Agos Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 19. Yılında, doğduğu şehir Malatya’da anıldı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Malatya Şubesi, Taşhoron Kilisesi önünde yaptığı basın açıklamasında Hrant Dink cinayetine ilişkin yargı sürecinde cezasızlığın sürdüğünü belirterek adalet çağrısını yineledi.
İHD Malatya Şube Başkanı Abdulmelik Kop, burada yaptığı konuşmada Hrant Dink cinayetin münferit bir saldırı olmadığını söyledi.
Cumhuriyet öncesinden bugüne uzanan süreçte devletin suç örgütleriyle kurduğu ilişkiler ve resmi ideoloji tarafından beslenen Ermeni düşmanlığının bu cinayetin zeminini oluşturduğu ifade etti.

“Irkçı iklim bu cinayetin önünü açtı”
“Devleti yönetenlerin tarih boyunca kışkırttığı Ermeni düşmanlığı, ırkçı milliyetçiliği beslemiş; bu iklim Hrant Dink’in katledilmesinin önünü açmıştır” diye konuştu.
Kop, cinayetin ardından başlayan yargılamaların aradan geçen 19 yıla rağmen adalet duygusunu tatmin etmediği de ekledi.
Cinayetin gerçek faillerinin, sürecin her aşamasından haberdar olan kamu görevlilerinin ve göz yumanların yargılanmadığını belirterek, Türkiye’de yapısal bir politika haline gelen cezasızlığın bu davada da işletildiğini kaydetti.
Hrant Dink’in yalnızca 1915 Ermeni Soykırımı’nın tanınmasını talep eden bir gazeteci değil, Türkiye’nin demokratikleşmesini savunan bir aydın olduğu hatırlattı.
Bir Ermeni olarak Türk toplumuna doğrudan seslenen ilk isimlerden biri olan Hrant Dink’in, Ermenilerin tarihsel ve güncel deneyimlerini görünür kılarak iki halk arasında diyalog çağrısı yaptığını söyledi.
Hrant Dink’in kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu Agos’un, Türkiye’de Ermeni toplumunun görünmez kılınan tarihini ve deneyimlerini kamuoyuna taşıdığını belirtilerek, Agos’un toplumsal yüzleşme ve empati alanı açan bir yayın olduğu anlattı.
Cezasızlık politikası ve hafıza mücadelesi
Cinayetin tetikçisi Ogün Samast’ın yaklaşık iki yıl önce tahliye edilmesine dikkat çeken Kop açıklamaa, “Düğmeye basanlar, yol verenler ve sürecin her aşamasından haberdar olanlar cezasızlık zırhıyla korunmaktadır” diye devam etti.
Ayrıca, Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’na (Kamp Armen) el konulmasını görünür kılmak amacıyla 2000 yılında Hrant Dink’in desteğiyle yürütülen çalışmaya da değindi. Dink’in kişisel arşivinden paylaştığı fotoğraflarla bu hafıza çalışmasına katkı sunduğunu kaydetti.
Kop basın açıklamasını, Hrant Dink’in insan hakları, ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı mücadelenin simge isimlerinden biri olduğu hatırlatarak, “Her ırkçılık örneğinde, her linç girişiminde ve her nefret suçunda onu yanımızda hissederek mücadelemizi sürdüreceğiz” sözleriyle bitirdi.
(HA)





