Uluslararası ekonomi basını Türkiye’deki “Fon Krizi”ni birkaç kötü yönetilen yatırım fonunun çöküşü olarak değil, piyasa gözetimi, düzenleyici kurumların etkinliği ve siyasi bağlantılar bakımından daha geniş bir sorun olarak ele alıyor.
Reuters: "Merkez Bankası olağanüstü tedbirler aldı"
Reuters, 131 fonun tasfiyesinin 500 binden fazla yatırımcıyı ve yaklaşık 20 milyar dolarlık varlığı etkilediğini belirterek krizi Türkiye sermaye piyasalarının en büyük sarsıntılarından biri olarak tanımlıyor. Ajansın değerlendirmesinde, yüksek enflasyon ve değer kaybeden TL'nin yatırımcıları olağanüstü getiri arayışına itmesi, bazı fonların düşük hacimli hisselerin fiyatlarını şişirmesi ve düzenleyicilerin manipülasyon uyarılarına rağmen müdahalenin gecikmesi öne çıkıyor.
Merkez Bankası ise uluslararası piyasalara farklı bir mesaj vermeye çalışıyor. Başkan Fatih Karahan, krizin finans sistemine bulaşmadığını ve “sistemik risk” oluşturmadığını söyledi. Ancak Merkez Bankasının repo fonlamasını 300 milyar liraya çıkarması, bankaların borçlanma limitlerini on kat artırması ve tahvil alımlarını hızlandırması, krizin likidite üzerindeki etkisini sınırlamak için olağanüstü tedbirler alındığını gösteriyor. Karahan’a göre fonlardan çıkan paranın önemli bölümü banka mevduatlarına yöneldi ve mevduatlar yaklaşık 800 milyar lira arttı.
Financial Times: "Alarm zilleri daha önce çalmalıydı"
Financial Times daha sert bir çerçeve kullanıyor. Gazete bazı fonlarda uygulanan yöntemi “Ponzi benzeri” olarak tanımlıyor; düşük likiditeli ve bağlantılı şirket hisselerinin fonlar tarafından karşılıklı biçimde alınarak değerlerinin ve fonların net aktif değerlerinin şişirildiğini yazıyor. FT, bazı fonlarda görülen olağanüstü getirilerin çok daha önce alarm zillerini çaldırması gerektiğini vurgularken Türkiye’deki vakayı yalnız bir dolandırıcılık dosyası olarak değil, düzenleyici gevşekliğin ve piyasa denetimindeki boşlukların örneği olarak ele alıyor.
Reuters da benzer şekilde, sorunun yalnızca fon yöneticileriyle sınırlı olmadığını belirtiyor. Ajans, piyasa manipülasyonuna ilişkin uyarıların 2025 sonuna kadar uzandığını, buna rağmen balonun büyümeye devam ettiğini aktarıyor. Borsa İstanbul’un kriz sırasında BIST-100 endeksindeki şirketlerin dörtte birinden fazlasını değiştirmesi ve endekse giriş koşullarını sertleştirmesi, düzenleyici kurumların piyasanın yapısında sorun gördüğünün bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Euronews, daha çok krizin siyasi bağlantıları üzerinde duruyor
Euronews, AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın hisse işlemleriyle ilgili iddiaların ardından görevinden ayrılmasını, bazı malvarlığı tedbirlerinin kaldırılmasını ve muhalefetin “siyasi ilişkilerin araştırılması” taleplerini dosyanın finansal boyutuyla birlikte ele alıyor. Böylece kriz, uluslararası haberlerde yalnızca yatırımcı zararları ve fonların tasfiyesi üzerinden değil, iktidar çevreleriyle piyasa aktörleri arasındaki ilişkiler ve soruşturmanın bu ilişkilere ne ölçüde uzanacağı sorusu üzerinden de izleniyor.
Dışarıdan bakıldığında yan yana iki farklı anlatı var: Ankara, “bulaşma yok, sistem ayakta ve zarar kontrol altında” mesajı verirken; uluslararası ekonomi basınının temel olarak, bu kadar büyük ve görünür bir spekülatif yapının nasıl bu kadar uzun süre büyüyebildiği ve düzenleyici müdahalenin neden daha önce gelmediğini sorguladığı görülüyor.
(AEK)

