İçeriğe Atla
Ara Ana Sayfa
bianet-Bağımsız İletişim Ağı
Menü GösterMenü Gizle
CANLI ANLATIM
YT: Yayın Tarihi: 16.10.2026 10:32 16 Ekim 2026 10:32
 ~  SG: Son Güncelleme: 16.10.2026 13:34 16 Ekim 2026 13:34
Okuma Okuma:  1 dakika

İmamoğlu yolsuzluk iddialarını imar rantı ve kamu zararları üzerinden yanıtladı

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve Yeni Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu, 436 sanıklı İBB davasında ikinci celsenin 36’ıncı günü başladı.
Görseli Büyüt
İmamoğlu yolsuzluk iddialarını imar rantı ve kamu zararları üzerinden yanıtladı
Fotoğraf: Evrim Kepenek/bianet
Facebook Twitter Whatsapp Bluesky
13:34

İmamoğlu: “Kanal İstanbul kötü bir emlakçı projesi”

İBB davasında canlı yayınlanan savunmasında Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul projesini, imar rantını, deprem hazırlıklarını ve iddianameye yönelik eleştirilerini gündeme getirdi. İmamoğlu, Kanal İstanbul’un 135 milyon metrekare yeşil alanı, tarım arazisini ve orman alanını tehdit ettiğini söyledi.

2019’dan itibaren pazarlarda ve sokaklarda yurttaşlarla buluştuğunu söyleyen İmamoğlu, önceki dönemlerde İstanbul’un rant odaklı yönetildiğini savundu. İmar değişiklikleriyle belirli kesimlere kazanç sağlandığını öne süren İmamoğlu, kendi dönemlerinde ise okul, ibadethane ve yeşil alan ihtiyaçlarını gözeten bölge planları yaptıklarını belirtti.

Kanal İstanbul’u “kötü bir emlakçı projesi” olarak nitelendiren İmamoğlu, projeyle 2 milyonluk yeni bir nüfusun geleceğini, konutların kanalizasyonunun nereye aktarılacağının ise belli olmadığını söyledi. Sazlıdere ve Terkos barajları çevresindeki alanların da tehdit altında olduğunu belirtti.

İstanbul’daki askeri alanların yeşil alan ve kamusal donatı alanı olarak korunacağı yönündeki açıklamaları hatırlatan İmamoğlu, bu alanlarda yapılaşmaya gidilmesini eleştirdi. Deprem hazırlıkları için hükümete üç kez ortak çalışma önerdiğini ancak sonuç alamadığını da söyledi.

İmamoğlu, iddianameyi hazırlayanların istedikleri kişileri sanık yaptığını, bazı kişileri ise dosyanın dışında tuttuğunu öne sürerek, “İstediği kişiyi sanık yapıyor ve tutukluyor. İstediği kişiyi de hiç görmüyor, buharlaştırıyor” dedi.

13:20

İmamoğlu: Önceki dönemde 2 bin 278 parselde imar artışı yapıldı

İBB davasında savunmasını canlı yayında sürdüren Ekrem İmamoğlu, 2009-2019 arasında İstanbul’da 2 bin 278 parselde imar artışı yapıldığını, kendi yönetimlerinde ise bu sayının 69 olduğunu söyledi. İmamoğlu, kendi dönemlerinde imar artışına yönelik tek bir plan değişikliği yapılmadığını öne sürdü.

İmar değişikliklerinin kamu yararını göz ardı ettiğini savunan İmamoğlu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesinin imar komisyonu emlak imar pazarlama ofisine dönüşmüştür” dedi.

İmamoğlu, önceki dönemdeki imar uygulamalarını “ağır bir kent suçu” olarak nitelendirerek kendi yönetimlerinde halkın ihtiyaçlarını, kamusal alanları ve altyapıyı önceleyen bir planlama anlayışı benimsediklerini söyledi.

13:08

İmamoğlu: Kent rantlarını yöneterek sermaye transferi yaptılar

İBB davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu, İstanbul’daki imar değişikliklerini eleştirerek Tema Park ve Fikirtepe’yi örnek gösterdi. İmamoğlu, 2009-2019 döneminde 130 projede 85 milyar dolarlık rant oluştuğunu öne sürdü.

Tema Park’ın 2010’da İBB tarafından özel proje alanı ilan edildiğini ve bölgede 600 bin metrekarelik inşaat alanı oluşturulduğunu söyleyen İmamoğlu, Fikirtepe’de de emsalin 2,5’ten 4,5’e, 5,5’e ve 6’ya çıkarıldığını belirtti.

