İstanbul'da fon krizini haberleştiren gazetecilere yönelik soruşturma, 9 Ekim Cuma günü iki tutuklamayla sonuçlandı. Gazeteci Şaban Sevinç ile Sözcü editörü Mustafa Balcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine çıkarıldıkları sulh ceza hâkimliğince tutuklandı.
Gazetecilere Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesinde düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması yöneltildi.
Aynı soruşturma kapsamında ifadeleri alınan gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Saymaz ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Soruşturmanın temelinde, Eylül 2026'da 7 portföy yönetim şirketinin işlemlerine yönelik incelemeler ve bu şirketlerin yönettiği yatırım fonlarından bazı siyasetçilerin, kamu görevlilerinin ve yakınlarının olağanüstü kazançlar elde ettiği iddiaları bulunuyor.
Gazetecilere yönelik soruşturmalar, fonların yönetimi ve yatırımcıların uğradığı kayıplar konusunda süren tartışmanın siyasi bağlantılar üzerinden iktidar çevrelerine yöneldiği sırada başladı.

Gazetecilere soruşturma: Mustafa Balcı gözaltına alındı

Fon krizi sansür gerekçesi oldu: Yargı, haberleri, iktisatçı ve gazetecilerin hesaplarını engelliyor
Ömer Çelik ve Osman Arıkan Nacar'ın aynı karede
Mustafa Balcı'nın gözaltına alınmasından önce sosyal medya hesabında yayımladığı fotoğraf, soruşturmanın en dikkat çekici ögeleri arasındaydı.
Balcı, AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in 22 Ağustos'ta Bodrum'da düzenlenen Limak Filarmoni Orkestrası konserine katıldığını ve hemen arkasındaki sırada fon soruşturmasında adı geçen Osman Arıkan Nacar'ın oturduğunu gösteren bir fotoğraf paylaştı.
Balcı paylaşımında, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in, Nacar'ın daha önce Çelik'le birlikte tatil yaptığı ve 20 milyar lirayla yurt dışına çıktığını iddia ettiğini aktardı.
Paylaşılan fotoğraf, adı geçenlerin aynı etkinlikte birbirlerine yakın oturduklarını gösteriyor. Balcı da paylaşımında Nacar hakkındaki iddiaları kendisine ait kesinleşmiş bilgi olarak değil, Özel'in açıklamalarına atıfla aktarmıştı.
Gazeteci, gözaltına alınmadan önce Basın Suçları Bürosunca ifadeye çağrıldığını duyurmuş, söz konusu fotoğrafı işaret ederek çağrının bununla ilgili olabileceğini belirtmişti. Ardından sosyal medya hesabından gözaltına alındığını açıkladı.
Sevinç de Nacar-Çelik ilişkisi iddiası gerekçesiyle suçlandı
Şaban Sevinç de aynı soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Başsavcılığın ilk açıklamalarında Sevinç'in hangi sözlerinin veya paylaşımlarının gerçeğe aykırı kabul edildiği ayrıntılı biçimde belirtilmedi. Anadolu Ajansının aktardığı savcılık açıklamasına göre iki gazeteci hakkındaki işlem, AKP Sözcüsü Ömer Çelik hakkında kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar yaptıkları iddiasına dayanıyor.
İki bakan hakkındaki fon iddiaları
Murat Ağırel ve İsmail Saymaz'ın soruşturulmasına yol açan gelişmeler ise 7 Ekim'de Sözcü TV'de yayımlanan programda gündeme geldi.
Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, fonlardan iki bakanın kazanç sağladığı iddiasını dile getirmişti.
Ağırel, televizyon yayınında bu iddialardan birinin Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a yönelik olduğunu söyledi. Hedef Portföy, EFG Enerji ve başka şirketlerin adlarını anarak bazı yatırımcıların fon değerlerindeki yükselişten yararlandığı, ardından soruşturma başlamadan önce yatırımlarından çıktığı iddialarını aktardı.
Saymaz da aynı yayında, Özlale'nin sözünü ettiği bakanlardan birinin Bolat olduğu sonucuna varıldığını belirtti.
Ancak Saymaz daha sonra iddianın kaynağı olmadığını, programda daha önce dile getirilen bir iddiayı tekrarladığını açıkladı.
Bolat iddiaları reddederek iki gazeteci hakkında suç duyurusunda bulundu.
Bakanlığın başvurusunda gazetecilerin açıklamalarının hakaret, iftira, kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlarını oluşturduğu ileri sürüldü.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da kendisi ve ailesi hakkındaki iddiaları reddetti. Göktaş, babasıyla ilgili suçlamaların isim benzerliğinden kaynaklandığını savundu.
Bolat: "37,8 milyon TL yatırım yaptım, hesabımı kapatmadım"
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 8 Ekim'de yaptığı açıklamada Hedef Yatırım Portföy bünyesinde yatırım yaptığını doğruladı.
Bolat, 26 Şubat 2024'te aile tasarruflarından 37,8 milyon lirayı kira sertifikası niteliğindeki bir yatırım aracına yatırdığını bildirdi.
Ancak fonların tasfiyesine yönelik operasyon öncesinde parasını çektiği, yatırımını iki katına çıkardığı ve hesabını kapattığı iddialarını reddetti.
Bolat, yatırımının hisse senedi değil, "sukuk" olarak da bilinen kira sertifikası olduğunu, hesabının operasyon öncesinde veya sonrasında kapatılmadığını söyledi. 170 milyon liralık işlem iddiasını da reddederek banka kayıtlarının incelenebileceğini belirtti.
Yeni Parti Milletvekili Ümit Özlale ise Bolat'a yönelik 170 milyon liralık işlem iddiasını yineledi ve Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) işlem numaralarını paylaştığını açıkladı.
Özlale, Göktaş'ın babası Hasan Özdemir'le ilişkilendirdiği 830 milyon liralık fon işlemlerinin de açıklanmasını istedi.
Buradaki temel ayrım, bir bakanın yatırım fonuna para yatırması ve kamu görevinin sağladığı ayrıcalıklı bilgilerden yararlanarak kazanç elde etmesi arasında. Birincisi tek başına suç değil. İkincisi ise sermaye piyasası mevzuatı kapsamında suç oluşturabilir.
Fonlardan 187 milyar lira kazanan 214 kişi ve şirket incelemede
Gazetecilerin tutuklandığı gün, fon soruşturmasının mali boyutuna ilişkin yeni bilgiler de kamuoyuna yansıdı.
Sabah gazetesinin aktardığı ve Serbestiyet'in 9 Ekim'de yayımladığı habere göre, Tera, Pusula ve Hedef fonlarından 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağladığı belirlenen 141 gerçek kişi ile 73 şirketin listesi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) gönderildi.
Haberde bu kişi ve şirketlerin toplam kazancının 187 milyar 653 milyon liraya ulaştığı belirtildi.
Soruşturma kapsamında elde edilen kazançların geri alınması için bildirimlerin başladığı, toplanacak paraların zarar gören yatırımcılara aktarılmasının hedeflendiği bildirildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamalarına göre soruşturmanın önemli bir bölümünü, fonların tasfiye kararından hemen önceki 13-16 Eylül tarihlerinde yapılan satışlar oluşturuyor.
Yetkililer, bazı yatırımcıların fonlarla ilgili gelişmelerden önceden haberdar olarak satış gerçekleştirdiklerini belirtiyor.
İncelemeye alınan 214 kişi ve şirketin kimlikleri kamuoyuna açıklanmadı. Bildirilen kazanç tutarlarının ne kadarının hukuka aykırı olduğu da henüz kesinleşmiş değil.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17-18 Eylül'de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonu tasfiye sürecine almıştı. Karar yaklaşık 456 bin yatırımcıyı ilgilendiriyor.
Savcılık gazetecilerin hangi bilgileri çarpıttığını açıklamadı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gazetecilerin ifadeye çağrılmasının gerekçesini "kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar yapılması" olarak duyurdu.

