Fransa’da salı günü ülkenin dört bir yanında lise öğrencileri, üniversiteliler, öğretmenler, veliler ve sendikacılar sokaklara çıktı. İçişleri Bakanlığı ülke çapında 256 bin, Paris’te 56 bin kişinin yürüdüğünü açıkladı. Eylemlerin başlıca örgütleyicilerinden Lise Sendikaları Birliği (Union Syndicale Lycéenne – USL) ise toplam katılımı 450 bin, Paris’tekini 100 bin olarak açıkladı.
Eğitim Bakanlığı 891 lisede derslerin tamamen ya da kısmen aksadığını bildirdi. Öğrenci örgütleri ise daha yüksek rakamlar veriyor.
21 Eylül’de Paris’in kuzeyindeki Saint-Exupéry Lisesi’nde öğretmen ve personel eksikliğine karşı başlayan protesto, üç haftadan kısa sürede son on yılların en büyük öğrenci hareketlerinden birine dönüştü.
Paris’te République’den Nation’a uzanan yürüyüşte polisle bazı göstericiler arasında çatışmalar çıktı; çevik kuvvet göz yaşartıcı gaz kullandı. Lyon, Rennes, Strasbourg ve başka kentlerde de müdahaleler yaşandı. İçişleri Bakanlığı yalnız salı günü 400’den fazla kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Hareketin başlangıcından bu yana gözaltına alınanların sayısı 6 bini aştı; bunların büyük bölümü reşit olmayan öğrencilerden oluşuyor.
Bir lisede başladı, bütün ülkeye yayıldı
İlk kıvılcım, Saint-Exupéry Lisesi’nde öğrencilerin, öğretmenlerinin, personel ve kaynak eksikliğine karşı yaptığı greve katılmasıyla çakıldı. Okula ek personel gönderilmesi üzerine grev Saint-Exupéry'de biterken, başka liselere çoktan sıçramıştı.
Öğrencilerin ortak sorunları; öğretmen eksikliği, boş geçen dersler, kalabalık sınıflar, bakımsız okul binaları, ağır ders programları ve üniversiteye geçiş sistemindeki eşitsizlikler üzerinde yoğunlaşıyor.
CNN’in aktardığı verilere göre ortaöğretimde bugün 2008’e kıyasla yaklaşık 250 bin daha fazla öğrenci bulunmasına karşın öğretmen sayısı daha düşük. Devlet okullarında sınıfların yüzde 70’inde 30’dan fazla öğrenci bulunuyor.
Üniversite öğrencileri de birçok kentte lise kortejlerine katıldı, bazı kampüslerde dersler iptal edildi. Öğretmen sendikaları, veli örgütleri ve büyük işçi konfederasyonları 6 Ekim yürüyüşlerini destekledi.
Polis müdahalesi hareketin ikinci gündemi oldu
Hareket büyüdükçe polis müdahaleleri de protestoların temel hedeflerinden biri oldu.
Başbakan Sébastien Lecornu’nun açıkladığı resmi bilançoya göre şimdiye kadar 215 öğrenci ile 85 eğitim çalışanı yaralandı; yaralanan polis ve jandarma sayısı 700’ü geçti.
En sert gelimelerden birinde Lens kentinde 15 yaşındaki bir öğrenci polis müdahalesi sırasında kullanılan bir bombanın patlaması sonucu elini kaybetti. Polis kaynakları, öğrencinin yere düşen patlayıcıyı eline aldığını ileri sürüyor; ancak savcılık, olayın oluş biçiminin henüz kesinleşmediğini belirtiyor.
Tours’da 16 yaşındaki başka bir öğrencinin bir gözü görme yetisini kaybetti. Saint-Ouen-l’Aumône’da 14 yaşındaki Eden’in yüzüne isabet eden göz yaşartıcı gaz mühimmatı da çenesinde iki kırığa yol açtı.
Polis müdahalelerine ilişkin 10 ayrı soruşturma açıldı. Veliler, öğretmenler, sendikacılar, insan hakları savunucuları ve bazı yerel seçilmişler salı günü beyaz kol bantlarıyla kortejlere katılarak öğrencilerle polis arasında “tampon bölge” oluşturmaya çalıştı.
Hükümet masaya oturmak zorunda kaldı
Salı günü, yüzbinler, başından beri hareketi sadece kamu düzeninin bozulması ve şiddet ekseninde ele alan hükümeti başlangıçtaki tutumunu değiştirmek zorunda bıraktı.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray daha önce öğrenci temsilcileriyle görüşmüş, ancak anlaşmaya varılamamştı. Salı günkü velileri, sendikaları ve üniversitelileri de kapsayan kitlesel gösterilerin ardından Başbakan Lecornu, liselerde çarşambadan itibaren öğrencilerin taleplerinin doğrudan tartışılacağı toplantılar düzenlenmesini istedi. Öğretmen eksikliklerinin giderilmesi, okul günlerinin düzenlenmesi ve binaların yaşanabilirlik koşulları konusunda ekim sonuna kadar önerilerin hazırlanacağı açıklandı.
Hükümet ayrıca 2027 için fen liseleri ve hazırlık sınıflarında ödentilerin artırılmasını öngören yeni ücret planından da geri adım attı.
