Gazeteci Ali Çağatay, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal’ın evinin önünden kaçırılarak işkence görmesine ilişkin sosyal medya paylaşımı nedeniyle hakkında açılan davada beraat etti.
“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlamalarıyla 26 Haziran’da tutuklanan Çağatay, 10 Eylül’de tahliye edilmişti.
İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Çağatay’ın yanı sıra avukatları Turgut Kazan, Aslı Kazan ve Serdar Laçin ile arkadaşları katıldı.
Savcı, iddianame doğrultusunda Çağatay’ın cezalandırılmasını istedi. Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapan Çağatay, dosyada paylaşımının yanlış ya da yanıltıcı olduğuna ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığını söyledi:
“Haberin nereden alındığını çok sordular ancak söylemedim. Yine kaynağımı gizli tutmak istiyorum. Bu haberin yanıltıcı ya da yanlış olduğuna dair herhangi bir tespit kesinlikle yapılmamıştır. Dosyada buna ilişkin bilgi, belge yoktur.”
Daha önce yaptığı bazı haberlerin yayımlandıkları dönemde tepki çektiğini ancak sonradan doğrulandığını söyleyen Çağatay, Katılım Finansman şirketleriyle ilgili haberlerini örnek gösterdi.
Çağatay, iddianamede paylaşımının birilerine zarar verme ihtimalinden söz edildiğini belirterek şöyle devam etti:
“Habercilikte yapılan işin bir tarafa zarar verme olasılığı zaten mevcuttur ancak haberin sağladığı yarar göz önüne alındığında zarar verme ihtimaline dikkat edilemez. Haberin yanıltıcı olmadığı ortadadır. Suçun unsurları itibariyle oluşmadığı iddianameden dahi anlaşılmaktadır. Tüm bu sebeplerden beraatimi talep ederim.”
Kazan’dan TCK 217/A için AYM başvurusu talebi
Çağatay’ın avukatı Turgut Kazan da “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu savundu.
Maddenin somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasını istedi.
Paylaşımın yanlış olduğunun kanıtlanmadığını belirten Kazan, kullanılan ifadelerin de emniyet teşkilatını aşağılayacak nitelikte olmadığını söyledi.
Son sözü sorulan Çağatay ise Basın Kanunu uyarınca gazetecilerin haber kaynaklarını açıklamaya zorlanamayacağını hatırlattı:
“Bunun nedeni toplum yararının daha üstün tutulmasıdır. Aksi takdirde haber yapamaz hale gelebiliriz. Beraatimi talep ederim.”
İki suçlamadan da beraat
Daha sonra kararını açıklayan mahkeme, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla ilgili, Çağatay’ın yaptığı paylaşımın kamu barışını bozmaya el verişli bir şekilde olmadığı, paylaşım sonucunda toplumda huzursuzluk ve olaylar çıkaracak nitelikte birtakım olayların yaşanmadığı, buna ilişkin bir tespitin yer almadığı anlaşıldığından beraat kararı verdi.
Paylaşımdaki ifadelerin aşağılama niteliği taşımadığı gerekçesiyle de “devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlamasından da beraat kararı veren mahkeme, sanığın tutuklu bulunması ve daha sonra beraat etmesi nedeniyle tazminat hakkı olduğunu bildirdi.
"Peki, ben 3 ay neden Silivri'de yattım"
Gazeteci Çağatay, beraat kararının ardından şu paylaşımı yaptı:
"Ve çifte beraat geldi. Mahkeme, yargılandığım her iki ceza maddesinden de beraat kararı verdi. Peki, ben 3 ay neden Silivri’de yattım?”
Ne olmuştu?
Ali Çağatay, Erhan Karaal’ın kaçırılmasının ardından, İBB davasındaki bir ifadeyi kastederek şu paylaşımı yapmıştı:
“500 kilo altının kokusunu alan bir grup polis, dışarıdan bir çeteye operasyonu taşere ediyor; ‘namuslu polisler’ ise iz sürerek tespiti yapıp Erhan Karaal’ı elleriyle koymuş gibi buluyorlar."
Çağatay, sosyal medya hesabından yayımladığı bu iddia üzerine gözaltına alınmıştı. Çağatay, İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince, “gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yaymak” ve “Emniyet teşkilatını aşağılama” suçlamasıyla, 26 Haziran’da tutuklanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Çağatay’a “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “emniyet teşkilatını alenen aşağılama” suçlamaları yöneltilmişti.
(HA)




