Fransa’da modern dönemin en büyük cinsel saldırı davalarından birinin merkezinde yer alan Gisèle Pelicot, yaşadığı dehşeti ve hukuk mücadelesini BBC’ye anlattı.
Eşinin yıllarca kendisini ilaçla bayıltarak onlarca erkeğin tecavüzüne maruz bıraktığını öğrenen 73 yaşındaki Pelicot, anonim kalma hakkını reddetti ve davanın kamuya açık görülmesini sağladı. Bu kararıyla yalnızca kendi adalet arayışını değil, sessizliğe zorlanan binlerce mağdurun mücadelesini de görünür kıldı.
"Kendimi tanıyamadım"
Pelicot, gerçeği öğrendiği anı “İçimde bir şeyler patladı, tıpkı bir tsunami gibi” sözleriyle anlatıyor. Polis karakolunda bir memur ona yatakta hareketsiz yatan bir kadının fotoğraflarını gösterdi. O kadının kendisi olduğunu o an fark etti. Kocası Dominique Pelicot’nun yıllarca onu ilaçla uyuttuğunu, saldırıları kayda aldığını ve arşivlediğini öğrendi. “Kendimi tanıyamadım” diyor. “Yatakta sanki ölü gibi yatıyordum.”
"Hayatım harabeye döndü"
Eşinin suçlarını öğrendikten sonra üç çocuğunu aradı. O telefon konuşmalarını hayatının en zor anları olarak tanımlıyor. Kızının attığı çığlığı hâlâ unutamıyor. Çocukları ertesi gün annelerinin yanına gitti ve evde babalarına ait ne varsa ortadan kaldırdı. Pelicot ise o anı, “Hayatım harabeye döndü, geriye sadece çocuklarım kaldı” sözleriyle hatırlıyor.
Dominique Pelicot, şu an 20 yıl hapis cezası çekiyor. Gisèle Pelicot eski eşinden artık “Bay Pelicot” diye söz ediyor. Ona hâlâ sormak istediği sorular bulunduğunu söylüyor. Yaşadıklarını “cehenneme iniş” olarak tanımlıyor.
Yıllar boyunca yaşadığı hafıza kaybını ve sağlık sorunlarını nörolojik nedenlere bağladığını, birçok doktora gittiğini anlatıyor. O süreçte yanında hep kocası vardı. Ancak daha sonra, eşinin kendisine sakinleştirici ve kas gevşetici verdiğini, bu sayede saldırıları fark etmesini engellediğini öğrendi. “Hayatımı paylaştığım adamın bunu yapmış olması akıl almaz” diyor. “Sabah kahvaltıda gözlerimin içine bakıyordu.”
Dava süreci aileyi de sarstı. Kızı Caroline, babasının bilgisayarında kendi fotoğraflarını buldu. Delil yetersizliği nedeniyle Caroline için ayrı bir dava açılamadı. Anne ile kız zaman zaman zorlandı ancak ilişkilerini onarmak için çaba gösteriyorlar.
Soruşturma sırasında polis, Dominique Pelicot’nun başka suçlarla da bağlantısının bulunduğunu bildirdi. Pelicot, eski eşinin başka ağır suçlara karışmış olabileceği ihtimalinin kendisi ve çocukları için yeni bir yıkım anlamına geldiğini söylüyor.
Pelicot, başlangıçta anonim kalmayı düşündü. Fransa’da cinsel saldırı mağdurları kapalı duruşma talep edebiliyor. Ancak sahilde yaptığı bir yürüyüş sırasında fikrini değiştirdi. Kapalı bir davanın sanıklara da gizlilik sağlayacağını fark etti. “Dört yıldan fazla bu utancı üzerimde taşıdım. Bunun mağdurlar için çifte ceza olduğunu hissettim” diyor. Avukatlarının verdiği bir haftalık süreye karşılık o kararını bir gecede verdi.
“Kararımdan hiç pişman olmadım” diyen Pelicot, açık duruşmanın diğer mağdurlara güç vereceğine inanıyor. “Eğer ben yapabildiysem, onlar da yapabilir” sözleriyle bu inancını dile getiriyor.
2024’te dava kamuoyunun gözü önünde ilerledi. Pelicot her gün Avignon’daki adliyeye başı dik yürüdü. Dışarıda toplanan kadınlara elini kalbine götürerek selam verdi. Mahkeme salonunda sanıkların ve avukatların imalarına ve suçlamalarına karşı direndi. O süreci “Mahkeme salonunda cehennemi yaşıyorsunuz” diye anlatıyor.
Birçok sanığın sorumluluk almaktan kaçtığını vurgulayan Pelicot, rızasının olmadığı gerçeğini görmezden geldiklerini söylüyor. Duruşma boyunca kendisine destek veren kadınların görüntülerini izlerken ilk kez gözyaşı döküyor. “Onlar olağanüstüydü” diyor.
Birleşik Krallık Kraliçesi Camilla’nın kendisine mektup göndermesi de Pelicot’yu şaşırtmış. Bu desteği onur verici bulduğunu belirtiyor.
Hayatını yeniden kurmaya çalıştığını söyleyen Pelicot, geçmişini tamamen inkâr etmeyi reddediyor. “Bay Pelicot ile geçirdiğim 50 yılın tamamının yalan olduğunu düşünürsem, sanki hiç yaşamamışım gibi hissederim” diyor.
Mahkemede eski eşine, “Seni her zaman ışığa yönlendirmeye çalıştım ama sen karanlığı seçtin” demişti. Bugün de aynı düşünceyi taşıyor. Hayatta herkesin bir seçim yaptığını söylüyor ve sözlerini şu cümleyle bitiriyor: “Ben her zaman iyiyi seçtim.”
(EMK)