Yeşil alanların, sit alanlarının ve afet bölgelerinin imar rantı uğruna göz ardı edildiğini söyleyen İmamoğlu, şehir plancılarının tutuklanmasının tesadüf olmadığını savundu.

İmamoğlu, “Ben ve yol arkadaşlarım kent suçlarına engel olduk. Kentlerimizin sağlıklı ve güvenli gelişmesi için görevimizi yaptık. Onun için tutukladılar. Bu elbette tesadüf değil. Tercihin nedeni açıktır. Kent rantlarını yöneterek sermaye transferi yapan bir dönem içerisindeydik” dedi.

13:00

Projelerdeki iddialara yanıtlar

Vatan Caddesi’ndeki arazi alımını ve imar değişikliklerini örnek gösteren İmamoğlu, 130 projede yaptığı incelemeye göre imar değişiklikleriyle 85 milyar dolarlık rant yaratıldığını öne sürdü. İmamoğlu, “Söz konusu biz olunca yoktan var edilen yolsuzluk suçlaması, ama AK Parti dönemi olunca tamamı somut delillere dayalı yolsuzluk dosyalarının yok olması, buharlaşması” dedi.

İmamoğlu, kendi döneminden önceki belediye yönetimlerine ilişkin yolsuzluk iddialarını ve imar planı değişiklikleriyle oluştuğunu söylediği rantı anlattı. İmamoğlu, geçmiş dönem işlemleri hakkında hazırlanan dosyaların soruşturulmadığını savunarak, Vatan Caddesi’ndeki arazi alımını örnek gösterdi.

İmamoğlu, araziye ilişkin işlemleri, “Ticari konut imarı versin kurum, sonra bu imara göre değerleme yap. Sonra burayı İBB’ye sat. Para ödedikten sonra İBB imarı tekrar değiştirsin. Kendi arsasını değersiz hale getirsin. Böylece birilerine belediyenin kasasından 106 milyon doları ver ve yolla” sözleriyle anlattı.

İddialarının belgelere dayandığını söyleyen İmamoğlu, “İddia makamı 50 milyon dolar topladı, üst üste bir algı yaratmaya çalıştı. O dedi bu dedi. Bak sadece bir tane yerde [...] 106 milyon dolar kamunun yetkisini kullanarak milletin cebinden çalınmasını anlatıyorum” dedi.

İmamoğlu, geçmiş dönem dosyalarının sonuçsuz kaldığını, buna karşılık kendisinin ve çalışma arkadaşlarının tutuklu yargılandığını belirterek, “Planlı bir şekilde kamu aleyhine vurgun yapanlar serbest. Bunu ortaya koymak için bütün denetim kurullarıyla hareket geçen Ekrem İmamoğlu da Silivri’de. Ellerinde ne var? Sıfır” diye konuştu.

154 milyon liralık ödeme iddiası

İmamoğlu, 2019 yerel seçimlerinden hemen önce yapılmadığını söylediği bir iş için 154 milyon lira ödendiğini öne sürdü. İBB’de bilgi işlem alanındaki işin yapılmış gibi gösterildiğini belirten İmamoğlu, ödemenin 8 Nisan 2019’da, kendisine mazbatası verilmeden önce yapıldığını söyledi.

İmamoğlu, belediye çalışanlarının incelemede işin gerçekleştirilmediğini tespit ettiğini ve dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini belirtti. Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiğini söyleyen İmamoğlu, bu kararda bilirkişi Satılmış Büyükcanayakın’ın raporunun etkili olduğunu öne sürdü.

Geçmiş dönem dosyalarının ele alınış biçimiyle kendisine yöneltilen suçlamaları karşılaştıran İmamoğlu, “Söz konusu biz olunca yoktan var edilen yolsuzluk suçlaması, ama AK Parti dönemi olunca tamamı somut delillere dayalı yolsuzluk dosyalarının yok olması, buharlaşması” dedi. İmamoğlu, bu durumu “Ahtapotun kolları” sözleriyle değerlendirdi.

“130 projede 85 milyar dolarlık rant oluştu”

İmamoğlu, savunmasında İstanbul’daki imar değişiklikleriyle yaratıldığını öne sürdüğü rantı da anlattı. İnşaat sektöründe çalıştığı döneme değinen İmamoğlu, imar hakkının üzerinde yapılaşmaya karşı olduğunu ve belediye başkanlığı döneminde bu alandaki uygulamaları incelettirdiğini söyledi.

İmamoğlu, 2007-2009 ile 2019 arasındaki dönemde 130 projeyi incelediklerini belirterek, hesaplamaya yalnızca imar değişiklikleriyle eklenen inşaat alanlarını dahil ettiklerini söyledi.

