“Kadınlar yürürken yollarda
Sırtlarında yasaların yükü
Ellerinde çocuklarının eli
Dillerinde “adalet” duası”
Gülten Akın
“Örgüt üyesi” olduğum iddiası ile hakkımda açılan soruşturmadan yargılandığım davadaki savunmamda hakime son söz olarak şunu söylemiştim, “Bizim aradığımız adalet bir gün size de lazım olacak”. Hakikaten de öyle oldu iki bilemediniz üç yıl sonra bizleri yargılayan savunmalarımızı bıyık altından gülümseyerek dinleyen mahkeme heyetinin başkanı ve üyeleri FETÖ soruşturması kapsanında yurtdışına kaçmak isterken yakalandı.
Ne yazık ki o dönem FETÖ soruşturmaları kapsamında görev alan polislerin usulsüz dinlemeleriyle başlayan süreç, FETÖ’cü savcıların kurguladığı iddianamelerle devam etti.
Hakkımızda açılan dava, bu yapının sahte delil ve yönlendirmeleriyle yürütüldü. Aynı dönem içinde benzer yöntemlerle açılan Ergenekon dosyaları düşürüldü, hükümsüz kılındı.
Ancak bizim dosyamız hâlâ orada...“Demokles’in kılıcı” gibi tepemizde.
Ülkede bugün herkes adaletin peşinde. Adalet arayan işçiler, KHK'liler, akademisyenler, öğrenciler, belediye başkanları, siyasetçiler, çocuklar, kadınlar…
Adalet, bu ülkede ekonomik ve sosyal olarak bir araya gelmesini beklemediğimiz kesimleri bile yan yana getiren bir çengelli iğneye dönüştü. Bu iğne, zaman zaman herkesi acıtsa da, bu zorunlu birliktelik, tüm kesimleri daha güçlü kılıyor. Kuşkusuz.
Adalet arayanlara son dönemde, şüpheli şekilde hayatını kaybeden kadınların aileleri de eklendi.
Şüpheli cinayet ve intihara sürüklenme vakaları arttı. 2024'te aralarında transların da olduğu en az 282 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı. 2025’in ilk üç ayında ise bu sayı 123.
Anlayacağınız, Türkiye, şüpheli kadın ve çocuk ölümleri konusunda alarm veriyor.
Pınar ve Ezgi
Gelecek hafta yani 11 Nisan Cuma günü Siverek’te şüpheli ölüm konusunda çok önemli bir dava görülecek. Aynı gün İstanbul Silivri’de de meşru müdafaa hakkını kullanan Ezgi’nin davası var.
İki farklı mahkeme salonunda iki kadın, iki hayat, iki adalet anlayışı gündemde olacak. Biri İstanbul Silivri’de, diğeri Urfa Siverek’te…
Ezgi, kendisine ve ailesine sistematik olarak şiddet uygulayan eşini öldürdüğü için Bakırköy Cezaevi’nden duruşmaya getirilecek.
Pınar ise artık hayatta değil. Onun davasında ise faili olduğu iddia edilen kişi baş şüpheli, elini kolunu sallayarak mahkeme salonuna gelecek. Ya da gelmeyecek, şimdilik bilemiyoruz.
Bugünlerde hakkındaki iddianame de açıklandı. R.B. hakkında “Eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaşmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Bir yanda “öldürülmemek için kaçan” ama sonunda öldürülen bir kadın, diğer yanda ise “öldürmemek için direnen” ama cezaevine konulan bir kadın.
Pınar’ın ölümü de Ezgi’nin yaşamı da Türkiye’nin adalet mücadelesinin ve yaşam hakkının geldiği o iç burkan can sıkan, yakan halini gösteriyor.
Pınar
22 Şubat 2024’te Urfa’nın Siverek ilçesinde Pınar Bulunmaz hayatını kaybetti. Eşi Rıdvan B. ile araçta yaşanan bir tartışmanın ardından, Pınar ateşli silahla vurularak öldü. Ancak olayın seyri, sanığın öne sürdüğü "intihar" iddiasıyla çelişen sayısız veriyle dolu.
