Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, 21 Şubat Dünya Anadili Günü öncesinde, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde ana dil hakkını savunmak ve hatırlatmak amacıyla özel bir bahçe açtı. Türkiye’de tehlike altındaki dillere dikkat çeken bu çalışma, hem kültürel hafızayı güçlendirmeyi hem de dilsel çeşitliliği görünür kılmayı hedefliyor.
Bağlar’daki parkta hayata geçirilen bahçeye Kürtçe “Gulistana Zimanan” adı verildi. Türkçesi ise “Dillerin Gül Bahçesi” anlamına geliyor.

Bahçe, Türkiye’de tehlike altındaki dillere adanmış bölümlerden oluşuyor. Lazca, Hemşince, Abhazca, Ermenice, Zazaca ve buna yakın sayıda dil için ayrı ve özel alanlar oluşturuldu. Her bölümde o dile ait kelimeler yer alıyor. Bölümlerin girişine yerleştirilen QR kodlar sayesinde ziyaretçiler hem ilgili dil hakkında bilgi edinebiliyor hem de bahçede yer alan kelimelerin anlamlarına ulaşabiliyor.
Açılışa DEM Parti Milletvekili Adalet Kaya ve Ceylan Akça’nın yanı sıra Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun, ilçe belediye eş başkanları ve çok sayıda yurttaş katıldı. Ayrıca Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA) üyeleri de etkinlikte yer aldı.

21 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla çok dilli bir basın açıklaması okundu. Açıklamanın Kürtçesini Yasir Orak, Türkçesini ise Yonca Sarsılmaz seslendirdi.
Açıklama şöyle:
“Dil yaşatmaktır!
Anadili haktır, susturmak adaletsizliktir.
Anadili hakkı, temel, devredilemez ve müzakere edilemez bir insan hakkıdır. Bu hakkı korumak yalnızca kültürel bir mesele değildir; dilsel adalet ve eşit yurttaşlık için zorunluluktur.

Anadili hakkının önündeki politik, ekonomik ve idari engeller kaldırılmadıkça adaletten söz edilemez. Barış içinde yaşamanın garantisi, çok dilli bir toplumda eşit haklara sahip olmaktır.
Bugüne kadar uygulanan tek dilli asimilasyon politikaları dilsel çoğulluğu bertaraf edilmesi gereken bir ‘tehlike’ olarak gördü ve gösterdi. Oysa bir dil sustuğunda yalnızca kelimeler kaybolmaz; acılar, sevinçler, masallar ve dünyaya bırakılan izler de yok olur.
Dil yalnızca bir iletişim aracı değildir; kimliğin, belleğin ve toplumsal ilişkilerin en temel kurucu unsurudur. Dil yalnızca kültürün taşıyıcısı değil; tarihsel olarak inkâr edilmiş kimliklerin, bastırılmış var olma biçimlerinin ve susturulmuş seslerin ifade alanıdır.

Anadillerimizin eğitimden medyaya, sanattan kültüre, sokaktan resmi kurumlara kadar tüm kamusal alanlarda özgürce var olması, eşit ve onurlu bir yaşamın vazgeçilmez koşuludur. Eğitim ve kültür politikalarını, tüm dilleri ortak değerimiz kabul eden bir anlayışla belirlemek gerekir. Çocukların anadillerinde düşünebildiği, hayal kurabildiği ve okul öncesinden üniversiteye kadar her kademede anadillerinde eğitim alabildiği siyasal ve toplumsal yapıyı inşa etmek hepimizin gecikmiş sorumluluğudur.
Dillerimizi yaşatmak, geliştirmek ve kamusal hizmetlerde eşit, erişilebilir ve görünür kılmak devletin ve tüm kamu kurumlarının lütfu değil, tarihsel yükümlülüğüdür. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 17, 29 ve 30. maddelerine koyulan çekinceleri kaldırmak ve sözleşme kapsamındaki sorumlulukları yerine getirmek bu yükümlülüğün açık ve öncelikli gereğidir.
Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA) bileşenleri olarak tüm anadillerinin korunması, yaşatılması ve canlandırılması çağrımızı yineliyoruz.
Tüm halkların Dünya Anadili Günü kutlu olsun!”
Açıklamanın Ermenice, Kürtçe, Zazaca, Abhazca'nın da aralarında olduğu 10 dilli hali burada.
(EMK)