İmamoğlu, “Yapılan imar tadilatlarıyla, yani İstanbul halkına ait olan gökyüzüne sığdırdıkları binalarla, kamu binalarına fonksiyonlarını değiştirerek yaptıkları binalarla ekstra ne elde ettiler? Tam 85 milyar dolar” dedi.

Bu tutarın dönemin dolar kuru üzerinden hesaplandığını vurgulayan İmamoğlu, “Dolar bazında İstanbul 2-3 kat değerlendi. 85 milyar dolar soyulduk ey halkım, soyulduk. Sevgili İstanbullular, soyulduk” ifadelerini kullandı.

İncelemenin, imar planı değişiklikleri ve özel plan onaylarıyla kamu mülkiyetindeki alanların özel sermayeye devredildiğini öne sürdüğü projeleri kapsadığını belirten İmamoğlu, “Bu projeler imar plan tadilatları, özel plan onaylarıyla çoğunlukla kamu mülkiyetindeki donatı alanlarının özel sermayeye devredilmiş olan projelerdi” diye konuştu.

Şehrizar Konakları, Koru Florya ve 16/9 kulelerini örnek gösterdi

İmamoğlu, imar değişikliklerine ilişkin örnekler arasında Şehrizar Konakları, Koru Florya, Hattat Tower ve 16/9 kulelerini saydı.

Şehrizar Konakları’nın bulunduğu arazinin yapılaşmaya açılmasını eleştiren İmamoğlu, “Sit alanına ve Boğaz silüetine rağmen imara açıldı. Mahkeme defalarca iptal etti ama yine de ısrarla yapıldı o konaklar” dedi.

Koru Florya projesinin bulunduğu arazinin sağlık tesisi ve afet helikopter pisti olarak planlandığını, geçmişte hastane yapılması amacıyla devlete bağışlandığını söyleyen İmamoğlu, “Buna rağmen burası, bu kamu arazisi, 2009'da TOKİ'nin yaptığı planla tam 150 bin metrekarelik ticaret alanına çevrildi” ifadelerini kullandı.

Hattat Tower projesiyle ilgili de iddialarda bulunan İmamoğlu, Büyükçekmece’de bir belediye başkanının kendisine arsaların elinden nasıl alındığını anlattığını söyledi.

İstanbul’un tarihî silüetini etkileyen 16/9 kulelerini de hatırlatan İmamoğlu, “Tarihi silüetimiz rezil rüsva edildi. UNESCO uyarıldı” dedi.

12:48

İmamoğlu: “AK Parti dönemine ait üç dosyada 144 milyon dolarlık kamu zararı”

İmamoğlu, kendi döneminden önceki İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetimine ilişkin teftiş dosyalarını anlattı. İmamoğlu, 33 dosyada toplam 2,5 milyar dolarlık yolsuzluk tespit edildiğini anlattı.

Başakşehir’deki askeri alanda bulunan arazi alımını, KİPTAŞ’ın Bahçeşehir’deki arsa alımını ve Vatan Caddesi’ndeki lunapark arazisinin satışını örnek gösterdi. İmamoğlu, bu üç dosyada toplam 144 milyon doları aşan kamu zararı oluştuğunu söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada savunma yapan tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kendi döneminden önceki belediye yönetimine ilişkin yolsuzluk iddialarını gündeme getirdi. İBB teftiş kurulu tarafından hazırlanan dosyalara dayandığını söylediği açıklamalarında, 33 dosyanın İçişleri Bakanlığı tarafından alındığını, 64 dosyada savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, 146 dosyayı ise farklı kurum ve kuruluşlara bildirdiklerini anlattı.

İmamoğlu, “Şimdi AK Parti döneminde, yani benim seçilmemden hemen önceki dönemde, burada gördüğünüz bütün dosyalar belgeli tespitli teftiş kurulumuzun denetim yapan, inceleme yapan ekiplerimizin somut bir şekilde tespit ettiği ve hakkında gerekli işlemi yaptığı dosyalardır. Bunların 33 tanesi listede var. Bu 33 tanesini niye ayırdık? Çünkü bu 33 dosya, ne yazık ki bizim gerekli işlemleri yapıyoruz ve bir kısmını da beyan ettikten sonra, bakınız bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç olmadı. İçişleri Bakanı o dönem bu dosyaları bizden istedi, aldı, el koydu ve dedi ki bunları ben soruşturacağım. Bizim soruşturmamıza hukuki tarafıyla gerekli şikayetleri yapmamıza engel oldular” dedi.