Örneğin, Pınar, evden koşarak çıkıyor, panik hâlinde, açıkça bir tehditten kaçıyor. Örneğin, Kamera görüntüleri, Pınar’ın silah taşımadığını, elinde herhangi bir cisim olmadığını gösteriyor.
Ayrıca, otopsi raporu, silahın sağ elde tutulmadığını, kurşun açısının intihar ihtimaliyle bağdaşmadığını ortaya koyuyor. En önemlisi de Pınar’ın ailesi, görüntüleri de var delillerin karartıldığını söylüyor. Avukatlar, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü anlatıyor.
Yani, cinayet şüphesini güçlendiren onlarca unsur, belgelerle ve görüntülerle ortada. Ama sanık serbest. Mahkeme, kuvvetli suç şüphesine rağmen tutuklamayı uygun bulmuyor.
Pınar Bulunmaz’ın baş şüphelisine kasten öldürmeden ceza istendi fakat kendisi tutuksuz yargılanıyor. Yargılanmak için ülkesine dönüp mahkemeye gelen insanların “kaçma şüphesi var” denilerek tutuklandığı ülkede, olası şüpheli elini kolunu sallaya sallaya geziyor.
Pınar Bulunmaz’ın ağabeyi Erdal Sevim, kardeşi için verdiği mücadelede en ince ayrıntıları bile düşünüyor, öyle ki, “Artık Pınar’ın soyadını Bulunmaz olarak yazmasak mı?” diyecek kadar duyarlı davranıyor. Ailenin talebi ise oldukça net: 11 Nisan’da Siverek’te görülecek duruşmada, R.B.’nin tutuklanması.
Ezgi
Silivri’de aynı gün yani 11 Nisan Cuma günü bir başka dava görülücek. Boşanma aşamasındaki eşi Sezgin C., Ezgi’yi defalarca ölümle tehdit etti, şiddet uyguladı, yaraladı, uzaklaştırma kararları defalarca ihlal ederek Ezgi’ye ulaştı.
Hatta bir gün, Sezgin C., Ezgi’ye, “Bu ev sana mezar olacak” diyor. O gün Ezgi’nin babasını dövüyor. Silah yere düşüyor. Ezgi, “öldürmemek” için o silaha uzanıyor. Ama ne yazık ki öldürmek zorunda kalıyor.
Ezgi, hemen polisi arıyor. Olayı tüm açıklığıyla anlatıyor. Savcılıktaki ifadesi net, samimi ve savunma hakkını kullanarak yapılan zorunlu bir eylem olduğunu ortaya koyuyor.
Ancak Ezgi, hâlâ cezaevinde. Oğlu ailesinin yanında. Avukatları defalarca meşru müdafaa vurgusu yapsa da sonuç değişmiyor: Ezgi tutuklu.
Pınar korunamadı, Ezgi cezalandırıldı
Kadınlar, öldürülmeden önce kaçıyor, ama kaçmak kurtarmıyor. Kendilerini koruduklarında ise özgürlüklerinden oluyorlar. Bu ülkede kadınlar ya ölü, ölüme direndiğinde de mahpus.
Pınar'ın kardeşi "Kaçan biri nasıl intihar eder?" diyor. Ezgi'nin avukatı ise "O silaha Ezgi uzanmasaydı bugün belki tüm ailesi ölmüştü" diye konuşuyor.
Erkekler, "pişmanım" deyince indirim alırken, kadınlar "hayatta kalmak" için yaptıklarından ötürü cezaevine gönderiliyor.
Pınar, korunamadı. Ezgi, cezalandırıldı. İkisinin ortak noktası; sistemin onları koruyamaması.
Mahkeme salonlarında kadınlar, hâlâ yaşam haklarını ispat etmek zorunda.
Hâlâ meşru müdafaa haklarını kullanmaları “şüpheli” sayılıyor.
Hâlâ şiddet döngüsünden çıkmak için “ya ölmek ya da cezaevine girmek” arasında seçim yapmak zorunda bırakılıyorlar.
Kadınların kendilerini savunması, bir hak değilmiş gibi davranan bir sistem varsa, orada gerçek adaletten söz edebilir miyiz?
Ezgi’ye özgürlük, Pınar’a adalet...
Özgür, yeni bir hafta gelsin. Adalet ve eşitlikten yana…
(EMK)