Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik operasyonda gözaltına alındıktan sonra 101 gün Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevi’nde hapis tutulan gazeteci Elif Akgül ile siyasetçi Mehmet Saltoğlu'nun ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandığı dava bugün görülen üçüncü duruşmayla devam etti.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada Akgül ve Saltoğlu, savcının ceza istemli mütalaasına karşı savunma yaptı. Duruşmada Akgül'ün avukatları Hazal Sümeli ve Tora Pekin ile Saltoğlu'nun avukatları Meral Hanbayat ve Gökay Işık hazır bulundu.
Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazeteciler (ESF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile kalabalık bir gazeteci grubu takip etti.
İlk olarak söz alan Elif Akgül, iddianamenin anayasal basın hürriyeti ve toplantı hürriyeti hakkını ihlal ettiğini belirtti, savcılığın mütalaayla da bu ihlali tekrarladığını söyledi.
Dosyanın HDK kongrelerine katılmasını suç olarak gösterdiğini ve tek delilin usulsüz yapılan telefon dinlemeleri olduğundan bahsetti. Sonrasında da şöyle konuştu:
“Savcılığın mütalaasında HDK'nin Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) devamı olduğuna dair ifadeler var. Ancak savcı yasal dayanak sunacak donanıma sahip değil. Bu konuda tek bir delil sunmamış. Kaldı ki HDK'nin bir terör örgütü olmadığına dair mahkeme kararları var.
Savcı lehime olan hiçbir bulguyu dosyaya koymamış. Görevi ihmalden söz edebiliriz bu konuda.
Savcılık tapeleri (ses kayıtları) kimin elde ettiğini sorgulamamış. Tapeleri elde eden Fetullahçı savcılardı, Fetullahçı polislerdi. Benzer dosyalarda kıymetlendirme çabasına da girilmemiş. Usulsüz elde edilen verilerden bahsediyoruz. Veri diyorum çünkü bunlar delil niteliğinden çok uzaktalar.
Bu haliyle iddianame ve mütalaa bir hezeyanlar silsilesidir. Suçsuz olduğumu beyan etmem şöyle dursun Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını korumanızı talep ediyorum."
Saltoğlu: Tek bir delil yok
Akgül'ün ardından Mehmet Saltoğlu esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yaptı. HDK’nin demokratik bir oluşum olduğunu, yasadışı bir örgütle ya da eylemlerle ilişkisinin bulunmadığını belirtti.
“50 yıldan beri siyaset yapan bir insanım. Bu zamana kadarki çalışmalarımda hiçbir yasadışı kurumla ilişkim olmadı.” dedi.
“Savcılığın HDK’de fikir üzerinden ilişki kurmaya çalıştığı örgüt bağlantısını siyaset yapma özgürlüğümün istismarı olarak değerlendiriyorum” diye ekledi.
Saltoğlu, “HDK’nin yasa dışı örgütlerle bağlantısının olup olmadığı konusunda ne iddianamede ne de mütalaa da hiçbir somut delil, kanıt yok. Buna rağmen Genel Kurula, toplantılarına katılmam suç olarak gösteriliyor.” diye konuştu.
"DTK bir terör örgütdü değildir"
Daha sonra avukatlar konuşmaya başladı. Akgül’ün savunmanlığını üstlenen MLSA’dan Hazar Sümeli, HDK’nın bir örgüt olup olmadığına dair bir tartışma olduğundan bahsederek şöyle konuştu:
“İddianamede, HDK’nın DTK’nın devamı olduğu ileri sürülüyor. Ancak Anayasa Mahkemesi, Selahattin Demirtaş ve Aysel Tuğluk kararında DTK’nın bir örgüt olmadığı tespitini yapmıştır. TDK’nin örgüt nitelikleri taşımadığını açıkça ifade etmiştir.
HDK demokratik bir yapıdadır ve işleyişini legal bir şekilde yürütür. Eş başkanı Meral Danış Beştaş, geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı ile bir araya gelmiştir.
Bu kadar yasal ve aleni bir kuruma üyelik nedeniyle müvekkilimizin yargılanması, açık bir hak ihlalidir.”
Tora Pekin de, “Yargıtay bile DTK’yi kategorik olarak suç örgütü yapmıyor. Aysel Tuğluk kararında, demokratik özerklik söylemini kuruma değil kişiye suç atfediyor.” dedi.
Mahkemenin savcılığa HDK’nin bir terör örgütü olup olmadığını ve savcılığın “Öyle bir kaydımız yoktur” dediğini aktardı.
Dosya savcısının müvekkili hakkında lehe olan delilleri toplamadığından bahseden Tekin, “Savcılığın HDK ile ilgili cevabı ortada. Neden savcı bu yanıtı mütalaaya koymadı” diye sordu.
"Siyaset alanını dizeyn etme davaları"
Saltoğlu’nun avukatı Meral Hanbayat, “Bir örgüt gösteriliyor. Sanıkla dosya arasında bağ kurmadan delil göstermeden tamamen yasa maddeleri üzerinden bir yargılama yapılıyor. Tek bir delillendirme yapmadan konjonktürel davalar bunlar. Siyaset alanını dizeyn etme davaları.” dedi.
Gökay Işık da “HDK'nin ‘Herkes farklı fikirde olduğu için karar alamıyoruz’ şeklinde bir açıklaması var. Karar alamayan terör örgütü mü olur?” diye sordu.
Mahkeme başkanı daha sorna sanıklara son sözlerini sordu. Elif Akgül “Anayasa bir toplum sözleşmesi. Ben bu ülkenin bir vatandaşı olarak, devlet içine sızmış bir grup çeteci yüzünden özgürlüğümden mahrum kalmak istemiyorum. Bir vatandaş olarak bu ülkenin anayasal haklarımı korumasını istiyorum. Hukuk güvenliğimi istiyorum. Devletin, yargının anayasal haklarımı koruduğu bir ülkede yaşamak istiyorum.” dedi.
Saltoğlu ise, hayatı boyunca seçilmiş bir kişi olarak yasal siyaset yaptığını belirterek suçlamaları kabul etmediğini söyledi ve beraatini talep etti.
Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığı belirterek Elif Akgül ve Mehmet Saltoğlu’nun beraatına hükmetti.
(HA)

