Dosyaların dağılımını da açıklayan İmamoğlu, şöyle devam etti:

“64'ü savcılığa suç duyurusunda bulunduklarımızdır. 146'sı ise farklı kurum ve kuruluşlara, farklı kurum ve kuruluşlara şikayetlerini yaptığımız, bildirdiğimiz dosyalardır. Bakın sadece 33 dosyanın, somut 33 dosyanın bedeli 2,5 milyar dolardır. Burada kur hesapları yanlış olabilir çünkü bu tablolar üç-dört ay öncesi o yayınlanmayan kitabımla ilgili hazırladığımız birtakım sayılardı. Ne yazık ki Türkiye'de kur da değişiyor, borsa çöküyor, bir sürü şey yaşanıyor. Yani orada 115 milyar rakamı, belki de bugün artık 125 milyar olmuş olabilir.”

İmamoğlu, söz konusu dosyaların delil karartma ve kaçırma girişimlerine rağmen hazırlandığını öne sürerek, “Şimdi delil karartmalara ve kaçırmalara rağmen ben burada dedikoduyu değil somut delili bulduğumuz yolsuzlukların bu tablosunu sizinle paylaşıyorum. Tekrar ifade edeyim, İçişleri Bakanlığı, tüm teamüllerine aykırı olarak daha önce hiç görülmemiş şekilde İBB müfettişlerimizce görülen dosyalara el koydu” diye konuştu.

Dosyaların bir bölümünde kovuşturmaya yer olmadığı kararları verildiğini, bazılarının ise zamanaşımına uğradığını söyleyen İmamoğlu, “2,5 milyar dolarlık yolsuzluğu ispat eden dosyalara keyfi şekilde bakanlıkça el konulması ve sümen altı edilmesi, uyduruk bilirkişi raporları dayanak yapılarak ya da savcılıklarca ne yazık ki büyük bir kısmı zaman aşımına uğratılarak, böyle patır patır patır kovuşturmaya yer yok kararlarının verilmesi kurumsal ve ahlaki çürümedir, yozlaşmadır, keyfiliğin zirvesidir” dedi.

İmamoğlu, kendi döneminde yapılan işlemler nedeniyle kendisinin ve çalışma arkadaşlarının tutuklu yargılandığını belirterek, “Yani bu dediğim şeyler son 3 yıl, 3,5 yıl içinde yapılan işler. Beni ve yol arkadaşlarımı da ifade ettiğim gibi hiçbir delil olmadan tutuklu yargılamaya devam ediyorlar. Milletimiz bu ikiyüzlülüğü kesinlikle görüyor, birkaç hususuyla birlikte de somut olarak size göstereceğim” ifadelerini kullandı.

Başakşehir’deki askeri alana 13,5 milyon dolar ödendiğini söyledi

İmamoğlu, anlattığı dosyalardan ilkinin 2016’da Başakşehir’de bulunan askeri alan niteliğindeki bir taşınmazın kamulaştırılması olduğunu söyledi. Taşınmazın 24 Ekim 2016’da, dönemin kuruyla 13,5 milyon dolar karşılığında İBB tarafından satın alındığını belirten İmamoğlu, teftiş raporunda yer alan tespitleri şöyle aktardı:

“Bu çok enteresan, bu çok enteresan. Yani niye enteresan biliyor musunuz? 24 Ekim 2016 tarihinde, Başakşehir'de, askeri alan niteliğinde bir özel mülk. O günün kuruyla, 13,5 milyon dolar karşılığı bedelle İBB tarafından satın alınıyor, kamulaştırılıyor. Bakın askeri alanın içinde. Hemen şu alt köşede, yani ben buradan gösterme imkânım yok ama alt köşede yeşilin içerisinde kırmızı bir şekilde içine o kırmızı taralı alanın konduğu arazi kamulaştırılıyor.

“Müfettiş raporunda, söz konusu taşınmazın, doğrudan temin yoluyla satın alındığı, taşınmaz malikleri vekilinin, ne kadar başarılı bir vekili var, eski AK Parti Maltepe İlçe Başkanı olduğu, isimleri vermiyorum isterse medya temin eder raporundan, taşınmaz bedelinin doğrudan onun hesabına gönderildiği, söz konusu taşınmazın imar planlarında askeri stratejik alan olarak fonksiyonlandırılmış olduğu, bu haliyle de Büyükşehir Belediyesi'nin herhangi bir hizmetinde kullanılmasının mümkün olmadığı…”

İmamoğlu, İBB’nin askeri birliği veya bu alanı kullanmayı gerektiren bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek, “Yani ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 7 yıldır başkanıyım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin askeri bir birliği yok. Yani öyle bir gücü yok, kuvveti yok, öyle bir sorumluluğu yok. Askeri stratejik alan diye görünen yer kamulaştırılıyor” dedi.

