Anayasa Mahkemesi (AYM), kuzeyteve.com’un imtiyaz sahibi, gazeteci Gençağa Karafazlı’nın, internet sitesinde yayımlanan haberler nedeniyle manevi tazminata mahkûm edilmesi üzerine yaptığı bireysel başvuruda Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine hükmetti.
AYM, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetti; ayrıca Karafazlı’ya 34 bin TL manevi tazminat ve yargılama giderinin ödenmesine karar verdi.
Habere tazminat cezası
Karafazlı, 2020’de kendisine ait internet haber sitesinde iki kişi hakkında üç haber yayımladı.
“FETÖ itirafçısı Rize'de müdür oldu”, “FETÖ’den yargılandı ödüllendirildi!", “AKP'li başkanın eşi ile ilgili habere yasak” başlıklı haberlere konu edilen kişilerden biri siyasi partide il genel meclisi üyesiydi; diğeri ise Rize’de bir kamu bankasında yönetici olarak görev yapıyordu.
İ. ve E.T. haberlerin “onur ve saygınlıklarını zedelediği” iddiasıyla Karafazlı aleyhine manevi tazminat davası açtı. Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 26 Ekim 2021’de davayı kısmen kabul ederek Karafazlı’nın 2 bin TL ve 4 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti; istinaf aşamasında da karar kesinleşti.
Karafazlı bunun üzerine 28 Kasım 2022’de AYM’ye başvurarak, verilen tazminat kararının ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürdü.
AYM: Mahkemeler dengeyi kurmadı, gerekçe “ilgili ve yeterli” değil
AYM, tazminat kararının Karafazlı’nın ifade ve basın özgürlüğüne bir müdahale olduğunu belirterek, yerel mahkemelerin basın özgürlüğü ile “şeref ve itibarın korunması hakkı” arasında adil dengeyi kurup kurmadığını inceledi.
Kararda; habere konu kişilerin kamuoyu tarafından tanınan konumları nedeniyle eleştiriye daha fazla katlanma yükümlülüğü bulunduğu, tartışmanın kamu yararı boyutu taşıdığı ve basının kamuyu bilgilendirme işlevinin altı çizildi.
AYM ayrıca, haberlerdeki bazı değerlendirmelerin “olgu isnadı” niteliğinde olduğunu kabul etmekle birlikte, yerel mahkemelerin dosyaya getirtilen ceza yargılaması evrakı ışığında haberin “olgusal temellere dayanıp dayanmadığı” ve gazetecinin iyi niyetli araştırma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği yönünden AYM içtihadına uygun bir değerlendirme yapmadığı sonucuna vardı.
“Gazeteciden savcı gibi ispat beklenemez”
Kararın dikkat çeken bölümlerinden biri, yerel mahkemelerin “teknik” bir ayrıntı üzerinden kurduğu değerlendirmeye ilişkin oldu.
AYM; ilgili kişi hakkında beraat gerekçesinin “etkin pişmanlık” değil, “yeterli delil bulunmaması” olduğuna işaret ederken, bu ayrımın ceza hukuku açısından teknik bir farklılık olduğunu, uzman olmayan biri açısından kolaylıkla gözden kaçabileceğini vurguladı.
AYM, gazetecinin ispat yükü bakımından “savcı gibi hareket etmesinin beklenemeyeceğini”, araştırma yükümlülüğünün de mutlak doğrulamadan ziyade yayın anındaki beliriş biçimine uygunluk ve makul güvenilirlik çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca şöyle dedi:
“Anayasa Mahkemesi veya yargı mercileri, gazetecilik mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğini belirleyemez. Zira bir düşüncenin hangi üslup ve biçimle en iyi şekilde aktarılacağına bizzat düşünceyi dile getiren karar verebilir. Bu bağlamda Anayasa'nın 26. maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini değil aynı zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu akılda tutulmalıdır.
Gazetecilerin siyasetçilerin sözlerini ve davranışlarını takip etmeleri, onlar hakkında fikir oluşturarak kamuoyunu bilgilendirmeye hatta yönlendirmeye çalışmaları demokratik bir toplumda kaçınılmazdır.
Rahatsız edici de olsa siyasilere ve tanınmış kişilere ilişkin olarak yapılan bilgilendirme ve eleştirilerin cezalandırılması caydırıcı etki doğurarak toplumdaki ve kamuoyundaki farklı seslerin susturulmasına yol açabilir. Cezalandırılma korkusu, çoğulcu toplumun sürdürülebilmesine engel olabilir.
Bu nedenle somut olayda, başvurucunun tazminat ödemesine karar verilmesi, benzer konudaki haberlerde caydırıcı bir etki oluşturacağı gibi eleştiri ortamına da zarar verebilecektir.”
AYM, Karafazlı aleyhine tazminata hükmedilmesinin benzer haberlerde caydırıcı etki yaratabileceğine ve eleştiri ortamına zarar verebileceğine dikkat çekti; bu nedenle müdahalenin “zorunlu toplumsal ihtiyaç”a karşılık geldiğinin ilgili-yeterli gerekçeyle ortaya konulamadığını belirterek ihlal kararı verdi.
(HA)









