19 Mart sürecinde yaşanan polis işkencesini kamuoyuna taşıyan ve ardından tutuklanan Avrupa Konseyi Gençlik Delegesi ve LGBTİ+ hakları savunucusu Enes Hocaoğulları’nın davası, bugün Ankara 86. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmayı Avrupa Birliği (AB) Delegasyonu ile Norveç, Hollanda, Fransa, İsveç, Finlandiya ve İsviçre büyükelçiliklerinin temsilcileri, Uluslararası Af Örgütü ve Go For yetkilileri, İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, LGBTİ+ dernekleri ve çok sayıda hak savunucusu izledi.
Mahkeme heyeti, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla yargılanan Hocaoğulları’nın tüm suçlamalardan beraatine karar verdi.

Bir genç, dayanışmayı düşünüyor
“Avrupa Konseyi’ne bağlı eylemi nedeniyle tutuklanan bir kişi var”
ÜniKuir’in aktardığına göre, Hocaoğulları, mahkeme salonunda özetle şöyle dedi:
“Benim birkaç yüz kişilik bir salonda yaptığım konuşmada bahsettiğim insan hakları ihlallerini duyan kişi sayısı, yürütülen karalama kampanyasıyla on binlere, tutuklanmam ile de milyonlara ulaştı. Bu ülkenin bir genci, tamamen kendi çabasıyla, liyakate uygun bir biçimde ülkesini uluslararası demokratik forumlarda temsil edebiliyorsa bu, o ülkenin tüm vatandaşları için bir gurur kaynağı olmalı. Ama gelin görün ki biz bugün gurur değil, utanç yaşıyoruz. Çünkü 75 yıllık Avrupa Konseyi tarihinde, Avrupa Konseyi’ne bağlı bir eylemi nedeniyle tutuklanan bir kişi var. Toplam nüfusu 745 milyon olan bir kurumdan bahsediyoruz. Bir uluslararası kurumda demokratik karar alma süreçlerine katıldığı için tutuklanan kişi sayısı 0 olmalıyken 1 olması ve bu kişinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir genç olması hepimiz için bir utanç niteliği taşımalı.
“Bir önceki duruşmada cezaevi deneyimimden detaylıca bahsedememiştim. Zira duruşmadan sonra oraya dönme ihtimali beni deneyimlerimden bahsetmekten alıkoymuştu. Bu duruşmada cezaevi deneyimlerimden bahsedeceğim ki hem gelecekte yürütmeyi planladığım tazminat süreçleri için kayıtta bulunsun hem de halkı kin ve nefrete tahrik etmekle suçlandığım bu davada, halkı öfke ve hiddete itecek hangi deneyimlerimi halkla paylaşmadığım bilinsin.”
“Bunları ajitasyon yapmak için anlatmıyorum”
Enes, konuşmasının devamında gözaltı, tutukluluğu ve tahliye edildiği süreçte yaşadığı fiziksel, zihinsel, ruhsal ve cinsel şiddetten bahsetti:
“Bunları ajitasyon yapmak için anlatmıyorum. Kimsenin duygularına hitap etmek ya da bana acımasını sağlamak gibi bir gayem yok; siz mahkeme heyeti dâhil. Ama hayata ve insan hakları mücadelesine devam ediyorum. Ve bunların hiçbiri beni, ayda bir yerine getirdiğim adli kontrol kadar yaralamıyor. Ülkeden kaçmaya çalışırken gözaltına alınıp serbest bırakılanların haberlerini okuduğumuz şu günlerde, bir sanığa uygulanabilecek en yüksek ve en düşük iki adli kontrol şartını da yaşamış biri olarak; tabii tutulduğum adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep ediyorum.”
“Bugün size gözaltına alındığım, tutuklandığım, tutuklu kaldığım ve tahliye edildiğim süreçte yaşadığım fiziksel, zihinsel, ruhsal ve cinsel şiddetten bahsettim. Siz bunları ilk kez duyuyorsunuz ama bu salondaki herkes de ilk kez duyuyor. Bu salonda benim meslektaşlarım, ailem, annem var. Annem de ilk defa duyuyor. Ben bugün burada bunlarla mücadele ettiğim için yargılanıyorum. Ben bugün burada, doğruyu söylediğim için onuncu köyden de kovulacak mıyım, bunu öğrenmek için karşınızda duruyorum. Bu tezatlıkların son bulması için beraatimi talep ediyorum. Bugün, buraya doğru sözü söylediğim için onuncu köyden de kovulacak mıyım diye geldim. Hukukun işlemesi gerektiği gibi işlemesine razı olan herkese teşekkür ederim.Haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik ve usulsüzlük karşısında; eşitlik ve özgürlük yolunda daha nice zaferlere.”
Hocaoğulları’nın beraat kararının ardından duruşmayı izleyenler, Ankara Adliyesi’nde duruşması görülen bir diğer LGBTİ+ hak savunucusu gazeteci Yıldız Tar için diğer salona geçti. (TY)