Taşınmazın değerinin beş yıl sonra yeniden incelendiğini anlatan İmamoğlu, 2021’de yapılan gayrimenkul değerleme çalışmasında arazinin değerinin 13 milyon 350 bin TL olarak belirlendiğini söyledi. Bu tutarın o günkü kurla yaklaşık 2 milyon dolara karşılık geldiğini belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Özetle, İBB AK Parti yönetimi tarafından 13,5 milyon dolara alınan arazinin gerçek değeri 2 milyon dolar olduğu çıkıyor hem de 5 yıl sonra. Kamu zararı somut olarak 11,5 milyon dolar. Bakın, öyle o şunu dedi, bu bunu dedi, o getirmiş, o almamış, verdim, aldım, aldın, almadın değil. Bakın somut. 11,5 milyon dolar.”

İmamoğlu, kamulaştırma işlemini “Resmen kamunun kasasından hırsızlık yapılmış. Hırsızlık yapılmış. Başka bir tarifi yok” sözleriyle değerlendirdi.

KİPTAŞ’ın arsa alımında dört günde 27 milyon dolar kâr edildiğini öne sürdü

İmamoğlu’nun ikinci örneği, AKP döneminde KİPTAŞ’ın Bahçeşehir’de satın aldığı arsa oldu. İmamoğlu, İBB müfettişlerinin raporuna göre KİPTAŞ’ın arsayı rayiç bedelin üzerinde satın aldığını ve işlemin yaklaşık 50 milyon dolarlık zarara yol açtığının tespit edildiğini söyledi.

İmamoğlu, arsanın önce bir firmadan başka bir firmaya 49,5 milyon TL’ye satıldığını, ardından yalnızca dört gün sonra KİPTAŞ’a 130 milyon TL’ye devredildiğini anlattı.

“Meselenin bir başka boyutu; yani işin gerçekten şeytana pabucunu ters giydirecek yanı ise Bahçeşehir'deki arsanın bir firmada, isimlerini burada okumuyorum, bir firmada başka bir esas sahibinden 7 Ocak 2016 tarihinde, 7 Ocak 2016 tarihte 49,5 milyon bedelle, TL, 49,5 milyon TL bedelle, İBB'yle yani KİPTAŞ'la ilişkiye geçecek olan bir başka firmaya satılıyor.

“Satılıyor, satın alıyor bu firma. Aynen yeri satan alan bu firma, sadece 4 gün sonra bakın, sadece 4 gün. 3 ay, 5 ay yani bir para kazanacak bir proje, hani olsa 5 ay deriz ki biraz bir şeyler yaptı da bir emeği var. Sadece 4 gün sonra, 11 Ocak 2016 tarihinde, 4 gün üzerinde tuttuğu bu araziyi tam 130 milyon liraya... Bakın 45 milyon alıyor, 49,5 milyon alıyor, 130 milyon TL'ye KİPTAŞ'a satıyor.”

İmamoğlu, aradaki farkın 2016 yılı itibarıyla 81 milyon TL, o günkü kurla yaklaşık 27 milyon dolar olduğunu belirterek, “Burada dikkatimi çekmek istediğim şu: Satın alan, aldırılan firma, yalnızca 4 gün sonra 2016'nın parasıyla tam 81 milyon lira kâr ediyor. O günün güncel kuruyla 27 milyon dolar... Bakın 27 milyon dolar. Yani bir firma araziyi alıyor, sadece 4 gün sonra neredeyse 3 katına araziyi satıyor” dedi.

Arsanın KİPTAŞ gibi gayrimenkul alanında uzman bir kuruma satıldığına dikkat çeken İmamoğlu, “Ve kime satıyor? İBB'ye. Yani İBB, KİPTAŞ, ki KİPTAŞ'ın kasları çok güçlüdür, gayrimenkulü bilir, bölgeyi bilir, araziyi bilir. KİPTAŞ'a bu zeki kişi, bu kurnazlar bayağı göstere göstere kazık atıyor, 27 milyon doları da cebine indiriyor” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, müfettişlerin hazırladığı raporun 8 Mart 2021’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ise 14 Ağustos 2024’te kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini söyledi. İtirazlarının da sonuçsuz kaldığını belirten İmamoğlu, “27,5 milyon dolar KİPTAŞ’a kazık atıyor. Yani burada Genel Müdürümüz burada, Ali Kurt. 1,5 milyar borçla aldığı kurumu, artık kasasında milyarlarca lira parası olan bir KİPTAŞ var ediyor. KİPTAŞ'ın düşürüldüğü durum bu. Burada da Ali Kurt tutuklu” dedi.

