Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de Dersim’de kaybolmasına ilişkin soruşturma sürüyor.
Soruşturma kapsamında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in telefonu da inceleniyor.
Gülistan Doku’nun avukatı Ali Çimen, soruşturma kapsamında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in incelenen telefonundan yeni bulgular çıkmasını beklediklerini söyledi. Çimen, “Telefon suç makinesi gibi. Telefondaki bilgiler incelendikçe yeni suçlar ortaya, yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Çok ciddi iddialar var, gerekli tahkikat yapılmalı” dedi.
“Suçları ile ilgili detaylar paylaşılmalı"
Sonel’in telefonunun incelenmesinin soruşturma açısından önemli olduğunu belirten Çimen, şöyle konuştu:
“Tuncay Sonel’in telefonu suç makinesi gibi. Yeni şeyler çıkacaktır. Bunların devlet sırrı niteliğinde olduğunu düşünmüyorum. Suçla ilgili detayların kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor. Çok ciddi iddialar var. Gerekli tahkikat yapılmalı.”
Çimen, Sonel hakkında yürütülen soruşturmanın mal varlığına ilişkin boyutunun da araştırılması gerektiğini belirterek, “Mal varlığının kamuya teslim edilmesi gerekir” dedi.
“Altı yıl boyunca örtbas edildi”
Gülistan Doku’nun bulunması konusunda umutlu olduğunu söyleyen Çimen, soruşturmanın ilk döneminde delillerin karartıldığını ve kamu gücünün soruşturmanın üzerini örtmek için kullanıldığını vurguladı.
Çimen, “Örtbas etmek istediler fakat gerçek ortaya çıktı. Gülistan’ın bedenine ulaşılacağına inanıyorum. Erzurum ve Tunceli valilikleri Gülistan’ın bedenini ailesine teslim edecek” diye konuştu.
Doku’nun bulunamamasının aile açısından ağır bir sonuç yarattığını belirten Çimen, “Koruyamadıkları Gülistan’ın, koruyamadıkları bir yaşamın bedenini de vermiyorlar. Yas hakkı tanınmıyor” dedi.
Çimen, soruşturmanın altı yıl boyunca etkili yürütülmediğini de ileri sürerek, “Altı yıl boyunca organize bir örtbas yapıldı. Kamu gücünün araçsallaştırıldığı bir örtbas var” ifadelerini kullandı.
“Teknolojinin gelişmesi soruşturmaya destek oluyor”
Soruşturmanın Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü belirten Çimen, bazı zorluklarla karşılaştıklarını ancak teknolojik gelişmelerin delillere ulaşılması açısından önemli imkanlar sunduğunu söyledi.
Çimen, “Bazı zorluklarla karşılaşıyoruz ancak teknolojinin geliştiği aşamada bize destek oluyor. Onların örtbas sistemi çöktü” dedi.
Gülistan Doku dosyasının faili meçhul kadın cinayetleri açısından da önemli olduğunu belirten Çimen, “İki kadının cansız bedenine ulaşmak gerekiyor. Faili meçhul dosya sembol dosyadır. Adalet Bakanı’nın bir dosya oluşturması gerekiyor. Faili meçhul cinayetler öncelikli olmalı” diye konuştu.
“Başından beri açıklanamayan bir durum olduğunu düşünüyordum”
Doku’nun kaybolduğu ilk günden bu yana soruşturmaya ilişkin yanıtlanmamış sorular bulunduğunu belirten Çimen, şöyle devam etti:
“Ben her zaman çok açıklanamayacak bir durumla karşı karşıya olduğumuzu görüyordum. Tatmin edici bir yanıt yoktu. 262 gün boyunca baraj oyunu oynanıyordu, deliller karartılıyordu. Ben o zaman da bunun arkasında açıklanamayacak bir durum var diyordum. Geldiğimiz aşamada bu sonuç ortaya çıktı.”
Çimen, soruşturmanın sonunda sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini belirterek, “Bu soruşturmanın sonunda kimse başarılı olmayacak. Sağ bir şekilde kaybolan bir insanın her halükârda ölümüne ulaşılmalı, gerçek ortaya çıkarılmalı” dedi.
“Gülistan’ın ailesine yas hakkı tanınmalı”
Çimen son olarak kadın örgütlerine ve kadın kurumlarına çağrı yaparak Doku’nun bedeninin bulunması ve ailesinin yas tutma hakkının tanınması gerektiğini söyledi.
Çimen, “Gülistan’ın bedenine, bir mezar hakkına bile ulaşamamak bir facia. Gülistan’ın ailesinin yas tutma hakkı var. ‘Gülistan’ı istiyoruz’ çağrısı yapılmalı” diye konuştu.

Gülistan Doku soruşturmasında 2 kişi daha tutuklandı

Gülistan Doku soruşturması: Emniyet personeli dahil 11 kişi hakkında gözaltı kararı
Ne olmuştu?
Munzur Üniversitesi Öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde Dersim'de şüpheli şekilde kayboldu. Dosya ilk süreçte "intihar" tezi üzerinden yürütüldü ancak Doku ailesinin, avukatlarının, kadın örgütlerinin ve siyasi partilerin tepki ve takibi sonucu kentteki güvenlik kameraları kayıtlarının silindiği, ana şüphelilerin ifadelerindeki çelişkiler ve delil karartma şüpheleri gün yüzüne çıktı.
Savcılığın dosyayı "cinayet", "delilleri yok etme, gizleme" ve "kasten öldürmeye yardım" suçlamaları kapsamına almasıyla genişletilen operasyonlarda dönemin mülki idarecileri, kolluk görevlileri ve ilişkili kişiler gözaltına alınarak tutuklandı.
Soruşturma kapsamında ilk olarak Gülistan Doku'nun baş şüpheli durumundaki eski erkek arkadaşı olduğu ileri sürülen Zeinal Abakarov, onun ihraç edilen polis üvey babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer tutuklandı. Ardından delil karartma ve yardım etme suçlamalarıyla Celal Altaş, Nurşen Arıkan ve Ferhat Güven cezaevine gönderildi.
Ardından dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, eşi Handan Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel ve valinin yakın koruması Şükrü Eroğlu tutuklandı. Dijital verilerin ve kayıtların silinmesi iddiaları üzerine ise ihraç polis memuru Gökhan Ertok ile dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklanan isimler arasında yer aldı.
Kolluk kuvvetlerindeki ihmal ve karartma iddiaları kapsamında dönemin Tunceli Asayiş Şube Müdürü Ertuğrul Aslan, dalgıç polis Gürkan Gürdal, dönemin İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman, eşi Burçin Hızlı Kahraman ile çok sayıda emniyet amiri, komiser ve polis memuru hakkında tutuklama kararı verildi.
Son olarak Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen 6'ncı dalga operasyonunda adliyeye sevk edilen 5 kişiden 4'ünün daha tutuklanmasıyla birlikte dosyadaki toplam tutuklu sayısı 36'ya yükseldi.
(EMK)