Gazetecilere soruşturma: Mustafa Balcı gözaltına alındı
Ancak ilk açıklamada gazetecilerin hangi somut bilgilerinin yanlış olduğu, yanlış olduğu ileri sürülen bilgilerin hangi kanıtlarla çürütüldüğü ve kamu düzeninin nasıl tehlikeye sokulduğu belirtilmedi.
TCK'nin 217/A maddesi, yalnızca gerçeğe aykırı bilgi yayılmasını değil; bilginin belirli konulara ilişkin olmasını, kamu barışını bozmaya elverişli biçimde alenen yayılmasını ve failin sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle hareket etmesini de suçun unsurları arasında sayıyor.
Gazetecilerin aktardığı bir bilginin yanlış olduğunun ileri sürülmesi, tek başına suçun oluştuğunu göstermiyor. Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanması ve tutuklama tedbirine neden başvurulduğunun gerekçelendirilmesi gerekiyor.
Sevinç ve Balcı hakkındaki tutuklama kararlarının gerekçeleri henüz kamuoyuna açıklanmış değil. Hâkimliğin neye dayanarak tutuklama kararı verdiği bilinmiyor.
Basın özgürlüğü tartışması
Gazetecilere yönelik soruşturma, fon krizinde siyasi sorumluluk ve ayrıcalıklı bilgi kullanımı iddialarının yoğunlaştığı bir dönem içerisinde gerçekleşti.
Basın özgürlüğü bakımından tartışmanın merkezinde, kamuoyunu yakından ilgilendiren mali işlemlerin haberleştirilmesi ile "bilerek yanlış bilgi yayılması" arasındaki hukukça belirlenmiş bir sınır var. Gazeteciler, özellikle kamu görevlileri ve siyasi yöneticilerle ilgili iddiaları araştırma, belgeleri yayımlama ve yetkililere soru sorma hakkına sahip, aslında bu, basının varlık şartı.
İfade ve basın özgürlüğünü güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. Maddesi de kamu yararını ilgilendiren tartışmalara özel koruma sağlıyor.
Tutuklanan gazetecilerin adil bir yargılama sonucunda cezaevine konulduklarına ilişkin şüphelerin ortadan kalkması için savcılık ve mahkemenin gazetecilerin hangi açıklamalarının suç oluşturduğuna ve bu açıklamaların neden tutuklanmayı zorunlu kıldığına dair gerekçelerini açıkça ortaya koymaları bekleniyor.
(AEK)