Vatan Caddesi’ndeki lunapark arazisi için 106 milyon doları aşan kamu zararı iddiası

İmamoğlu, üçüncü örnek olarak İstanbulluların Vatan Caddesi’nde lunapark olarak bildiği araziyi anlattı. İBB’nin bu araziyi 2017’de Metal Yapı’dan yaklaşık 430 milyon TL’ye, dönemin kuruyla 119 milyon dolara satın aldığını söyleyen İmamoğlu, şirketin araziyi 2011’de Fatih Belediyesi’nden 13 milyon dolara aldığını belirtti.

İmamoğlu, arsanın satın alınmasının ardından imar planlarında değişiklik yapıldığını, arazinin değerinin bu yolla artırıldığını öne sürdü.

“İBB tarafından 2017 yılında yaklaşık 430 milyon liraya, İBB tarafından 2017 yılında 430 milyon TL'ye o zamanın kuruyla 119 milyon dolara Metal Yapı'dan satın alıyor burayı. Bu firmanın 2011 yılında, 2011 yılında burayı Fatih Belediyesi’nden alırken ödediği para 13 milyon dolar. Sadece 25 milyon lira.

“Bakın 2011'de 13 milyon dolara alıyor firma. 2017 yılında 119 milyon dolara satıyor. Ama konu bu kadar kısa değil. Bu firma burayı Fatih Belediyesi’nden aldıktan sonra çok ilginç yani pabucu ters giydirmenin daniskası. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nce imar planları değişikliği yapılarak, arazi arazinin değerlenmesi sağlandı. Yani burası bir lunapark arazisiyken imarlı hale getiriliyor.”

İmamoğlu, şirket yönetim kurulu başkanının idarenin evrak kayıtlarında bulunan iki dilekçesine de dikkat çekti. Dilekçelerde, şirketin satıştan elde edeceği parayı nerelerde kullanacağının ve işlemlerin Cumhurbaşkanlığı nezdinde yapılan görüşmeler sonucunda kararlaştırıldığının yazdığını söyledi.

İmamoğlu, “Sürecin planlı bir şekilde yürütüldüğünü firmanın yönetim kurulu başkanının idarenin evrak kayıtlarında var olan iki dilekçesinden anlıyoruz. Nüshalar orada. Bu dilekçelerde, firmanın alacağı parayı nerelerde kullanacağı ve bu işlemlerin Cumhurbaşkanlığı nezdinde yapılan görüşmeler neticesinde kararlaştırıldığı belirtiliyor. Evrakta var yani dilekçede yazıyor. Duyum değil yani belgeyle anlatıyorum size” dedi.

Teftiş çalışmaları sürerken dosyanın İçişleri Bakanlığı tarafından alındığını söyleyen İmamoğlu, 2021’de yaptırılan değerleme çalışmasında taşınmazın İBB tarafından satın alındığı tarihteki değeriyle piyasa değeri arasındaki farkın 106 milyon doları aştığının belirlendiğini öne sürdü.

“Yani Cumhurbaşkanlığı'nın bilgisi dahilinde, firmanın Fatih Belediyesi'nden 13 milyon dolara satın aldığı taşınmaz, İBB'ye 119 milyon dolara satılmış. Kamu zararı ve vurgunun toplamı 106 milyon dolardan fazla. 106 milyon dolardan fazla” diyen İmamoğlu, arazinin önce lunapark ve yeşil alan niteliğinde olduğunu, daha sonra imarının değiştirildiğini ve satışın ardından yeniden eski imarına döndüğünü söyledi.

İmamoğlu, “Daha kötüsü ne biliyor musunuz? Burası şu anda yine eski imarına dönmüş durumda. Yine eski imarına dönmüş durumda. Böyle bir soygun olamaz” dedi.

“Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu?”

İmamoğlu, üç örnekte anlattığı işlemlerin duyumlara değil, belge ve teftiş raporlarına dayandığını vurguladı. Vatan Caddesi’ndeki arazi için öne sürdüğü kamu zararı iddiasını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte yolsuzluğa ilişkin yaptığı bir açıklamayla karşılaştırdı.