Ancak öğrencilerin temel talepleri olan yeni öğretmen ve personel istihdamı, bina yatırımları ve eğitim bütçesinin artırılması konusunda hükümet henüz bağlayıcı bir söz vermedi.
Lecornu, Ulusal Meclis’te “aşırı şiddet liselerimizin kapısına kadar geldi" derken, polise siyasi baskı talimatı verildiği suçlamasını reddetti. Hükümet, sokaktan gelen baskı karşısında ikili bir tutum izlemeye başladı: Bir yandan öğrencilerin dersleri durdurmasını ve üzerlerine polis gönderilmesine direnmelerini "çatışma" ve "şiddet" gibi güvenlikçi terimlerle tanımlıyor; öte yandan eğitim sistemindeki sorunları kabul ederek müzakere kanalı açıyor.
Hareket yalnız liselilerin hareketi olmaktan çıktı
Salı günü, öğretmenler, veliler, üniversite öğrencileri ve sendika delegeleri birçok kentte lise öğrencileriyle birlikte aynı kortejlerde yürüdü. Bazı demiryolu işçileri ve çiftçi grupları da eyleme katıldı.
Bu henüz birleşik bir işçi-öğrenci grevi değil. Ancak protestonun okul duvarlarını aştığı ve tek tek liselerde personel açığı kapatılarak yatıştırılabilecek bir hareket olmaktan çıkmaya başladığı görülüyor.
Üniversite örgütleri lise öğrencileriyle birlikte “10 acil önlem” platformu oluşturdu. Talepler arasında yükseköğretimde yeni kontenjanlar açılması, sosyal yardım kesintilerinin geri çekilmesi, öğrencilerden 1 avroluk yemek katkısı alınması sonlandırılarak ücretsiz öğrenci yemeği verilmesi ve eğitim kurumlarına yeni kaynak ayrılması yer alıyor.
İlk sınav üniversitelerde
Hareketin bundan sonra nereye yöneleceği, Yükseköğretim Bakanlığı ve öğrenci örgütleri arasındaki görüşmelerden çıkacak sonuçlara bağlı. Somut bir sonuç elde edilememesi halinde kampüslerde derslerin durdurulması da gündemde.
Üniversitelerin greve geniş çaplı katılması, hareketin niteliğini değiştirebilir. O takdirde lise merkezli eğitim protestosu, hükümetin yükseköğretim ve sosyal politika tercihlerini de hedef alan daha geniş bir gençlik hareketine dönüşebilir.
Asıl çatışma alanı bütçe
Hükümet kamu açığını gayrisafi yurtiçi hasılanın yaklaşık yüzde 5’ine düşürmeye çalışıyor. Artan borçlanma maliyetleri ve yüksek kamu borcu, yeni öğretmen, personel ve bina harcamalarını kısıtlıyor.
Öğrencilerin talepleri ise tam tersine yeni kamu harcaması gerektiriyor. Bu nedenle hükümetin öğrencileri dinlediğini göstermesi onların temel taleplerini yerine getirmeye hazır olduğu anlamına gelmiyor.
Önümüzdeki haftalarda hareketin geleceğini belirleyecek temel karar bu bağlamda ortaya çıkacak: Hükümet sınırlı tavizler ve okul bazında çözümlerle hareketi daraltmayı başaracak mı, yoksa bütçe tartışması liselerdeki hoşnutsuzluğu üniversiteler ve örgütlü emekle daha sıkı biçimde birleştirebilecek mi?
Bir Trump eksikti: ABD Başkanı protestoları “İslam”a bağladı
ABD Başkanı Donald Trump da salı günü olaylara müdahil oldu. Truth Social’da protestoların eğitimle ilgili olmadığını ileri sürerek yaşananları “kontrolden çıkmış kitlesel göç” ve “İslam’ın Fransa’yı ele geçirme isteği” ile ilişkilendirdi.
Ancak harekete ilişkin temel göstergeler ve kronoloji, sürecin öğretmen ve personel eksikliğin yönelik bir okul grevinden doğduğunu gösteriyor. Öğrencilerin talepleri öğretmen açığı, sınıf mevcutları, bina koşulları, üniversiteye giriş ve eğitim kaynakları üzerinde yoğunlaşıyor.
Bu 1968 değil, ama artık bir okul protestosundan da fazlası
Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise) lideri Jean-Luc Mélenchon hareketi “1968’den beri en güçlü lise ve üniversite gençliği hareketi” olarak nitelendirdi.
Mayıs 1968’de öğrenci protestoları milyonlarca işçinin genel greviyle birleşmişti; bugünkü hareket henüz o aşamada değil. Ancak 6 Ekim bir eşiği aştırdı: Üç hafta önce tek bir banliyö lisesinde başlayan protesto artık yüz binleri sokağa çıkarabiliyor, yüzlerce okulda eğitimi aksatıyor ve üniversitelileri, öğretmenleri, velileri ve sendikaları aynı hatta buluşturuyor.
Liselilerin hareketi hükümeti masaya oturttu. Hükümetin hiçbir mali taahhüt altına girmeyi telaffuz etmeyişi, masadan hareketin kalkış noktasındaki açıkları kapatmaya yetecek bir tavize yanaşabileceğine dair bir ihtimali işaret etmiyor. Yeni mücadele alanı, büyük ölçüde üniversite kampüsleri ve ve ekim boyunca bütçe kavgasının verileceği parlamento olacak.
(AEK)




