"Bizim için 'yerli' ya da 'mülteci' gibi ayrımlar belirleyici değil. Bizim için evrensel olan tek şey var: Çocuk, çocuktur ve fotoğrafın dili yoktur. Her çocuğun kendini ifade etmeye, görülmeye ve değer görmeye hakkı vardır. Fotohane’de farklı geçmişlerden gelen çocuklar bir araya geliyor ve birlikte üretiyor. Mardin’de yaşayan halklardan Arap, Kürt, Türk, Süryani çocukların hep beraber gelip üretim yaptıkları bir alan. Fotoğraf, onların yaşadıkları dünyayı kendi gözlerinden anlatmalarına imkân tanıyor. Kim olduklarından ya da nereden geldiklerinden bağımsız olarak, her biri kendi hikâyesinin öznesi oluyor."
Bu sözler Fotohane Darkroom’un kurucularından Amar Kılıç’a ait.
Fotohane Darkroom, 2024’ten bu yana Mardin’de çocuklara ve gençlere parasız analog fotoğraf eğitimi veriyor.
Amar Kılıç ve Serbest Salih, Fotohane Darkroom’u Mardinli ve mülteci çocukların bir arada üretim yapabileceği güvenli ve yaratıcı bir alan oluşturmak amacıyla kurdu. Fotohane ismi ona göre, çocukların kendilerini rahatça ifade edebileceği "fotoğraf evi" anlamına geliyor. Hikayenin kalbi, Darkroom yani 'karanlık oda' ise "sabır, emek ve dönüşüm sürecini" simgeliyor.
Fotohane Darkroom’un ortaya çıkış sürecini, atölyenin amacını ve çocuklarla kurulan üretim ilişkisini kurucuları Salih ve Kılıç ile konuştuk. Önce Serbest Salih anlatıyor...

Atölyedeki eğitim süreci nasıl ilerliyor? Çocukların fotoğraf çekiminden karanlık oda baskısına uzanan deneyimini anlatır mısın?
Atölyelerimiz ücretsiz ve analog fotoğraf temelli. Mardin’in eski şehir bölgesindeki Fotohane atölyesinde ve çevresindeki sokaklarda gerçekleşiyor.
Önce çocuklara; ışık, kadraj, kompozisyon ve hikâye anlatımı gibi kavramlarla fotoğrafın temel prensiplerini anlatıyoruz. Ardından her çocuğa bir analog kamera veriyoruz ve kendi mahallelerinde, sokaklarında, yaşadıkları çevrede fotoğraf çekmelerini istiyoruz.
Filmler tamamlandıktan sonra karanlık odaya geçiyoruz. Birlikte filmleri yıkıyor, negatifleri inceliyor ve seçtikleri kareleri fotoğraf kâğıdına basıyoruz. Böylece çocuklar fotoğrafın sadece çekim değil, üretim ve sabır gerektiren tüm aşamalarını deneyimliyor.

Katılımcılar arasında mülteci çocuklar da bulunuyor. Atölye ve eğitimler hangi dillerde gerçekleşiyor? Dil çeşitliliği neden önemli?
Atölyelerimiz Türkçe, Kürtçe ve Arapça dillerinde gerçekleşiyor. Çocukların kendilerini en rahat ifade ettikleri dili kullanmalarını önemsiyoruz. Çok dilli bir ortam, hem kapsayıcılığı hem de dayanışmayı güçlendiriyor.
Ortaya çıkan fotoğrafları nasıl değerlendiriyorsunuz? Sergileme fırsatınız oluyor mu?
Çocukların ürettikleri fotoğrafları sergiler, açık gösterimler ve kamusal etkinlikler aracılığıyla izleyiciyle buluşturuyoruz. Bu sergiler hem Türkiye’de hem de yurt dışında gerçekleşebiliyor. Çocukların işlerinin bir sanat eseri olarak değer görmesi ve geniş kitlelere ulaşması bizim için çok önemli.

