Fransa’da liselerden yükselen isyan sokağa çıkıyor: İşçiler öğrencilerin yanına geliyor. Fransa salı günü son on yılların en büyük lise öğrenci hareketinin yeni aşamasına hazırlanıyor.
21 Eylül’de Paris’in güneydoğusundaki Créteil’de Saint-Exupéry Lisesi öğrencileri, veliler ve öğretmenlerin, öğretmen kadrolarındaki açıklara karşı başlattıkları eylem on günde ülkeye yayıldı. 1 Ekim’de 1.027 lise eylemlerden etkilendi, 222 okul bloke edildi. Pazartesi günü de 400-500 okulda dersler tamamen ya da kısmen durdu.
Ancak hareketin çıkış noktası katılım sayılarından daha dikkat çekici: Protestolar, Fransa’da 1968’den bu yana öğrenci hareketleriyle özdeşleşmiş olan üniversitelerden değil liselerden; Paris’in merkezinden değil, işçi ve göçmen nüfusun yoğun olduğu banliyölerden başladı.
Üniversiteler harekete, başladıktan sonra katıldı. Şimdi işçi sendikaları geliyor.
Bir reforma değil okul hayatına isyan
Hareketi tetikleyen belli başlı bir yasa tasarısı, hükümet kararı ya da bir öğrenci örgütünün gündeme getirdiği merkezi bir talepler listesi yok.
Öğrenciler öğretmen istiyor. Kalabalık sınıflardan, değişmeyen öğretmenlerden, ağır ders programlarından, personel eksikliğinden, eski ve sağlıksız binalardan şikâyet ediyor. Üniversiteye girişte öğrencileri eleyen seçme ve yerleştirme düzeneği Parcoursup ise gelecek kaygısının cisim leşmiş simgelerinin başında geliyor.
Sorunlar, yılların birikimiyle ortaya çıkıyor. Halen Fransa'da kamu ortaöğretim okullarında 2008’e göre 250 bin daha fazla öğrenci, buna karşılık daha az öğretmen var. Genel ve fen liselerinde sınıfların yüzde 70’inden çoğunda öğrenci sayısı 30’dan fazla. Öğretmenlerin on beş günü aşan devamsızlıklarının telafi edilemediği durumlar 2018-2024 arasında iki katına çıktı. Okul binalarının ortalama yaşı 61, meslek liselerinde bu 71'i buluyor.
Fransa, daha fazla genci daha uzun süre eğitim sisteminde tutarken, kitleselleşmenin gerektirdiği ölçüde öğretmen, personel ve altyapıyı sağlayamadı.
1968’in tersine: Üniversite sakin, liseler ayakta
Mayıs 1968, Nanterre Üniversitesi’nden Sorbonne’a, oradan liselere ve milyonlarca işçinin grevine yayılmıştı. 2026’da güzergâh tersine dönüyor: Liseler başı çekiyor, üniversiteler onları izliyor, işçi sendikaları desteğe geliyor.
Fransa'nın ciddi günlük gazetesi Le Monde da, kendisinden önce bir üniversite hareketi olmaksızın liselerde kendiliğinden doğmasının hareketin ayırt edici özelliklerinden biri olduğuna dikkat çekiyor. Eylemler yalnızca genel liselerde değil, fen liselerinde ve meslek liselerinde de görülüyor.
Toplumsal tabakalaşma büyüdü
Aradan geçen yarım yüzyılda Fransa'da yükseköğretim kitleselleşti, ancak toplumsal eleme yok olmadı. 2024-25’te yükseköğretim öğrencilerinin yüzde 36,1’i yönetici ve üst düzey entelektüel meslek sahibi ailelerden gelirken, işçi çocuklarının oranı yüzde 9,1’di. Seçkin yükseköğretim kurumlarına çıkıldıkça makas da açılıyor. Grandes écoles (Büyük Okullar) denilen Fransa’nın seçkin yükseköğretim kurumlarına hazırlık sınıfları CPGE’lerde makas daha da büyük yüzde 50’ye karşı yüzde 6,4.
Devlet üniversitelerinin nispeten düşük harçları da öğrenciliğin maliyetini ortadan kaldırmıyor. Barınma, beslenme ve gündelik yaşam giderlerini ailelerinin karşılamadığı gençler için üniversite aynı zamanda eğitim masrafları için ücretli çalışma anlamına geliyor.
Üniversiteye girişteki rekabet de Parcoursup aracılığıyla lise yıllarına kadar inmiş durumda. 2024'te gerçekleştirilen bir araştırmada gençlerin yüzde 77’si Parcoursup’un kendilerinde stres yarattığını söylemişlerdi.
Dolayısıyla 2026’nın liseli isyanı 1968’in tekrarı değil. Kendi koşullarından kaynaklanıyor. Üniversiteyi daha seçici, mesleğe yönelik ve öngörülebilir kılan mekanizmalar, eğitim sistemindeki rekabetin ve gelecek kaygısının bir bölümünü daha genç yaştakilere, liselilerin arasına taşımış görünüyor.
Bugünün lisesi geleceğin üniversite öğrencisini de, işçisini de, teknisyenini de, işsizini de aynı çatı altında topluyor.
