Gazeteci ve yaşam hakları savunucusu Hakan Tosun’un ölümüne neden olan saldırıya ilişkin Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin'in "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanacağı dava bugün itibariyle başlıyor.

Gazeteci Hakan Tosun cinayeti: İki sanığa müebbet hapis talebi
Saat 14.00’te Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma öncesi Tosun'un yakınları, sevenleri ve yaşam savunucuları Zeytinburnu'nda İncirli Metrobüs Durağında toplandı. Kitle buradan Bakırköy Adliyesi’ne yürümek istedi.
Ancak polis yürüyüşe izin vermedi. Kitlenin önünü kesti. Hakan Tosun'un annesi Fatma Tosun burada polise "Oğlum sokakta dövüldü, dakikalarca yerde yattı, gelmediniz. Şimdi bize barikat kuruyorsunuz" diyerek tepki gösterdi.
🌲 #HakanTosun | Ekoloji gazetecisi Hakan Tosun cinayeti davasında adliyeye yürümek isteyen yurttaşlar polis barikatıyla engellendi.
— bianet (@bianet_org) May 6, 2026
🗣️Hakan Tosun'un annesi: "Oğlum sokakta dövüldü dakikalarca yerde yattı gelmediniz şimdi bize barikat kuruyorsunuz" dedi.
📹: Evrim Kepenek (… pic.twitter.com/xcaM5jffBD
Müzakereler sonucunda polis, kitlenin yürüyüşüne "Hakan Tosun'a ne oldu?" ve "Görüntü kesildi sanmayın, gerçek hala kayıtta" pankartlarının indirilmesi karşılığında izin verdi.
#HakanTosun | Polis, önce Hakan Tosun için yapılan yürüyüşte pankartsız yürümeye izin verdi. Yurttaşlar "Hakan’ın hesabı sorulacak" ve "Hakan için adalet" sloganları ile Bakırköy Adliyesi'ne yürüyor.
— bianet (@bianet_org) May 6, 2026
📹: Evrim Kepenek ( @kepenekevrimm ) pic.twitter.com/iYveSiDE6M
"Cezasızlık düzenine izin vermeyeceğiz"
Kitle “Hakan için adalet, herkes için adalet” sloganları eşliğinde yürüyüşüne devam etti. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGS) Genel Sekreteri Sibel Güneş ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Vedat Çınar Altan da yürüyüşe katıldı.
Yürüyüşün ardından Bakırköy Adliyesi önünde açıklama yapıldı. Önsöz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Songül Yücel burada şunları söyledi:
“Sevgili yaşam savunucuları ve değerli basın emekçisi dostlarımız, bugün burada, 10 Ekim gecesi sokak ortasında hunharca katledilen dostumuz Hakan Tosun'un ilk duruşması için bir araya geldik.
Bugün burada yargılanması gereken birkaç tetikçi, birkaç maşa değil, bir grup dokunulmaz insana tanınan ayrıcalıklar ve cezasızlık düzeninin, koca bir ülkeyi sürüklediği kaos düzenidir. Cinayetin hemen ardından başlayan koruma, aklama, delil karartma, tehditlere rağmen ilk günden bu yana Hakan Tosun'un ailesi ve dostları Hakan'ı öldürenlerin gerekli cezaları alması için, öldürenlerin arkasında birileri varsa bunların açığa çıkarılması için mücadele verdi.
Hakan'ın ölümünün ardından hazırlanan ilk fezlekenin katilleri koruyan, cinayeti örtmeye çalışan ve olayı bir mahalle kavgası gibi göstermeye çalışan tutumunu bugün burada bulunan Hakan'ın dostlarının mücadelesi boşa düşürdü. Bugün bu adliyede olacak yargılamanın ‘kasten adam öldürme’ suçundan başlaması bile bu mücadelenin sonucudur.
Hakan'ın katillerinin yargılanma süreci bize şunu gösteriyor; bu cinayeti kim işlediyse ve bu kişiler kimler tarafından korunuyorsa bu kişiler dokunulmaz olduklarını düşünüyorlar. Bu kişiler, sermayenin çıkar ve amaçları için tüm canlılığı, yaşamı, doğayı hiçe sayan düzeninin her zaman karşısında durmuş ve tüm hayatını ona karşı mücadeleyle geçirmiş dostumuz Hakan Tosun'u İstanbul'un göbeğinde sokak ortasında öldürme cüretini nerden buluyorlar?
Soruşturma süreci neden düzgün yürütülmedi? Hakan'ın gazeteci dostlarının ve avukatların ortaya çıkardığı soruşturma sürecinde yapılan yanlışlar, eksikler ve ihlaller neden araştırılmadı? Olay yerinde, hastanede, karakolda maddi delillerin karartılmasına kimler, nasıl müsaade etti? Olayın tüm görüntülerinde görünen, açıkça cinayete ortak olan 3. Kişi neden sanık olarak yargılanmadı? Hakan'ı sokak ortasında döverek öldürenler neden ve kimler tarafından korunuyor?
Bugün, göz göre göre, sokak ortasında katledilen yoldaşımız Hakan Tosun'un, baştan sona şaibeli soruşturma sürecine, hukuk açısından suçluyu koruyan bakış açısına ve suçun üstünün örtülmesine müsaade etmemek için buradayız.
Bu imtiyazlı kişilere uygulanan ikili hukuk sistemine, cezasızlık düzenine izin vermeyeceğiz.
Bugün burada şunu açıkça söylüyoruz: Bu dava, bu ülkenin nasıl bir yol seçeceğinin davasıdır. Ya yağmanın önünü açan bir düzenin parçası olunacak ya da yaşamı savunanların yanında durulacaktır. Verilecek karar, kimin korunmaya değer görüldüğünü ve bu ülkede adaletin mi yoksa cezasızlığın mı hâkim olacağını gösterecektir.”
Ne olmuştu?
Hakan Tosun, 10 Ekim 2025 akşamı Esenyurt’ta evine giderken saldırıya uğradı. Kaldırıldığı Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’ne hayatını kaybetti.
Polis soruşturmada 18 ve 24 yaşlarındaki iki şüpheliyi gözaltına aldı. Bu kişiler daha sonra "kasten yaralama" suçlamasıyla tutuklandı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı iki tutuklu şüpheli Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin hakkındaki iddianamede, iki sanığın "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını istedi.
Dosyaya giren Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda Tosun’un ölüm sebebinin; kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemiği kırıkları ile birlikte gelişen kafa içi kanama, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti olduğu kaydedilmişti. Savcılık, bu veriler ışığında saldırının "kasten" gerçekleştirildiği kanaatine vararak iki sanık için en ağır cezayı talep etmişti. Failleri olay yerinden kaçıran motosiklet sürücüsü ise iddianamede tanık olarak yer aldı. İddianamede Y.Ö.’nün cinayete katkısı yönünde değerlendirme yapmamıştı.
(EMK/HA)

















