da başka sıfatlar yüklenmeden bu gerçek üzerinden ele alınmalıdır” dedi.
Kaçma şüphesinin bulunmadığını savunan Aydöner, ağabeyi tutuklandığında vizesi olmasına rağmen Türkiye'den ayrılmadığını belirtti.
“Ülkemi terk etmem. Ailem, işim, hayatım, geçmişim, kısacası tohumum bu topraklarda var olmuş.”
Tutukluluğun cezaya dönüşmemesi gerektiğini söyleyen Aydöner, “Tutuklu olma sebebim Baki Aydöner'in kardeşiysem bunu maalesef değiştiremem. 14 aydır sabrediyorum. Sağlığım ciddi derecede zarar gördü, ailem yıprandı” dedi.
Hüsnü Yüksel Tunar: “Böyle bir örgütün varlığını bilmiyorum”
Bulut Aydöner'in ardından etkin pişmanlıktan yararlanan sanık Ümit Polat'ın avukatı Sevgi Dağdemir söz aldı.
Daha sonra sanık kürsüsüne iş insanı Hüsnü Yüksel Tunar çıktı. Siyasi bir kimliği olmadığını belirten Tunar, hakkındaki suçlamaları reddetti.
“Böyle bir örgütün varlığını bilmiyorum. Kesinlikle içinde olmayı reddediyorum. Gözümle gördüğüm, kulağıma duyduğum şeyleri söyledim. Duymuştum, görmüştüm deseydim şimdi burada değildim. Kimsenin kul hakkına girmek istemedim.”
Murat Or: “Ali Sukas'ın para verdiğini görmedim”
Tunar'ın ardından sanık kürsüsüne Murat Or geçti.
AKP döneminde de Ağaç A.Ş.'de özel kalem olarak görev yapan ve 2019'da İBB el değiştirdiğinde görevine devam eden Or, savcılıkta verdiği ifadenin iddianameye yanlış aktarıldığını savundu.
Or, Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas'ın herhangi birine para verdiğini kendi gözüyle görmediğini söyledi.
Etkin pişmanlıktan yararlanmadığını ve herhangi bir suça tanık olmadığını belirten Or, bu dosyada sanık olmaması gerektiğini savunarak tahliye talebinde bulundu.
Ali Sukas'ın avukatı: “Ortada somut delil yok”
Öğle arasının ardından duruşma, Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas'ın beyanlarıyla devam etti.
Sukas'ın avukatı Kaptan Yılmaz, Ağaç A.Ş. ile iş yapan şirketlerin 2019 öncesinde hangi koşullarda çalışıyorsa sonrasında da aynı koşullarda çalışmayı sürdürdüğünü söyledi.
İddianamede 2024-2025 yıllarında rüşvet için kullanıldığı ileri sürülen listenin 2020 yılında oluşturulduğunun belirtildiğine dikkat çeken Yılmaz, sanık Ertan Yıldız'ın beyanlarıyla kurulan sebep-sonuç ilişkisinin örtüşmediğini savundu.
Yılmaz, etkin pişmanlıktan yararlanan sanık Ertan Yıldız'ın, Ali Sukas'ın eşinin seçim çalışması için para toplandığını duyduğunu söylediğini aktararak ortada bunu destekleyen somut bir delil bulunmadığını belirtti.
Resul Emrah Şahan: “Ben sadece işimi yaptım”
Duruşmada daha sonra tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan söz aldı.
Tutuklanmasının üzerinden 17 ay geçtiğini belirten Şahan, 19 Mart'ta “Kent Uzlaşısı” soruşturması kapsamında tutuklandığını, ardından İBB dosyası kapsamında verilen tutuklama kararıyla cezaevinde tutulmaya devam edildiğini söyledi.
Aynı dönemde Şişli Belediye Başkanlığı makamına kayyum atandığını belirten Şahan, “17 aydır makamımızda kayyum oturuyor. Hâlen seçilerek geldiğim başkanlık görevinde değilim” dedi.
Savunmasını “Ben ne yaptım? Yetkim neydi? Ve bütün bunların karşılığında şahsen ne elde etmişim?” soruları üzerinden kuran Şahan, kendisi için herhangi bir para, menfaat, mülk veya ayrıcalık talep etmediğini söyledi.