Sokağa önce öğrenciler çıktı, örgütler arkadan geldi
Başbakan Sébastien Lecornu, öğrencileri sokağa Boyun Eğmeyen Fransa (La France insoumise, LFI) Partisi ve “aşırı sol” çevrelerin yönlendirdiğini ileri sürdü.
Paris Polis Müdürlüğü İstihbarat Dairesi (DRPP) raporu, yalnızca Seine-Saint-Denis ilçesinde bulunan yaklaşık 20 lise çevresindeki olaylara dayanarak öğrencilerin “aşırı sol unsurlar” tarafından eyleme itildiği yargısını ortaya atıyor. Oysa o sırada ülke çapında 1.027 lisede eylem vardı. Ancak Raporu inceleme imkanı bulan Le Monde gazetesinin rapor üzerindeki incelemesi, sol örgütlerin liselerde merkezi olarak örgütledikleri bir hareketten çok, zaten başlamış dağınık harekete sol örgütlerin dahil olmaya çalıştıklarını gösteriyor.
Kronoloji de aynı buna denk düşüyor: Önce öğrenciler sokağa çıktı; hareket diğer liselere yayıldı; öğrenci örgütleri, siyasi yapılar ve sendikalar daha sonra ağırlıklarını koydu.
CGT öğrencilere kapılarını açtı
Genel İş Konfederasyonu’nun (Confédération générale du travail-CGT) gençlik hareketlerine desteği yeni bir durum değil. Ancak konfederasyon bu kez yalnızca dayanışma açıklaması yapmakla kalmadı. Yerel örgütlerinden öğrencilere sendika mekânlarını açmalarını, gösterilerin düzenlenmesine ve güvenliğine yardımcı olmalarını ve gerektiğinde grev hakkını kullanmalarını istedi.
CGT çağrısını şu cümleyle gerekçelendirdi:
“Bugünün lise ve üniversite öğrencileri yarının işçileridir.”
Bu, 1968’le karşılaştırıldığında ayrıca anlamlı. O dönemde Fransız Komünist Partisi ve CGT başlangıçta üniversite radikalizmine kuşkuyla yaklaşmıştı. 2026’da CGT, kendisinin başlatmadığı lise hareketinin önüne geçmek yerine örgütlü işçi hareketinin mekânlarını ve kapasitesini gençlerin arkasına koyuyor.
6 Ekim’de eğitim sendikaları da greve ve gösterilere katılacak.
Polis müdahalesi yeni bir çatışma yarattı
Hareketin başlangıçtaki eğitimden kaynaklanan taleplerine kısa sürede baskı altındaki gösteri hakkı da eklendi. Uluslararası Af Örgütü Fransa Şubesi, reşit olmayan öğrencilere karşı aşırı güç kullanıldığına ilişkin bir uyarıda bulundu. Bazı göstericilerin şiddete başvurduğunu da kayda geçiren örgüt, bunun barışçıl göstericilere ayrım gözetmeden müdahaleyi haklı çıkarmadığını vurguladı.
Hareket boyunca 5 binden fazla kişi gözaltına alındı; Le Monde’un aktardığı verilere göre 180 öğrenci yaralandı. Saint-Ouen-l’Aumône’da 14 yaşındaki bir öğrenci, yüzüne yakın mesafeden bombaatar kullanılması sonucu çenesinden yaralandı ve dişlerini kaybetti. Buna karşılık 24 lisede tahribat ya da yangın meydana geldi, 78 personel yaralandı.
Balkondan öğrencilere silah
Gerilim polis müdahalesiyle sınırlı kalmadı. Caen’ın Grâce-de-Dieu mahallesinde bir kadın apartman balkonundan protestocu gençlere silah doğrulttu. Kadının daha sonra polise teslim ettiği silahın taklit olduğu belirlendi. Bir grup gencin saldırdığını düşündüğü bir kızı korumaya çalıştığını söyledi ve özür diledi.
Fakat aşağıdaki öğrencilerin bunu bilmeleri mümkün değildi: “Silahın taklit olup olmadığını bilmiyoruz.” dediler. Caen’daki görüntüler, lise boykotlarının toplumun bir kesiminde karşılaştığı tahammülsüzlüğün uç örneklerinden biri oldu.
6 Ekim’de ne sınanacak?
İki hafta önce Créteil’de boş öğretmen kadrolarına karşı başlayan Salı gününe üç dinamiği yan yana getirmiş olarak giriyor: liselilerin eğitim ve gelecek talepleri, onlarla dayanışma içindeki eski liseliler, üniversite öğrencileri ve polis müdahalelerine karşı tepki olarak örgütlü işçi hareketinin açtığı destek hattı.
6 Ekim Fransa için yalnızca kaç lisede derslerin durdurulduğunun izlendiği yeni bir protesto günü olmakla kalmayacak. Büyük ölçüde kendi dinamiğiyle ortaya çıkan lise hareketinin üniversite öğrencileri ve örgütlü işçi hareketiyle buluştuğunda eğitim protestosunun ötesinde bir içeriğe bürünüp bürünmediği de görülecek.
(AEK)