Sergi sürecine çocuklar nasıl dahil oluyor?
Fotohane’de sergi süreci, en az üretim süreci kadar kolektif ilerliyor. Hangi fotoğrafların sergileneceğine birlikte karar veriyoruz.
Çocuklar baskı sürecine katılıyor, fotoğraflarını imzalıyor, kimi zaman kendi metinlerini yazıyor ve sergi kurulumunda da aktif rol alıyorlar. Böylece bir serginin tüm sürecini deneyimleme fırsatı buluyorlar.
Ardından Amar Kılıç sorularımıza yanıt veriyor:
Çocukların fotoğrafla kendini ifade etmeleri onlarda nasıl bir etki uyandırıyor?
Fotoğraf, çocuklara güçlü bir özgüven kazandırıyor. Bir görüntüyü seçmek, kadraja almak ve onu görünür kılmak; "Ben bunu görüyorum" demektir. Bu, özellikle sesi kısıtlı olan çocuklar için çok güçlü bir deneyim.
Çocuklar kendi hayatlarını, sokaklarını, ailelerini belgeleyerek hem bir arşiv oluşturuyor hem de kendi bakış açılarını dünyaya sunuyorlar. Analog süreç ise sabır ve emek gerektirdiği için üretimle daha derin bir bağ kurmalarını sağlıyor.

Bu kolektif üretim alanında yer almanın çocuklara katkısı ne oluyor? Gözlemlerinizden yola çıkarak yorumlar mısınız?
Burası yalnızca bir atölye değil, aynı zamanda bir dayanışma ve üretim alanı. Çocuklar burada yalnız olmadıklarını hissediyor. Farklı geçmişlerden ve yaşlardan gelen çocuklar birlikte öğreniyor, üretiyor ve birbirlerinin işlerine saygı duymayı öğreniyor.
Komünite yapısı onlara aidiyet duygusu kazandırıyor. Birlikte karar almak, birlikte sergi hazırlamak ve birlikte üretmek; sorumluluk, özgüven ve kolektif bilinç geliştiriyor.
Aileler ne ölçüde katılım sağlıyor, geri dönüşleri nasıl oluyor?
Aileler başlangıçta süreci merakla izliyor, zamanla büyük bir destekçi haline geliyorlar. Sergide çocukların ürettiği fotoğrafları, onların isimlerini görmek aileler için çok gurur verici.
Birçok aile, çocuklarının özgüvenindeki değişimi fark ediyor. Daha fazla sorumluluk alan, kendini daha rahat ifade eden çocuklar gördüklerini söylüyorlar. Bu da atölyelerin sürdürülebilirliği açısından çok önemli bir destek oluşturuyor.
Sergi izleyicilerinden nasıl tepkiler alıyorsunuz? Fotoğrafları ve Fotohane Darkroom’un hikâyesini nasıl buluyorlar?
İzleyicilerin tepkisi genellikle çok güçlü ve duygusal oluyor. Çocukların özgün bakış açısı ve Mardin’e dair oluşturdukları görsel harita izleyenleri derinden etkiliyor. Pek çok ziyaretçi, çocukların üretimindeki samimiyet ve cesaret karşısında şaşkınlık ve hayranlık duyduğunu dile getiriyor.
Fotohane Darkroom, yoluna nasıl devam edecek? Başka hangi etkinlikler planlıyorsunuz?
Atölyelerimizi Mardin’de düzenli olarak sürdürmeyi hedefliyoruz. Daha fazla çocuğa ulaşmak, özellikle analog fotoğraf pratiğini yaşatmak ve karanlık oda kültürünü korumak önceliklerimiz arasında yer alıyor.
Gelecek planlarımız arasında yeni sergiler, ulusal ve uluslararası iş birlikleri, fotoğraf kitapları ve çocukların üretimlerini daha geniş kitlelere ulaştıracak projeler bulunuyor.
Projemiz dünya çapında sergiler ve atölyelerle varlık gösterse de, önceliğimiz Türkiye’de daha fazla iş birliği yapmak. Fotohane Darkroom Türkiye’de doğmuş bir proje ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde sergi ve atölye projelerine açık olduğumuzu özellikle vurgulamak isteriz.
*Atölyenin sürdürülebilmesi için analog fotoğraf makineleri, film ve karanlık oda malzemelerine ihtiyaç duyuluyor. Fotohane Darkroom ekibi, eski ekipman bağışlarına açık olduklarını belirtiyor.
(BHT/AB)