“Ben bana emanet edilmiş olanı korumaya çalıştım. Şişli'nin hakkını, kamunun malını, yurttaşın güvenliğini. Ben işimi yaptım.”
Torun Center savunması: “İşimi yaptım, denetledim, içim rahat”
Şahan, hakkındaki suçlamalar kapsamında Taşyapı, Profilo AVM, Torun Center, Rotana ve Medicana'ya ilişkin iddiaları ayrı ayrı değerlendirdi.
Torun Center'a ilişkin basit tadilat iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunan Şahan, yapının statiğini bozan bir tadilat için basit tadilat başvurusu yapıldığını, başvurunun ardından aynı işlemin tekrarlandığını ve bunun üzerine ceza uygulandığını söyledi.
Kesilen 1 milyar liralık cezanın tutarının Marmara Belediyeler Birliği tarafından belirlendiğini ifade eden Şahan, Torun Center'ın Mecidiyeköy'ün merkezinde bulunan büyük bir yapı olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Böyle bir yapının statiğine göz yummadık. İşimizi yaptık, denetledik. Tespit ettik. Ceza kestik. Düzelttirdik. İçim rahat.”
Şahan, hakkındaki iddiaların aksine belediye olarak kamu güvenliğini sağlamak ve mevzuatı uygulamak için hareket ettiklerini savundu.
“Kamuya park istemek suç delili sayılıyor”
Taşyapı dosyasına da değinen Şahan, şirketin iskanının geciktirilerek park yapmaya zorlandığı iddiasını reddetti.
Şirketin 2020 yılında park yapma taahhüdünde bulunduğunu, bu taahhüdün 2024 yılında yenilendiğini belirten Şahan, ortada gizli bir ilişki bulunmadığını söyledi.
“Projeyle doğrudan ilişkili bir alanda firmanın açık ve kayıt altında verdiği bir taahhüt var. Resul Emrah Şahan bu işin neresinde, ne elde etmiş? Daire mi? Para mı? Bir dairenin indirimini mi istemişiz? Hiçbiri. Kamuya park var, taahhüt var.”
Taşyapı'nın başka projelerinde de kamuya okul ve yeşil alan yaptığını söyleyen Şahan, “Biz hiçbir şeyi kendimiz için istemedik. Şişlililerin hakkını istedik” dedi.
“CHP'nin reddettiği, AK Parti oylarıyla geçen plandan tutukluyum”
İddianamedeki plan değişikliklerine ilişkin suçlamalara da yanıt veren Şahan, İBB'den bir planın geçirilmesi karşılığında kreş bağışı alındığı iddiasında kendisinin ilgili komisyonda yer almadığını söyledi.
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin komisyonunda Emrah Şahan yok. Komisyonda CHP ret oyu vermiş, mecliste CHP ret oyu vermiş. İBB'nin kurum görüşleri olumsuz. Üsküdar'da AK Parti'nin oylarıyla geçmiş plandan ben tutukluyum. Ya bu işin neresindeyim ben?”
Diğer iki plan dosyasında da herhangi bir bürokratik sürecin başlamadığını savunan Şahan, “İki insan dışarıda bir plan konuşuyor, o bana isnat olarak buraya geliyor” dedi.
2014-2019 yılları arasında İstanbul'da imar artışı içeren 6 bin 134 parsel bazlı plan değişikliği yapıldığını belirten Şahan, “6 bin 134 orada, bir plan burada. Ben komisyonunda bile olmadığım, partimin ret ettiği plan yüzünden buradayım” ifadelerini kullandı.
“Barışı demokrasiye dönüştürmek daha büyük cesaret ister”
Şahan, Türkiye'de yürütülen yeni çözüm sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Sürecin ilk adımının MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den geldiğini, Cumhurbaşkanı tarafından sahiplenildiğini, DEM Parti'nin sorumluluk aldığını ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in de partisindeki tutuklamalara rağmen sürece destek verdiğini belirten Şahan, barışın yalnızca siyasi açıklamalarla değil, yerelde kurulabileceğini söyledi.
