İPA Başkanı Buğra Gökce’den tahliye talebi: “Tutukluluk cezalandırmaya dönüştü”
İPA Başkanı Buğra Gökce’den tahliye talebi: “Tutukluluk cezalandırmaya dönüştü”
İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı ve şehir plancısı Doç. Dr. Buğra Gökce, görülen davada yaptığı savunmada tahliyesini talep etti. Yaklaşık 1,5 yıldır tutuklu olduğunu belirten Gökce, tutukluluk süresinin artık bir tedbir olmaktan çıktığını ve cezalandırmaya dönüştüğünü söyledi.
11 Haziran'daki duruşmada esas hakkındaki savunmasını sunduğunu hatırlatan Gökce, ayrıntılı savunmasındaki hususları yeniden tekrarlama imkânının olmadığını belirterek heyetin dosyayı incelemesini umduğunu ifade etti.
Gökce, gözaltı süreci, sevkler ve cezaevi koşullarında ciddi sıkıntılar yaşadığını belirterek, “Gelinen bu 1,5 yılın sonunda artık bir güne bile tahammülümüz kalmamıştır. Bu sürenin sonunda hissettiğimiz şey, mevcut tutukluluğun bir tedbir olmaktan çıkıp doğrudan bir cezalandırmaya dönüşmüş olduğudur” dedi.
“30 yıldır kamu görevi yapıyorum”
Kamu görevindeki geçmişine dikkat çeken Gökce, yaklaşık 30 yıldır aralıksız kamu görevi yaptığını söyledi. Türkiye'nin üç büyükşehrinde görev yaptığını belirten Gökce, şehir plancısı olarak başladığı meslek hayatında genel sekreterlik ve genel müdürlük dahil çeşitli görevler üstlendiğini aktardı.
Konya, Manisa ve İzmir Koruma Kurullarında kamu adına imza attığını belirten Gökce, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Gazi Üniversitesi'nde de akademisyenlik yaptığını ifade etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) 17 ay görev yaptığını belirten Gökce, “Diğer kurumlarda hangi saik ve sorumlulukla çalıştıysam, İBB'de görev yaptığım 17 ay boyunca da aynı anlayış, görev bilinci ve devlet terbiyesiyle çalıştım. Ne acıdır ki, kamuda verdiğim 17 aylık hizmetin karşılığında bugün 18 aydır hapis yatmaktayım” diye konuştu.
“Suçlamalar rutin idari işlemlere dayanıyor”
Hakkındaki suçlamalara konu edilen imzaların kamu bürokrasisindeki rutin işlemler olduğunu savunan Gökce, 30 yıllık meslek hayatında binlerce evrak imzaladığını belirtti.
İmzalarının önemli bölümünün imar ve mülkiyet işlemlerine ilişkin olduğunu söyleyen Gökce, sorunlu evraklarla rutin işlemleri birbirinden ayırarak hareket ettiğini ifade etti.
Gökce, “30 yıllık görev süremde, imzaladığım en problemli görülen işlerde dahi bir kuruş kamu zararıyla yargılanmadım, tek bir hukuki problem yaşamadım” dedi.
Suçlamalara konu olan imzaların, belediyenin gelir getirici kira ihalelerine ilişkin ve encümene sevk edilen rutin evraklar olduğunu belirten Gökce, bu işlemlerin gizli ya da olağanüstü nitelikte olmadığını savundu.
Söz konusu ihaleleri belediyenin kendi iştiraklerinin aldığını belirten Gökce, belediye iştiraklerinin belediyeden iş almasına yönelik rutin encümen sevk imzalarının suç olarak değerlendirilmesi halinde bunun Türkiye'deki kamu yönetiminin olağan işleyişini de tartışmalı hale getireceğini söyledi.
“İddianamede somut delil yok”
Gökce, iddianamede yer alan kişiler, olaylar ve maddi unsurlarla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını savundu.
İddianamede adı geçen kişileri tanımadığını belirten Gökce, “Bu olaylara dair bir bilgim veya görgüm de yoktur. Şahsıma ya da bir başkasına haksız bir menfaat sağlama amacı veya kastı ile hareket etmedim” dedi.
Hakkında ihaleye fesat karıştırdığına ilişkin somut ve nesnel bir delil bulunmadığını savunan Gökce, iddianamedeki rutin idari teklif ve sevk imzaları dışında suç işlediğini gösteren bir olgu olmadığını ileri sürdü.
Gökce, “Ne kendimin ne de anne ve babamın başını öne eğdirecek, lekeleyecek tek bir eylemin içinde yer aldım”ifadelerini kullandı.
Savunmasında maddi durumuna da değinen Gökce, hakkındaki suçlamalara konu edilen kişiler ve paralarla herhangi bir ilişkisinin olmadığını belirtti.
“Bir örgüt görmedim. Arabam yok. Cezaevinde yattığım sürece geçim sıkıntısı yaşadım, yani bir maddi gelir sağlamadım bu işlerden. Benim bir evim var, bir de lojman var” diyen Gökce, İstanbul'a örgütlü bir yapı içerisinde geldiği yönündeki değerlendirmelerin de doğru olmadığını savundu.
Gökce ayrıca, Beylikdüzü'nde çalıştığı yönündeki iddianın da gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Ben İstanbul Belediyesi'nde 17 ay çalıştım” dedi.