İmamoğlu, “Bakınız tekrar ediyorum. Mış, muş yok. Duymuştum, duyum, beyan yok. Kamunun kasasından beytülmalden, beytülmalden, kamunun kasasından, milletin parasından 106 milyon dolar. Burada da iddia makamı 50 milyon dolar topladı üst üste bir algı yaratmaya çalıştı. O dedi bu dedi. Bak sadece bir tane yerde kasada o şey değil ha, yani mühür bulunan Gaziosmanpaşa Belediyesi kasası değil bu. Bu devletin kasası, milletin hazinesi kasadan 106 milyon dolar kamunun yetkisini kullanarak milletin cebinden çalınmasını anlatıyorum size. Sadece bir örnek. Vatan Caddesindeki lunapark arazisi” diye konuştu.

Erdoğan’ın 17-25 Aralık sürecinde başbakanken yaptığı açıklamayı hatırlatan İmamoğlu, şu sözleri aktardı:

“Sayın Cumhurbaşkanı 17-25 Aralık sürecinde Başbakan iken ne demişti hatırlayın: ‘Yolsuzluk denildiğinde ben şunu anlarım. Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu?’ Tekrar ediyorum. ‘Yolsuzluk denildiğinde ben şunu anlarım. Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu? Eğer devletin kasasından para çıkmıyorsa buna yolsuzluk diyemezsiniz.’ Alın size devletin kasasından çatır çatır hem de öyle basit paralar değil. Listenin altında 2,5 milyar dolar yazıyor. Bu sadece 33 dosya.”

İmamoğlu, anlattığı dosyalara ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da seslenerek, “Buna ne diyecek merak ediyorum Sayın Cumhurbaşkanı. Bizzat kendi onayıyla, İBB'nin kasasından, öyle anlatıyor çünkü dilekçede yazıyor ha, Sayın Cumhurbaşkanı onayıyla diyor. Bizzat onayıyla İBB'nin kasasından 106 milyon dolardan fazla para çıkıyor” dedi.

İmamoğlu, konuşmasının sonunda, “Böyle bir arsızlık, böyle bir yağmacılık tarih yazmamıştır” ifadelerini kullandı.

12:21

İmamoğlu savunmasına yağışlarda yaşamını yitirenleri anıp başladı

İBB davasında savunmasına başlayan Ekrem İmamoğlu, İstanbul ve çevre illerde etkili olan yağışlarda yaşamını yitirenler için başsağlığı diledi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkanlığının 2024’ten bu yana dört kez el değiştirmesine değinen İmamoğlu, “Yargı eliyle siyaseti dizayn etme gayretinin, muhalefeti baskı altına almak, hatta devlet dışı bırakmak müdahalesinin tezahürü dün yine bir Türkiye Belediyeler Birliği seçimine sebep oldu” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, savunmasına İstanbul ve çevre illerde etkili olan yağışlarda hayatını kaybedenleri anarak başladı. Can kayıplarının üçe yükseldiğini öğrendiğini belirten İmamoğlu, kayıp kişilerin bulunmasını diledi.

Her afetin devlet kurumlarına sorumluluklarını hatırlatması gerektiğini söyleyen İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Her afet aslında sorumluluğumuzu bize hatırlatıyor. Her afet, millet adına devletin her kurumunun birlikte çalışmak, birlikte üretmek, senkronize bir biçimde halkına hizmet etme sorumluluğunu taşıdığını bize hatırlatmalı. Devlet kurumunun, devlet kurgusunun yapısı başka; hükümet, siyaset, partiler başka alanlarda konumlanıp o devlet kurgusu içinde görev aldığında bir bütüne dönüşmeyi sağlayabilmeli.”

İstanbul’da hayatını kaybedenler arasında 14 yaşındaki bir çocuk ile 32 yaşındaki bir gencin de bulunduğunu belirten İmamoğlu, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diledi. AK Parti Üsküdar ve İBB Meclis Üyesi’nin vefatı nedeniyle de ailesine ve AK Parti teşkilatına başsağlığı mesajı iletti.

“TBB başkanı 1,5 yılda dördüncü kez seçildi”

İmamoğlu, savunmasının devamında Türkiye Belediyeler Birliği’ndeki (TBB) başkanlık değişimlerine değindi. 2024 yerel seçimlerinden sonra kapsayıcı bir yönetim modeli oluşturduklarını ve farklı partileri yönetime davet ettiklerini söyleyen İmamoğlu, TBB başkanlığının 2024’ten bu yana dört kez el değiştirdiğini belirtti.

İmamoğlu, “Burada bulunmamızın, yargı eliyle siyaseti dizayn etme gayretinin, yargı eliyle muhalefeti baskı altına almak, hatta devlet dışı bırakmak müdahalesinin, kötü mücadelenin, kötü aklın tezahürü dün yine bir Türkiye Belediyeler Birliği seçimine sebep oldu” dedi.