“Evet, barışı başlatmak cesaret ister. Ama barışı demokrasiye dönüştürmek daha büyük ve hakiki cesaret ister. Barış kürsülerde ilan edilir ama yerelde kurulur.”
Şahan, “Türkiye'nin bugün bu salonun dışında konuştuğu süreci 2024'te yerelde zaten başlatmıştık” diyerek, yerel demokrasinin güçlenmeden kalıcı barışın sağlanamayacağını savundu.
“Barış Ankara'da imzalanır ama Şişli'de, Diyarbakır'da, Mersin'de, Van'da, İstanbul'da yaşatılır. Yerel demokrasi güçlenmeden barış kalıcı olmaz. Kayyum atanan bir beldede kardeşlik konuşulmaz.”
“Hukuk, ‘istersem seni uçan kuştan bile tutuklarım’ duygusu vermemeli”
Hakkındaki suçlamaların yarattığı duyguyu da anlatan Şahan, hukuk sisteminin yurttaşlarda sınırsız bir cezalandırma gücü karşısında oldukları hissini oluşturmaması gerektiğini söyledi.
“Bu davanın isnatları bana ‘İstersem seni uçan kuştan bile tutuklarım’ diyor. Hukuk insana ‘istersem seni uçan kuştan bile tutuklarım’ duygusu vermemelidir.”
Bu durumun yarın başka kişiler açısından da aynı sonuçları doğurabileceğini belirten Şahan, “Ben bu çarkın yarın tersine dönmesini de istemiyorum. Ben bu çarkın durmasını, bu çarkın kırılmasını istiyorum” dedi.
“Kızım 5,5 yaşındaydı, 7 yaşına geldi”
Tahliye talebini yineleyen Şahan, 17 aylık tutukluluk sürecinde kızının büyüdüğünü söyledi.
“Evet, özgürlüğümü istiyorum. Kızım 5,5 yaşındaydı, 7 yaşına geldi. Kızıma kavuşmak istiyorum, aileme kavuşmak istiyorum, Şişli'ye kavuşmak istiyorum. Görevime geri dönmek istiyorum. Ama kendim için ayrıcalık istemiyorum.”
Kaçma şüphesinin ve delil karartma ihtimalinin bulunmadığını savunan Şahan, mahkeme heyetinden siyasi tartışmaların dışında hukukun ölçülerine göre karar vermesini istedi.
Savunmasının sonunda 17 aylık tutukluluk sürecini vicdanında tarttığını belirten Şahan, “Ben işimi yaptım” sözlerini yineledi.
“17 aydır bunu vicdanımda tartıyorum ve gururla, gönül rahatlığıyla söylüyorum: Ben işimi yaptım. Ailem, dostlarım, çalışma arkadaşlarım, mesai arkadaşlarım gönül rahatlığıyla söylesinler: Resul Emrah Şahan sadece işini yaptı.”
Şişli'de gençlerin duvarlara ve afişlere “Bırakın Resul Emrah işini yapsın” yazdığını anlatan Şahan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bunu ben yazmadım. Yüzde 70'e yakın oyla kazandığım, oyunu aldığım Şişli yazdı. Aynı cümleyi bugün bu kürsüden tekrar etmek istiyorum: Bırakın işimizi yapalım. Bırakın bu ülkenin geleceği için çalışalım.”
Duruşmada tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık tahliye talebi için söz almadı. Çalık'ın tahliye talebini avukatı sundu.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan dev iddianamede Ekrem İmamoğlu "örgüt elebaşı" olarak yer alırken; Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ve Murat Gülibrahimoğlu ise "örgüt yöneticisi" olmakla suçlanıyor.
İmamoğlu hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "rüşvet", "irtikap", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu zararına dolandırıcılık" ve "vergi kaçakçılığı" gibi çok sayıda suçlamadan toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyor.
Dava kapsamında görevden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan için 35 yıldan 91 yıla, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık için 30 yıldan 88 yıla, birleşen dosya sanığı Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney için ise 31 yıl 8 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
Soruşturma boyunca 57 kişinin tahliye edilmesiyle birlikte davadaki tutuklu sayısı 53'e düşmüş durumda.
(EMK)