2024 yerel seçimlerinin ardından Cumhur İttifakı dışındaki partileri yönetime davet ettiklerini belirten İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Halkımız da biliyor ki hakkıyla Türkiye’nin birinci partisi olup birçok belediyeyi kazanan bizler ve yerel yönetim arkadaşlarımız kapsayıcı bir modelle bütün partileri davet ederek bir seçim tavrımız olmuştu. Sadece Cumhur İttifakı ‘Biz katılmayız, rakip çıkaracağız’ dediler. Onun dışındaki bütün partileri yönetimimize alarak yönetim hazırladık ve bu şekilde geleceğimizi tebliğ etmiştik. Ben Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçilmiştim.”

TBB başkanlığı dört kez el değiştirdi

İmamoğlu, 19 Mart sürecinin ardından Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın TBB Başkanı seçildiğini, Karalar’ın tutuklanmasının ardından tahliye edilmesine rağmen görevine dönemediğini söyledi. Daha sonra Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in başkan seçildiğini belirten İmamoğlu, Seçer’in de geçen hafta operasyonla görevinden uzaklaştırıldığını ifade etti.

İmamoğlu, son olarak Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin TBB Başkanı seçildiğini belirterek, “Dördüncü kez Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız kıymetli arkadaşımız Ayşe Ünlüce dün yine Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçildi” dedi.

İmamoğlu şunları söyledi:

"Yani aslında bunun tarifi şu: Türkiye'deki hükümet, yargı eliyle ben sizi görevinizden almak için her şeyi yapacağım diyor. Türkiye'deki muhalefet de ben sonuna kadar demokrasi adına, milli irade adına direneceğim diyor. Yani ortada bir yargı saldırısı var, karşısında da milli iradenin büyük bir dayanışması ve direnişi vardır. Bu direniş karşılığıdır dün yapılan Türkiye Belediyeler Birliği'nin seçimindeki sonuç. Bunu böyle okumalıyız.

Dolayısıyla Türkiye'deki muhalefetin, muhalif düşüncenin, muhalif kurumların, kuruluşların, sivil toplumun bir arada durması artık siyasi saikle bir yol haritası değildir. Türkiye'de cumhuriyeti, demokrasiyi korumak ve yeniden var etme mücadelesidir. Adaleti yeniden inşa etme mücadelesidir. O bakımdan hayatidir. Bu çerçevede Ayşe Hanım'ı tekrar tebrik ediyorum."

12:04

Duruşma 12.04'te başladı

Duruşmayı takip etmek üzere İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu ve Yeni Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Şeref Olgun  ve İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, Dem Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Yeşil Sol Parti Ahmet Asena DEVA Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın,  Saadet Partisi İstanbul Milletvekili ve Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya salona geldi. Ayrıca Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul il başkanı Özgür Çelik de takip ediyor.

Yurttaşlar, "Foncular içeri, başkanlar dışarı" diye slogan atıyor.

bianet Kadın Haberleri editörü (2018). bianet Kadın ve LGBTİ+ Haberleri editörü (Ekim 2018-Şubat 2025). Toplumsal cinsiyet odaklı habercilik ve cinsiyet temelli şiddet haberciliği alanında atölyeler...

bianet Kadın Haberleri editörü (2018). bianet Kadın ve LGBTİ+ Haberleri editörü (Ekim 2018-Şubat 2025). Toplumsal cinsiyet odaklı habercilik ve cinsiyet temelli şiddet haberciliği alanında atölyeler düzenliyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu kurucularından. TGS İstanbul Şubesi yöneticilerinden (2023-2027). Musa Anter Gazetecilik (2011) ve Türkiye Psikiyatri Derneği (2024) en iyi haber ödülü sahibi. Cumhuriyet, BirGün, İMC TV, DİHA, Jinha, Jin News için muhabirlik yaptı. Rize’de yerel gazetelerde çalıştı. Sivil Sayfalar, Yeşil Gazete, Journo ve sektör dergilerinde haber ve yazıları yayımlandı. Hemşin kültür dergisi GOR’un kurucu yazarlarından. “Yeşilden Maviye Karadenizden Kadın Portreleri”, “Sırtında Sepeti”, “Medya ve Yalanlar” isimli kitaplara yazılarıyla katkı sundu. bianet stajyeri (2000). İstanbul Üniversitesi Avrupa Birliği ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun.

Devamını Göster
Hak odaklı, çok sesli, bağımsız gazeteciliği güçlendirmek için bianet desteğinizi bekliyor.
Google ile Katkıda Bulunun
Sayfa Başına Git